Azrail’in ‘Kahraman’ Dostu!

10 Nisan 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

İlk hata, son hatadır

Erzurum Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü’nde görevli, Türkiye’deki 400 isimsiz kahramandan birisi olan Y.E.A, mesleğe başlamasından bugüne kadar , yaşadıklarını, meslekle ilgili merak edilenleri,  vatan uğruna fedakarlıklarını Pusula Muhabiri Doğa ALCA ile paylaştı. Bomba Uzmanı  mesleği şöyle özetledi:

“Şu bir gerçek ki; bombaya müdahale etmede hayati tehlike her zaman var. Bizde ‘İlk hata son hata’ olarak kabul edilir ve hataya yer yoktur”.

Doğa ALCA

Türk Polis Teşkilatının isimsiz kahramanları… Gideceğimiz her maç, izleyeceğimiz her tiyatro, dinleyeceğimiz her konserden saatler önce onlar var. Birçoğumuzun görmediği koruyucu meleklerimiz. Onlar, bomba imha uzmanları. Evlerinden çıkarken geride bıraktıkları eşi ve çocukları, görevleri sırasında milleti akıllarında… En ağır sorumlulukları omuzlarında taşıyorlar. Hataya yer olmayan görevlerinde, ölümün kıyısında bir yaşam.

Erzurum Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü, kapılarını Pusula’ya açtı. Türkiye’deki 400 isimsiz kahramandan sadece birisi olan, iki çocuk babası bomba imha uzmanı Y.E.A.’dan dinledik bilinmeyenleri.  2016 yılında Nusaybin ve Dargeçit’teki hendek operasyonlarında sayısız görev aldı. Üzerine mermiler yağarken hainler tarafından tuzaklanan bombayı imhada ölümle yaşam arasında kaldı. Hendek operasyonlarında canından can bildiği arkadaşlarını, 2016 yılında İstanbul’da görev yaparken, Beşiktaş’taki çevik kuvvet polislerine yönelik bombalı saldırıda yakınını kaybetti. Eğitimlerini, yaşadıkları olayları, kısacası merak edilenlerin hepsini tecrübeli bomba imha uzmanından dinledik.

Oğlumun bomba uzmanı olmasını istemem

Mesleğimiz biliyorsunuz çeşitli birimlerden oluşuyor. İlk girdiğimizde pek seçme şansımız olmuyor ama yıllar geçip de tecrübe kazandıkça branşlı birimlere geçmek her polisin hayalidir. Ben de bunu Bomba İmha olarak değerlendirdim. 5 yıldır Bomba İmha ve İnceleme birimindeyim. Bu riskli işi birinin yapması gerek, biz de talip olduk ve seçildik. Hayalim değildi ama Bomba ailesiyle tanıştıktan sonra çok isabetli bir karar olduğunu anladım. Durum böyle olunca ailemiz endişe etmekte haklı. Ben kendi oğlumun Bomba Uzmanı olmasını istemem mesela. Bombaya başvuru yaptığımda bekârdım, anne-babamda sağ olsunlar benim kararıma, tercihime saygı duydular. Eşim de zaten Bombacı olduğumu bilerek evlendi benimle.

Zorlu eğitimden geçiyoruz

Öncelikle Emniyet Hizmetleri Sınıfında belli bir memuriyet süresini doldurmuş olmak gerekiyor. Başvuru şartlarını taşıyan personel ön mülakat sonrası psiko-teknik denilen çok kapsamlı testlere tabi tutulur. Bu testlerde aranılan şartlar; görsel hafıza, el becerisi, gelişen olaylar karşısında hızlı ve doğru karar verebilme gibi yetenekler ölçülür ve buna göre uygun personeller belirli bir süre eğitime alınır. Eğitim çok zorlu geçer. Hani bir söz vardır ya: “Antrenmanda ter dökmeyen ringde kan döker.” Bu felsefe ile yoğun geçen eğitimlerde kursu bitiremeyenler de olabiliyor haliyle. Kursu başarı ile bitirenler ihtiyaç duyulan illerde görevlerine başlıyor. Ancak hemen bombaya müdahale ettirilmiyor, tecrübeli Bomba Uzmanlarının yanında ‘çırak’ gibi çalışıyoruz.

Şüpheli paket yoktur, bomba vardır

Genelde ihbarlarda dahi şüpheli paket diye geçer. Ama bizler için durum böyle değil. Bizim için şüpheli paket, aslında bomba demektir. Çünkü paketin içinde ne olduğu bilinmiyor. Biz ihbarı sıradan bir paket gibi görmeyiz. Biz onu bomba ihbarıymış gibi değerlendiririz. Bizler uzaktan müdahalemizi yaptıktan sonra anlaşılıyor paketin içinde ne olduğu. Şöyle açıklayayım; yüzde yüz bomba olduğu bilinen pakete de, şüpheli pakete de aynı önemi gösteriyoruz ta ki müdahale sonrası paketin içi görülene kadar.

Merak ölüm getiriyor

Daha önce İstanbul’da da görev yaptım, Erzurum’da gittiğim ihbarlar da oldu; gittiğim hemen her ihbarda meraklı vatandaşlar ile karşılaşıyoruz. Halkımızın, bombanın patlaması sonucu nasıl bir hasara sebebiyet vereceğini düşünmeleri, görmeleri ve ders çıkarmaları gerek. 2008 yılında İstanbul Güngören’de bir yaz akşamı, trafiğe kapalı yürüyüş yolunda, 10 dakika arayla ve birbirine yakın iki patlama oldu. Birinci patlamada can kaybı yaşanmazken ikinci patlamada 17 vatandaşımız hayatını kaybetti. Sebebi, birinci patlamadan sonra insanların merak ederek olay yerine koşmaları. Bu noktada siz habercilere de bir çift sözüm var: Lütfen haber yapayım derken çevre emniyetini ihlal etmeyin, güvenli alanda haberciliğinizi yapmaya çalışın. Sizler de bizim için önemlisiniz.

İlk hata, son hatadır

Şüpheli paket ihbarlarını genel olarak duyarlı vatandaşlarımız ihbar ediyor 155’e. Tabi her başıboş pakete de bomba gözüyle bakılmamalı, en azından çevreden bilgi alınmalı ve kimseye ait değilse veya çöp olmadığından da emin iseler vatandaşımız ihbarını yapabilir. Bizler gelişen teknolojiye de ayak uydurarak her geçen gün daha teknik çalışmaya, müdahaleleri yaparken riski en aza indirmeye gayret gösteriyoruz. Ancak şu bir gerçek ki; bombaya müdahale etmede hayati tehlike her zaman var. Bizde ‘İlk hata son hata’ olarak kabul edilir ve hataya yer yoktur. Ki bizler Bomba Uzmanları olarak bombanın yakınımızda patlamasıyla yapacağı etkiyi en iyi bilenleriz, haliyle tabi ki her şüpheli pakete müdahale ederken korku ve tedirginlik oluyor. Zaten korkmadığımız gün hata yapma olasılığımız artar. Bu, hayatın her alanında böyledir: korku kişiyi zinde tutar, algıları açar.

İlk müdahalemde kedi kovaladım

İstanbul’da İlçe Emniyet Müdürlüğü bahçesine bırakılmış paket ihbarı aldık. Olay yerine gidip gerekli çevre emniyetini aldık ve müdahale için hazırlanmaya başladık. Haliyle ilk defa tek müdahale edeceğim için heyecan da vardı. Koruyucu elbiseyi giyindim ve paketin yanına fünyeyi bıraktım. Tekrar döndüm ve kontrollü patlama yapmak üzere aracımın yanına gittim. Tam kontrollü patlatmayı yapacakken bir tane kedi çıktı geldi paketin yanına. Şüpheli paketin yanına koyduğum fünyeyi kendisine bırakılmış yiyecek sandı. Bekledim belki gider diye ama bir türlü gitmek bilmedi. Bu kez de kedi kovalamaya başladım. Epey beni uğraştırdı sonrasında da paketin yanından ayrıldı ve müdahalemizi yapabildik. Sonradan ‘Bomba İmha Uzmanı Kedi’ diye esprili haberler yapıldı.

Belki de son saniyede imha ettim

Tabi her zaman böyle ilginç ve komik anlarımız olmuyor. İstanbul’da görev yaparken bir gece vakti derginin önünde düzenek bulunduğu bilgisi geldi. Olay yerinde bir krem kutusu vardı. Kapağı açılmıştı ve pakete yaklaştığımızda içerisine yerleştirilmiş zaman ayarlı bomba olduğunu fark ettik.  Üstüne üstlük zaman ayarlı bomba olduğu gibi öyle filmlerdeki gibi saniye ya da dakikayı gösteren bir gösterge de yoktu. Yani bombanın ne zaman patlayacağı belli değildi, her an patlama ihtimali vardı. Müdahale öncesinde çevre güvenliğini daha da genişlettik. Kısa sürede hazırlığımızı yaparak düzeneği imha ettim. Belki de son saniyede imha ettim, bilemiyorum. Gerçek bazen filmlerdeki gibi olmaz. Filmlerde de hep olur ya, ‘kırmızı kablo ve mavi kablo’ klişesi. Bana nedense hep beyaz kablolar denk geldi. Terörist gider aynı renk yapar kabloları. Önemli olan devreyi okuyabilmektir.

Teröristler beni, ben bombayı imha etmekle meşguldüm

2016 yılında Nusaybin ve Dargeçit’teki hendek operasyonlarında yaklaşık 3 ay görev yaptım. Allah o günleri bir daha yaşatmasın. Hendeklerden bir tanesinde bombaya rastlandığı söylendi bize. Bölgede keşif yapmak için gittiğimiz andan itibaren teröristler tarafından bize ateş açılmaya başlandı. Ayrıca bölgede terörist keskin nişancıların da olduğunu biliyorduk. Biz, bombaları imha etmeye çalışırken teröristler de bombaları imha ettirmemek için bizlere saldırıyordu. Ne olursa olsun görevimizi yapmamız gerekiyordu. Çatışma başladı o esnada. Biz bombanın bulunduğu alana doğru mermilerin arasında ilerlemeye çalıştık. Her türlü ihtimal vardı. Ya bombaya giderken vurulacaktık ya da bombayı imha ederken teröristler bombayı patlatacaklardı. Bombaya giden kabloyu bulduğumuz anda daha da üzerimize kurşunlar yağdırmaya başlamışlardı. Allah bizi orada korudu ve bir şekilde oradan çıkıp bombayı imha etmeyi başardık.

Hem arkadaşlarımı hem yakınımı kaybettim

Çok acı olayları da yaşadık. Mardin Nusaybin’de sırt sırta çalıştığımız, aynı ortamda yediğimiz, yattığımız üç Bomba Uzmanı arkadaşımız şehit oldu. Nice anaların, eşlerin yürekleri yandı, yanmaya da devam ediyor. Bu vatan için Çanakkale’de, İstiklal Harbinde çarpıştığımız gibi bugün de hain örgütlerle mücadelemiz devam ediyor ve edecek de. Yaşadığım acı olaylardan biri de 10 Aralık 2016 günü İstanbul Beşiktaş Stadyumunun orada yapılan hain bombalı saldırılar oldu. Ben Bomba Uzmanı olarak birçok patlama sonrası çalışmalara arkadaşlarım ile katıldım, fakat bu defa çalışmaya gittiğimde çok daha farklı bir acı yaşadım. Yeğenimin doğum gününde abimlerde toplanmıştık. Yengemin kardeşi polis Yasin İke’de maç görevinin bitmesinin ardından gelecekti. Saat 22.00 sıralarında patlama olduğu haberi geldi. Tam o esnada abim “Yasin’e ulaşamıyoruz” dedi. İşte o an anladım bir terslik olduğunu. Hemen abim ve kuzenler ile toplandık ve koyulduk yola. Bu kez çalışmaya değil Yasin abiyi bulmaya, aramaya gidiyordum. Olay yerine yaklaştıkça yüreğim hızlıca çarpıyordu. Vardığımda gencecik kuzular yatıyordu yerde. Durumları çok kötüydü. Yaralılar hastanelere götürülmüş, Şehitlerimiz hala olay yerindeydi. Önce uzaktan baktım. Sonra başladım teşhis etmeye ve ilk önce yüzüne sokak lambasının ışığının vurmasıyla yüzü ay gibi parlayan gencin yanına gittim. O’ydu. Yasinimiz’di. Şehit olmuş yatıyordu yerde. Yüreğim hızlı hızlı çarparken, o anda duruldum. ‘Maşallah’ dedim. Müthiş bir nurdu yüzündeki. Kabullendim. Ama şimdi nasıl söylenirdi ailesine. Anne babasına, yengeme… Bekârdı. Nasıl söylersiniz? Söyleyemedim. Benzeyen biri var ama emin değilim dedim. Sabaha kadar ailesinin umutlarını söndürmedim. Ve sabah Adli Tıp’dan öğrendiler. Allah hepsine rahmeti ile muamele etsin.

Bugün 10 Nisan Polis Haftası, sizlerin günü, neler söylemek istiyorsunuz?

Öncelikle teşekkür ederim. Sesimizi duyurmamıza yardımcı olduğunuz için. Bizler gece gündüz halkımıza güvenlik hizmetini en iyi şekilde sunmak için çalışıyoruz. Fakat bazen içimizde ferdi ve duygularıyla hareket eden ve teşkilata zarar veren meslektaşlarımız olabiliyor. Medyada duyuyoruz; polis şiddeti, polis gasp etti gibi haberleri ve üzülüyoruz. Lütfen bu tür konularda vatandaşımız polise güvenini asla yitirmesin. Meslektaşlarımın Polis Haftası’nı kutlar sağlıklı, mutlu günler ve güvenli bir Türkiye dilerim.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN