İdam cezası üzerine

4 Temmuz 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Ülkemizde gündemden düşmeyen birçok konu vardır. Bunlardan bir tanesi de idam (ölüm) cezası konusudur. Bu itibarla bir kaç yazımda idam cezası üzerinde duracağım. Ancak başta şunu ifade etmeliyim ki bir hukukçu olarak canileri savunmak, canilerin kellesini kurtarmak ya da dar ağacında onları sallandırarak infazlarını gerçekleştirmek niyetinde değilim.

Vicdanı ve merhameti olan herkesin yüreği kavrulup yanıyor yaşanan hainlikler, cinsel suçlar, tecavüzler ve  ölümler karşısında.  Duyduklarımızla insanlığımızdan utanıyoruz. Ve insan olarak kendimizi tutamıyor, duygularımıza hakim olamıyor, bu canileri ve yaptıklarını içimize sindiremiyoruz ve sindiremeyiz de. Ve sonuç olarak bu  caniler için idam gündeme geliyor. Peki idam ve idam cezası nedir, gelmeli midir?

Türkiye’de idam ve idam cezası zaman zaman gündeme gelmekte ve çok tartışılan konulardan biri olmakta, sonrasında idam cezası da idam cezasına konu olan olaylar da onutulup gitmektedir.

İdam cezası, devletin suçun karşılığı olarak bir mahkûmun hayatına son vermesidir. İdam cezasına çarptırılan kişinin cezasının infaz edilmesine ise idam denilmektedir. Bir kesim idam cezasının olmasını ve gelmesini savunurken bir kesim ise bu cezaya karşı çıkmaktadır.

Tarihte farlı şekillerde (kafa kesme, asarak öldürme, güneşte bırakma, boğma, boğazlama, ateşte yakma, deri yüzme, çarmıha germe, ezerek öldürme, elektrik verme, giyotin ile öldürme, öldürücü iğne, susuz bırakma, zehirleme gibi) ve bazı ülkelerde hâlâ uygulan idam cezası, günümüzde genelde çağdışı bir cezalandırma yöntemi olarak kabul edilmektedir.

Toplum düzenini bozan kişiye karşı, hukuk düzeni tarafından işlediği fiil sebebiyle bir yaptırım uygulaması zorunludur. İşte bu yaptırıma ceza diyoruz. Ceza, kusur ile orantılı olarak verilen, uygulandığı kişi üzerinde acı ve ıstırap veren, düzenin bozulmasını önleyen, bozulmuş olan toplum düzenini eski haline getirmeyi amaçlayan bir yaptırımdır.

İdam cezası, mahkûmun hayatının belirli bir şekilde sona erdirilmesi suretiyle infaz edilen bir ceza türüdür. İnsan vücudu üzerinde uygulandığından idam cezası, bedenseldir. Ayrıca bir insanın hayatını sona erdiren bir eylem olduğundan, şiddet içerir ve uygulanan kişiye büyük acı verir.

Türkiye, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ni 1954 yılında onay­layarak iç hukukun bir parçası haline getirmiştir. Buna göre Türkiye, Anayasa ve yasalar dâhil bü­tün mevzuatını, sözleşmenin öngördüğü özgürlükler düzenine uyumlu hale getirmeyi taahhüt et­miştir. Sonraki yıllarda ise Türkiye Sözleşmenin protokollerini imzalayarak idam cezasını kaldırmayı taahhüt etmiştir.

İdam cezası ülkemizde 1984 tarihinden beri fiilen ve 2004’ten itibaren de hukuken uygulamadan kaldırılmıştır. Bugün Anayasa’mızın 38/10. maddesine göre,“Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.” Böylece idam cezası, Türk Hukuku’ndan tamamen kaldırılmıştır. 2004 yılında çıkarılan ve 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yü­rürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda da idam cezasına yer verilmemiştir.

Türkiye bugüne kadar imzaladığı uluslararası sözleşmelerden çekilmemiştir.
İdam cezasını kabul ederek de bu sözleşmelerden çekileceği de düşünülmemektedir. Zaman zaman siyasetçiler tarafından idam cezasının getirebileceği yönündeki iddialar toplumun hissiyatını anlamak ve ifade etmek amaçlıdır.

Ne idam cezasına taraftarım ne de idam cezasına karşıyım. Türkiye’de idam cezasını isteyenler dahil olmak üzere hemen herkes, idam cezasının gelmesinden korkmaktadır. Çünkü yakın tarihimiz, idam konusunda acılar barındırmaktadır. Bu itibarla idam cezasının kötüye kullanılmasından endişe duyulmaktadır.

Bir sonraki yazımda idam cezası üzerindeki tartışmalara değinmek dileğiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN