Mahallebaşı Pazarında her dil konuşuluyor

10 Kasım 2017
1 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Mahallebaşı Pazarında her dil konuşuluyor

Hiç yolunuz Mahallebaşı Pazarına düştü mü? O Pazar, bildiklerinize hiç benzemiyor. Çünkü Mahallebaşı pazarında Azeri, Rus, Gürcü, Suriyeli, Afgan gibi her millete rastlıyorsunuz. Ancak yabancı satıcıların büyük bir bölümü kadın. Ve orada Türkçe, Kürtçe başta olmak üzere her dil konuşuluyor.

İkinci özellik ise Mahallebaşı Pazarında ne istersen var.  Örneğin tavşan, Çin ördeği, güvercin, tavuk, horoz canlı olarak pazarlanıyor. Kafesli kamyonlara konularak getirilen tavuklar 10 lira, 20 liraya gidiyor. Cins horozlar ile güvercinlerin fiyatı 50-100 liradan başlıyor. Pazarda hem sazan hem de bir metrelik yayın balığı var. Deniz balığı olarak da en çok hamsi satılıyor. Piyasaya oranla daha ucuz. Köfteci var, üç şişi beş liraya veriyor. Kadayıf dolması, halka tatlısı, seyyar camekanlı arabalarda ağız sulandırıyor.

Kamyonlar yanaşmış pazara, alıcılara kuru soğan ve patates çuvallarla teslim ediliyor. Kavun bile kamyonda, aynı şekilde traktör römorkları lahana ve beyaz şalgam dolu. Tezgahlar taze üzüm, elma, mandalina ile donatılmış. Kuru bakliyat, ballar, reçeller, kazan dolusu tere yağı, peynir bidonlarda fiyatları ise marketlere göre epey ekonomik.

UCUZ ETİN ERZURUM’DAKİ ETKİSİ

Sadece sokak ortasında kesilen ve çengellere takılarak satılan et, yoktu. Veya ben göremedim. Onu da şuna yorumladım. Sırbistan’dan ucuz et ithal edildi. Et ithali en çok bir zamanların hayvancılık merkezi olan Erzurumlu yetiştiriciyi vurdu. Yıllar önce Ortadoğu’ya et ve canlı hayvan ihraç eden, on kadar kombinanın bulunduğu Erzurum’da artık yetiştirici ucuz et satışı bitinceye kadar piyasaya hayvan sürmeyecek ya da süremeyecek. Çünkü hayvanını pahalıya mal eden yerli yetiştiricinin Sırp etiyle rekabet edecek gücü kalmadı.

Bir taraf sadece giyim eşyası. Kadın, erkek, çocuk kıyafetleri. Diğer tarafta ayakkabıcılar. Satıcı kadınlar, küçük çocuklarını ısıtmak için ateş yakmış. Deve tüyünden yapılma çorapların çifti beş, dizlikler on lira. Deve tüyünden korseler bile var. Ayrıca kış arifesinde kuzine sobalar pazarda önemli bir yer kaplamış.

            Bir tarafta Kafkaslardan getirilen kürklü kalpaklar ve başlıkları,  Cebir Kafenin sahibi Selami Bastem ile Doktor Rahmi Özkurt alacakmış gibi deniyor. Hemen yanında Oltu Taşı ürünlerinin en büyük rakibi olan Rus taşından tespihler, beş liradan işlem görüyor. Biraz ötede saat, cep telefonu, ikinci el eşyalar ve de her renk mobilyalar.

MAHALLEBAŞI, KAPALI PAZAR YERİNİ HAK EDİYOR
Ara sokaklara sıkışmış Mahallebaşı Pazarının genel görümü aşağı yukarı böyle. Cadde ve sokakları otomobil ve büyük taşıtlar adeta istila etmiş. Aslında yaz- kış, her mevsim, her pazar günü binlerce vatandaşı ağırlayan Mahallebaşı semti, üstü kapalı büyük bir pazar yerini hak ediyor. Biz de böylece Mahallebaşı esnafının bu isteğini Yakutiye Belediye Başkanı Ali Korkut ile Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e iletmiş olalım.


O bir Erzurum sevdalısıydı

Ciğerim Fuat ya da Fuat Elaldı’yı 74 yaşında kaybettik. O, mavi- beyazlı formaya aşıktı. Erzurumspor’a yürekten gönül verenlerdendi. O’nu herkes ‘Ciğerim Fuat’ diye tanırdı. O, tek başına ‘12’nci adam’dı. Tribün korosuna katılarak nefesini tüketmezdi. Stadın tam sessizliğe büründüğü sırada, davudi bir sesle ön plana çıkardı. Genelde mesajlarını o solo çıkışıyla verirdi. Hakeme, futbolcuya, rakibe centilmence hatta esprili olarak sataşır. Yeri geldiğinde de lafını esirgemeden söylerdi. Seyircinin hakeme koro halinde ettiği küfürleri, o tek başına bertaraf ederdi. Tek cümleyle seyirciyi ateşler, morali bozulanı futbolcuyu havaya sokardı.

İşadamı Namık Kılkıl sayesinde tanışmıştım Ciğerin Fuat’la. O zaman Karayolları’nda çalışıyordu. Randevu aldı, 25 yıl önce bir röportaj yaptık. Okuyanın ağzında tat bırakan o röportaj, Hürriyet’te yayımlandı. Ardından yedi yıl önce Ciğerim Fuat efsanesini yeniden anlatmak gerekir, diye düşündüm. Telefon ettim, ofiste buluştuk. Saatlerce sohbet ettik. Sonra birlikte gittik Erzurumspor tesislerine. Kıyasettin Yüksel’in döneminde yaptırılan Erzurumspor tesislerinin kapısına kilit vurulduğunu görünce gözleri yaşardı.

Daha düne kadar arkadaşım Namık Kılkıl, arada bir davet yapardı. Yemeği, çok iyi bir aşçı olan ve Erzurum yemeklerini çok iyi yapan Ciğerim Fuat hazırlardı. Fuat usta sayesinde ilk kez ‘Çortutu Pancarı’ ile tanıştım. Hemen hemen her yıl Namık Kılkıl’ın ofisinde, Ciğerim sayesinde ‘Çortutu Pancarı’ ile buluşurduk. Sonra hastalandı, grup halinde ziyaretine gittik. Hastaneden çıktıktan sonra yine Namık Kılkıl’ın ofisinde buluştuk. Gerçekten Erzurum’un hafızasıydı. Eski ve yıkılan mahallelerindeki ailelerin bireylerini tek tek özellikleri ile anlatırdı.

Erzurum’un en renkli siması Fuat Elaldı, “Mahallebaşılı. Veyis Efendi Mahallesi, Kumru sokakta, Düriye’den doğma, Yahya’dan olma” diye kendini tanıtırdı. Kuruluşundan itibaren kapatılan Erzurumspor’un içerdeki tüm maçlarına gitmiş, deplasmandaki maçların da büyük bir bölümünü izlemişti. Elaldı, “Maçlarına gitmediğim il ve ilçe kalmadı. O illerin tarihi camilerinde mutlaka namaz kılardım” demişti.

Aslında Ciğerim Fuat’la ilgili anlatılacak o kadar çok anı var ki. Erzurum’da iz bırakanlar arasında yer alan Ciğerim Fuat, dün aramızdan ayrıldı. Yedeği bulunmayan Ciğerim Fuat’a, Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine de baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.

YORUMLAR 1 Yorum Yapıldı.
  • Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Erzurum'un her semtine kapalı pazar yeri lazım bence. saygılarımla
    11 Kasım 2017 09:17

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN