O artık yarı Erzurumlu sayılır!

11 Eylül 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

O artık yarı Erzurumlu sayılır!

 Sürat Pateni Milli takımın başantrenörlüğüne getirilen Polonyalı Anna Lukanova, kısa sürede Erzurum’a alıştı. Türkiye Buz Pateni Federasyonu yönetimi tarafından 1 yıllığına el sıkışılan ve Milli takım kampı ile işbaşı yapan Anna Lukonova, çalışkanlığı ve sempatikliğiyle kısa sürede gönüllerde taht kurdu. Yöneticinden sporcusuna, velisinden, kulüp başkanına kadar hepimiz onu çok sevdik. Bir defa yüzü her daim güleç. Soğuk ülkeden gelmesine, buz sporu ile ilgilenmesine rağmen inanılmaz sıcak biri.  Biz kısa sürede onu çok sevdik, belli ki o da bizi çok sevmiş. Kısa sürede o kadar Erzurum’a ısınmış ki, günlük gazete ve Erzurum’da ki haber sitelerini de takip ediyor, kendisi ve takımı ile ilgili haberleri farklı iletişim yollarıyla anında ülkesi Polonya’ya ulaştırıyor. Bazen de o haberleri kişisel sayfalarında paylaşıyor. PUSULA Gazetesi de Anna Lukanova’nın yakın takibe aldığı yayın organlarından birisi. Hemen hemen hergün kamp yaptıkları otelde PUSULA’nın gelmesini bekliyor. Kaldı ki kendisi ile ilgili haberleri de sporcularına gösteriyor, bu da yayınlardan büyük bir mutluluk duyduğunu gösteriyor. Herşeyden önce disiplinli ve de çalışmayı çok seviyor. Bazen saatlerce buz salonunda kalıyor, paten kayan sporcularını sık sık durduruyor, uyarılarda bulunuyor. Bu hafta sonu 2 binlik Buz Paten Salonu’nda yapılacak olan Nenehatun kupası yarışlarını da takip edecek olan Anna, daha şididen kalacağı yeri de belirledi. Her ayın 15 günü Erzurum’da kalacak ve yarı Erzurumlu olacak. Haa bu arada bir not düşeyim, konuyu kapatayım. Bu Anna’nın en büyük özelliği olimpiyatlara sporcu yetiştirmesi. İnşallah sadece onun değil, olimpiyatlarda yokları olmayan bizim de yüzümüz güler!

Orada o kesinti rutine bağlanmış!

Onca AVM’ye filan  rağmen Taşmağazalar şehrin gözde ve işlek yerlerinden biridir. Özellikle Cumartesi günleri, orada müşterinin en yoğun olduğu günlerdir. Ne var ki işte artık Taşmağazaları esnafını canı ondan bezdiren o iş de o Cumartesilere rastlıyor. Elektrik kesintisinden bahsediyorum, Taşmağazaları esnafının Cumartesi günleri moralini bozan o kesintilerden.. Cumartesi günü öğleden sonra gittiğim Taşmağazalarda gördüğüm manzara, ne yalan söyleyeyim bende de acaba bir kasıt mı var şüphesini doğurdu. Öyle ya, böylesine önemli bir yerde hem de müşterinin yoğun olduğu bir günde saatlerce elektrik kesintisi olur mu? Üstelik bu rutine de bağlanmış, hemen hemen her ay oluyormuş. Gün de hep aynı, Cumartesi! Kaldı ki bu kesintiler de öyle az-buz değil, en az 5 saat sürüyormuş. Bulunduğum 2 saat içerisinde elektrik gelmemişti, sonra gelmiş midir bilmiyorum. Artık kim yetkiliyse bu konudaki mağdur esnafı bir dinlense ve sonunda o soruna köklü çözüm bulunursa iyi olur diye düşünüyorum…

Sen efsanesin, yapmalısın!

Türkiye’de sayılı Üniversitelerden birisi olan Atatürk Üniversitesi yeni bir öğretim yılına hazırlanıyor. Atatürk Üniversitesi, genelde önemli devlet büyüklerinin katılımı ile eğitim ve öğretim dönemine başlamasıyla bilinir ve tanınır. Sahadayken çok gitmişliğim, görmüşlüğüm, haberlerini yapmışlığım vardır. Yakın tarihe kadar çoğu kez Cumhurbaşkanı, Başbakan ya da bir bakanın katılımı ile yeni döneme girmiş bir eğitim kurumu olan Atatürk Üniversitesi, ne yazık ki son zamanlarda bu özelliğinden bir hayli uzaklaştı. Artık o çok katılımlı, renkli açılışlar olmuyor. Eskisi gibi artık devlet erkanı yeralmıyor açılışlarında. Bu da tabi bir şehirli olarak beni üzüyor. Sıradanlaşmış bir görüntü arzediyor demek istemiyorum ama bu konuda eski popüleritesinin de olmadığını açıkça görebiliyorum. Bunu tabi sebepleri var. Nedensiz değil tabii ki. Ne varki artık bu görüntünün ortadan kaldırılması gerekiyor ve eskisi gibi ses getiren açılışlar lazım. Atatürk Üniversitesi’ne de o türlüsü yakışır zaten. Başta sevgili rektörümüz Prof. Dr. Ömer Çomaklı olmak üzere Üniversite yönetimi, Ekim ayında yapılması planlanan yeni öğretim döneminin açılışının eskisi gibi renkli ve dolu dolu yapılması için gayret sarfetmelidir. Bugünden tezi yok onlardan o sıradan görüntüsünün önüne geçilmesi için devlet erkanından birilerinin katılımıyla gerçekleşecek bir açılışa imza atmalarını istiyor ve bekliyorum. Sen Atatürk Üniversitesi’sin, sen efsanesin, yaparsın, bilirim!

 

NOT: Hatırlatmakta fayda var. Özellikle Rektör Hikmet Koçak’ın son döneminde Üniversitenin açılışına bırakın Cumhurbaşkanını, Başbakanı, Bakanı filan, bir milletvekili bile katılmamıştı. Hadi Milletvekilini de geçtim, ilin Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı ve ilçe belediye başkanları da yoktu o açılışta. Koskoca Üniversite yeni eğitim ve öğretim yılına sadece bir Vali yardımcısının katılımı ile başlamıştı! Bu Üniversite tarihinde bir ilk’ti ve o günkü yönetimin bu konudaki yazıma bir savunması bile olamamıştı!

Üniversite o günler meğer ne kadar ‘şen’miş!

Kızmaca, gücenmece yok. Mevcut yönetim de ister kabul etsin, ister etmesin, Atatürk Üniversitesinin açılış törenleri artık eskisi gibi renkli ve de devlet erkanlı filan olmuyor. Olmuyor ya da olamıyor işte. Bir ara sadece Vali yardımcısının katılımı ile bir eğitim ve öğretim sezonuna girerek silik  bir dönem de yaşayan Atatürk Üniversitesi, oysa geçmişte hem açılışları hem de ziyaret edenleri ile çok popülerdi. Mesela 1984 yılında çekilen bu fotoğraf, tam da ne demek istediğimi anlatan bir fotoğraftır. Bu fotoğraf da şu an halen Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü’nün girişindeki fuaye alanında duvara asılıdır. Dönemin rektörü Prof.Dr.Hurşit Ertuğrul fotoğrafta var ve yanında da kendisini ziyarete gelen o dönemin ünlü sanatçıları.. Aralarında Emel Sayın, Şener Şen ve Arif Sağ gibi bugün de halen daha eski popülerliliğini sürdüren sanatçılar ile çekilen bu fotoğraf tam işte, tam anlatmak istediğim şeydir. İlgililere itina ile duyurulur!

Ben de sana şaşıyorum başkan! 

Geçtiğimiz Cuma günü BB Erzurumspor As Başkanı Ünsal Kraç’ın Büyükşehir Belediyesi’ndeki makamındaydım. Kulübün resmi başkanı Mevlüt Doğan ile Zafer Aynalı da oradaydı. Gündem, Başakşehir’in sorunlu yıldızı Emre ile TFF Disiplin Kurulu’nun cezalarıydı. Zafer Aynalı, kesinlikle Emre’nin 3 değil daha fazla maçtan men cezası ile cezalandırılması gerektiğini belirtirken, kendisine verilen para ve 21 günlük hak mahrumiyeti cezasını haketmediğini söyledi. Tam biz bu konuları konuşurken Mevlüt başkan konuyu BB Erzurumspor’un yaşadığı ekonomik sıkıntıya getirdi ve ‘’İnanamıyorum. Erzurum’un süper lig gibi devler liginde bir takımı var ama şehrin zenginleri ellerini taşın altına sokmuyor. Buna gerçekten hayret ediyor, şaşıyorum. Kimse yardım etmiyor. ’’ dedi. Açıkçası Mevlüt başkanın bu şaşkınlığına da ben şaşırdım. ‘’Sen ona şaşıyorsun, ben de sana şaşıyorum başkan’’ dedim. Oysa ortada hiç de şaşırılacak bir şey yoktu ve ekonomik anlamda desteğin sağlanmamasını bu şehirde ben artık doğal buluyorum. Çünkü bu şehirde süper ligde bir takımın olması, parası olan işadamlarının çok da umurunda değil ve ellerini taşın altına sokmalarını kabullenmiş gibiyiz artık. En azından ben kabullenmişim. Bilirim ki onlar olayın farkında değiller ve ancak bir çokları gibi bu takım o ligden olursa ah edecek, o zaman da iş işten geçmiş olacak..  Haa, bu arada Ünsal Kıraç da Mevlüt başkanın o ilgisizliğe şaşırmasına şaşırdı ve şaşırılacak bir şey olmadığını söyledi, o konuda benimle aynı safta yeraldı.

 TUTTUĞUM BABA SÖZLER: Yıpranmak paslanmaktan iyidir! (Bishop Cumberlan)

DUVARIN DİLİ : Ben bağırdım sana, sen sağırdın bana!

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN