Birdenbire…

5 Aralık 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

‘Her şey birdenbire oldu

Birdenbire vurdu gün ışığı yere

Gökyüzü birdenbire oldu

Mavi birdenbire

Her şey birdenbire oldu

Kız birdenbire, oğlan birdenbire

Yollar, kırlar, kediler, insanlar

Aşk birdenbire oldu

Sevinç birdenbire…’

 

Orhan Veli’nin hayat kadar, aşk kadar, zaman kadar duru; çok açık, çok naif, çok muhteşem dizeleri…

Ve fakat bu hakikaten doğru mu?

‘Hayat, aşk ve zaman, hakikaten çok duru ve çok açık mı?’

Mesela her şeyi kolayca anlayabiliyor muyuz?

Her şeye doğru anlamlar yükleyebiliyor muyuz?

Herkesi, her zaman doğru tanıyabiliyor muyuz?

Sırlarımızla yüzleşebiliyor muyuz?

Sır tutabiliyor muyuz?

Hayatı sırlarla birlikte sevebiliyor muyuz?

Ya o, ya hayat, bizi seviyor ve bize düşlediğimiz bütün olanakları sunuyor mu?..

 

Yoksa var oluşumuzdan bugüne, aklımıza ve gönlümüze takıp sürüklediğimiz ama bunca zaman bir tek ilmeğini bile çözemediğimiz, artık yumak yumak olmuş bir yığın çatışma, bir yığın sorun, bir sürü sır birikiyor, birikiyor, birikiyor da sonunda hayatı, aşkı ve zamanı büsbütün bulanık bir sırlar ummanına mı dönüştürüyor?

‘Hayat, aşk ve zaman, çok mu anlaşılmaz, çok mu karmaşık?’

Öyleyse niye böyle?

Hawking haklıyken, evren bile topu topu birkaç dakikada oluşmuşken biz kırk yıla neyi sığdıramıyoruz?

Neden?

Bir tek ömrümüz var ve biz, sürekli onun üzerinde dilediğimiz oynamayı yapamamaktan yakınıyoruz?

Niye?

Niye oynamayı beceremiyoruz kendi hayatımızla?

Niye?..

 

Ve hangisi doğru?

Hayat ve aşk, karmaşık mı basit mi?

Ne yaparsak doğru yapmış olacağız; durup direndiğimizde mi, kaçıp kurtulduğumuzda mı?

Erdem ile huzur çatıştığında, yara almadan çıkmamız mümkün mü?

Bunlar çok derin mevzular elbette…

Yazarları, şairleri, filozofları binlerce yıldır oyalamış şeyler…

Nasıl çözebiliriz ki ‘birdenbire’?

***

‘Her şeyin birdenbire olduğunu’ söyleyen şair, aleyhindeki bütün kanıtlara, tüm tanıklara ve yani her şeye rağmen son derece haklı bence…

Biz neyi planlarsak planlayalım, hangi güvencelere sığınırsak sığınalım -çok değer verdiğim bir dostumun birkaç gün önce kulağıma fısıldadığı gibi- ‘Elbette Tanrı’nın da bir planı vardır!’

Ve işte o planda çoğu şey birdenbire olmuş gibi gözükür.

Ya da biz onun usul usul gelen, zamanla oluşan, geçmişi düşündükçe katılaşan bir şey olduğunu -doğrusu bu olsa da- kabul etmekte zorlanırız.

***

Cüz’i, küçücük, kırılgan ve kabuk bağlamaz yaralarla çok örselenmiş irademle bir şey başarmam mümkün olsaydı eğer, ben işe kendi hikayemi baştan sona değiştirmekle başlardım.

Kendimi değil, kendi hikayemi değiştirmekle…

Ve yeni hayatımın hikayesine sadece ‘gönlümden geçeni’ alırdım.

Orhan Veli’yle polemiğe girmek ne haddime; ama belki de boşluğa, uzaklara, bambaşka bir dünyaya doğru fısıldar ve derdim ki:

 

Dokunaklı bir yalnızlık hikayesi duyduğunda gözü yaşaran insan doğru düzgün insandır; içinden şefkat geçer onun…

Kırık dökük bir aşk hikayesinden bahsedildiğinde susup dinleyen insan sevgideğer insandır; bütün hikayelerin sonunu bilir…

Ve yaşar böyle bir avuç insan, yalnızlıkları kendi içinde gizli

Dünyanın dört bir yanına dağılmış olarak, birbirinden uzakta yaşar ve boşuna tüketir ömrünü

 

Biliriz ki bir tek hayatımız var, o da aramakla geçer

Başka bir dünyayı özlemekten başka ne gelir elden
Başka bir dünyayı beklemekten…

..
Kadın ya da erkek olmak neyi değiştirir; dağılıp paramparça olmak, uzaklara savrulmak, aynı yarayı açar

Hiç konuşamamak, el ele tutuşup yürüyememek hiç

Uykusuz gecelerde bir tek rüyayı dilemek, aynı rüyayı…

Ne dersen de

Hayat böyle güzel değil

Ben başka türlü yazardım bu hikayeyi.

***

Ne demişti Spinoza?

‘Paul’ün Peter hakkında söyledikleri, Peter’den çok Paul’ü tanımamızı sağlar…’

Bu kadar!

Her şeyin ‘birdenbire’ olduğunun sanıldığı bir dünyada bana kalan da işte bu dramatik final olsun…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN