Al sana içimizi ‘cızz’ eden bir şey daha!

14 Kasım 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Al sana içimizi ‘cızz’ eden bir şey daha!

Büyükşehir Belediyesi’nin kale etrafında yaptığı çevre düzenlemesini görüp de beğenmeyen yoktur herhalde. Bir arkadaşımla geçtiğimiz günlerde oradan geçerken, ‘’Güzel olmuş ama şu yanındaki plastik çocuk oyun alanı o güzelliği bozmuş. Bırakmamışlar ki bu konuda Büyükşehir Belediyesi’ne bir teşekkür edelim’’ dedi! Gerçekten öyle. Ben de sonra farkettim, alakasız ve o bölgenin ve de çalışmanın ruhuna aykırı kaçmış bir çocuk oyun alanı, her şeyi mahvetmiş. Nedir o cıvık renkli malzemeler öyle, yakışmış mı? Sanırım bu konuda Büyükşehir Belediyesi yetkilileri çok şikayet almıştır, o işe bir el atar herhalde.

Aynı şeyi bir de hafta sonu görmeye gittiğim BB Erzurumspor’un yeni hizmete giren tesislerinde yaşadım. Ben gibi çoğu kişinin de içinin gördüğünde ‘cızz’ ettiğini, edeceğini sanıyorum. On numara bir bina olmuş olmasına ama o eski Erzurumspor’un zerre ruhunu göremedim orada. Tamam, belki sağlam değildi, yıkılmalıydı o eski bina ama hiç değilse içindeki malzemeler bir şekilde korunsa, hiç değilse orada bir müze oluşturulabilinirdi. Bir dönem için 3 Temmuz stadı gibi mabettir orası, mabet.. Tıpkı Halk Eğitim Merkezi binası gibi, Vali Hafızpaşa İlkokulu gibi.. Hatıralar muhafaza edilmeliydi, yazık ki burada da yapılmamış. Kaldı ki bu çok da zor değildi. Yüzlerce futbolcunun gelip geçtiği, bir çok hatıranın yaşandığı o tesislerin yerine devasa bir bina dikilmesi, ı-ıhh, ne yalan söyleyeyim, beni çok da sarmadı. Haa, o bir zamanların Erzurumspor’uydu, bu takım o takım değil deniliyorsa o başka!

(NOT: Taraftarların geçen hafta vefat eden Cigerim Fuat’ın adının kapalı tirbünün bir bölümüne verilmesi teklifini can-ı gönülden destekliyorum. Bu arada gerçekten yedeğinin olmadığına inandığım Fuat ağabeye bu vesile ile Allah’tan rahmet diliyorum)

Benim için en kıymetli imza!

Gallieno Ferri benim için çok önemli bir isimdir. Bu İtalyan’ı benim için önemli kılan şey de bizim kuşağın bir zamanlar sıkça okuduğu çizgi roman Zagor’un çizeri olmasıdır. Bu ismin bende bir başka anlamı daha var ki, unutmam hiç mümkün değildir. O Gallieno Ferri’nin, 2010 yılında TÜYAP’da adıma bir ZAGOR imzalamış olmasıdır. İstanbul’da ki arkadaşım Dr.Mehmet Yavuz’un bir ricamla TÜYAP’a gidip ona imzalattığı o kitap! Bir çok yayınevinin portföylerindeki kitapları kitapseverlere yüksek indirimle sunduğu ve Pazar günü sona eren TÜYAP’a katılmış olan Ferri’nin benim için attığı o kendi imzası, milyarlarca lira değerinde servet niteliğindedir. Aynı Ferri’nin 2016 yılında yaşadığı Milano’da vefat ettiğini öğrendiğimde de  bir yakınım gibi üzüldüğümü de söylemeliyim.

 Tamam ama bir daha olmasın!

Öncelikle belki mevzudan haberdar olmayanlar vardır diye hatırlatmakta yarar görüyorum.  TRT Türk Halk Müziği sanatçısı Nurullah Akçayır’ın Erzurum’da çekilen Yare Söyle proğramında bir türkü sözü değiştirilerek söylendi. Söyleyen de proğrama konuk edilen Erzurum’da ki bir fasıl heyetinin korosu. Hareketli bir türkü olan Hele Dadaş Hoş musan türküsünün son bölümünde ayakların yan basir, yoksa sen serhoş musan sözleri var. Canlı olarak yayınlanan proğramda bu türkü söylenirken koro seyirciyi de şaşırtan ilginç bir şey yaptı, ayakların yan basir, yoksa sen serhoş musan sözleri yerine ayakların yan basir, yoksa sen oruç musan diye seslendirdi parçayı. Tam bir köprü altı cam cam, seni öpsün amcam durumu olmuş yani! Bunun üzerine de kıyamet koptu ve olay TRT’nin sansürüne kadar geldi. Bu gelişme üzerine CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, twitter hesabından olayı çarpıttı, gereksiz bir polemiğe vesile oldu. Canım çıka TRT! (Böyle bir hoyratlığı yapmaz, ondan diyorum) Bu sebeple de kasıtlı olarak bazı ulusal gazete ve televizyonların, gerçekten sanki TRT böyle bir ‘sansür’ uygulamış diye haksız bir karalaması ile karşı karşıya kalındı. ‘İşgüzarlık’ da diyebileceğimiz lüzumsuz bir söz değişimi bir anda ülkenin gündemi oldu adeta..

***

Kamuya malolmuş, hele de TRT repertuarlarına girmiş şarkı veya türkü sözlerinin değiştirilmesi hoş değil. Bu bir defa onu derleyene, yazana, besteleyene hakarettir bu . Baktım, Hürriyet’te Ahmet Hakan bile bu konuda bir şeyler söylemiş, yapılanı hata diye nitelemiş. Bu konuda düşüncelerini paylaşan Milli Eğitim eski İl Müdürü Fevzi Budak, türkü, deyim ve atasözleri gibi ‘folklorik halk verimlerinin kodlarıyla oynamanın’ ve ‘genetiklerini bozmanın’ doğru olmadığını belirtmiştir ki, yerden göğe kadar da haklıdır. Buna bir iş kazası diyelim. Böyle bir iş kazasının Erzurum’da, hele de Nurullah Akçayır gibi sevdiğimiz bir hemşehri sanatçımızın proğramında yaşanması talihsizlik olmuştur,  bu iki kere ikinin dört olduğu kadar gerçektir. Neyse ki Allah’tan o hatadan dolayı fasıl heyetinin başkanı olan Yaşar Aytar özür dilemiş ve ‘’Bu hatanın hiçbir kişi ve kurumla alakası yoktur, bu hata tamamen şahsıma aittir’’ demiş, koroyu da kendisinin yönlendirdiğini söylemiş, hatasını kabul etmiş. Dün rastladım. Facebook hesabından özür dileyen Yaşar Aytar haklı olarak öküzün altında buzağı aranmamasını istemiş, meselenin kapanması gerektiğini belirtmiş, iyi de yapmış. Ne varki , aynı mahalli sanatçı açıklamasında yine bir yanlışa düşmüş, yapılan o yanlışlığa ‘mini hata’ demiş. Mini filan değil, bu basbayağı fahiş bir hata! Bu tür hataların bir daha tekrarlanmaması dileğiyle, hem o kardeşimize ve hem de Nurullah Akçayır ve fasıl heyetimize geçmiş olsun diyorum..

Özköylü niye gitmeliydi, Altıparmak niye iyi?

Açık söyleyeyim, Osman Özköylü ile şu veya bu şekilde ayrılık olacaktı. Ya bugün, ya da yarın. İlla da olacaktı. Şehirle, şehir insanı ile entegre olamadı. Ne taraftara ne de basına kendini sevdiremedi. Çünkü kan uyuşmadı. Önceki kadronun muhafaza edilmemesine göz yumdu. Bir önceki kadronun korunup, nokta transferlerin yapılmasını sağlayamadı. Kadro istikrarını bir türlü yakalayamadı. Aksayan oyuncularda ısrar etti, bazılarını gözü hiç görmedi. Hiç bir maç öncesi taraftara umut vermedi, veremedi. Her puan kaybından sonra mazeret üretmesi ‘ayıp’ bir şeydi.  Oyuncu gurubu ile ilgili eleştirileri hiç hoş değildi.  Hele kaybedilen bir maç sonrası ‘’Bazı oyucular sözümü dinlemiyor’’ diye beyanatı var ki, tam faciaydı! Yerine getirilen Mehmet Altıparmak ismi isabetli oldu. Bundan iyisi şamda kayısı. Altıparmak en azından ligi tanıyan biri.  En son onca sıkıntıya rağmen Elazığ’da yaptıkları ortada. Teknik adamlıktaki kariyerini tartışmak yersiz.  Turnike konusunda çuvallayan yönetim Altıparmak’ı getirerek bana göre özür diledi! Başka isimler getirerek riske girebilirdi, on numara iş yaptı. Kimse surat yapmasın. Altıparmak’ın daha iki hafta önce Elazığ’dayken bugün Erzurum’da olması çok normal. Futbol dünyasında böyle şeyler var.

SEVDİĞİM ‘BABA’ SÖZLER : Sakın sana kötüsün diyenlere aldırma, bana da gerizekalı dediler. Atomu parçalayıp ellerine verdim! (Albert Einstein)

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN