Şeytanın Yâranları

11 Temmuz 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

 Türkiye hem sınırları içerisinde hem de sınır ötesinde içini ve dışını temizlemek üzere bir hareketliliğin tam ortasında…

Her önemli olay zordur!

Hele mesele varlık ve yokluk noktasına dayanmışsa o zorluklar telafisi imkansız acılarla derinden sarsar insanları.

Bizim Anadolu topraklarında yaşadığımız her şey bu kısa cümle içinde saklıdır.

Öznesi insan, süreci acı, sonucu özgürlük olan kalple yazılan bir cümledir bu!

15 Temmuz hain kalkışmasının ardından yaşadıklarımız aslında bize kadim bir gerçeği yeni baştan hatırlatıyor…

Bu dünya Hazreti Adem’in iki oğlundan beri yani yaratıldığından beri iyilerle kötüler arasındaki mücadeleye sahne olmuştur.

İyilik ve kötülük!

Hakikat ve batıl!

Adalet ve çıkar!

Kötülüğün tarafında olanların zahiren fikirleri birbirine ters bile görünse onlar Kadim kitabımız Kuran’da bildirildiği gibi “şeytanın yoldaşları” kontenjanından uzlaşacak bir nokta bulabilirler.

Netice itibarıyla meseleleri sıcağı sıcağına anlayamasak da biraz sular durulduktan sonra kimlerin birbirleriyle iş tuttuklarına şaşkınlık içerisinde şahit oluyoruz.

İsmine terör, ele geçirme, kirli savaş, darbe ya da ne derseniz deyin mazlumları ezen her hareket kötülüğün ortak projesidir.

Biz onları sanki yan yana gelemez zannetsek de, onlar ne zaman kardeş olacaklarını iyi bilirler.

Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonunda da, 15 Temmuz hainliğine karşı dururken de, PKK, IŞID ve çeşitli isimlerle terör üreten canilerle mücadele ederken de aslında aynı cephenin değişik aktörleriyle karşı karşıyadır.

Şeytanın yâranlarıyla!

Bu yazı günlerden yıllardır televizyon ve gazetelerin haberleri arasında yer alan bu hainliklerin günlük süreçlerini yeniden yorumlamak için yazılmadı.

Zaten böyle bir süreç anlatımına da gerek yok. Zira her dakika, nereye baksak bunu benzer günlük gelişmeleri anında takip edebiliyoruz.

Bunca yıldan sonra bizim asıl anlamamız ve anlamlandırmamız gereken, bu meselelerin neresinde olduğumuzdur!

Tamam tam göbeğinde değiliz diyebilirsiniz! Ama yetmez…

Peki neresindeyiz?

Evimizde oturup “vay hainler…” diyerek olayı film gibi izleyenlerden miyiz?

Operasyonların çemberine tanıdıklarımız, sevdiklerimiz, dost sandıklarımız takıldığında; “bu kadar da olmaz…” diyenlerden miyiz?

Ya da gücümüz yettiğince bu iblisliklere ucu kime dayanırsa dayansın karşı duran ve bu duruşunu imkanları ölçüsünde her platformda gösterebilenlerden miyiz?

İte dalaşacağıma çalıyı dolaşırım…

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın…

Diyerek bakıyorsanız bu hadiselere, bu yapılanlarla fiilen ilişkiniz olmasa da siz onları destekliyorsunuz demektir.

Çünkü iyiliğin yanında aktif bir nefer olmadığınız müddetçe kötülüğün büyümesine hizmet eden bir zavallı durumuna düşersiniz.

Siyaset yok, önceden uğradığınızı düşündüğünüz haksızlıklar gerekçesiyle meşru olan tarafa mesafeli kalmak yakışmaz, iyinin yanında saf tutmazsanız, pasif kalırsanız siz kötülüğe destek verenlerden olursunuz…

Öyle olsun istemeseniz de!

Aradan koskoca üç yıl geçmesine rağmen durum ne hazindir ki, bu sorunun etrafında dönüp durmaya devam ediyor.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN