Türkiye Kazandıkça, Barış Kazanacaktır

9 Ekim 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Arapçada “Tanrı Eded’in Evi” anlamına gelen İdlib, sınırları içerisinde bulunan 3 milyon zeytin ağacı nedeniyle ‘İdlibü’l-Hadrâ’ (Yeşil İdlib) olarak anılıyor. XII.yy da Türk hakimiyeti ile tanışan şehir, Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı döneminde yapılan hanlar ve çarşılarla büyük bir gelişme göstermiştir.

Mevcut konumuyla Kuzeyinde Afrin/Hatay, Doğusunda Halep, Batısında Lazkiye, Güneyinde Hama ile bölgede stratejik açıdan büyük bir öneme sahip olan İdlib, Türkiye içinde özellikle sınır güvenliği açısından çok kritik bir noktada bulunuyor.

Görüldüğü gibi İdlib, Lazkiye-Halep-Hama gibi önemli şehir merkezlerine giden yollara ulaşabilirliği ile Suriye’de yıllardır süren savaşın önemli kördüğümlerinden birisi konumunda. İdlib’i değerli kılan konulardan birisi de kentin 2 milyona yaklaşan nüfusu.

Türkiye, Rusya ve İran, Kazakistan’ın başkenti Astana’da Suriye ile ilgili yapılan görüşmelerde Suriye’nin İdlib bölgesinde oluşturulacak olan dördüncü çatışmasızlık bölgesini birlikte koruma konusunda anlaştıktan sonra Türkiye hazırlıklarını tamamlayarak harekete geçti.

Astana’da yapılan anlaşma kapsamında içeride Türkiye dışarıda ise Rus askerinin yer alacağı bölge Türkiye için büyük kazanımlar sağlayacak.

Türkiye bölgede bulunarak hem terör örgütlerine karşı önemli bir hamle yapmış olacak hem de ilerleyen zamanda masaya oturulduğunda sahada olmanın avantajını kullanacak.

Bu hareketin en önemli amaçlarından birisi İdlib’teki en etkin grup olarak bilinen El Kaide çatısından çıkıp, önce Nusra Cephesi adıyla şimdi de Heyet Tahrir Şam ismiyle ön plandaki grubun tasfiyesi. HTŞ tasfiye edildikten sonra bunların yerine ÖSO’nun yerletirilmesi Türkiye için büyük bir kazanım olacaktır.

Bölgede bulunan çok sayıdaki silahlı grubun yarın nasıl bir pozisyon alacağı ve kiminle birlikte hareket edeceğini şimdiden ön görmek çok zor. Böyle bir ortamda Türkiye’nin sahada bulunması ve kendi menfaatleri karşısında ortaya çıkabilecek hareketlere anında müdahele edebilmesi hayatı bir önem taşıyor. Türkiye’nin İdlib içerisinde bulunması olası terör hareketlerinin de önüne geçmesinin yanında, Pkk/Pyd

terör örgütün oluşturmak istediği terör koridoruna da Fırat Kalkanı harekâtınından sonra büyük bir darbe daha vuracaktır.

Ayrıca tıpkı Azez-Careblus hattı gibi bir koridorun açılması, bu bölgede Pkk/Pyd, Deaş gibi terör örgütlerinin sınırımızdan daha uzağa sürülmesi anlamına gelecektir.

Bunların yanında Türkiye’nin sahada bulunması, çatışma ortamından kaçmak isteyen insanların oluşturabilecekleri yeni bir göç dalgasınında önüne geçilmesi anlamına gelir.

Azez-Cerablus hattı örneğinde görüldüğü gibi Türkiye’nin sahada olması masum siviller içinde “hayat” anlamına geliyor. Türkiye tarafından tesis edilen barış ortamına dönen 100 binden fazla Suriyeli, Fırat Kalkanı’nın sağladığı güvenlik ortamında yaşamlarına devam ediyor. Her gittiği yere barışı götüren Türk Devleti, İdlib’i de masum siviller için yaşam merkezi haline dönüştürecektir.

Bütün bunların yanında İdlib, hem Rusya hem ABD hem de rejim açısından farklı anlamlar taşıyor. Tabi ki bu değişik anlamlandırmaların temelinde tarafların kendi çıkarları yatıyor. Bu bağlamda Türkiye dahil bölgedeki güçlerin hiçbiri tek başına bir hakimiyet sağlayamayacaktır. Fakat şu bir gerçek ki sahada kim güçlü ise masada da en çok konuşan o olacaktır.

Türkiye mutlaka İdlib’de sahada olmalıdır ki arkasından Afrin’i terörden temizleyebilsin. Başka bir değişle Afrin’e giden yol İdlib’den geçiyor. Afrin’in terörden temizlenip Özgür Suriye Ordusuna teslim edilmesi Pkk/Pyd terör örgütünün büyük bir şoka girmesine neden olacaktır.

Atatürk Üniversitesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Savaş Eğilmez

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN