İKİZ TERÖR ÖRGÜTÜ (PKK/PYD) (1)

9 Temmuz 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Türkler, binlerce yıllık tarihleri boyunca çok geniş coğrafyalarda, çok sayıda devlet teşkilatı oluşturmayı başarmış bir millettir. Çok defa coğrafyanın kendileri için çizdiği kaderin sınırlarını zorlayarak, dünya tarihini değiştirecek hamlelerde bulunmuşlardır.

Üç kıtada jeopolitik açıdan çok önemli toprakları kendilerine vatan edinmiş bu millet, yaklaşık bin yıl önce Anadolu coğrafyasını son vatan olarak teyit etmişlerdir. Tarihleri boyunca gerek dışarıdan gerekse içerden birçok düşmanla mücadele eden Türkler, Anadolu’yu yurt edindikten sonra daha önce hiç karşılaşmadıkları komplike saldırılara maruz kalmışlardır.

1000 yıl boyunca Anadolu’da var olabilmek için verdikleri destansı mücadelede kendilerini en çok zorlayan taraf, bazen kendi içlerinden bazen de kardeş olarak ilan ettikleri aynı vatan topraklarını paylaştıkları insanlardan çıkan hainler olmuştur.

Bizansla, Moğollarla, Haçlılarla yaptıkları mücadelede, iktidardan pay almak adına kendi akrabalarının ihanetiyle karşılaşan Türk Devletleri, ilerleyen dönemde, çağın güçlü devletleriyle iş birliği yapan kendi tebaalarından çıkan hainlerle mücadele etmek zorunda kaldılar.

I. Dünya Savaşı öncesi-sırası ve sonrasında Ermeni ihanetiyle yüz yüze kalan Türkler, yaşadıkları büyük acılara rağmen, bu mücadeleden başarıyla çıkıp Anadolu’yu vatan olarak korumayı başarmışlardır. Osmanlı’dan sonra kurulan yeni Türk Devleti de birçok küresel oyunla mücadele ederken, 70’li yıllardan sonra, yaklaşık bir asır önce Ermeniler aracılığıyla kendisine kurulan imha tuzağının bir benzerinin bu sefer PKK terör örgütü ve bu örgütün Irak ve Suriye’deki uzantıları PYD/YPG eliyle hayata geçirildiğine şahit olmuştur. Türkiye’ye karşı küresel güçlerin tertip ettiği son tuzak da yazık ki yine İslâm adına ortaya çıktığını iddia eden DEAŞ (İŞİD) olmuştur. Bu tuzakta da kendi içinden çıkan birçok ihaneti tecrübe etmiştir. Tarih sayfalarında yer alan uzun asırlar, Anadolu’nun ne kadar zor bir coğrafya olduğunu ve bu coğrafyada yaşayan Türklerin de zor bir kader yaşadığını ve yaşamaya devam edeceğini göstermiştir.

Bu millet, 15 Temmuz 2016 itibarıyla, yıllardır kendi içince yuvalanmış, sinsice devletin ve milletin içine sızmış Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile yüz yüze gelmek zorunda kaldı. Yukarıda da söylediğimiz gibi binlerce yıllık tarihi periyod içerisinde defalarca ihanetle karşılaşmış olan Türkler, bu sefer hainliğin en büyüğü ile büyük bir sınava girmiş ve geçmişteki örneklerinde olduğu gibi bu sınavdan da bedeller ödese bile büyük bir başarıyla çıkmıştır.

Terör ve terörizm kavramları, zihinlerde her şeyden önce korku, tehdit, şiddet, yasadışılık gibi olgular çağrıştırmaktadır. Gerçekten de terör deyimi, kişide uyandırdığı üzere büyük korku, dehşet ve yıldırma anlamlarına gelmektedir.  Latince terrere kelimesinden gelen sözcük, Fransızca terreur ve Türkçe’de terör sözüyle ifade edilmektedir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise “yıldırı” olarak karşılık bulmuştur.  Ülkemizde terör, yıllarca anarşi sözcüğü ile ifade edilmiş olup, teröristi tanımlarken de uzun yıllar boyunca anarşist ifadesi kullanılmıştır. Son zamanlarda anarşi sözü yerine terör, anarşist yerine de terörist tanımı yapılmaktadır.  TDK sözlüğünde terörist için “yıldırıcı”, terörizm için ise “yıldırıcılık” tanımı yapılmıştır.

Yukarıdaki tanımların ışığında terörü kısaca tanımlamak gerekirse, “belirli bir amaca ulaşmak için hukuk dışı yapılan eylemlerdir” denilebilir. Terör her dilde aynı duygu ve düşünceleri ifade etmesine karşılık yine de hiçbir kesimin üzerinde anlaşmaya varamadığı, her kesimin kendisini meşru kılma, yasal ve ahlaki açıdan haklı gösterme çabası içerisine girdiği bir kavramdır.  Terör, cephesi olmayan, gizli ve ilan edilmemiş bir savaştır.

Kuruluşundan itibaren sistemli bir şekilde terör tehdidi ile karsı karşıya olan Türkiye, Ermeni terörü ile diplomatlarını, sağ sol ideoloji terörü ile gençlerini, din kaynaklı terör hareketleri ile aydınlarını kaybetmiştir. Öte yandan Türk Devleti ülke bütünlüğüne kasteden ayrılıkçı terör örgütü nedeniyle milyarlarca dolar maddi kaynağını ve en önemlisi de bir cephe savaşında karşılaşılabilecek sayıda insanını kaybetmiş̧ ve kaybetmeye de devam etmektedir.

Terörizm, bugün Türkiye ve uluslararası toplumun en büyük sorunlarından birini teşkil etmektedir. Sahip olduğu coğrafyanın özellikleri, jeopolitik konumu, ekonomik, sosyal, kültürel ögeleri ve insan kaynağı bakımından bölgesinde önemli bir güç olan Türkiye, kuruluşundan günümüze kadar birçok terör dalgası ile karşı karşıya kalmıştır. Türk Devleti’nin yüz yüze kaldığı terör örgütlerinin ortak noktası, hepsinin de dış destekli örgütler olmasıdır.

Türkiye’de faaliyet göstermiş ve göstermeye devam eden terör örgütlerinin isimleri ve ideolojik görüşleri farklı olsa da amaçları ve kaynakları aynıdır. Mevcut terör örgütlerinin ortak amacı, enerji kaynakları açısından dünyanın en değerli bölgesinin tam da geçiş noktasında bulunan Türkiye’nin bölünmesi, eğer bu olamayacaksa Türk Devleti’nin güçlenmemesidir.

Türk Devleti ve milletinin son olarak karşı karşıya kaldığı Fetullahçı Terör Örgütü, diğerleriyle aynı amaç doğrultusunda hareket etse de yapılanması ve gelişimi anlamında farklı bir yöntem kullanmıştır. Bir cemaat kisvesi altında, Türk insanının dini duygularını sömürerek, küresel güçlerden aldığı destek ve aynı güçlerin yönlendirmeleriyle, devletin başta emniyet ve silahlı kuvvetleri olmak üzere her kurumunda örgütlenmeyi başarmış ve inanılmaz bir maddi ve bürokratik güce kavuşmuştur.

Yarım asırdan fazla bir süre uluslararası ve ulusal dengeleri dikkate alarak, büyük bir disiplin içerisinde günden güne güçlenen örgüt, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin küresel güçlere karşı uyguladığı siyaseti dizayn etmeye çalışmış, Türk Devleti’ni istediği noktaya getirmek için her türlü yöntemi kullanmıştır. Fetullahçı Terör Örgütü, Türk Devleti üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başlayınca, emniyet ve silahlı kuvvetler içerisindeki militanları vasıtasıyla silahlı bir kalkışmaya yönelmiştir. Türk Devleti’ni parçalamak ve ülkeyi işgale hazırlamak amacıyla yapılan bu kalkışma başarısız olmuş ve bu kalkışmadan sonra yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan gerçeklerle, örgütün ülkeye siyasi, ekonomik ve sosyal anlamda ne büyük bir zarar verdiği çok daha net bir şekilde anlaşılmıştır.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN