Orda bir köyden hadi köyümüze dönelime!

6 Aralık 2017
1 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Çocukluğumuzda ezberlediğimiz Ahmet Kudsi Tecer’in “Orda bir köy var uzakta” diye başlayan ve “O köy bizim köyümüzdür; Gezmesek de tozmasak da; O köy bizim köyümüzdür” diye devam eden şiirini hepimiz hatırlarız. Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılan bu şiirde ifade edilen köyün uzak olması, fiziki uzaklıktan ziyade gidilmesinin zor olmasındandır. Özellikle 1950’li yıllarda şehirlerarası yollar, 1980’li yıllarda köy yolları, 2000’li yıllardaki çift şerit yollar için yapılan hamleler ve en son büyükşehir belediyelerinin çalışmaları bu uzaklığı yakınlaştırdı ve yakınlaştırıyor. Ancak, köylere ulaştıran yolların iyileşmesinde hala kat edilmesi gereken çok yol var.

Ülke genelinde ulaşımın kolaylaşması köylerden şehirlere göçü de beraberinde getirdi. Özellikle 1950’lerde başlayan göç, 1980’lerde daha da bir hız kazandı. Önceleri kış aylarında gurbetçi olarak şehirlere çalışmaya giden gençler, iş imkânlarını artırdıkça gurbette daha uzun kalmaya başladılar. İlk zamanlar kazandıkları birikimleri köyüne getiren, ev yapan, traktör alan ve yaz dönemlerinde çiftçilik yapan bu gurbetçiler, 1980’li yıllarda köy ve kasabalardaki ekonominin canlanmasına neden oldular. Diğer taraftan 1960’lı yıllarda Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine giden işçilerimiz, kazandıklarının önemli bir kısmını köyünde ve kasabasında harcayarak bu sürece katkı verdi. Kasaba esnaflarının en çok kazandığı ve zengin olduğu dönemdir bu yıllar.

Ancak şehir hayatına, Avrupa’daki yaşama alışan gurbetçilerimiz, memleketlerinde daha kısa süreli kalmaya başladılar ve peşinden ailelerini de büyük şehirlere, Avrupa’ya götürdüler. Bu süreç, köyden vasıflı işgücünün tamamen ayrılmasına, dışarda kazanılanların oldukları yerde harcanmasına ve köylerdeki nüfusun yaşlanmasına neden oldu. Özellikle 2000’li yıllarda köylerdeki yaşlıların çocukları tarafından kente götürülmesi ise birçok bölgede özellikle kış aylarında köylerin tamamen boşalması sonucunu getirdi. Bu gidişat, insanları kırsal alanda tutmayı amaçlayan kırsal kalkınma politikalarının önemini bir kat daha artırdı.

Son tanımlamalara göre, kırsal yerleşim alanları, köyleri kapsadığı gibi nüfusu 20 Binden az olan şehir ve kasabaları da içine almaktadır. Orda bir köy var uzakta şiirinin yazıldığı yıllarda nüfusun %75’i köylerde yaşarken, şimdilerde tam tersi bir durumla kabaca nüfusun %75’i şehir ve kasabalarda yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu girdilerine göre yapılan son hesaplamalara göre kırsal nüfus %37 olarak hesaplanmaktadır. Toplam işgücünün tarımda istihdam edilme oranı ise %20’dir. Avrupa’da kırsal nüfus %28, Amerika’da %18 iken tarımsal istihdam Avrupa’da %5, Amerika’da %2’dir. Dolayısıyla kırsal nüfus ile tarımsal nüfusu birbirinden ayırmak gerekir. Kabaca, Türkiye’de nüfusun %17’si, Avrupa’da %23’ü, Amerika’da ise %16’sı kırsalda yaşamakta ama tarım dışı faaliyetlerde bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi, kırsalda yaşayan nüfustan ziyade tarımda istihdam edilen nüfusun azalıyor olması gelişmişlik göstergesidir. Halbuki kırsal alanda yaşayan nüfusun azalması yerine artması, kırsal alanlarda ekonomik aktivitelerin artmasını, doğal kaynaklara sahip çıkılmasının yanında etkin kullanılmasını, şehirlerdeki nüfus baskısının azalmasını ve kırsal alana yönelik kalkınma politikalarının daha etkili olmasını sağlayacaktır. Güçlü göç eğilimlerinin olduğu kırsal alanların insansız kalmasının önüne geçilmesi, günümüzdeki kırsal kalkınma politikalarının temel amaçlarından biridir. İnsanın olmadığı yerde ekonomik faaliyetlerin canlandırılması ve iş ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi pek mümkün olmaz. Dolayısıyla “orda bir köy var uzakta” demek yerine artık “hadi gel köyümüze geri dönelim” demenin zamanı geldi. İşte bu noktada köye dönüşe zemin hazırlayacak kırsal kalkınma politikalarına ağırlık vermek gerekecektir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve son zamanlarda Büyükşehir Belediyeleri kırsal alanda iş ve yaşam şartlarını iyileştirmek için programlar, projeler, yatırımlar ve desteklere devam etmektedirler. Bunlardan en önemlisi IPARD programı kapsamında TKDK tarafından verilen 2,1 milyar Euro civarındaki kullanılmış veya kullanılacak olan hibelerdir. Yerel eylem gruplarını harekete geçirmeye çalışan LEADER programı, bakanlığın Genç Çiftçi destekleri, Kalkınma Bakanlığının kalkınma ajansları tarafından verilen hibeler ve kırsal kalkınmaya yönelik diğer destekleri bu kapsamda sayabiliriz.

Tüm bu program, proje, yatırım ve destekler, kırsal alanda yaşayanların iş ve yaşam şartlarını iyileştirmeye ve dolayısıyla köye, kırsala dönme zemini hazırlamaya yöneliktir. Çoğu durumda büyük, orta veya küçük ölçekli yatırımları gerektiren bu çalışmaların çok iyi projelendirilmesi, sürdürülebilir olması, amacına uygun olarak gerçekleştirilmesi, atıl kalmayacak şeklide ölçeklendirilmesi ve en fazla toplumsal yararı sağlayacak şekilde tasarlanması elzemdir.

Kırsaldakilerin memnuniyetinin, hadi gel köyümüze geri dönelim diyenlerin sayısının artması dileği ile kalın selametle…

YORUMLAR 1 Yorum Yapıldı.
  • Fahri hocam, Bu güzel tespitlerinize gönülden katılıyorum. İnşallah bu teşvikler amacına ulaşır
    9 Aralık 2017 18:36

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN