İDAM CEZASI YERİNE

8 Ağustos 2018
1 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, idam cezası tartışmasıyla ilgili olarak, “BBP olarak inşallah ekim ayında teklifimizi Meclise sunacağız.” dedi. Bunun üzerine AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “O arkadaşımız neden öyle dedi anlamıyorum. Anayasa değişikliği teklifi vermek için belli bir sayıda imza gerekir.” dedi. Anlaşılan o ki, idam cezası gündemden düşmeyecek ve bu konuda bir takım adımlar atılacak.

Eminim ki her birey, yüzde yüz idam cezasına karşı değildir. Çocuk istismarı, kadın tecavüzleri, insan hayatına yönelik cinayetler gibi suçlar için idam cezası öngörülebilir.  Ancak idam cezası, siyasi suçları da kapsayacak şekilde uygulanırsa ülke olarak büyük sıkıntılarla uğraşmak zorunda kalabiliriz. Ayrıca suçluların iade yasağı sıkıntısı da yaşanabilir.

Peki, İdam Cezası, Tek Çözüm Yöntemi Mi?

İdam cezası insanların vicdanlarındaki adaleti, içsel tatmini, adalete olan güveni ve mağdur ailenin “adaletin yerine geldiğine” inanmasını sağlayabilir. İdam cezası ile işlenen çok ağır nitelikli suçlar karşısında sarsılan kamu vicdanının rahatlanması sağlanabilir. Ağır nitelikteki suçların, hemen ve çok ağır bir şekilde cezalandırılacağının bilinmesinin, topluma bir huzur ve doyum getirdiği söylenebilir. Ancak idam cezası, çok ağır nitelikli suçlar ile tek mücadele yöntemi ve tek çözüm değildir.

İdam cezası suç işlemeyi engellememektedir. Suçu işleyen yakalanmayacağını düşünerek suç işliyor. Ve yakalanmamak için de mağduru/mağdureyi öldürmek dâhil tüm delileri yok etmek istiyor. Bu itibarla suçlunun iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması amacına idam cezası ile ulaşılamaz. Zira şiddet, uzun vadede çözüm getirmez. Toplumda ahlak bozuksa ıslah, hastalık varsa tedavi edilmelidir.

Peki, bu canileri öldürmeyip yıllarca beslesek ve en sonunda da topluma kazandırsak ne elde etmiş oluruz. Bir şey elde eder miyiz bilmem. Ama en azından bu suçlar azalır ve güven duyulan bir toplum oluruz. Aksi takdirde herkesin herkesten korktuğu ve güvensizliğin had safhada olduğu bir toplum oluruz.

Peki, Neler Yapılmalı?

Yapılması gereken, suç işlendikten sonra anlık öfke ve tarafgirlikle failin bedenini ortadan kaldırıp asıl konudan uzaklaşmak değil de sağduyulu bir şekilde suçun gerçek nedenlerini tespit etmek ve suçla/suçlularla mücadele etmek için gerekli tedbirleri bulup uygulamak ve suçun işlenmesini engellemektir. Bu itibarla;

Öncelikle Meclis’te “çocuk veya kadın hak ihlallerine ilişkin bir komisyon” kurulmalıdır.

Çocuğa veya kadına özgü adalet, koruma, eğitim ve gelişim odaklı evrensel ilkelere uygun gerekli yasal düzenlemeler hemen yapılmalıdır. Bu alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmenin yanı sıra hem bilimsel akademik çalışmalar hem de saha çalışmaları yapılıp gerçek riskler belirlenmeli, veriler toplanmalı ve bir değerlendirme yapılmalıdır.

Devletin bireyi; “kişinin kendisi, üçüncü şahıslar ve toplum (devlet)” olmak üzere üç süjeye karşı koruma altına alması gerekir.

Devletin evrensel değerlere uygun olarak bireyin yaşam hakkını koruması, her türlü istismar, taciz, tecavüze karşı gerekli önlemleri alması gerekir.

Devletin temeli olan aile ve aile dinamikleri korunmalıdır.

Cinsel suçlara ilişkin tayin edilecek cezalar ağırlaştırılmalı ve bu suçlara gerekli cezalarını öngören yasal düzenlemeler, evrensel hukukun ilke ve esasları ışığında  hemen yapılmalıdır. Ancak bu suçlara, cezai indirimler veya hafifletici sebepler kesinlikle uygulanmamalıdır.

Toplumumuzun ve aile efradımızın müstehcen görsellere erişmelerinin önü kapatılmalı, tavsiye edilmeyen küfürlere maruz kalmalarını sağlayan ortam ve kişiler ıslah edilmelidir.

İnternetin yasal denetimi yapılmalıdır.

Cinsellik ve mahremiyet eğitimi verilmelidir.

Yeterince güçlü, bağımsız ve çeşitli alanlarda (çocuk cinayetleri ve hakları, kadın cinayetleri ve hakları, insan hakları, hayvan hakları, hukukun üstünlüğünü, çevre vb.) toplum yararına çalışan STK’lar desteklenmelidir.

Hukuk ve yargı sistemine duyulan güvenin artması sağlanmalıdır. Doğru, dürüst, adil, hakkaniyetli, eşit ve süratle yargılama yapıldığına dair toplumda kanaatin oluşması sağlanmalıdır. Kişi hangi suçu işlerse işlesin,  yargının eline düştüğünde kamu ve toplum, “idam cezasının tatbik edilmesinden daha çok tatmin ve memnun olacak şekilde” yargı sisteminin bağımsız, adil, eşit ve hızlı işlenmesi sağlanmalıdır.

Ve en önemlisi hukuk devletinin varlığını, herkes her zaman, her koşulda ve her yerde hissetmelidir.

YORUMLAR 1 Yorum Yapıldı.
  • Fikrine saygı duyuyorum ama çözüm olarak sunduğun şeyler zaten var tecavüzü engellemek istiyorsan tv yi interneti fuhuşa yönelik yayınlardan keseceksin bayanların bayan olduklarını onlara hatırlayacaksın. Ülkede kuranı kerimi anayasa yapacaksın bitti hepsi bu
    9 Ağustos 2018 09:45

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN