<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>SAĞLIK</title>
         <link>https://www.gazetepusula.net/saglik/</link>
         <description> </description><item>
			<title><![CDATA[Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Kara: "Covid aşıları kalp krizini tetiklemez"   ]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Dünya Aşı Haftası nedeniyle düzenlenen programa katıldı. Kara, covid aşılarının kalp krizini tetiklemediğini söyledi.   

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Malatya Vali Yardımcısı Sedat Özdemir, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Recep Bentli, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, ilçe kaymakamları ve çok sayıda davetli katıldı. 

Programın açılış konuşmasını yapan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, "İnsan ömrünün uzamasında, beklenen yaşam süresinin yükselmesinde modern tıpın gelişmesinde en önemli etken şüphesiz aşılardır. Toplumu hastalıklardan korumada en etkili, en ucuz, en kolay, yan etkisi en az olan tıbbı uygulamalardır. Aşıları ne kadar etkin uygularsak o kadar hastalıkların önüne geçeriz" dedi. 

Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara ise yaptığı konuşmada aşılarla ilgili yanlış algıların olduğuna dikkat çekerek," Aşılar aslında vücudumuza bir şeklide gösterdiğimiz mikropları savunma sistemine öğrettiğimiz, gerçek mikroplarla karşılaştığında ona cevap vermesini ve hasta olmadan atlatmayı amaçladığımız yapılardır" diye konuştu. 

Kara, aşılarla olan şüphelerin Türkiye Sağlık Bakanlığı sayfasından giderilebileceğini söyleyerek vatandaşların sosyal medyadan değil doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarından daha doğru ve net bilgileri alabilecekleri uyarısında bulundu. Kara gelen soruları cevaplarken covid aşılarının kalp krizini tetiklemediğinin altını çizdi.  Soru-cevap şeklinde devam eden programın sonunda Vali Yardımcısı Sedat Özdemir ve İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, Prof. Dr. Ateş Kara’ya plaket takdim etti. 
                            
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez/384821/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:13:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durulmalı]]></title>
			<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elazığ Medilines Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, kalp sağlığı hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp sağlığının genel sağlığın temel taşlarından birisi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali/384072/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:47:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp hastalıklarına karşı basit önlemler hayat kurtarıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Elif İlkay Yüce Ersoy, Kalp Sağlığı Haftası kapsamında yaptığı bilgilendirmede kalp hastalıklarının büyük bölümünün önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Manisa Şehir Hastanesi’nde vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Elif İlkay Yüce Ersoy, kalp sağlığının korunmasına yönelik önemli uyarılarda bulundu.
Kalp hastalıklarının hem Türkiye’de hem de dünyada en sık ölüm nedenlerinin başında geldiğini belirten Uzm. Dr. Ersoy, bu hastalıkların büyük bir kısmının önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını ifade etti.

Düzensiz yaşam, stres, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve sigara kullanımının kalp sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Ersoy, vatandaşların bu konularda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Kalp hastalıklarının bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini kaydeden Ersoy, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetleriniz olduğunda mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız gerekmektedir. Bu belirtileri asla ihmal etmeyin. Erken tanı hayat kurtarır." dedi.

Düzenli kontroller ve basit yaşam tarzı değişiklikleri ile kalp sağlığının korunabileceğini belirten Ersoy, vatandaşlara kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.
Ersoy, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Unutmayın ki kalbiniz sizin en güçlü ritminiz. Onu korumak için geç kalmayın. Sağlığınızı ihmal etmeyin. Biz kardiyoloji hekimleri olarak sağlığınızı korumak ve kontrollerinizi yapmak için buradayız. Bize başvurmaktan çekinmeyin."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor/384050/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 02:05:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurum'da soğuk tedavi yöntemi kalp hastalarına umut oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi'nde kalbinde ileri derecede ritim bozukluğu bulunan kadın hastalar, uygulanan ablasyon (dondurma) yöntemi sayesinde kalp yetersizliği ve felç riskinden kurtuldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kalpteki ritim bozukluğu nedeniyle çarpıntı, halsizlik ve nefes darlığı şikayeti olan 53 yaşındaki Konyalı Hatice Arslan ile 60 yaşındaki 9 çocuk annesi Naciye Cender, Erzurum Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinden Doç. Dr. Murat Özmen'e başvurdu.



Yapılan tetkiklerin ardından felç ve kalp yetmezliğine neden olan "Atrial Fibrilasyon (AF)" denilen ritim bozukluğu teşhisi konulan hastalara, Özmen ve ekibince hastanenin elektro fizyoloji ve ablasyon laboratuvarında, entübe edilmeden "dondurma" yöntemi uygulandı.

Gerçekleştirilen işlemle kalpteki ritim bozukluğu normale döndürülerek çarpıntı, nefes darlığı ve halsizlik şikayetleri giderilen hastalar, hem kalp yetersizliğinden hem de felç kalma riskinden kurtuldu.

Doç. Dr. Özmen, AF denilen kalpteki ritim bozukluğunun dünyada çok yaygın ve sık görüldüğünü söyledi.

Ritim bozukluğuna erken müdahalenin önemine işaret eden Özmen, "Hastalar bu ritim bozukluğuyla kaldığı zaman felç olma riski artıyor ve bundan dolayı hastayı nefes darlığı, çarpıntı, yorgunluk ve halsizliğe maruz bırakıyor." dedi.



Özmen, her iki hastaya ritim bozukluğu işlemini başarıyla uyguladıklarını aktardı.

- "Eksi 40-45 derecelere kadar balon ablasyonu dediğimiz dondurma işlemini yaptık"

Ablasyon işleminin ritim bozukluklarını tedavi etmede başarılı olduğunu vurgulayan Özmen, şöyle devam etti:

"Kalbin içine girerek ritim bozukluğuna sebep olan damarların etrafını dondurduk. Eksi 40-45 derecelere kadar 'balon ablasyonu' dediğimiz dondurma işlemini yaptık. Gayet güzel oldu, hastaların kalp ritmi normale döndü. Hastamız artık çarpıntıyı hissetmeyecek, inşallah kalp yetersizliği olmayacak ve hayatına sağlıklı devam edecek."

Özmen, dünyada en sık ölüm sebepleri arasında ilk sırada kanserin, ikinci sırada ise kardiyovasküler hastalıkların geldiğine dikkati çekerek, ritim bozukluklarının da kardiyovasküler sistemde önemli yere sahip olduğunu söyledi.

- Düzeltilmeyen ritim bozukluğu ciddi hayati tehlikelere sebep olabilir

Düzeltilmeyen ritim bozukluğunun ciddi hayati tehlikelere sebep olabileceğine işaret eden Özmen, "Eğer bu ritim bozukluğu geri döndürülemezse hastada ileri seviyede kalp yetersizliği, kalp krizleri ve felç geçirme durumları ve bunlar da hastanın çarpıntılarına, bayılmasına, nefes darlığına ve kendini halsiz hissetmesine sebep olacaktır. Bu yüzden ritim bozukluğunu erken evrede normal ritme çevirmek gerekir." diye konuştu.

Özmen, kalp sağlığı açısından çok yağlı yiyeceklerin azaltılmasını, kilo alımına dikkat edilmesini, sigara ve alkolden de uzak durulmasını tavsiye etti.

Çarpıntı hissettikten sonra hemen sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneren Özmen, "Erken teşhis çok önemli, eğer geç kalırsak dondurma işlemi fayda vermiyor." ifadesini kullandı.

Hastalardan Hatice Arslan da tavsiye üzerine Erzurum Şehir Hastanesine geldiğini anlatarak, "Çok halsiz kalıyordum, çarpıntım vardı, yol yürüyemiyordum, kendimi çok yorgun hissediyordum. Allah razı olsun, Murat hocam tedavimizi yaptı, hastane hizmetlerinden çok memnun kaldık. Doktor ve personel çok ilgili." dedi.

Çarpıntı ve kalp ağrısı şikayetlerinin artması üzerine Özmen'e geldiğini belirten hasta Naciye Cender ise "Önceden yürüyemiyordum, nefes darlığı çekiyordum, şimdi iyiyim çok şükür. Murat hocama teşekkür ederiz. Allah razı olsun, hastane hizmetlerinden çok memnun kaldık." şeklinde konuştu.

Hasta yakını Kadir Cender de astım gibi kronik hastalığı olan eşinin Doç. Dr. Özmen sayesinde sağlığına kavuştuğunu dile getirerek, kendisine ve hastane personeline teşekkür etti.

Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu ise son sistem teknolojiyle donatılan hastanede hizmet kalitesini artırarak Erzurum ve çevre illerden gelen hastalara en iyi sağlık hizmetini sunmak için çalıştıklarını kaydetti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu/383951/</link>
			<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uyuşturucu batağından Yeşilay sayesinde kurtuldu]]></title>
			<description><![CDATA[Van'da yaşayan 35 yaşındaki S.V, Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destek sayesinde 8 yıl kullandığı uyuşturucudan kurtularak kendisine yeni bir hayat kurdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Arkadaş çevresinden etkilenerek yıllar önce uyuşturucu kullanmaya başlayan S.V, aradan geçen zamanda psikolojik sorunlar yaşadı.

Aile bağlarının zayıfladığını fark eden S.V, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle bir süre sonra çevresiyle sorunlar yaşayarak yalnızlaştı.

Hem maddi hem de manevi açıdan daha kötü günler yaşayan S.V, bağımlılığından kurtulmak için anne ve babasının tavsiyesiyle gittiği YEDAM'dan destek almaya karar verdi.

Merkezdeki 2 yıllık rehabilitasyon sürecinin ardından uyuşturucu bağımlılığından kurtulan S.V, kurduğu yeni hayatıyla kayıplarını telafi etmeye çalışıyor.

 "Psikolojim ve maddi durumum günden güne kötüye gidiyordu"

Bağımlılıktan kurtulan S.V,  uyuşturucuyu hayatından tamamen çıkardığını, YEDAM'da rehabilitasyon sürecinin devam ettiğini söyledi.

Arkadaş ortamının etkisiyle 2014'te uyuşturucu kullanmaya başladığını anlatan S.V, şunları kaydetti:

"İlk zamanlarda kullandığım maddenin ismi her yerde geçiyordu ama ne kadar zararlı bir madde olduğunun farkında değildim. 'Kilo verdiriyor, dinç gösteriyor ve uzun süre uykusuz kalabiliyorsun' gibi yanlış bilgilere sahiptim. Merakla başladığım uyuşturucuyu bir kere kullanıp tekrar bırakabilirim diye düşünüyordum. Bir iki kullanımdan sonra alışkanlık haline geldi ve bu alışkanlığı istediğim zaman terk edebilirim diye düşünüyordum. Aylarca bu şekilde devam ettim ve kimsenin haberi yoktu, ailemden gizlemiştim. Belli bir dönem geçtikten sonra bu alışkanlığı terk edemedim ve bağımlılık haline geldiğini gördüm. Ailem ve eşim bir madde kullandığımın farkındaydılar ama bağımlılığın ne olduğunu bilmiyorlardı."

Zor süreçler yaşadığını, hayatının farklı bir boyuta evrildiğini belirten S.V, "Yaklaşık 1-2 yıl devam eden bu döngü nedeniyle işim, ruh halim, psikolojim ve maddi durumum günden güne kötüye gidiyordu. Maddeye bağlı kalmış ve çaresiz bir şekilde ne yapacağımı bilmeyen biri haline gelmiştim. İlk başta annem ve babam bana Yeşilaya başvurmamı teklif etti. Psikolojik açından kötü bir durumda olduğum için teklifi reddettim. Onlar da benden habersiz gelip destek aldılar. Bağımlı olan çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgi aldılar. Onlar geldikten sonra işleyiş biraz daha güzel geçti. Bana olan davranışları daha iyi oldu. Bu böyle devam edince ben de Yeşilaya başvurmaya ikna oldum." diye konuştu.

 "Günden güne daha iyi oldum"

Bağımlılıktan kurtulmanın sevincini yaşadığını dile getiren S.V, "Yeşilayın ikinci ailem olduğunu dile getirmek istiyorum. Yeşilaya geldikten sonra bağımlılıkla nasıl başa çıkılır ve bağımlılığın arka planındaki durumlar nelerdir, nasıl temiz kalabilirim, öfke nasıl kontrol edilir ve stresle nasıl başa çıkılır gibi konularda bilinçlendim. Yeşilaya kendimi teslim ettim ve süreç çok iyi devam etti. Ailemle olan ilişkilerimin YEDAM'a geldikten sonra tamamen değiştiğini fark ettim. Günden güne daha iyi oldum." ifadelerini kullandı.

YEDAM'da görevli uzman psikolog Adem Yakupoğlu ise tütün, alkol, madde, internet ve kumar bağımlılığı alanında sorun yaşayan bireylere ve ailelere ücretsiz psikolojik ve sosyal destek sağladıklarını belirtti.

Bozulan aile ilişkilerini onarmaya yönelik hizmetlerini sürdürdüklerini anlatan Yakupoğlu, şunları söyledi:

"Bağımlılıklardan kurtulmak önemli fakat tekrar başlamamayı öğrenebilmek de çok kıymetlidir. Aile içi iletişimler, kural koymalar, sorumluluk vermeler gibi birden fazla başlığı çalıştığımızı ifade edebiliriz. Danışanlarımızın terapideki bağlarını güçlendirmeye yönelik ev ziyaretleri de gerçekleştiriyoruz. Türkiye'nin her yerinde standart bir hizmetimiz var. Danışanlarımız, merkeze başvurduktan sonra ilk bir yıla kadar temizlik süreçlerini sürdürdükleri zaman birinci yıl pastamızı kesiyoruz. Bugün de danışanımızla ikinci yıl pastasını kestik."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu/383725/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:09:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanser vakalarının yarısına yakını önlenebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve yaklaşık 9,7 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, bu tablonun büyümesini engellemenin en güçlü yolunun bilinçlenme olduğunu vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası, kanser konusunda farkındalığı artırmak ve toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek adına önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor. Türk Kanser Derneği de bu kapsamda 1 Nisan’da Türk Kanser Derneği binasında bir basın toplantısı düzenledi.

Toplantıya Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Esat Namal, Psikoonkolog Psikoterapist Ceren Camadan, Diyetisyen Yasemin Güzel ve Sanatçı Betül Demir konuşmacı olarak katılarak kanser ve kanser hastalarına yönelik önemli bilgiler paylaştı.



Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve yaklaşık 9,7 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, bu tablonun büyümesini engellemenin en güçlü yolunun bilinçlenme olduğunu vurguladı.

Duruman, “Kanser yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil; aynı zamanda önemli ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunudur. Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık %90’ının çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışmalar, kanser vakalarının yaklaşık %30–50’sinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini göstermektedir. Yani hayatımızda yapacağımız bazı değişiklikler kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle toplumun doğru bilgiyle bilinçlenmesi, erken teşhisin yaygınlaşması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi kanserle mücadelede büyük önem taşımaktadır.” dedi.

Duruman ayrıca, düzenli sağlık kontrolleri ve tarama programlarına katılımın birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesini sağladığını ve tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Türk Kanser Derneği’nin ücretsiz hizmetleri kapsamında Türkiye genelinde yürütülen tarama programlarına tüm vatandaşları davet eden Duruman, “Vatandaşlarımız derneğimizi arayarak veya web sitemiz üzerinden kayıt oluşturarak ücretsiz tarama hizmetlerimizden faydalanabilir.” ifadelerini kullandı.

Uzman Dr. Esat NAMAL konuşmasında; 

“Bizim için öncelik kanser olmamaktır. Çünkü kanser vakalarının yaklaşık %30‘41-ı önlenebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, çoğu insanın bildiği ancak uygulamakta zorlandığı bazı temel öneriler bulunmaktadır. Sigara içmemek, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, mümkün olduğunca kilo almamak önemlidir. Obezite, son dönemde öne çıkan önemli kanser risk faktörlerinden biridir. Bunun yanı sıra, mümkün olduğunca stressiz ve daha mutlu bir yaşam sürmeye çalışmak, kanseri davet etmemek adına önem taşır.

Ancak tüm bu önlemlere rağmen, maalesef kanser herkes için ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Günümüzde dünya genelinde, kalp hastalıklarından sonra yaşam kaybında ikinci sırada yer almakta ve görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.

Burada en kritik konu erken teşhistir. Kanser erken evrede tespit edildiğinde, günümüzde gelişen tıbbi imkânlar sayesinde tamamen tedavi edilebilmekte, yani kür sağlanabilmektedir. Teknolojideki ilerlemeler sayesinde erken evrede yakalanan hastalar, tedavi sonrasında normal ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir.

Türk Kanser Derneği, kanser hastalarına yönelik sunduğu destek hizmetlerinin yanı sıra ücretsiz kanser taramaları da gerçekleştirmektedir. Herkesi düzenli olarak taramalarını yaptırmaya davet ediyoruz.”

Psikoonkolog Psikoterapist Ceren CAMADAN; “Psikoonkoloji, kanser tanısı alan bireyin yalnızca bedensel değil; duygusal ve zihinsel süreçlerini de destekleyen bir alandır.

Gönüllü olarak destek verdiğim Türk Kanser Derneği’nde, bu sürecin psikolojik boyutuna eşlik ediyor; hasta ve hasta yakınlarının yalnız olmadığını hissetmelerine katkı sağlamaya çalışıyorum.

Görüyoruz ki “ya sonuç kötü çıkarsa” kaygısıyla taramalar ertelenebiliyor. Oysa ertelemek riski azaltmaz, sadece görünmez hale getirir. Erken teşhis sadece bir seçenek değil, bir yaşam fırsatıdır. Hep söylediğimiz gibi erken teşhis hayat kurtarır” sözleriyle taramaların önemini vurguladı.

Diyetisyen Yasemin Güzel; “Kanserden korunma ve kanser sürecinde beslenme birbirinden ayrı değil; beslenme hem hastalığın oluşumunu önlemede hem de tedavi sürecinde güçlü bir destek mekanizmasıdır. Yaşam tarzı faktörleri içinde önemli bir yere sahip olan beslenme, tedavinin yerine geçmez ancak vücudun direncini, tedaviye yanıtını ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler.

Koruyucu beslenmede liften zengin, antioksidan içeriği yüksek, dengeli ve bütüncül bir yaklaşım esastır; tek bir “mucize besin” yoktur. Kanser tanısı almış bireylerde ise amaç sadece kilo kontrolü değil, kişiye özel ve bilimsel bir planla kas kaybını önlemek, bağışıklığı desteklemek ve tedavi sürecini daha iyi yönetmektir.

Sonuç olarak hem korunmada hem tedavi sürecinde önemli olan yasaklar değil; dengeli, sürdürülebilir ve bilimsel temellere dayanan bir beslenme yaklaşımıdır.” diyerek sağlıklı beslenmenin hem korunma hem tedavi sürecindeki önemini anlattı.

Sanatçı Betül Demir;

                                  

“Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız. Çünkü birçok insan için en büyük sorun, hasta olma korkusu. Bu durum özellikle kanser söz konusu olduğunda daha da belirgin hale geliyor. Bu nedenle teşhis ve tarama süreçlerini erteleme eğilimimiz bulunuyor. Erteledikçe, maalesef daha ileri evrede kanser vakalarıyla karşılaşabiliyoruz. Elbette günümüzde tıp ilerlediği için ileri evre hastalar da çeşitli tedavilerden faydalanabilmektedir; ancak yine de asıl önemli olan geç kalmamaktır. Bu yüzden kanserden değil, geç kalmaktan korkmalı; kendimize iyi bakmalıyız. Aynı zamanda kanserle mücadelede hem önleyici hem destek hizmetleriyle çalışmalar gerçekleştiren Türk Kanser Derneği’ne de desteklerimizi esirgememeliyiz” sözleri ile erken teşhisin önemine vurgu yaptı ve destek çağrısında bulundu. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir/383654/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:44:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Amatör maçta ilginç görüntüler:]]></title>
			<description><![CDATA[Artvin’in Hopa ilçesinde oynanan amatör futbol karşılaşması öncesinde taraftarların kamyon kasasında stadyuma gitmesi renkli ve ilginç görüntüler oluşturdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TFF 3. Lig karşılaşmasında Artvin Hopaspor, sahasında Amasyaspor FK’yı 4-1 mağlup etti. Karşılaşma öncesinde taraftarların kamyon kasasında stadyuma gitmesi ise ilginç görüntülere sahne oldu. Maç öncesi takımlarını desteklemek isteyen çok sayıda taraftar, cadde ve sokaklarda bir araya geldi. Bazı taraftarların bir kamyonun kasasına binerek marşlar ve tezahüratlar eşliğinde stadyuma gitmesi dikkat çekti.
Yağışlı havaya aldırış etmeyen taraftarlar, ellerindeki bayraklarla takımlarına destek verirken, ortaya çıkan görüntüler çevredeki vatandaşların da ilgisini çekti. Kamyon kasasında yapılan bu yolculuk, amatör futbolun coşkusunu ve taraftar bağlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Maç öncesinde yaşanan bu anlar, vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülenerek sosyal medyada paylaşıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/amator-macta-ilginc-goruntuler/383634/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:58:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi! Yerli kanser ilacında ilk adım]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk yerli kanser ilacı adayının faz 1 çalışmalarında başarılı sonuç verdiğini açıkladı. Son bir yılda 7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama yapılırken, 28 bin kişide erken kanser bulgusu tespit edildi. Yeni molekülün ileri aşamaları tamamlanırsa Türkiye’nin kendi ilacını dünya sağlık sistemine kazandırması hedefleniyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi! Yerli kanser ilacında ilk adım

 
 


 

 

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kanser tedavisine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye’nin bilimsel açıdan kritik bir eşiğe geldiğini duyurdu. Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk özgün ilaç adayının faz 1 klinik araştırmalarında başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, “ Türkiye kendi laboratuvarında, hastanelerinde ve bilim insanlarıyla ilk defa bir molekülü ortaya çıkarma aşamasında. Faz 1 çalışmaları çok başarılı oldu” dedi.

7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama

Bakan Memişoğlu, Türkiye’de meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserlerine yönelik ücretsiz tarama programlarının sürdüğünü belirtti. Son bir yılda 7 milyon 700 bin kişiye tarama yapıldığını açıklayan Memişoğlu, bu çalışmaların aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri koordinasyonunda yürütüldüğünü ifade etti.

Yapılan taramalarda 276 bin kişi şüpheli olarak değerlendirilirken, 28 bin kişide erken kanser bulgularına rastlandı. Bu sayede binlerce vatandaşın erken tanı ile tedaviye erişim sağladığı vurgulandı.

Erken teşhis hayat kurtarıyor

Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çeken Memişoğlu, “Kanserden korkma, geç kalmaktan kork. 40 yaş üzerindeki vatandaşlarımız ücretsiz tarama hizmetlerinden faydalanabilir” dedi. Türkiye’de yapay zeka destekli tanı sistemlerinin de aktif olarak kullanıldığını belirten Memişoğlu, sağlık altyapısının dünya standartlarının üzerinde olduğunu söyledi.

Memişoğlu, Boğaziçi Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen molekülün faz 2 ve faz 3 çalışmalarının da başarıyla tamamlanması halinde Türkiye’nin kendi geliştirdiği ilk kanser ilacını dünya sağlık sistemine kazandıracağını ifade etti.

Çalışmada emeği geçen kurumlar arasında Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi, Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi yer alırken, projede Prof. Dr. Rana Sanyal’ın önemli rol üstlendiği belirtildi.

Yan etkileri azaltan yeni teknoloji

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal ise geliştirilen teknolojinin ilacı doğrudan tümör hücresine yönlendirdiğini belirterek, bu sayede yan etkilerin azaltıldığını ve tedavi etkinliğinin artırıldığını söyledi. Çalışmanın TÜBİTAK ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle yürütüldüğü ifade edildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim/383619/</link>
			<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 17:36:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından bahar alerjisi uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Buğra Subaşı, bahar alerjisi olan kişiler için önemli bilgiler paylaştı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Halk arasında saman nezlesi, bahar alerjisi olarak bilindiğini, tıpta ise mevsimsel alerjik rinit olarak adlandırıldığını ifade eden Doç. Dr. Buğra Subaşı, bu hastalığı; özellikle bahar aylarında burundan solunan polen gibi alerjen maddelere karşı vücut bağışıklık sisteminin verdiği aşırı bir tepki şeklinde tanımladı. Ayrıca Subaşı, özellikle; çayır, çimen, ot, ağaç, çiçek polenlerinin de bahar alerjisini tetiklediğinin altını çizdi.

"Soğuk algınlığından ayırt edici özellikleri var"
Ülkemizde bahar alerjisi görülme oranının yüzde 20 civarında olduğunu ve soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Subaşı, "Bahar alerjisi olan kişilerde; burun tıkanıklığı, açık şeffaf renkli burun akıntısı, kaşıntı, geniz akıntısı, gözlerde kızarma, yaşarma, öksürük, koku bozuklukları gibi şikayetler gözlenebilir. Soğuk algınlığında da benzer şikayetler olsa da ayrıca ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, halsizlik, kırgınlık, üşüme, titreme gibi akut enfeksiyon bulguları da izlenebilir. Soğuk algınlığının 1 haftada düzelmesini bekleriz ancak bahar nezlesi daha uzun sürer" dedi.

"Alerjinin şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir"
Alerjinin şiddeti kişiden kişiye değişebileceğini söyleyen Subaşı, "Kişilerin reaksiyon verdiği alerjen madde sayısı ve çeşidi farklı olabilir. Alerjene maruziyet sıklığı ve süresi farklı olabilir. Kişinin özellikle burun eğriliği gibi üst solunum yolu hastalıkları, akciğer hastalıkları gibi ek hastalıkları, kötü beslenme alışkanlıkları, hava kirliliği, sigara dumanına maruz kalmaları alerji şiddetini arttırabilir. Dolayısı ile bazı kişilerde hafif şikayetlere sebep olup kısa sürerken bazı kişilerde orta ve ağır şikayetlere sebep olup uzun sürebilir." diyerek ek hastalıkları olan kişilerin özellikle dikkatli olması tavsiyesinde bulundu.

Bahar alerjisinin yol açabileceği sağlık sorunları ve korunma yöntemleri
Bahar alerjisi olduğu halde sağlık kontrolünü ya da tedaviyi reddeden kişilerin karşılaşabileceği sağlık riskleri hakkında da açıklamalarda bulunan Subaşı, "Bahar alerjisi kişinin iş, okul ve sosyal hayatını olumsuz etkiler. Sinüzite, orta kulak enfeksiyonlarına, uyku bozukluklarına sebep olabilir ve astıma ilerleyebilir. Bahar alerjisi ilkbahar ve yaz döneminde vücudun alerjen maddeye verdiği aşırı reaksiyondur ve tamamen tedavi edilemese de tedavi ile kontrol altına alınabilir. Tedavi yöntemleri arasında özellikle, alerjen maddeden korunma, ilaç tedavisi ve immünoterapi (aşı tedavisi) sayılabilir. İlaç tedavisinde antihistaminikler, kortizonlu burun spreyleri, serum fizyolojik ile burun içi yıkama kullanılabilir. Cilt (prick testi) ve kan testlerinde alerjen madde tespit edilen ancak korunma ve tedaviden yeteri kadar fayda görmeyen hastalarda aşı tedavisi uygulanabilir" dedi.

Dikkat edilmesi gerekenler
Bahar alerjisi olan kişilerin dışarıya çıkarken; şapka, uzun kollu giysiler, gözlük, pantolon gibi kıyafetleri kullanmasını, eve döndüklerinde ise kıyafetlerini değiştirip, bol su ile duş almalarını öneren Buğra Subaşı, "Özellikle sabah ve öğlen saatlerinde ve rüzgarlı havalarda polenler yoğunken dışarıya çıkmamalıdırlar, kapı ve pencereler kapalı tutulmalıdırlar. Bu mevsimlerde piknik yapmak, açık havada spor yapmak, araçta camlar açık seyahat etmek polen temasını arttırabileceği için dikkat edilmelidir. Araçlarda polen filtreleri bulunmalı, çamaşırlar ev içinde kurutulmalı, çim biçme gibi bahçe işleri yapılmamalıdır. Bahar alerjisinde en önemli tedavi yöntemi alerjen maddeden korunmaktır. Hastaların korunma yöntemlerini bilip bunları uygulamaları önem arz etmektedir.


Ayrıca bahar alerjisi olan kişiler polen mevsimi başlamadan hemen önce Kulak Burun Boğaz hekimlerine başvurup kendilerine uygun tedaviyi alırlarsa hastalığın şiddetini azaltmış olurlar" diyerek açıklamasını sonlandırdı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi/383617/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 05:47:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"]]></title>
			<description><![CDATA[Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor.

"Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi"

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu.
Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti.

"Sosyal problemler yaşıyorlar"

Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın' diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim' diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu' diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu.

"Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor"

Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var' diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı.

Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu.

"Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler"

Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:
"Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski."

"Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz"

Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu.

"Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir"

Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi:
"Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali/383616/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 01:46:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Diyetle incelmeyen bacaklar, lipödem işareti olabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Lipödem, özellikle kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman "bölgesel kilo" ya da "selülit" sanılarak gözden kaçan kronik ve ilerleyici bir hastalık. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, erken tanının hastalığın seyrini değiştirdiğini vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyet ve egzersize rağmen özellikle bacaklarda incelme olmamasının önemli bir uyarı işareti olduğunu belirten Büyükkömürcü, doğru planlanmış fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle lipödemin kontrol altına alınabildiğini ve hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabildiğini ifade etti.

Lipödemin, özellikle kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, hastaların yıllarca bu tabloyu "bölgesel kilo" ya da "selülit" olarak değerlendirdiğini söyledi. Lipödemin klasik kilo artışıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Büyükkömürcü, "Lipödem çoğunlukla kadınlarda görülen, özellikle kalça, bacak ve bazen kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize kronik bir hastalıktır. Ancak bu yağlanma klasik kilo artışından tamamen farklıdır. Obezitede yağ dokusu vücudun her yerine dağılırken, lipödemde gövde genellikle daha ince kalır, bacaklar belirgin şekilde kalınlaşır. Bununla birlikte hastalarda dokunmakla ağrı, hassasiyet ve kolay morarma sık görülür. En çarpıcı noktalardan biri ise, diyet ve kilo verme çabalarına rağmen özellikle alt ekstremitedeki hacmin değişmemesidir" dedi.

En büyük sorunlardan biri geç tanı
Lipödemin en büyük sorunlarından birinin geç tanı olduğunu belirten Büyükkömürcü, sürecin neden geciktiğini şöyle anlattı:
"Lipödem çoğu zaman 'bölgesel kilo', 'genetik kalın bacak yapısı' ya da 'selülit' olarak değerlendirilir. Bu nedenle hem hastalar hem de sağlık sistemi içinde fark edilmesi gecikir. Toplumda bilinirliğinin düşük olması ve obezite ile sık karıştırılması, tanının çoğu zaman ileri evrelere kadar konulamamasına yol açar."
Hastalığın özellikle kadınları etkilediğini belirten Büyükkömürcü, "Lipödem neredeyse tamamen kadınlarda görülür. Genellikle ergenlik, gebelik ve menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirgin hale gelir. Ayrıca ailesel yatkınlık oldukça belirgindir, aynı ailede benzer bacak yapısına sahip kadınların olması sık karşılaştığımız bir durumdur" diye konuştu.

İlk belirtiler çoğu zaman gözden kaçıyor
Hastalığın erken döneminde ortaya çıkan bulguların çoğu zaman önemsenmediğini vurgulayan Büyükkömürcü, şu ifadeleri kullandı:
"Erken dönemde bacaklarda orantısız kalınlaşma, gün içinde artan dolgunluk ve ağırlık hissi, dokunmakla hassasiyet, kolay morarma ve ciltte portakal kabuğu görünümü gibi bulgular ortaya çıkar. Ancak bu dönemde ödem çok belirgin olmayabilir. Bu da hem hastalar hem de hekimler açısından tanıyı zorlaştırır. 'Diyet yapıyorum ama bacaklarım incelmiyor' ifadesi lipödem hastalarının en sık dile getirdiği şikâyetlerden biridir. Kişi kilo verir, üst vücut incelir, ancak bacaklardaki hacim belirgin şekilde değişmez. Bu durum lipödem açısından önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir."

Lipödem ile lenfödem en çok karıştırılan iki hastalık
İki hastalığın sık karıştırıldığını belirten Büyükkömürcü, "Lipödemde yağ dokusu artışı ön plandadır ve ayaklar genellikle etkilenmez. Ağrı ve hassasiyet belirgindir. Lenfödemde ise lenf sıvısının birikimi söz konusudur, ayaklar da şişer ve daha sert, basmakla çukurlaşan bir ödem görülür. İleri evre lipödemde lenfödem de tabloya eklenebilir" ifadelerini kullandı. Büyükkömürcü, lipödemin ilerleyici bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Tedavi edilmediğinde yağ dokusu artışı devam edebilir, hareket kısıtlılığı gelişebilir, ağrı ve hassasiyet artabilir. Cilt altı dokuda nodüler yapılar oluşarak zamanla fibrotik sertleşmeler gelişebilir. Cilt yüzeyinde düzensizlik ve portakal kabuğu görünümü belirginleşebilir. İleri evrede lenfödem tabloya eklenebilir. Bu durum yalnızca estetik bir sorun olmaktan çıkar, hastanın günlük yaşamını ve hareket kapasitesini ciddi şekilde etkileyen kronik bir tabloya dönüşebilir" dedi.

Hormonlar, seyrini doğrudan etkiliyor
Lipödemde hormonal etkinin belirleyici olduğunu Büyükkömürcü, şu bilgileri verdi:
"Östrojen, yağ dokusunun vücuttaki dağılımını doğrudan etkiler. Bu hormonun etkisiyle alt ekstremitedeki yağ hücreleri daha kolay büyür, sıvı tutma eğilimi artar ve damar geçirgenliği yükselir. Bu da dokuda hassasiyet ve ödem gelişmesine yol açar.
Öte yandan lipödem tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir. Ancak doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Manuel lenf drenajı ile lenfatik dolaşımı uyarılararak sıvı birikimi azaltılabilir. Kompresyon tedavileri ve bandajlama ile dokuya dışarıdan destek sağlanabilir. Kişiye özel egzersiz programları ile kas pompası aktive edilerek, dolaşım artırılır. Özellikle sertleşmiş ve nodüler dokularda ESWT yani şok dalga tedavisi önemli bir destekleyici seçenek olarak öne çıkmaktadır. Liposuction uygun hastalarda etkili bir seçenek olabilir. Ancak cerrahi, ileri evre hastalarda ve konservatif tedavilere yanıt alınamayan durumlarda, doğru hasta seçimi yapılarak gündeme gelmelidir."

Egzersiz, dolaşımı düzenlemek için yapılmalı
Egzersizin rolüne dikkat çeken Büyükkömürcü, "Yüzme ve su içi egzersizler, hidrostatik basınç etkisi sayesinde doğal bir kompresyon sağlar ve ödem kontrolünde oldukça etkilidir. Bunun yanında tempolu yürüyüş, bisiklet ve düşük etkili kuvvet egzersizleri de önerilmektedir. Düzenli egzersiz ile kas pompası aktive olur, dolaşım artar, sıvı birikimi azalır ve ağrı kontrol altına alınabilir. Lipödemde egzersizi ‘yağ yakmak’ değil ‘dolaşımı düzenleyen bir tedavi aracı’ olarak görmek gerekir" diye konuştu. Beslenmenin rolüne değinen Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, şu değerlendirmede bulundu:
"Beslenme doğrudan tedavi edici değildir ancak hastalığın seyrini etkileyen önemli bir faktördür. Akdeniz tipi beslenme ve düşük karbonhidrat temelli yaklaşımlar inflamasyonu azaltıcı etkileri nedeniyle öne çıkar. Bu sayede hassasiyet, ödem ve ağrı gibi şikâyetlerde azalma sağlanabilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir/383615/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:43:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Eser Akkuş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getirdiğini belirterek, "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getiriyor. Özellikle çocuklarda sıkça görülen bahar alerjileri, erken önlem alınmadığında daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Eser Akkuş aileleri uyardı.

"Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir"

Doğa yeşillenirken havada uçuşan polenlerin, özellikle çocuklarda bahar alerjisini tetiklediğini ifade eden Akkuş, "Her yıl bahar aylarında çocuk polikliniklerinde alerjik rinit (saman nezlesi) ve alerjik astım şikayetlerinde belirgin artış gözleniyor. Baharda ağaç ve çimen polenleri yoğunlaştığında çocuklarda ardı ardına hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı, burun ve göz kaşıntısı, sulanan gözler, öksürük ve yorgunluk gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bahar mevsimi birçok aile için keyifli bir dönem olsa da, polen alerjisi olan çocuklar için zorlu geçebilir. Doğa uyanırken, baharın müjdecisi olarak kabul edilen çiçekler ve yeşillik aslında binlerce çocuğun sağlığını tehdit eder. Havada milyonlarca polen tanesi uçuşurken, özellikle alerjik bünyeli çocuklar için bahar ayları zorlu bir döneme dönüşür. Her yıl mart ayından itibaren çocuk polikliniklerine başvuran alerjik rinit ve astım vakalarında önemli ölçüde artış gözlenir" ifadelerini kullandı.

"Belirtiler hafife alınmamalı"

Ardışık hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, burun, göz, boğaz ve damakta kaşıntı, sulanan ve kızaran gözler, kuru öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı belirtisi olabilir), yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku sorunları en sık görülen belirtiler arasında olduğunu dile getiren Akkuş, "Erken tanı ve doğru korunma yöntemleriyle çocukların bahar aylarını keyifle geçirmeleri mümkün. Ailelerin çocuğunda bahar belirtileri fark ettiğinde 'geçer' diye beklememesi, mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir. Çünkü tedavi edilmeyen alerjik rinit, özellikle çocuklarda astım gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan, astımlı veya atopik bünyeli çocuklar risk grubundadır" diye konuştu.

"Ailelere 7 pratik korunma önerisi"

"Polenlerin en yoğun olduğu sabah erken saatleri ve akşamüstü dışarı çıkmayı sınırlayın" diyen Akkuş, "Eve geldikten sonra çocuğun kıyafetlerini değiştirin, saçını ve yüzünü yıkayın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun, gerekirse hava temizleyici veya polen filtreli klima kullanın. Çocukların gözlük takmasını ve dışarıda maske kullanmasını teşvik edin. Nevresim ve çarşafları sık yıkayın, halı ve peluş oyuncakları azaltın. Belirtiler başladığında vakit kaybetmeden çocuk hastalıkları uzmanına başvurun. Doktor önerisiyle antihistaminik damla veya spreyler ile burun kortizon spreyleri gibi tedaviler erken dönemde başlanabilir. Gerekli görülen vakalarda alerji aşısı (immünoterapi) uzun vadeli çözüm sunar" ifadelerini kullandı.

"Beslenme büyük rol oynuyor"

Vücuttaki iltihabı azaltan anti-enflamatuar beslenme yaklaşımı, bağışıklık sistemini dengeleyerek hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve astım ataklarını hafifleteceğini söyleyen Akkuş, "Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, ceviz ve keten tohumu, C vitamini yüksek taze meyve-sebzeler; probiyotik kaynakları ve antioksidanlar tüketmek faydalıdır.

Öte yandan işlenmiş gıdalar, şeker ve kızartmalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebilir. Çocuklarda bahar alerjisinde sağlıklı ve dengeli beslenme, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede daha dirençli bir bünye oluşmasına da katkı sağlar" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir/383614/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:41:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bölgesel sağlıkta yeni aşama]]></title>
			<description><![CDATA[Adıyaman'ın Kahta ilçesinde sağlık alanındaki yatırımlara bir yenisi daha eklendi. Kâhta Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan anjiyo ünitesi, hizmete açıldı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yeni hizmet sayesinde kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir eksikliğin giderilmesi hedefleniyor. Kâhta Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Akel, yaptığı açıklamada, ilçede sağlık hizmetlerinin her geçen gün güçlendiğine dikkat çekti.
Başhekim Akel, "Hastanemiz bünyesinde Sağlık Bakanlığımızın, milletvekilimizin ve İl Sağlık Müdürlüğümüzün büyük destekleriyle anjiyo merkezimizi açarak Kâhtalı hemşerilerimizin hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Bu önemli yatırım sayesinde vatandaşlarımız artık kalp damar hastalıklarıyla ilgili pek çok işlemi ilçemizde yaptırabilecek" dedi.

Uzman hekim sayısının artırıldığını da vurgulayan Akel, "Hastanemize kazandırdığımız yeni uzman hekimlerle birlikte hem hizmet kalitemizi yükseltiyor hem de daha fazla hastaya hızlı ve etkin şekilde ulaşabiliyoruz. Böylece özellikle acil müdahale gerektiren durumlarda zaman kaybının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Vatandaşlarımızın tedavi için başka illere gitme zorunluluğunu önemli ölçüde azaltıyoruz. Bu durum hem hastalarımız için büyük bir kolaylık sağlıyor hem de sağlık sistemine yükü hafifletiyor. Kahta'da sağlık hizmetlerini daha ileriye taşımak için çalışmalarımız kararlılıkla devam edecek" diye konuştu.

Kâhta'ya kazandırılan sağlık yatırımının bölge için büyük bir kazanım olduğunu vurgulayan AK Parti Adıyaman Milletvekili İshak Şan, "Sağlık alanında yapılan her yatırım, vatandaşlarımızın yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlamaktadır. Kahta Devlet Hastanemizde hizmete açılan Anjiyo Ünitesi ile birlikte hemşerilerimizin başka illere gitmeden modern sağlık hizmetlerine ulaşabilecek olması bizleri son derece memnun etmektedir. Bu yatırımın ilçemize kazandırılmasında emeği geçen başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere tüm yetkililere teşekkür ediyor, Kâhta'mıza hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerine yer verdi.

Yeni açılan Anjiyo Ünitesi ile birlikte Kâhta Devlet Hastanesi'nin bölgedeki sağlık hizmetlerinde önemli bir merkez haline gelmesi bekleniyor. Açılışa, Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan, Mustafa Alkayış, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Ekrem Gürkan Çadır, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik, Kahta Kaymakamı Muhammed Üsame Soysal, Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, AK Parti Kahta İlçe Başkanı Gafar Çelebi ve beraberindeki heyetin katıltıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bolgesel-saglikta-yeni-asama/383489/</link>
			<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:19:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanser tedavisinde yeni dönem! Akıllı radyoterapi ]]></title>
			<description><![CDATA[Kanser tedavisinde gelişen teknolojiyle birlikte radyoterapi yöntemleri her geçen gün daha hassas ve etkili hale geliyor. Uzmanlar, akıllı radyoterapi sayesinde tümörün milimetrik hassasiyetle hedef alınabildiğini ve sağlıklı dokuların büyük ölçüde korunabildiğini belirtiyor. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe ise "Gelişen teknolojiler sayesinde tedavi süreçleri daha konforlu geçebiliyor, yan etkiler ise önemli ölçüde azaltılabiliyor" dedi. 

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kanser tedavisinde teknolojik gelişmeler, radyoterapi uygulamalarında önemli bir dönüşümü beraberinde getirdi. Gelişmiş görüntüleme ve planlama sistemleri sayesinde radyoterapi tedavileri artık çok daha hassas ve hedefe yönelik uygulanabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe, kanser haftası kapsamında yaptığı açıklamada, modern radyoterapi teknikleriyle tümör dokusunun milimetrik hassasiyetle hedef alınabildiğini ve sağlıklı dokuların büyük ölçüde korunabildiğini ifade etti. 
 
  Radyoterapi kişiye özel planlanıyor 

Kanser tedavisinde her hastanın durumunun farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Metcalfe, "Tedavi planları kişiye özel olarak oluşturuluyor. Radyoterapi planlamasında hastanın yaşı, kanserin türü, evresi ve genel sağlık durumu gibi birçok faktör değerlendirilir. Günümüzde gelişmiş bilgisayarlı planlama sistemleri sayesinde tedaviler üç boyutlu görüntüler üzerinden planlanabiliyor. Böylece tümör dokusu en doğru şekilde hedef alınırken sağlıklı dokuların korunması sağlanabiliyor" dedi. Geriatrik Onkoloji Derneği başkanlığını da sürdüren Prof. Dr. Metcalfe, ileri yaşın kanser tedavisine engel olmadığını ve yaşlı hastalarda da uygun tedavi planlaması ile başarılı sonuçlar elde edilebildiğini belirtti. 
 
  Multidisipliner yaklaşım tedavi başarısını artırıyor 

Kanser tedavisinde farklı branşların birlikte çalışmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Metcalfe, "Kanser tedavisi multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmektedir. Radyasyon onkolojisi, medical onkoloji ve cerrahi ekiplerinin birlikte değerlendirdiği tedavi planları sayesinde hastalar için en uygun yöntem belirlenmektedir. Erken tanı ile birlikte doğru tedavi planlaması yapıldığında günümüzde birçok kanser türünde başarılı sonuçlar elde etmek mümkün olabilmektedir" ifadelerini kullandı. 
 
  Erken tanı kanserle mücadelede hayati önem taşıyor 

Kanserle mücadelede en önemli unsurlardan birinin erken tanı ve düzenli sağlık kontrolleri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Evrim Metcalfe, toplumda kanser farkındalığının artırılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, "Kanser artık birçok türde erken tanı konulduğunda tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir. Bu nedenle tarama programlarına katılmak, risk faktörlerini azaltacak sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemek ve şüpheli belirtiler görüldüğünde gecikmeden bir uzmana başvurmak büyük önem taşımaktadır. Bilimsel gelişmeler sayesinde kanser tedavilerinde her geçen gün daha etkili ve daha konforlu yöntemler kullanılmaktadır" dedi. 
                                    
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-tedavisinde-yeni-donem-akilli-radyoterapi-6138.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-tedavisinde-yeni-donem-akilli-radyoterapi-6138.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-tedavisinde-yeni-donem-akilli-radyoterapi-6138-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-tedavisinde-yeni-donem-akilli-radyoterapi-6138.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kanser-tedavisinde-yeni-donem-akilli-radyoterapi/383454/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 13:42:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan ‘kahve’ uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[En çok tüketilen içeceklerden olan kahvenin kalp sağlığına etkilerine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Bunlar genellikle nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı hali oluşturabilir. Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte, olumsuz etkiler göz önünde bulundurulmalı" dedi.

Her gün milyonlarca kişinin tükettiği kahve, çay gibi ürünlerde bulunan kafeinin kalp sağlığına etkilerine ilişkin bilgi veren uzmanlar uyarıyor. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci de kafeinin hem olumlu hem olumsuz etkileri olabildiğini söyledi. Günde 4 fincan ve üzeri kahve tüketiminin olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, kalp sağlığının korunması için yapılması gerekenleri sıraladı.

"Nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı oluşturabilir"

‘Kafein şu anda dünya genelinde çok tüketilen içeceklerin içerisinde bulunan temel bileşen, çalışmaların devam ettiği bir molekül’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Kafein tüketiminin hem olumlu hem olumsuz etkileri var. Mevcut veriler ışığında söylenebilecek olan kafein tüketiminin genel olarak hafif orta düzeyde güvenli olduğu, hatta bazı kardiyak ve metabolik açılardan koruyucu etkilerinin de olduğu yönünde. Yüksek dozda tüketiminin kalp krizini arttırdığını gösteren çalışmalar olduğu gibi sağlıklı bireylerde orta düzeyde tüketimin koruyucu olduğunu gösteren çalışmalar da var. Bu konu halen araştırma aşamasında. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Genel olarak nabız artışı, düzensiz ritim olabilir. Tansiyonda ani yükselişe neden olabilir, sinirlilik hali, kaygı oluşturabilir. Özellikle öğleden sonra fazla tüketiminde uykuyu olumsuz yönde etkileyebilir, kalp dışı etkileri; kalsiyum emilimini bozarak kemik erimesine neden olabilir. Gebeler bu açıdan riskli diyebiliriz, yüksek dozda tüketim erken doğum ya da bebekte gelişme geriliğine neden olabiliyor bu açıdan da dikkatli olmak gerekir" dedi.

"Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte"

‘Kafein tüketim deyince ilki başta çay kahve tüketimi akla gelmekte’ diyen Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Ama yüksek dozda kafein içeren enerji içecekleri mevcut. Enerji içeceklerinin kalp damar sağlığı açısından olumsuz etkileri giderek daha fazla ortaya çıkmakta. Sağlıklı bireylerde dahi enerji içeceği tüketimi sonrası önemli ritim bozuklukları, tansiyon yüksekliği, kalp krizinin tetiklenmesi gibi durumlar ortaya çıkabilmekte. Kafeinin etkileri açısından bireysel farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. Kafeini metabolize eden enzimdeki bireysel değişikliklerden kaynaklanıyor. Kahve tüketimi özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. Yeni nesil kahvecilerde mevcut olan kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte. Bunlara bağlı fazla şeker alımının getirdiği olumsuz etkiler de yine göz önünde bulundurulmalı. Kalp hastaları için şuan ki veriler ışığında orta düzeyde tüketim güvenilir gözükmekte. Kalp damar sağlığı dediğimiz zaman en temel 2 nokta; sağlıklı beslenme ve fiziksel egzersiz. Akdeniz tipi beslenme, bitkisel ağırlıklı bir beslenmeyi kast ediyoruz. Doymuş yağ asitleri yerine doymamış yağ asitlerinin tercih edilmesi, işlenmiş etin minimum oranda tüketilmesi, bunun yerine balık tüketiminin haftada en az 1 gün olacak şekilde desteklenmesi önerilmekte. Tuz ve şeker tüketimini mümkün olduğunca kısıtlamak ve yine fazla alkol tüketimine dikkat etmek vurgulanması gereken noktalar. Sigaranın bırakılması, mental sağlık, stres yönetimi de kalp sağlığı açısından önemli noktalar" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanlardan-kahve-uyarisi-4408.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanlardan-kahve-uyarisi-4408.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanlardan-kahve-uyarisi-4408-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanlardan-kahve-uyarisi-4408.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanlardan-kahve-uyarisi/383394/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:05:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Göz sağlığını tehdit eden sessiz tehlike]]></title>
			<description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akgün Sayar, "Göz sağlığını tehdit eden ve sinsi ilerleyebilen bazı hastalıklar, erken dönemde fark edilmediğinde kalıcı görme kayıplarına yol açabiliyor. Baş ağrısı, görme alanında daralma ve ışık halkaları gibi belirtiler ise çoğu zaman ihmal ediliyor. Oysa bu şikayetler ciddi göz hastalıklarının habercisi olabiliyor" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akgün Sayar, özellikle glokom (göz tansiyonu) gibi hastalıkların erken teşhis edilmediğinde geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olabileceğini belirtti. Op. Dr. Sayar, "Hastalar genellikle baş ağrısı ya da ışıkların etrafında halka görme gibi şikayetleri farklı nedenlere bağlayabiliyor. Ancak bu belirtiler göz içi basıncının artmasına bağlı olarak gelişen ciddi hastalıkların işareti olabilir" dedi.

Erken dönemde belirti vermeden ilerleyebilen göz hastalıklarının, rutin göz muayeneleriyle tespit edilebildiğini vurgulayan Sayar, özellikle 40 yaş üstü bireylerin, ailesinde göz tansiyonu öyküsü bulunanların ve diyabet gibi kronik hastalığı olanların düzenli kontrol yaptırması gerektiğini ifade etti.

Görme alanında daralma, ani gelişen baş ağrısı, bulanık görme ve ışık halkaları gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Akgün Sayar, "Erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesi durdurulabilir ve görme kaybı önlenebilir. Bu nedenle belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.

Op. Dr. Akgün Sayar, toplumda göz sağlığı konusunda farkındalık oluşturmanın önemine dikkat çekerek, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/goz-sagligini-tehdit-eden-sessiz-tehlike-1208.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/goz-sagligini-tehdit-eden-sessiz-tehlike-1208.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/goz-sagligini-tehdit-eden-sessiz-tehlike-1208-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/goz-sagligini-tehdit-eden-sessiz-tehlike-1208.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/goz-sagligini-tehdit-eden-sessiz-tehlike/383393/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:04:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından ‘İlişkileri tehdit eden sessizlik’ uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, ilişkilerin toplumda sık bilinenin aksine her zaman kavgayla bitmediğini belirterek çiftler arasında konuşulmayan duygulara dikkat çekti.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İlişkilerde fark edilmeden ilerleyen duygusal uzaklaşma tehlikesi hakkında uyarıda bulunan Çokaygil, "İlişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, konuşulamayan duygular nedeniyle zayıflar. Aynı evde olup duygusal olarak uzaklaşmak sessiz kopuşun en önemli göstergesidir" dedi.

"Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır"

Romantik ilişkilerde ayrılıkların her zaman açık bir çatışma ile gerçekleşmediğini belirten Çokaygil, "Bazı ilişkilerde fiziksel birliktelik devam ederken, duygusal bağ giderek zayıflar. Bu süreç literatürde sıklıkla duygusal uzaklaşma (emotional disengagement) ya da halk arasında tanımlandığı şekliyle sessiz kopuş olarak ifade edilir. Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır. Bu durum, ilişkinin görünürde devam etmesine rağmen bağlanma, yakınlık ve karşılıklı duygusal paylaşımın azalmasıyla karakterizedir" diye konuştu.

İhtiyaçlar karşılanmayınca geri çekilme başlıyor

Bağlanma kuramına göre bireylerin ilişkilerinde anlaşılma, kabul görme ve güven ihtiyacı duyduğunu belirten Çokaygil, "Bu ihtiyaçların uzun süre karşılanmaması, bireyde kaçınma davranışlarının gelişmesine yol açabilir. Kaçınma, çoğu zaman doğrudan ilişkiyi sonlandırmak yerine, duygusal geri çekilme şeklinde ortaya çıkar" diye konuştu.

Tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, gelecek planlarının konuşulmaması

Sağlıklı ilişkilerin temelinde açık iletişim olduğunu vurgulayan Çokaygil, "Duyguların ifade edilemediği ilişkilerde bireyler zamanla içe kapanmaya başlar. Bu süreçte kişiler ilişkiye yaptığı yatırımı azaltmaya başlar, tartışmalardan kaçınır ve psikolojik mesafeyi bir savunma olarak kullanır. Sessiz kopuş yaşayan çiftlerde duygusal paylaşımların azalması, partnerin iç dünyasına ilginin kaybolması, tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, geleceğe dair planların konuşulmaması ve birlikteyken yalnız hissetme gibi ortak belirtiler görülür" ifadelerini kullandı.

"Bu durum geri döndürülebilir"

Sessiz kopuşun ilişkisel tükenmişliğin bir göstergesi olduğunu ancak geri döndürülebilir olduğunu belirten Çokaygil, "Doğru müdahale ile ilişki yeniden güçlenebilir. Çift terapilerinde temel hedef, partnerler arasında yeniden duygusal farkındalık oluşturmak, güvenli iletişim alanı inşa etmek, ifade edilmeyen duyguları görünür kılmak ve empatik bağ kurmayı güçlendirmektir" dedi.

"Ben dili ilişkileri güçlendiriyor"

Araştırmalara göre duyguların suçlayıcı olmayan bir dille ifade edilmesinin ilişkisel doyumu artırdığını belirten Çokaygil, "Ben dili kullanmak, karşı tarafı savunmaya geçirmeden iletişimi güçlendirir. Araştırmalara göre duygular suçlayıcı olmayan bir dille ifade edildiğinde ilişkisel doyumu artırır. Örneğin ‘Sen beni anlamıyorsun’ demek yerine ‘Kendimi anlaşılmamış hissediyorum’ şeklinde ifade etmek, duygunun daha sağlıklı aktarılmasını sağlar" dedi.

Bu yaklaşımın ilişkilerde çatışmayı derinleştirmek yerine çözümü kolaylaştırdığını vurgulayan Çokaygil, duyguların açık ve yargılayıcı olmayan bir şekilde ifade edilmesinin, çiftler arasındaki bağın yeniden güçlenmesine önemli katkı sağladığını belirtti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi-9205.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi-9205.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi-9205-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi-9205.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi/383392/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:02:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İşte Erzurum’un sağlık karnesi]]></title>
			<description><![CDATA[Vali Aydın Baruş, İl Sağlık Müdürlüğü’nü ziyaret etti ve Erzurum’daki sağlık hizmetleri hakkında kapsamlı brifing aldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir tarafından sunulan brifingde; Erzurum’un demografik yapısı, sağlık altyapısı, insan gücü kapasitesi ve hizmet verileri detaylı şekilde ele alındı. Sağlık yöneticileri, il genelinde yürütülen çalışmalar ve ihtiyaç alanlarını kapsamlı verilerle aktardı.

Kişi başı hekime başvuru Türkiye ortalamasının üzerinde

Brifingde öne çıkan başlıkların başında; Sağlık Altyapısı ve Hastane Hizmetleri: Erzurum Şehir Hastanesi ve Atatürk Üniversitesi Hastanesi’nin yüksek yatak kapasiteleri, yoğun bakım imkânları ve günlük hasta başvuru sayıları ile bölgenin sağlık yükünü karşıladıkları vurgulandı. İnsan Gücü ve Doluluk Oranları: Uzman hekim doluluk oranı yüzde 80, pratisyen hekim yüzde 94, diş hekimi yüzde 111 ve ebe-hemşire yüzde 74 olarak bildirildi. Kişi başı hekime başvuru sayısının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu belirtildi.

416 bini aşkın ziyaret gerçekleştirildi

Evde Sağlık Hizmetleri: 2010 yılından itibaren yürütülen evde sağlık hizmetleri kapsamında 416 bini aşkın ziyaret gerçekleştirildi. Hâlihazırda 19 birimde hizmet aktif şekilde devam ediyor. İlçe Hastaneleri: Yatak kapasiteleri, doluluk oranları ve hasta başvuru verileri değerlendirilerek, hizmetlerin yerinde ve etkin sunulmasına yönelik planlamalar paylaşıldı. Ayrıca brifingde; muayene ve ameliyat hizmetleri, halk sağlığı hizmetleri, tütünle mücadele, kanser tarama çalışmaları, normal doğum eylem planı, acil sağlık hizmetleri ve 112 acil ambulans hizmetleri ile 2026 yılı sağlık yatırımları detaylı şekilde ele alındı.

Vali Aydın Baruş, Erzurum’daki sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaları dikkatle dinleyerek, gerekli değerlendirmelerde bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/iste-erzurum-un-saglik-karnesi-4730.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/iste-erzurum-un-saglik-karnesi-4730.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/iste-erzurum-un-saglik-karnesi-4730-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/iste-erzurum-un-saglik-karnesi-4730.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/iste-erzurum-un-saglik-karnesi/383285/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:56:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan akciğer hastalarına rehabilitasyon çağrısı]]></title>
			<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, akciğer sağlığının yaşam kalitesi açısından temel bir rol oynadığını vurgulayarak "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Pulmoner Rehabilitasyon kapsamında açıklama yapan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kronik solunum yolu hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra pulmoner rehabilitasyonun hayati önem taşıdığını belirterek, "KOAH, astım, bronşektazi ve akciğer sertleşmesi gibi kronik hastalıklar milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkiliyor. Pulmoner rehabilitasyon, hastaların nefes kapasitesini artırarak günlük yaşamlarını daha bağımsız sürdürebilmelerini sağlar" dedi.

"Amaç, hastaların aktif yaşamdan kopmamasını sağlamak"

Bu yılın Pulmoner Rehabilitasyon sloganının "Sağlıklı Nefes, Aktif Yaşam: Her Adımda Güçlen!" olduğunu belirten Karadağ, "Bu slogan, hastaların yalnızca yaşamlarını sürdürmesini değil, aynı zamanda aktif bir yaşamın parçası olmalarını hedefliyor. Amacımız, nefes darlığı nedeniyle günlük aktivitelerden uzaklaşan hastaların yeniden hareketli bir yaşama kavuşmasını sağlamaktır" diye konuştu.

"Pulmoner rehabilitasyon sadece nefes egzersizinden ibaret değildir"

Pulmoner rehabilitasyonun kapsamlı bir tedavi yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Karadağ, "Bu süreç yalnızca nefes egzersizlerinden oluşmaz. Egzersiz programları, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek ile hastaların hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmesi hedeflenir" dedi.

Hastaların çoğu zaman nefes darlığı nedeniyle hareket etmekten kaçındığını belirten Karadağ, "Hastalarımız genellikle ‘Nefesim yetmiyor, o yüzden hareket etmiyorum' diyor. Oysa tam tersine, hareketsizlik nefes darlığını daha da artırır. Pulmoner rehabilitasyon ile bu döngüyü kırarak hastaların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebilmelerini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Pulmoner rehabilitasyon ilaç tedavisi kadar önemli bir destek yöntemidir"

Pulmoner rehabilitasyonun kronik akciğer hastalıklarının yönetiminde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Karadağ, "İlaçlar hava yollarını açarken, rehabilitasyon vücudun oksijeni daha verimli kullanmasını sağlar. Kas gücünü artırır, dayanıklılığı geliştirir ve nefes darlığını azaltır" dedi.

Bu tedavinin aynı zamanda hastaneye yatış oranlarını azaltabildiğini belirten Karadağ, "Doğru uygulanan rehabilitasyon programları, hastalık ataklarını azaltarak hastaneye başvuru ve yatış oranlarını düşürebilir. Bu da hem hastaların yaşam kalitesini artırır hem de sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltır" diye konuştu.

"Psikolojik olarak da olumlu katkı sağlar"

Kronik nefes darlığının zamanla psikolojik sorunlara da yol açabileceğini ifade eden Karadağ, "Uzun süre nefes darlığı yaşayan hastalarda kaygı, özgüven kaybı ve sosyal izolasyon görülebilir. Pulmoner rehabilitasyon, fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik dayanıklılığı da artırır ve hastaların sosyal yaşama yeniden katılmasına yardımcı olur" şeklinde konuştu.

"Nefes darlığı yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu değildir"

Pulmoner rehabilitasyonun özellikle günlük yaşam aktivitelerinde zorlanan hastalar için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Karadağ, "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Doğru tedavi ve rehabilitasyon ile yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-akciger-hastalarina-rehabilitasyon-cagrisi-2414.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-akciger-hastalarina-rehabilitasyon-cagrisi-2414.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-akciger-hastalarina-rehabilitasyon-cagrisi-2414-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-akciger-hastalarina-rehabilitasyon-cagrisi-2414.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanlardan-akciger-hastalarina-rehabilitasyon-cagrisi/383110/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:30:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yüksek lifli besinler kanser riskini azaltıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1'i ve 11 kadından 1'i kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı kanser istatistiklerine göre; 2020 yılında Türkiye'de en sık görülen ilk 5 kanser türünden biri kolorektal / kalın bağırsak kanseri.

Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, kalın bağırsak kanserine karşı alınabilecek tedbirleri şöyle anlattı:
"Aşırı kilolu veya obez olmak, fazla miktarda işlenmiş gıda veya kırmızı et tüketmek, alkol-sigara kullanmak ve fiziksel olarak aktif olmamak kolorektal kansere yakalanma riskini artırabilen faktörlerdendir. Sağlıklı kiloda kalmak ve bunu sürdürmek, farklı renklerde taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmek, posa içeriğinden zengin besin tüketimini artırmak önemlidir. Rafine şeker ve yüksek karbonhidrat içeren besin tüketimini sınırlamak, sigara-alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Soğan-sarımsakta bulunan ve suda çözülebilen polisakkaritlerden ‘inülin’in prebiyotik etkisi, sağlıklı kolonosit hücrelerinin büyümesini destekler ve metastazın azalmasına katkı sağlar."

Kahve tüketimi erkeklerde riski azaltırken, kadınlarda artırıyor

Çay ve kahvede bulunan biyoaktif bileşenlerden polifenollerin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğunu ifade eden Dyt. Hande Güngör, şu bilgileri verdi:
"Yapılan çalışmalarda, kahve tüketiminin erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı, kadınlarda ise rektal kanser riskini arttırdığı belirlenmiştir. Antioksidan, antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkisi olan zerdeçalın kimyasal bileşeni kurkumin, kolorektal kanserden koruyucu ve iyileştirici etkiye sahiptir. Kurubaklagiller, kuruyemişler, taze sebze ve meyveler posa açısından zengindir. Çözünür posa, antitümör etkisiyle, çözünmez posa ise kanserojen bileşenlerin emilimini önemli ölçüde azaltarak kolon kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Grubunun en yüksek posa içeren besinleri olan barbunya, badem ve bezelye başta olmak üzere, diyet lifi içeren tüm besinlerin tüketimi artırılmalıdır. 1-31 Mart Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı'nda kolon sağlığını korumaya yardımcı olan besin tüketimini artırarak bağırsak sağlığı güçlendirilebilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yuksek-lifli-besinler-kanser-riskini-azaltiyor-7181.webp</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yuksek-lifli-besinler-kanser-riskini-azaltiyor-7181.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yuksek-lifli-besinler-kanser-riskini-azaltiyor-7181-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yuksek-lifli-besinler-kanser-riskini-azaltiyor-7181.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/yuksek-lifli-besinler-kanser-riskini-azaltiyor/383109/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 08:02:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi.

Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı
Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı.

Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir."

Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor
Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu.

Hareketsizlik vertigoyu artırabilir
Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı.

Ne zaman doktora başvurulmalı
Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir-1976.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir-1976.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir-1976-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir-1976.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir/383108/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 07:02:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hangi Yaş Grubu Check-Up Yaptırmalıdır?]]></title>
			<description><![CDATA[Her yaştan bireyin düzenli olarak kapsamlı check-up taramasından geçmesi gerekir. Bu, yaşam kalitesini korumak adına önem taşır. Kapsamlı sağlık taraması ile genel sağlık durumunuz hakkında bilgi edinebiliri henüz ortada hiçbir belirti yokken riskleri erkenden fark edebilirsiniz. Düzenli yapılan bu taramalar, uzun vadede nasıl bir sağlık planı izlemeniz gerektiğini de açıklar.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Her yaştan bireyin düzenli olarak kapsamlı check-up taramasından geçmesi gerekir. Bu, yaşam kalitesini korumak adına önem taşır. Kapsamlı sağlık taraması ile genel sağlık durumunuz hakkında bilgi edinebiliri henüz ortada hiçbir belirti yokken riskleri erkenden fark edebilirsiniz. Düzenli yapılan bu taramalar, uzun vadede nasıl bir sağlık planı izlemeniz gerektiğini de açıklar.

Check Up Kimlere Yapılır? 

Check-up, genel sağlık durumunu izlemek ve gelecekteki hastalık risklerini önceden fark etmek isteyen herkes için tavsiye edilen bir sağlık taramasıdır. Hiçbir sağlık sorunu yaşamayan bireylerde bile çeşitli risk faktörleri bulunabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla sağlık taraması yaptırmak önemlidir. Ayrıca, özellikle ailesinde kronik rahatsızlıklar bulunan bireylerin özellikle yaptırması önerilir. Bu doğrultuda "check up kimlere uygun?" sorusu için, başta kronik rahatsızlığı olan ve sağlığını korumak isteyen herkese uygun bir yöntemdir, denilebilir.

"Check up kimler yaptırabilir?" sorusu için herkesin yaptırması önerilir ancak özellikle aşağıdaki risk gruplarında yer alan bireylerin bu taramaları düzenli yaptırması önem taşır:


	Genetik Risk Taşıyanlar: Ailesinde kalp rahatsızlığı veya kanser geçmişi bulunanlar.
	Mevcut Rahatsızlığı Olanlar: Kronik bir hastalığı bulunanlar ve sürekli ilaç kullanan kişiler.
	Yaşam Tarzı Riski Taşıyanlar: Hareketsiz bir yaşam sürenler, obezite sorunu yaşayanlar ile sigara ve alkol tüketenler.
	Çalışma Koşulları Zorlu Olanlar: Yoğun stres altında çalışanlar veya belirli meslek gruplarından dolayı sağlık riski taşıyanlar.
	Özel Süreçlere Hazırlananlar: Hamilelik planlayan kadınlar.


Check-up Kaç Yaşında Yapılır? 

Genel sağlık taramalarına başlama yaşı kişiden kişiye farklılık gösterse de uzmanlar genellikle 20'li yaşlardan itibaren düzenli kontrollere başlanmasını önerir. Bu dönemde başlayan rutin kontroller, gençlik yıllarında gelişebilecek olası sağlık sorunlarını erkenden fark etmek ve önlem almak için büyük önem taşır.

Standart tıbbi yaklaşımlara göre check up kaç yaş için uygundur, sorunu aşağıdaki gibi detaylandırmak mümkün:


	20-30 yaş arasındaki bireylerin her 3-4 yılda bir kapsamlı bir sağlık taramasından geçmesi önerilir.
	30-40 yaş arasındakilerin her 2 yılda bir taramasından geçmesi tavsiye edilir.
	40 yaş ve üzerindeki bireylerin ise her yıl düzenli olarak kapsamlı bir sağlık taramasından geçmesi önerilir.


Check Up Ne Zaman Yapılmalı? 

Check-up yaptırma zamanı, kişinin mevcut sağlık durumuna, ailedeki hastalık öyküsüne ve yaşam tarzına göre şekillenir. Genel kural 40 yaş altı sağlıklı bireylerin düzenli aralıklarla taranması yönünde olsa da yüksek risk faktörleri taşıyan kişilerin daha sık kontrol edilmesi gerekir.

Ayrıca ani gelişen şikâyetler, yaşam tarzındaki büyük değişimler veya kalp rahatsızlığı ve diyabet gibi kronik hastalıkların varlığı durumunda, doktorunuz çok daha kısa aralıklarla tıbbi izlem yapmanızı isteyebilir. Özellikle yaş ilerledikçe daha sık tarama istenebilir. Bu noktada kritik tıbbi izlemler için "check up kaç yaşından sonra yapılır?" diye sorulacak olunursa, en önemli eşiğin 40 yaş olduğu belirtilebilir.

40 yaşından sonra vücuttaki değişimler hızlandığı ve kalp-damar hastalıkları, diyabet, belirli kanser türleri gibi rahatsızlıkların riski arttığı için yıllık taramalar önem taşır. Bu yaş grubu için rutin taramalara, kolorektal kanser taraması, mamografi ve detaylı göz muayenesi gibi ileri tetkikler de dâhil edilir.

Size en uygun tarama programını belirlemek ve check up ücretleri hakkında bilgi almak için konumunuza en yakın sağlık kuruluşu ile iletişime geçebilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hangi-yas-grubu-check-up-yaptirmalidir-3888.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hangi-yas-grubu-check-up-yaptirmalidir-3888.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hangi-yas-grubu-check-up-yaptirmalidir-3888-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hangi-yas-grubu-check-up-yaptirmalidir-3888.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/hangi-yas-grubu-check-up-yaptirmalidir/382897/</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:27:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ekran başında geçen süre çocukların motor gelişimini yavaşlatıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların motor becerilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların ekran başında geçirdiği sürenin arttığını belirterek, bu durumun motor gelişim üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Motor gelişimin çocukların kaslarını kullanarak hareket etme, denge kurma ve koordinasyon sağlama süreçlerini kapsadığını ifade eden Dr. Heybet, "Bu gelişim özellikle erken çocukluk döneminde fiziksel oyunlar ve aktif hareketle desteklenir. Ancak günümüzde çocuklar açık havada oyun oynamak yerine uzun süre ekran karşısında vakit geçiriyor" dedi.

"Hareketsizlik motor gelişimi olumsuz etkiliyor"

Konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların fiziksel aktivite düzeyini düşürdüğünü vurgulayan Heybet, "Hareketsiz yaşam tarzı kas gelişimi, denge ve koordinasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, duruş bozuklukları ile boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getirebilir" diye konuştu.

Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin artmasıyla birlikte doğal hareket deneyimlerinin azaldığını belirten Heybet, "Koşma, zıplama, tırmanma gibi aktiviteler kaba motor becerilerin gelişimi için kritik öneme sahiptir. Bu aktivitelerin azalması gelişimi sınırlayabilir" ifadelerini kullandı.

"Sadece ekrana dokunmak yeterli değil"

İnce motor becerilerin gelişimi için farklı aktivitelerin gerekli olduğunu dile getiren Heybet, "Tablet ve telefon kullanımı tek başına yeterli değildir. Çocukların kalem tutma, kesme, yapıştırma gibi el becerilerini geliştiren etkinliklere de yönlendirilmesi gerekir" dedi.

"Dengeli kullanım en doğru yaklaşım"

Dijital oyunların tamamen yasaklanması yerine kontrollü kullanımın önemine dikkat çeken Heybet, "Çocukların günlük ekran süresi sınırlandırılmalı, açık hava oyunları ve spor aktiviteleri teşvik edilmelidir. Ailelerin çocuklarıyla birlikte fiziksel aktiviteler yapması, bu alışkanlıkların kalıcı hale gelmesini sağlar" şeklinde konuştu.
Heybet, çocukluk döneminde kazanılan hareket alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda da bireyin fiziksel aktivite düzeyini ve genel sağlık durumunu belirlediğini vurgulayarak, "Teknoloji doğru kullanıldığında faydalıdır ancak çocuk gelişiminde hareketin yerini hiçbir dijital deneyim dolduramaz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ekran-basinda-gecen-sure-cocuklarin-motor-gelisimini-yavaslatiyor-987.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ekran-basinda-gecen-sure-cocuklarin-motor-gelisimini-yavaslatiyor-987.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ekran-basinda-gecen-sure-cocuklarin-motor-gelisimini-yavaslatiyor-987-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/ekran-basinda-gecen-sure-cocuklarin-motor-gelisimini-yavaslatiyor-987.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/ekran-basinda-gecen-sure-cocuklarin-motor-gelisimini-yavaslatiyor/382698/</link>
			<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:15:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yapay zeka doktorunuz değil]]></title>
			<description><![CDATA[Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, son dönemde yapay zekanın sağlık alanında da kullanılmaya çalışıldığını söyleyerek, "Bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yapay zekanın bir doktor gibi görülmesinin doğru olmadığını söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, "Tabii yapay zekanın gelişmesi ile birlikte hayatımızın her alanına da girmiş durumda. Elbette güzel alanlarda kullanılması mümkünken, farklı alanlara da kayıyor. En sonunda da sağlık alanında kullananların olduğunu görüyoruz. Tabii bir takım ön bilgileri ya da ansiklopedik bilgileri genel anlamda verebilir ama bir hekim gibi o analizi yapması çok mümkün olmayacaktır. O yüzden bizim işin kolayına kaçıp da yapay zekayı bir doktor gibi görmemiz çok da mantıklı değil" dedi.
Topuzoğlu, yapay zekanın bir araç olduğunu ve yardımcı olarak düşünülmesi gerektiğini söyleyerek, "Son dönemde özellikle çok bilindik yapay zeka aracı gündeme geldi. Burada ne gibi dezavantajları var diye baktığımız zaman şunu görüyoruz bu bilgileri alıp, saklayıp, derleyip, toparlayıp daha sonra da farklı amaçlarla kullanabiliyorlar. Aslında bir demografik yapı da oluşturmuş oluyor. Son dönemde savaşlarda da gördüğümüz üzere toplumu bizden daha iyi tanıyarak ya da sokağımızı insanımızı daha iyi tanıyarak buna göre aksiyon alabiliyorlar. Bu da çok büyük güvenlik açıklarına sebebiyet verebiliyor. Düşündüğümüz zaman ‘yapay zeka doktorunuz değildir' demek çok doğru bir cümle. Çünkü bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil. Her zaman söylediğimiz gibi yapay zeka bir yardımcı olabilir, bir araçtır amaç olarak kullanılması çok doğru olmayacaktır" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yapay-zeka-doktorunuz-degil-6304.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yapay-zeka-doktorunuz-degil-6304.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yapay-zeka-doktorunuz-degil-6304-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yapay-zeka-doktorunuz-degil-6304.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/yapay-zeka-doktorunuz-degil/382697/</link>
			<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:14:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Alışılmış öfke normalleşiyor]]></title>
			<description><![CDATA[Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, "Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıraladanlaşmış bir hale geliyor" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İnsanların öfkesini dönüştüremediği zaman bir başkasına yönelttiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Son dönemde artan şiddet olaylarını konuşurken sadece bireysel öfkeye bakmak yeterli olmaz. Çünkü şu anda yoğun bir duygu yönetememe krizi yaşıyoruz. Artık insanlar üzülmeyi de reddedilmeyi de hayal kırıklığı yaşamayı da kaybetmeyi de tolere edemiyorlar. Her şey çok hızlı her şey çok anlık her şey çok tepkisel bir halde ve bu yüzden de aslında artık bu hız kültüründe duygular işlenemiyor. Duygular bastırılıyor ve her bastırılan duygu ne yazık ki bir yerde patlak veriyor. Bir diğer mesele de artık şiddete çok fazla maruz kalıyoruz. Televizyonlar, diziler, haberler, sosyal medyadaki bütün içerikler. Biz maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıraladanlaşmış bir hale geliyor. Oysaki şiddet çoğu zaman güç göstergesi değil, regüle olamayan yani sakinleşemeyen bir sinir sisteminin çığlığı olarak gördüğümüz tablolar var. Duygusunu yönetemeyen insan davranışını da yönetemiyor ve bu noktada artık öfke tek başına bir problem değil, öfkeyle kişinin ne yaptığı problem haline geliyor. Bu aşamadan sonra artık bizim bakmamız gereken sadece çözüm olarak cezaları konuşmak değil. Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Yıllarca bastırılmış duyguların, yönetilemeyen öfkenin ve düşen bir tahammül eşiğinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu tepki de bu doğal hızda artık toplumda İnsanlar hayal kırıklığı ile baş etmeyi öğrenmez ise reddedilmeyi taşıyamazsa, öfkesini dönüştüremez ise artık o öfkeyi bir başkasına yöneliyor halde görüyoruz" dedi.
Hamurcu, bireylere çocuk yaşta öfkeyle başa çıkmanın öğretilmesi gerektiğini söyleyerek, "Şimdi burada çözümü sadece tabi ki de cezaları konuşmak olarak göremeyiz. Aynı zamanda duygusal dayanıklılığı arttırmakla başlayabiliriz. Yani çocuklara küçük yaşta duygusal regülasyonu öğretmek, hayır ifadesi ile baş etmeyi öğretmek, reddedilmeyi kişisel bir yıkım olarak algılamamayı öğretmek, burada ebeveynlere ve topluma çok ciddi bir görev olarak düşüyor. Gerektiğinde de terapiyi zayıflık değil bir güç alanı olarak göstermek burada bizlere düşen en önemli görevlerden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki güçlü insan bağıran insan değil öfkesini yönetebilir insandır. Yani alışılmış sıralanmış öfke artık birçok kişi için bir tehdit haline gelmiyor ve ‘ben de öfkemi bu şekilde gösterebilirim’ diye bir kelebek etkisi ile öfkenin yayıldığını artık toplumda da görmüş oluyoruz" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/alisilmis-ofke-normallesiyor-3020.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/alisilmis-ofke-normallesiyor-3020.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/alisilmis-ofke-normallesiyor-3020-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/alisilmis-ofke-normallesiyor-3020.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/alisilmis-ofke-normallesiyor/382637/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 02:07:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[EAH’ta Endokrinoloji hizmetleri güven veriyor]]></title>
			<description><![CDATA[Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniğinde, hormon sistemi ile ilişkili hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçleri titizlikle sürdürülüyor.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İç hastalıkları uzmanlığı üzerine yapılan bir yan dal olan endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları tiroid ve paratiroid hastalıkları, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, kemik metabolizma hastalıkları ile hipofiz ve böbrek üstü bezi hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsıyor. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Hülya Kaynak Balkış, poliklinikte hormon hastalıklarının değerlendirilmesine yönelik gerekli tetkiklerin büyük bir kısmının yapılabildiğini belirtti.

Obezitenin günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Balkış, bu alanda kullanılan ilaçların mutlaka hekim kontrolünde başlanması ve düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Uygun görülen hastalarda tiroid ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin uygulanarak tanı sürecinin desteklendiğini ifade eden Uzm. Dr. Balkış, muayeneye gelen hastaların kullandıkları ilaçları yanlarında getirmelerinin, yanlış veya eksik ilaç kullanımının önüne geçilmesine katkı sağladığını kaydetti. Şikayeti olan hastaların öncelikle iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve hekimin gerekli görmesi halinde endokrinoloji polikliniğine başvurmasının, etkin ve planlı hasta yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Balkış, "Hastalarımız bizim için çok değerlidir. Her hastamızla tek tek ilgilenerek gerekli değerlendirmeleri yapıyor, tanı ve tedavi süreçlerini en doğru ve bilimsel yöntemlerle planlıyoruz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/eah-ta-endokrinoloji-hizmetleri-guven-veriyor-2606.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/eah-ta-endokrinoloji-hizmetleri-guven-veriyor-2606.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/eah-ta-endokrinoloji-hizmetleri-guven-veriyor-2606-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/eah-ta-endokrinoloji-hizmetleri-guven-veriyor-2606.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/eah-ta-endokrinoloji-hizmetleri-guven-veriyor/382625/</link>
			<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 14:57:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları]]></title>
			<description><![CDATA[Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan "alerjik nezle (rinit)" ya da bilinen diğer adıyla "saman nezlesi" oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabiliyor.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi.

Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir."

"Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu.

Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi.

Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari-9928.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari-9928.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari-9928-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari-9928.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari/382607/</link>
			<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 12:03:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Vatandaşlara koruyucu sağlık hizmetleri bilginlendirmesi]]></title>
			<description><![CDATA[Bayburt İl Sağlık Müdürlüğünce Cumhuriyet Caddesi’ndeki Muhsin Yazıcıoğlu Parkı önünde kurulan sağlık standında vatandaşlara yönelik bilgilendirme ve uygulamalı eğitim çalışması gerçekleştirildi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Program kapsamında vatandaşlara sağlık okuryazarlığı, ilk yardım, kanser taramaları, sağlıklı beslenme ve kronik hastalıklar başta olmak üzere çeşitli konularda bilgi verildi. Sağlık personeli, standı ziyaret eden vatandaşların sorularını da yanıtladı.
Etkinlik alanında yer alan afiş ve bilgilendirme materyallerinde koruyucu sağlık hizmetleri, tedaviye erişim ve acil sağlık hizmetlerine ilişkin başlıklara yer verildi. Vatandaşlara, erken tanı ve düzenli kontrollerin önemi anlatılırken, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının korunmasına yönelik uyarılarda bulunuldu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/vatandaslara-koruyucu-saglik-hizmetleri-bilginlendirmesi-1858.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/vatandaslara-koruyucu-saglik-hizmetleri-bilginlendirmesi-1858.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/vatandaslara-koruyucu-saglik-hizmetleri-bilginlendirmesi-1858-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/vatandaslara-koruyucu-saglik-hizmetleri-bilginlendirmesi-1858.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/vatandaslara-koruyucu-saglik-hizmetleri-bilginlendirmesi/382596/</link>
			<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 11:12:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayram sonrası sıvı tüketimine dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Su tüketimine dikkat çeken ve oruç sonrası beslenme ilgili önemli hatırlatmalar yapan Diyetisyen Gamze Söylemez, "Metabolizmanın çalışabilmesi adına günlük 6-8 bardak, bayram sonrası için de günlük 12 bardağa kadar sıvı tüketimi bireylerin metabolizmasını, bağırsak sisteminin çalışmasına yardımcı olacaktı" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ramazan Bayramı'nda yavaşlamış olan metabolizmanın hızlandırması için öncelikle dikkat edilmesi gereken belli başlı hususların olduğunu belirten Diyetisyen Gamze Söylemez, "Bunlardan birincisi Ramazan Bayramı'nda mutlaka iki ana öğün, iki ara öğün şeklinde beslenmeniz gerekmektedir. Burada özellikle her öğün arasında 2-3 saat kadar fark olursa bu da yavaşlamış olan metabolizmanızın hızlanmasına yardımcı olacaktır. Bununla birlikte Ramazan Bayramı'nın kahvaltısında özellikle daha protein ağırlıklı ancak daha bitkisel proteinler tercih edilmeli. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzelerin çok yoğunlukta olduğu yine yavaşlayan metabolizmaları hızlandırması adına; yumurta, peynir, zeytinin olduğu güzel bir kahvaltı tabağı bizim için yeterli olacaktır." dedi.

"Günlük 12 bardağa kadar sıvı tüketimi"

Özellikle doğu kültüründe daha çok et ağırlıklı besinler tüketildiği için sabah kahvaltısında kırmızı et tüketiminin özellikle durdurulmasında fayda olacağını vurgulayan Söylemez, "Daha protein artı sağlıklı besinler tüketilebilir. Yine yavaşlamış olan metabolizmanızı hızlandırmanızın diğer avantajı da spor aktivite durumu. Özellikle Ramazanda metabolizma yavaşladığı için kabızlık şikayetini çok faza duyuyoruz. Kabızlık şikâyetinin önüne geçebilmek için öncelikle düzenli beslenme, ardından doğru bir sıvı tüketimi ve mutlaka egzersiz rutini gerekmektedir. Kişilerin günde 20-30 dakika kadar spor yapması hem kilo vermeleri açısından hem de yavaşlamış olan metabolizmalarını hızlandırmaları açısından önemlidir. Sıvı tüketimi ayrıca çok önemli. Yine metabolizmanın çalışabilmesi adına günlük 6-8 bardak, bayram sonrası için de günlük 12 bardağa kadar sıvı tüketimi bireylerin metabolizmasını, bağırsak sisteminin çalışmasına yardımcı olacaktır." şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/bayram-sonrasi-sivi-tuketimine-dikkat-9443.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/bayram-sonrasi-sivi-tuketimine-dikkat-9443.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/bayram-sonrasi-sivi-tuketimine-dikkat-9443-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/bayram-sonrasi-sivi-tuketimine-dikkat-9443.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bayram-sonrasi-sivi-tuketimine-dikkat/382585/</link>
			<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 10:47:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından sağlıklı beslenme uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Diyetisyeni Türkan Karacaoğlan, Ramazan Bayramı öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyetisyen Türkan Karacaoğlan, Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin bayramla birlikte yeniden dengelenmesi gerektiğini belirterek sahur alışkanlığının gece beslenmesine dönüşmemesi için uyku düzeninin yeniden sağlanması gerektiğini ifade etti.  Karacaoğlan, oruç sürecinde azalan öğün, su tüketimi ve fiziksel aktivite nedeniyle metabolizmanın yavaşladığını da kaydederek bayramda artan yeme isteğine karşı sindirim sorunları yaşamamak ve kan şekerini korumak için besinlerin az ve sık aralıklarla tüketilmesi, iyi çiğnenmesi ve öğün aralarının 2 ila 4-5 saat arasında olması gerektiğini söyledi. 

Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanmasını tavsiye eden Karacaoğlan, yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, çiğ sebzeler ile ceviz ve badem gibi besinlerin tercih edilmesi gerektiğini, kızartma ve ağır yiyeceklerden uzak durulmasının önem taşıdığını ifade etti. Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlılara da değinen Karacaoğlan, şerbetli ve hamurlu tatlıların küçük porsiyonlarda tüketilmesi gerektiğini, mümkünse sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesini önerdi. Sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Karacaoğlan, çay, kahve ve gazlı içeceklerin suyun yerini tutmayacağını belirterek günde en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini kaydetti. 

Fiziksel aktivitenin önemine de dikkat çeken Karacaoğlan, bayram ziyaretlerinde kısa mesafelerin yürüyerek gidilmesi ve asansör yerine merdiven kullanılmasının metabolizmayı destekleyeceğini söyledi. 
                            
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-saglikli-beslenme-uyarisi-9646.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-saglikli-beslenme-uyarisi-9646.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-saglikli-beslenme-uyarisi-9646-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-saglikli-beslenme-uyarisi-9646.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-saglikli-beslenme-uyarisi/382424/</link>
			<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 12:33:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dumanlı yıllara sağlıklı veda]]></title>
			<description><![CDATA[Toplum sağlığını tehdit eden en önemli risk faktörlerinden biri olan tütün kullanımıyla mücadele kapsamında Sağlık Bakanlığı, sigara bırakma poliklinikleri aracılığıyla hizmet ağını genişletti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kars'ta aile sağlığı merkezindeki sigara bırakma polikliniğinde görev yapan Dr. Ramazan Altun:  "Yaklaşık 9 aydır 90'a yakın hasta takip ettik. Bu hastalardan 55'i sigarayı tamamen bıraktı"

Kars'ta uzun yıllar sigara kullanıp sigara bırakma polikliniğine başvuranlar, aldıkları ücretsiz tedavi ve danışmanlık desteğiyle tütün bağımlılığından kurtulmayı başardı. Kars'ta 30 Ekim TOKİ Aile Sağlığı Merkezi'nde kurulan poliklinik, vatandaşlara ücretsiz tedavi, danışmanlık ve motivasyon desteği sunuyor.

Uzun yıllar sigara içen Engin Kılıç, Erkan Güngör ve Çetin Dilaver, poliklinik desteği sayesinde bağımlılıktan kurtuldu.



 "Hocam cumartesi, pazar demeden sürekli olarak takip ediyor"

Çetin Dilaver,  43 yıllık sigara bağımlısı olduğunu söyledi.Poliklinik desteğiyle bağımlılıktan kurtulduğunu anlatan Dilaver, şöyle konuştu: "Şu anda huzurum da rahatım da yerinde. Çocuklarım her türlü yanıma koşup geliyor. Önceden nikotin kokusundan, duman kokusundan yanıma da fazla gelmiyorlardı. İçici arkadaşlara tek tavsiyem, bir an önce en kısa yoldan dönsünler, bırakamıyorlarsa hocamın yanına uğrasınlar.

Hocam cumartesi, pazar demeden sürekli takip ediyor, telefonla elinden geleni yapıyor. Biz de onun verdiği hizmete karşı layık olmaya çalıştık, bıraktık. Şimdi yemeklerin tadı değişti, her şeyden ziyade yemeklerin tadını alabiliyorsun. Yediğini, içtiğini biliyorsun. Sigara içtiğin zaman her şey bir noktada bitiyordu. Sanki hepsi aynı tat olarak belirleniyor ama şimdi öyle bir şey yok, artık kilo bile aldım."

Erkan Güngör ise 40 yıl sigara içtiğini belirterek, "Ramazan hocamızın sayesinde bıraktım. Yemeklerin tadını aldım, rahat yürüyorum. Evde hanımla huzursuz olmuştuk. Şu anda çok şükür her şey yolunda. Allah'ımızın verdiğine şükür. Tüm arkadaşlarımıza tavsiye ediyorum." dedi.

"Sigara insanın hem işinden hem aşından ediyormuş"

Engin Kılıç da 27 yıl kesintisiz sigara kullandığını kaydetti. Merkez sayesinde bağımlılıktan kurtulduğunu söyleyen Kılıç, "Ben yürümeyi seven bir insan değildim ama sigarayı bıraktıktan sonra yürümeye başladım. Yani sigara insanın hem işinden hem aşından ediyormuş." ifadelerini kullandı.

30 Ekim TOKİ Aile Sağlığı Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği'nde görevli Dr. Ramazan Altun ise sigara bırakma polikliniğinin yaklaşık bir yıldır hizmet verdiğini anlattı.

Poliklinik hizmeti kapsamında hastalara danışmanlık, psikososyal destek, motivasyonel görüşme, destek ve farmakolojik yani ilaç tedavileri verdiklerini bildiren Altun, "Yaklaşık 9 aydır 90'a yakın hasta takip ettik. Bu hastalardan 55'i sigarayı tamamen bıraktı. 15-20 hasta günde 1-2 paketten 3 adet, 5 adet, 8 adet, yarım pakete kadar düştü, takiplerim devam ediyor." bilgisini paylaştı.

Hastaları bir yıla kadar takip ettiğini dile getiren Altun, "Sigara bırakan hastalarımızın bir yılın sonunda takip süresi bitecek ama devam eden ya da sigarayı bırakamayan hastalarımızla biz bu süreci devam ettireceğiz. Sigara bırakma polikliniğine gelen hastaların çoğu zaten sigara bırakma poliklinik hizmeti yaptığımı bildiği için bana başvuru yapıyor. Önce motivasyonel görüşme ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Sigarayı bırakmaya niyetli olan hastalarımızı sigara bırakma polikliniğine dahil ediyoruz." diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dumanli-yillara-saglikli-veda-459.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dumanli-yillara-saglikli-veda-459.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dumanli-yillara-saglikli-veda-459-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dumanli-yillara-saglikli-veda-459.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/dumanli-yillara-saglikli-veda/382304/</link>
			<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:00:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından diş sağlığı uyarısı ]]></title>
			<description><![CDATA[Bingöl'de diş hekimi Mehmet Şiyar Yalçın, Ramazan Bayramı'nda artan tatlı tüketimine dikkat çekerek ağız ve diş sağlığının önemine değindi.  ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Müdürü Diş Hekimi Mehmet Şiyar Yalçın, Ramazan Bayramı öncesi ağız ve diş sağlığı hakkında bilgiler verdi.  

Diş Hekimi Yalçın, oruç tutulan dönemde ağız kuruluğunun arttığını belirterek, "Gün boyu sıvı tüketilmediği için ağız kuruluğu oluşabiliyor. Bu durum ağız kokusu ve bakteri oluşumunu artırabiliyor. Bu nedenle sahurda ve iftardan sonra dişlerin mutlaka fırçalanması gerekiyor" dedi. 



Ramazan Bayramı'nda artan şekerli gıda tüketimine de dikkat çeken Yalçın, "Bayramda özellikle şeker, çikolata ve tatlı tüketimi artıyor. Bu tür gıdalar diş çürüğü riskini artırabiliyor. Bu nedenle tüketim sonrası ağız hijyenine dikkat edilmesi çok önemli. Özellikle çocukların diş bakımlarını ebeveynler tarafından takip edilmesini öneriyorum" diye konuştu. 

Yalçın, son olarak "Bayramda tatlı tüketimi kaçınılmaz ama ağız ve diş bakımını ihmal etmezsek hem bayramın tadını çıkarır hem de sağlıklı gülüşümüzü koruyabiliriz" ifadelerini kullandı.  
                               
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-dis-sagligi-uyarisi-2434.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-dis-sagligi-uyarisi-2434.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-dis-sagligi-uyarisi-2434-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-dis-sagligi-uyarisi-2434.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-dis-sagligi-uyarisi/382290/</link>
			<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 05:36:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dev kitleye kapalı ameliyat mucizesi]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya'da karın ağrısı şikayetiyle hastaneye giden ve böbreğinin üstünde 20 santimetrelik kitle tespit edilen hasta, kapalı ameliyat yöntemiyle sağlığına kavuştu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kentte karın ağrısı şikayetiyle Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran 48 yaşındaki Nida Seydo'nun sol böbrek üstü bezinde yaklaşık 20 santimetrelik kitle tespit edildi. Seydo, Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Güzel ile Cerrahi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ersan Özkardeşler'in gerçekleştirdiği kapalı ameliyatla sağlığına kavuştu.

Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Güzel, yaptığı açıklamada, hastanın sol böbrek üstü bezinde 20 santimetrelik bir kitle tespit ettiklerini belirterek, "Laparoskopik olarak ameliyata hazırladık ve kitleyi başarılı bir şekilde çıkardık. Ameliyat sonrası servis sürecinde herhangi bir komplikasyon gelişmedi. Patoloji sonucunu bekliyoruz ve sonuca göre tedavi planlamasını sürdüreceğiz." ifadesini kullandı.

Cerrahi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ersan Özkardeşler de kapalı ameliyat yönteminin avantajlarının olduğunu belirtti.

Özkardeşler, "Bu teknikte karın içi kamera sistemiyle görüntülenir ve küçük kesilerden işlem yapılır. Büyük kesi olmadığı için hastalar daha az ağrı hisseder ve daha hızlı toparlanır. Uygun vakalarda öncelikli tercihimiz kapalı cerrahidir." değerlendirmesinde bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dev-kitleye-kapali-ameliyat-mucizesi-3683.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dev-kitleye-kapali-ameliyat-mucizesi-3683.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dev-kitleye-kapali-ameliyat-mucizesi-3683-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/dev-kitleye-kapali-ameliyat-mucizesi-3683.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/dev-kitleye-kapali-ameliyat-mucizesi/382210/</link>
			<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 12:03:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı pişirme yöntemleri besin değerlerini koruyor]]></title>
			<description><![CDATA[Uzmanlar, Ramazan’da sağlıklı pişirme yöntemlerine özen göstermenin hem besin değerlerini korumak hem de sağlığı korumak açısından oldukça önemli olduğunu dile getirdi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi, Ramazan Ayı’nda sağlıklı beslenme ile ilgili paylaşımlarına devam ediyor. Yapılan son paylaşımda diyetisyen Rümeysa Yayan Çakır, "Özellikle iftar ve sahurda ağır yemekler tercih etmek, sindirim problemleri ve yorgunluğa yol açabilir. Bunun yerine, sağlıklı pişirme yöntemlerine yönelmek hem sindirimi kolaylaştırır hem de daha hafif ve dengeli bir öğün sağlar. Örneğin, yemeklerinizi fırınlayarak ya da ızgarada pişirerek daha az yağ kullanabilirsiniz. Haşlama ve buharda pişirme yöntemleri de besinlerin vitamin ve mineral kaybını engeller. Kızartma gibi yağda pişirme yöntemlerinden kaçının, çünkü bu yöntemler ekstra yağ ve kalori ekler. Ayrıca, yemeklerinizi doğal baharatlarla tatlandırmak, tuz kullanımını minimuma indirir ve kan basıncınızı dengede tutar. Yani, Ramazan’da hem sağlıklı hem de lezzetli pişirme yöntemleriyle beslenmek, hem vücudunuzun dengesini sağlar hem de enerjinizi artırır" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor-8826.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor-8826.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor-8826-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor-8826.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor/382119/</link>
			<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:45:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Taziye için gittiği şehirde hayatının şokunu yaşadı!]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul'dan taziye ziyareti için Van'a gelen ve kalbi durmuş halde hastaneye ulaştırılan 59 yaşındaki Hadi Kaya, doktorların 2 saat süren ısrarlı müdahalesi ve onlarca kez uygulanan şok tedavisiyle hayata tutundu.   

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İstanbul'dan memleketi Van'a taziye ziyareti için gelen 59 yaşındaki Hadi Kaya, aniden fenalaşarak yere yığıldı. 112 Acil Servis ekiplerince kalbi durmuş (kardiyak arrest) halde Lokman Hekim Van Hastanesine getirilen Kaya'ya, acil serviste yoğun müdahale yapıldı. Tıbbi prosedürlerin aksine, umudun kesilmediği müdahale yaklaşık 2 saat boyunca devam etti. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Tuncer ve ekibi, hastayı hayata döndürmek için yaklaşık 30 kez şok uyguladı. 2 saatin sonunda kalbi yeniden çalıştırılan Kaya, acilen anjiyoya alındı. Ana damarının tıkalı olduğu tespit edilen hasta, başarılı bir operasyonla damarı açılarak yoğun bakıma alındı. 24 saat sonra uyanan ve sağlığına kavuşan Kaya, hastaneden şifa ile taburcu edildi. 
 
  "Israrla 2 saate yakın müdahale ettik" 

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Tuncer, hastanın kalbinin durmuş vaziyette getirildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Tuncer, "Tıbben hastalara yarım saat ya da 45 dakika müdahale edildikten sonra işlem sonlandırılır; ancak biz bu hastamızda ısrarla 2 saate yakın müdahale ederek, belki 20-30 sefer şok uygulayarak kalbi yeniden çalıştırmayı başardık. Daha sonra hastayı anjiyoya aldığımızda ana damarının tıkalı olduğunu gördük ve o damarı açtık. Entübe halde yoğun bakıma aldığımız hastamız 24 saat sonra uyandı ve şu anda şifayla taburcu ediliyor. Burada vermek istediğimiz mesaj şudur: Eğer yolda düşüp bayılan, kalbi duran hastalar hızlı bir şekilde acil servise getirilir ve müdahale yerinde, zamanında yapılırsa birçok hastamız bu şekilde kurtulabilmektedir" dedi. 
 
  "Üçüncü gününden itibaren yakın hafızası yerine gelmeye başladı" 

Hastanın uyandıktan sonra bir müddet yakın hafıza sorunu yaşadığını ancak tedavinin üçüncü gününden itibaren hafızasının da yerine gelmeye başladığını dile getiren Tuncer, "Kardiyak arrest dediğimiz, kalbi duran hastaların birçoğunda beyin fonksiyonları geri gelmez; beyin ölümü gerçekleşir ve hastalar uzun süre yoğun bakımlarda yatar. Ancak bu hastamızda zamanında müdahaleyle başarı sağladık. Bu hastamızın en büyük şansı, hızlı bir şekilde hastaneye ulaştırılması ve zamanında müdahale edilmesidir. Hasta uyandıktan sonra bir müddet yakın hafıza sorunu yaşadı; geçmişi hatırlıyor ancak bulunduğu yeri çıkaramıyordu. Kendisi aslında İstanbul'da ikamet eden bir hastamız olup buraya taziye ziyareti için gelmişti. Tedavisinin üçüncü gününden itibaren yakın hafızası da yerine gelmeye başladı" diye konuştu. 
 
  "Büyük bir kriz geçirdiğimi ve kalbimin durduğunu söylediler" 

Kalbi durmuş vaziyette hastaneye getirilen 59 yaşında Hadi Kaya isimli vatandaş ise "İstanbul'da ikamet ediyoruz, taziye için gelmiştik. Sabah uyanıp aşağı indim, o sırada başım döndü ve düşmüşüm; sonrasını hatırlamıyorum. Bana büyük bir kriz geçirdiğimi ve kalbimin durduğunu söylediler. Hocalarımızın iki saat süren yoğun müdahalesiyle hayata dönmüşüm. Şu an iyiyim ve günden güne daha iyiye gidiyorum. Müdahalede bulunan tüm doktorlara teşekkür ederim" şeklinde konuştu. 
                                  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/taziye-icin-gittigi-sehirde-hayatinin-sokunu-yasadi-8092.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/taziye-icin-gittigi-sehirde-hayatinin-sokunu-yasadi-8092.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/taziye-icin-gittigi-sehirde-hayatinin-sokunu-yasadi-8092-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/taziye-icin-gittigi-sehirde-hayatinin-sokunu-yasadi-8092.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/taziye-icin-gittigi-sehirde-hayatinin-sokunu-yasadi/382084/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:27:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye’de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya Böbrek Günü kapsamında, Türk Böbrek Vakfı tarafından 1800 pet şişe kullanılarak hazırlanan 2,5 metre yüksekliğinde dev böbrek maketi, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki maket, plastik tüketiminin doğaya etkisini sembolik bir şekilde gözler önüne serdi. Düzenlenen etkinlikte hem böbrek hastalıklarına dikkat çekildi hem de su kaynaklarının korunmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte konuşan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor" dedi. Erk, kronik böbrek yetmezliğinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" dedi.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise böbrek hastalıklarının dünya genelinde hızla arttığını belirterek, "Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır" dedi. Canpolat ayrıca çocukların iklim değişikliği, hava kirliliği ve su kaynaklarının azalması gibi çevresel risklere karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, çevreyi korumanın aynı zamanda çocukların böbrek sağlığını korumak anlamına geldiğini ifade etti.

Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zelal Adıbelli ise böbrek sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik konularına değindi. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise böbreklerin görevleri ve böbrek sağlığı adına edinilmesi gereken alışkanlıklardan bahsederek, "Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9100.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9100.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9100-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9100.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor/381946/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 05:24:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hemodiyaliz ünitesi hastaları yol çilesinden kurtardı]]></title>
			<description><![CDATA[Muş'un Hasköy Devlet Hastanesi bünyesinde açılan hemodiyaliz ünitesi, daha önce tedavi için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalan hastalara büyük kolaylık sağladı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hasköy ilçesinde bulunan devlet hastanesi bünyesinde hizmete açılan hemodiyaliz ünitesi, ilçede yaşayan böbrek hastalarının tedaviye erişimini kolaylaştırdı. 4 Şubat'ta hizmet vermeye başlayan ve 6 diyaliz makinesinin bulunduğu ünitede şu anda yaklaşık 21 hasta tedavi görüyor. Daha önce diyaliz tedavisi için Muş Devlet Hastanesi'ne gitmek zorunda kalan Hasköy ve köylerinde yaşayan hastalar, artık ilçede hizmet veren hemodiyaliz ünitesi sayesinde uzun yolculuklardan kurtuldu.

Hasköy Devlet Hastanesi'nde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Balat, ünitenin yaklaşık bir aydır hizmet verdiğini belirterek, "Ünitemiz yaklaşık bir ay oldu açıldı. 6 yatağımız var. Şu an yaklaşık 21 hastamız var. Bundan önce hastalar çeşitli zorluklarla Muş merkez veya farklı yerlerde tedavi oluyorlardı. Burayı açtıktan sonra hastalar rahatlıkla diyalizlerini almakta. Hafta içi ve hafta sonu belli dönemlerde diyaliz seanslarımız var" dedi.

Hasköy Devlet Hastanesi Birim Sorumlusu Fırat Narin ise ilçede kurulan hemodiyaliz ünitesinin bölge için önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade ederek, "Hasköy Devlet Hastanesi'nde gerçekten güzel bir hemodiyaliz ünitesi kurduk. Hastanemizde şu anda 21 hasta hemodiyaliz tedavisi görmekte. Pazartesi, çarşamba, cuma bir ekip, salı, perşembe ve cumartesi ise diğer ekip tedavi yapmakta. Hastalarımız haftada 12 saat, günlük 4 saat diyaliz tedavisi alıyor. Diyalize giren hastalar sadece Hasköy'den değil, mesafe olarak yakın olduğu için Korkut ilçesi ve köylerinden de geliyor. Hatta Tokat'tan gelen hastamız da mevcut. Ünitemiz ayrıca tatil hemodiyalizi hizmeti de veriyor. 6 makine ile hizmet veren hastanemiz, akşam seansıyla birlikte 34-36 hastaya kadar kapasiteye sahip. İlçede hemodiyaliz ünitesinin açılması Hasköy ve Korkut ilçelerindeki hastaları ciddi şekilde rahatlattı" diye konuştu.
Diyaliz tedavisi için üniteden yararlanan 53 yaşındaki Fevzi Zeytun ise daha önce tedavi için uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Korkut'un Altınova köyündenim. 53 yaşındayım. Son 8 aydır diyalize giriyorum. Son 3 yıldır da görme engelliyim. Arkadaşlar sağ olsun, görme engelli olmama rağmen bir sıkıntım olduğunda hemen ilgileniyorlar. Bizim yaşadığımız yer Muş merkeze 40-45 kilometre uzaklıkta. Hasköy'e ise yaklaşık 20 kilometre mesafede. Buradan evimize gitmek 20 dakika sürüyor fakat Muş merkeze gittiğimizde yol çok zamanımızı alıyordu. Allah devletten razı olsun" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hastalari-yol-cilesinden-kurtardi-991.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hastalari-yol-cilesinden-kurtardi-991.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hastalari-yol-cilesinden-kurtardi-991-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hastalari-yol-cilesinden-kurtardi-991.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/hemodiyaliz-unitesi-hastalari-yol-cilesinden-kurtardi/381939/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 02:35:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından böbrek sağlığı için kaliteli su önerisi]]></title>
			<description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Hakan Şığva, böbrek sağlığının korunması için kaliteli ve yeterli miktarda su tüketilmesi uyarısında bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında basın mensuplarıyla bir araya gelen Şığva, Van ve çevre illerde böbrek taşı hastalığının yaygın olduğunu söyledi.

Böbrek taşının böbrek yetmezliğine yol açtığını belirten Şığva, şunları kaydetti:

"Ülkemizde yaklaşık 12 milyon civarında böbrek hastası var. Böbrekler vücudumuzda aslında bir süzgeç görevini görmektedir. Dolayısıyla içtiğimiz su başta olmak üzere hava ve çevre kirliliğinden de etkilenebiliyoruz. Kötü hava akciğerimizden kana karıştıktan sonra maalesef böbreklerimizde kalıcı hasarlara neden olabilmektedir. Böbreklerimiz için en önemli şeylerden biri de içtiğimiz sulardır ancak içtiğimiz her suyun böbreklere iyi geldiği söylenemez. Katı atıklardan dolayı vatandaşlar temiz suya ulaşmakta zorluk yaşıyor."

Suyun böbrekler için faydasından söz eden Şığva, "Kalitli su içmek zorundayız. Kadınların günde 2 ve 2 buçuk litre, erkeklerin ise 2 buçuk ya da 3 litre su tüketmesini tavsiye ediyoruz. Yalnız su tüketiminin bazen kısıtlanabildiği hastalıklar mevcut. Özellikle kalp ve böbrek yetmezliği gibi durumlarda sıvı kısıtlaması olmaktadır. O durumda da hastalarımızı uygun uzmana gönderiyoruz." dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-bobrek-sagligi-icin-kaliteli-su-onerisi-8393.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-bobrek-sagligi-icin-kaliteli-su-onerisi-8393.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-bobrek-sagligi-icin-kaliteli-su-onerisi-8393-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-bobrek-sagligi-icin-kaliteli-su-onerisi-8393.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-bobrek-sagligi-icin-kaliteli-su-onerisi/381864/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 14:49:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan Ramazan uyarısı: Tabak çeşitliliği şart]]></title>
			<description><![CDATA[Uzmanlar Ramazan'da sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak için vitamin, mineral ve elektrolit dengesine dikkat etmenin çok önemli olduğunu, sağlıklı beslenmenin anahtarının, tabak çeşitliliğini doğru planlamaktan geçtiğini vurguladılar.   
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi, Ramazan Ayı'nda sağlıklı beslenme ile ilgili vatandaşlara önerilerde bulunuyor ve bunları uzmanların dilinden paylaşıyor. Şehir Hastanesi'nin sosyal medya hesabından yapılan son paylaşımda;  Ramazan'da vitamin, mineral ve elektrolit dengesine ile tabak çeşitliliğini doğru planlama ile ilgili görüşlere yer verdi. 

"Ramazan'da su ve mineral kaybını artırabilir"

Uzmanlar Ramazan'da sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak için vitamin, mineral ve elektrolit dengesine dikkat etmek çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Uzun süreli açlık, vücudun su ve mineral kaybını artırabilir. Bu nedenle, sahurda potasyum ve magnezyumdan zengin besinler, örneğin muz, avokado, süt ve yoğurt tüketmek faydalı olur. Ayrıca, bol lifli gıdalar (tam buğday ekmeği, yeşillikler) sindirimi düzenler ve uzun süre tok tutar. İftarda ise sıvı alımını artırmak önemli. Su, mineral kaybını telafi ederken, azar azar içilen bir miktar tuzlu ayran ya da elektrolit dengesini sağlar. Dengeli ve vitamin-mineral zengini bir beslenme, Ramazan boyunca enerjinizi yüksek tutar ve sağlığınızı korur" dediler. 

"Tabağınızı üçe bölün" 

Ramazan'da sağlıklı beslenmenin anahtarının, tabak çeşitliliğini doğru planlamaktan geçtiğini dile getiren uzmanlar, "İftarda tek tip ve ağır yemekler yerine, dengeli ve renkli tabaklar oluşturmak hem sindirimi kolaylaştırır hem de vücudun ihtiyaç duyduğu farklı besin ögelerini karşılar. Tabağınızı üçe bölerek düşünebilirsiniz: Yarısı sebzelerden oluşmalı; salata, zeytinyağlı sebze ya da haşlanmış sebzeler olabilir. Dörtte biri kaliteli protein kaynağı; et, tavuk, balık ya da kuru baklagiller. Kalan kısmı ise tam tahıllı karbonhidratlar; bulgur, tam buğday ekmeği gibi seçenekler oluşturmalı. Renk arttıkça vitamin ve mineral çeşitliliği de artar. Unutmayın, Ramazan'da önemli olan miktar değil, dengeli ve çeşitli beslenmektir" şeklinde konuştular. 
                                  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-ramazan-uyarisi-tabak-cesitliligi-sart-1855.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-ramazan-uyarisi-tabak-cesitliligi-sart-1855.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-ramazan-uyarisi-tabak-cesitliligi-sart-1855-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanlardan-ramazan-uyarisi-tabak-cesitliligi-sart-1855.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanlardan-ramazan-uyarisi-tabak-cesitliligi-sart/381833/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:56:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Her 5 kişiden biri reflü hastası]]></title>
			<description><![CDATA[Her 5 kişiden birinde reflü hastalığı görüldüğünü belirten Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Reflüden korunmak için özellikle akşam saatlerinde dikkatli olunması gerekir. Yatmadan en az üç saat önce yemek yemeyi ve sıvı alımını kesmek gerekiyor" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yalnız artan reflü hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.

Reflü hastalığının toplumda her geçen gün daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Yalnız, "Günümüzde her 5 kişiden birinde reflü hastalığının görülüyor. Bu durumun yaşam alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Reflü hastalığının artışında sigara kullanımı, alkol tüketimi, Batı tipi beslenme, obezite ve aşırı abur cubur tüketimi etkilidir. Mide kapasitesinin üzerinde beslenmek, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına neden oluyor. Bu da yemek borusunda yanmaya yol açıyor. Mide ile yemek borusu arasında anatomik bir kapak bulunmuyor ancak kaslar ve diyaframın oluşturduğu koruyucu bir sistemin kapak görevi görüyor. Bu sistem zamanla gevşeyerek kalıcı hale gelebiliyor. Reflüden korunmak için özellikle akşam saatlerinde dikkatli olunması gerekir. Yatmadan en az üç saat önce yemek yemeyi ve sıvı alımını kesmek gerekiyor. Tüm bu önlemlere rağmen mide içeriği yine yemek borusuna kaçıyorsa, yatak başını yaklaşık 45 derece yükseltmek, yemek borusunu mideye göre daha yukarda tutarak reflüyü azaltabilir" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/her-5-kisiden-biri-reflu-hastasi-5045.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/her-5-kisiden-biri-reflu-hastasi-5045.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/her-5-kisiden-biri-reflu-hastasi-5045-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/her-5-kisiden-biri-reflu-hastasi-5045.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/her-5-kisiden-biri-reflu-hastasi/381746/</link>
			<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 11:31:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[YEDAM 6 yılda 677 kişiye umut oldu]]></title>
			<description><![CDATA[ Elazığ'da bağımlılığın önlenmesine yönelik çalışmalarını sürdüren Yeşilay Danışmanlık Merkezi'nde (YEDAM) 6 yılda 677 kişiye bağımlılıkla mücadele desteği verildi, 5 bin 512 bireysel görüşme gerçekleştirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kentte 2019'da kurulan YEDAM, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan ekibiyle bireylere bağımlılıkla mücadele konusunda destek veriyor.

Kurumda görevli uzmanlarca, tütün, alkol, madde, internet ve kumar bağımlılarına ücretsiz hizmet veriliyor, bağımlı bireyler, aileleri ve yakınlarına sunulan hizmetler de gizlilik esasları çerçevesinde yürütülüyor.

Kurulan atölyelerde danışanlar, resim, el sanatları ve boyama gibi etkinliklerle zamanlarını daha verimli değerlendiriyor.

"Bağımlılar, kapsamlı bir çalışma programına dahil oluyor"

Elazığ Yeşilay Şube Başkanı Harun Gündüz, alkol, madde, kumar, teknoloji ve tütün bağımlılığıyla mücadele konusunda çalışmalar yaptıklarını söyledi.

YEDAM'da bağımlılıklarla ilgili vatandaşları bilinçlendirdiklerini ifade eden Gündüz, şunları kaydetti:

"6 yıldır tüm alanlarda çalışma yürütüyoruz. 677 bireye destek verdik. 5 bin 512 bireysel görüşme sağladık, ayrıca 167 sosyal etkinlik, 416 işbirliği görüşmesi ve 449 YEDAM tanıtım faaliyetimiz oldu. Eğitim programlarımızın yanında kurum ziyaretleri yapıyoruz. Bağımlılıklarla ilgili sahada eğitimler veriyoruz ve merkezi anlatıyoruz. Ücretsiz ve gizlilik esasına göre hizmet veriyoruz. Merkeze gelen bağımlılar, kapsamlı bir çalışma programına dahil oluyor çünkü bir alışkanlığı değiştirmek zordur. Danışanlar, terapi seanslarının ardından sosyal hizmet görüşmelerine dahil oluyor."

Bağımlılık sorunu yaşayanların sosyal becerilerinin körelebildiğini anlatan Gündüz, hobi atölyesinde danışanların beceri geliştirmelerini ve her alanda iyileşmeyi sağlamalarını amaçladıklarını söyledi.

Bağımlılık sadece bireyi değil tüm aileyi etkiliyor

Danışanların, el sanatları ve resim gibi atölyelerden ücretsiz yararlandıklarını ve bu şekilde arındıklarını belirten Gündüz, "Eğer bağımlı birey kendisi gelmiyorsa mutlaka aileleri bize gelsin çünkü aileleri de görüşmelere dahil ediyoruz. Aile üzerinden bağımlıyı merkezlere çekebiliyoruz ve tedavi bu şekilde başlatabiliyoruz." ifadelerini kullandı.

Her alanda bağımlılıkla mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Gündüz, şunları söyledi:

"Bağımlılık, sadece kullanan ya da oynayan kişiyi değil bütün aile üyelerini etkileyen bir hastalık olduğu için aile üyelerinde de birtakım ruhsal hastalıklar meydana geliyor. Ailelerde çok sık gördüğümüz depresyon, kaygı ve öfke gibi ruhsal sorunlar ortaya çıkıyor. Merkezimizde bunlara yönelik ücretsiz destek de sağlıyoruz."

Gündüz, bağımlılıkla ilgili destek isteyen herkesi YEDAM'a beklediklerini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yedam-6-yilda-677-kisiye-umut-oldu-3018.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yedam-6-yilda-677-kisiye-umut-oldu-3018.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yedam-6-yilda-677-kisiye-umut-oldu-3018-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/yedam-6-yilda-677-kisiye-umut-oldu-3018.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/yedam-6-yilda-677-kisiye-umut-oldu/381524/</link>
			<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 11:49:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi]]></title>
			<description><![CDATA[Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü, ev, iş veya trafik kazaları ile doğal afetlerde hayati öneme sahip ilk müdahaleleri yapabilecek personel yetiştirmek amacıyla temel ilk yardım eğitimleri düzenledi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Müdürlük bünyesinde alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimler, her hafta 2 günlük ve toplamda 16 saatlik teorik ve pratik dersleri kapsıyor. Bu kapsamda bu hafta, Müdürlüğe bağlı personeller planlama dahilinde Temel İlk Yardım Eğitimleri aldı.
Eğitimler, ilkyardım bilincinin geliştirilmesi, ilkyardım eğitimi almış kişi sayısının artırılması ve konuya duyarlılığın sağlanmasını hedefliyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-personeline-temel-ilk-yardim-egitimi-2348.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-personeline-temel-ilk-yardim-egitimi-2348.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-personeline-temel-ilk-yardim-egitimi-2348-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-personeline-temel-ilk-yardim-egitimi-2348.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/saglik-mudurlugu-personeline-temel-ilk-yardim-egitimi/381502/</link>
			<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 03:40:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kilo sorunu yaşayanlar sorunu orada çözdü!]]></title>
			<description><![CDATA[ Van'da fazla kiloları nedeniyle sağlık sorunu yaşayan 9 bin kişi sağlıklı hayat merkezlerinde tedavi oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki sağlıklı hayat merkezlerinde fazla kiloları nedeniyle sağlık problemi yaşayanlara diyetisyen, fizyoterapist ve psikologlar tarafından destek sağlanıyor.

Merkeze başvuranlar, diyetisyen kontrolünde hazırlanan kişiye özel beslenme programları ve egzersizlerle sağlıklı yaşam için destek alıyor.

Son bir yılda uzmanlar eşliğinde yürütülen programlara başvuran 9 bin kişi, fazla kilolarından kurtuldu.

Tuşba Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Aysu İlhan, basın mensuplarına, danışanların aile hekimleri veya hastaneler aracılığıyla merkeze yönlendirildiğini söyledi.

Merkeze başvuran kişilerin sağlık analizlerinin yapıldığını ve buna göre kişiye özel programlar hazırlandığını belirten İlhan, şunları kaydetti:

"Danışanlarımızın sağlık durumuna göre program hazırlıyoruz. Zayıflamak isteyenler için kilo verme, kolesterolü yüksek olanlar için ise kolesterolü düşürmeye ve kilo kontrolüne yönelik programlar uyguluyoruz. Şeker ya da tansiyon hastalığı olan danışanlarımız için de bu hastalıklara uygun diyet planları oluşturuyoruz. Danışan potansiyelimizde genellikle obez bireyler daha fazla yer alıyor ancak son dönemde aile hekimlerinin yönlendirmesiyle kronik hastalığı bulunan danışanlarımızın sayısında da artış var. Merkezlere son bir yılda 9 bin kişi başvurdu. Toplamda 28 bin kilo verdik."

Fazla kilolarından kurtulmak için merkeze başvuran 29 yaşındaki Dilek Tuncer ise "Kilo ve kolesterol sorunu nedeniyle merkeze başvurdum. Diyetisyenimizin hazırladığı programa uyarak ve düzenli egzersiz yaparak 1,5 ayda 11 kilo verdim. Haftanın iki günü spor yapıyorum. Diyet listemi düzenli olarak güncelliyoruz. Bol su içip sebze ağırlıklı besleniyorum." dedi.

6 ayda 13 kilo veren Ayten Züngür de "80 kiloydum, şu an 67 kiloya düştüm. Topuk dikeni sorunum vardı ve yürümekte zorlanıyordum. Kilo verdikten sonra bu sorunlarım büyük ölçüde ortadan kalktı. Artık çok daha sağlıklıyım." diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/kilo-sorunu-yasayanlar-sorunu-orada-cozdu-751.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/kilo-sorunu-yasayanlar-sorunu-orada-cozdu-751.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/kilo-sorunu-yasayanlar-sorunu-orada-cozdu-751-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/kilo-sorunu-yasayanlar-sorunu-orada-cozdu-751.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kilo-sorunu-yasayanlar-sorunu-orada-cozdu/381403/</link>
			<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 17:58:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anksiyete ve depresyon sorunları artıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, son yıllarda anksiyete temelli rahatsızlıklarda artış yaşandığını aktardı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Uzm. Dr. Sıdıka Oksay, psikiyatri polikliniğinde en sık karşılaşılan başvuruların anksiyete ve depresif yakınmalar olduğunu söyledi. Oksay, özellikle kaygı temelli rahatsızlıkların son yıllarda belirgin şekilde arttığını belirtti. Oksay, "Polikliniğimizde en sık anksiyete ve depresif yakınmalarla, ayrıca insan ilişkilerinde yaşanan sorunlarla karşılaşıyoruz. En sık tedavi ettiğimiz rahatsızlık kaygı bozukluklarıdır diyebiliriz" dedi.

Kaygı bozukluğu ve panik atak
Kaygı bozukluklarının tek bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Sıdıka Oksay, panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, takıntı-zorlantı bozukluğu (OKB), sosyal fobi ve özgül fobilerin bu başlık altında değerlendirildiğini ifade etti. En sık görülen tabloların ise yaygın kaygı bozukluğu ve panik atak olduğunu söyledi. Kaygının aslında insanın hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlatan Oksay, "Kaygı tehlikelere karşı bizi tetikte tutan doğal bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehdit yokken alarm sistemi sürekli devredeyse, bu durum hastalık halini alır" diye konuştu.

Belirtiler neler?
Anksiyete bozukluklarında sık görülen belirtileri ise Dr. Sıdıka Oksay şöyle sıraladı:
"Sürekli ve kontrol edilemeyen endişe, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, terleme ve titreme, uyku bozuklukları, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü"

Oksay, kaygının günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal ilişkileri belirgin şekilde etkilemeye başladığı noktada mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini vurguladı. Tedavide psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinin birlikte planlandığını belirten Oksay, erken başvurunun iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor-587.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor-587.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor-587-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor-587.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor/381399/</link>
			<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:19:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Obeziteyle mücadele meyvelerini veriyor: 9 bin kişi zayıfladı]]></title>
			<description><![CDATA[Van İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) son bir yıl içerisinde başvuran 9 bin vatandaş, uzman diyetisyenler eşliğinde toplam 28 bin kilo verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Van'da fazla kiloya bağlı sağlık sorunları yaşayan vatandaşlar, Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak sağlıklı yaşama adım atıyor. İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren merkezlerde, vatandaşlar diyetisyen kontrolünde kişiye özel hazırlanan programlarla fazla kilolarından kurtuluyor. Uzmanlar eşliğinde yürütülen süreç sayesinde bir yıl içinde başvuru yapan 9 bin kişi, toplamda 28 bin kilo vererek daha sağlıklı bir hayata kavuştu. 

 Merkezlerde sunulan ücretsiz danışmanlık hizmetinden faydalanan vatandaşlar, aldıkları profesyonel destekle hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyileşme kaydederken, merkezlerden memnuniyetle ayrılıyor. 



 Konuya ilişkin konuşan Tuşba Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Aysu İlhan, danışanlarının aile hekimliğinden ya da hastaneden yönlendirildiğini belirtti. Danışanlarının analizlerini alıp uygun diyet programlarıyla süreci yürüttüklerini ifade eden Diyetisyen İlhan, "Kişiye özel olarak; eğer zayıflamak için geldiyse zayıflamaya yönelik; kolesterolü yüksekse ve kilosu fazlaysa hem kolesterol düşürücü hem de zayıflamaya yönelik; şekeri veya tansiyonu varsa da bunlara yönelik programlarla süreci ilerletiyoruz. Danışan potansiyelimizde genellikle obez bireylerin başvurusu daha fazla ancak son dönemde aile hekimlerinin de desteğiyle birlikte kronik hastalıkları olan danışanlarımızın sayısı da oldukça arttı. Gelen kişilerin uyumu gayet güzel; başladığımız süreci başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Üst katımızda bir fiziksel aktivite salonumuz var. Fizyoterapist arkadaşlarla süreci koordineli olarak yürüttüğümüzde çok daha iyi sonuçlar alıyoruz" dedi. 
 
  "Her 100 danışandan yaklaşık 70'i obezite şikayetiyle geliyor" 
 Van'da bulunan Sağlıklı Hayat Merkezlerine bir yıl içinde yaklaşık 9 bin başvurunun yapıldığını hatırlatan İlhan, "Danışanlarımızla toplamda 28 bin kilo vermiş bulunuyoruz. Başvuran her 100 danışandan yaklaşık 70'i obezite şikayetiyle geliyor. Herkesi Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz; burası tamamen ücretsiz bir sağlık merkezi. Danışanlarımız diyetisyen, fizyoterapi ve psikolog hizmetlerinden faydalanabilirler. Biz buradayız, onları bekliyoruz; yardım almaktan çekinmesinler" diye konuştu. 
 

"1,5 ayda 11 kilo vermeyi başardım"

Bir buçuk ay önce SHM'ye başvuran 5 çocuk annesi 29 yaşındaki Dilek Tuncer ise spor yaparak ve diyet programına uyarak süreçte 11 kilo verdiğini ifade etti.  Kilo ve kolesterol sorunun olduğunu dile getiren Tuncer, "Diyetisyen hocamızın desteğiyle beraber sürece başladık ve gayet iyi ilerledik. 1,5 ayda tam 11 kilo verdim. Egzersizlerimi aksatmadan yapıyorum; haftanın iki günü, salı ve perşembe günleri gelip sporumu da yapıyorum. Her hafta ya da on günde bir gelerek diyet listemi güncelliyor ve harfiyen uyguluyorum. Bol bol su içerek, yeşillik ve salatalık gibi gıdalar tüketerek 1,5 ayda 11 kilo vermeyi başardım. Bu süreçte hiçbir şekilde zorlanmadım; çünkü beni zorlayacak bir kısıtlama yoktu. Günlük yaşamımda tükettiğim gıdaları sadece porsiyon olarak azaltmam gerekiyordu. Süreç boyunca ağzıma ekmek sürmedim ve şekerli hiçbir gıda tüketmedim. Canım tatlı çektiği zamanlarda bir adet hurma yiyordum. Keten tohumunu sürekli suyla birlikte tükettiğim için tatlı ihtiyacı da duymuyordum" şeklinde konuştu. 
 
  "Kilo verdikten sonra topuk dikeni sorunum kalmadı" 

6 ay önce SHM'ye başvuran 4 çocuk annesi Ayten Züngür (34) de bu süreçte 13 kilo verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Düzenli ilaç kullanan bir tansiyon hastasıyım. Doktorlarımın tavsiyesi üzerine Sağlıklı Hayat Merkezine başvurdum. Burada diyetisyenlerin yönlendirmesiyle kilo verdim. 80 kiloya yakındım, şu an 67 kiloya düşmüş durumdayım. Benim topuk dikeni sorunum ve buna bağlı yürüme problemlerim vardı. Çarşıya, pazara veya markete gittiğimde yürüyemiyor; gidip gelirken nefes nefese kalıyordum. Kilo verdikten sonra topuk dikeni sorunum da kalmadı. Çok şükür şu an çok iyiyim ve çok sağlıklıyım; hiçbir sorunum kalmadı." 
                             
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/obeziteyle-mucadele-meyvelerini-veriyor-9-bin-kisi-zayifladi-1415.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/obeziteyle-mucadele-meyvelerini-veriyor-9-bin-kisi-zayifladi-1415.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/obeziteyle-mucadele-meyvelerini-veriyor-9-bin-kisi-zayifladi-1415-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/obeziteyle-mucadele-meyvelerini-veriyor-9-bin-kisi-zayifladi-1415.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/obeziteyle-mucadele-meyvelerini-veriyor-9-bin-kisi-zayifladi/381395/</link>
			<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 14:15:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hemodiyaliz ünitesi hizmete girdi ]]></title>
			<description><![CDATA[Van’daki Gürpınar Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan hemodiyaliz ünitesi hasta kabulüne başladı.   ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalar için hayati önem taşıyan hemodiyaliz tedavisi, genellikle haftada iki ya da üç gün düzenli olarak uygulanıyor. Ulaşım imkânının sınırlı olduğu kırsal ilçelerde ise bu süreç, hastalar açısından hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorluklara yol açabiliyor. Özellikle kış aylarında ağırlaşan hava şartları, tedaviye erişimi daha da güçleştiriyor. İlçede uzun süredir ihtiyaç olarak dile getirilen hemodiyaliz ünitesinin hizmete alınmasıyla birlikte diyaliz hastaları il merkezine gitmek zorunda kalmadan tedavilerini yaşadıkları ilçede sürdürebilecek. 



Hastane Başhekimi Dr. İshak Peynirci, daha önce hastane bünyesinde diyaliz ünitesinin bulunmadığı için hastaların il merkezine veya başka ilçelere gitmek zorunda kaldıklarını ifade ederek, "Bölgemizde kış şartlarının zaman zaman ağır seyretmesi nedeniyle ulaşımda ciddi sıkıntılar yaşanabiliyordu. Özellikle yatalak bir hastamız için bu gidiş gelişler daha da zorlayıcı oluyordu. İnşallah ünitenin hizmete açılmasıyla birlikte bu sıkıntıları büyük ölçüde aşacağız. Hastalarımız artık daha rahat bir şekilde gelip, diyalizlerini yaptırarak evlerine dönebilecek. Şu an 5 hastamızı takip ediyoruz. Yaz aylarında hasta sayısının artmasını bekliyoruz. İl dışında ikamet eden bazı hastalarımız kışın farklı illerde kalıp, yazın bölgemize dönüyor. Bu nedenle yaz döneminde hasta sayısının 13-14’e çıkabileceğini öngörüyoruz" dedi. 

Organ naklinin önemine de dikkat çeken Peynirci, "Organ nakli ise hemodiyalize kıyasla hem hasta konforu hem de maliyet açısından daha avantajlı bir tedavi yöntemi. Ancak ülkemizde organ nakli sayıları istenilen düzeyde değil. Dünya genelinde kadavradan nakil daha yaygınken, ülkemizde canlı vericiden yapılan nakiller kadavradan yapılan nakillerin önünde yer alıyor. Bu durum, toplumda organ bağışı bilincinin yeterince gelişmediğini gösteriyor. Sağlık Bakanlığı da organ bağışının artırılması ve vatandaşların bu konuda teşvik edilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüyor" diye konuştu. 

 "Evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum" 
6 yıllık diyaliz hastası Vehbi Güngör (60), daha önce yaşadıkları ulaşım zorluklarına dikkat çekerek, "Gelip giderken elbette zorluk yaşıyorduk. Allah, buranın açılmasına vesile olanlardan binlerce kez razı olsun. Şimdi evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum. Seans bittikten 5 dakika sonra da servisle evime dönüyorum. Artık yorulmuyorum. Daha önce gidiş gelişler bizi çok yıpratıyordu. Sürekli yolu düşünüyorduk, diyalizi değil" diye konuştu.



 "Kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu" 
Özellikle kış aylarında ulaşımın kendileri için oldukça zorlayıcı olduğunu dile getiren 2 yıllık diyaliz hastası Adem Koç (35) da, "Daha önce Van merkezine giderken hem yol hem de hava şartları nedeniyle ciddi zorluklar yaşadık. Özellikle kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu. İlçemize böyle bir hizmetin kazandırılması bizim için iyi oldu. Gerçekten çok güzel bir hizmet. Her hasta aynı imkânlara sahip olamıyor. Yağmur, kar, kış demeden yollara düşüyorduk ve zaman zaman zor durumda kalıyorduk. Hava şartları çoğu zaman elverişli olmuyordu. Elbette kimse diyaliz hastası olmak istemez, ancak bu tedavi bizim için bir zorunluluk. Bu nedenle ünitenin ilçemizde açılması büyük bir ihtiyaçtı. İlçemiz adına çok önemli ve değerli bir hizmet oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. 
                            
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hizmete-girdi-7952.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hizmete-girdi-7952.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hizmete-girdi-7952-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/hemodiyaliz-unitesi-hizmete-girdi-7952.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/hemodiyaliz-unitesi-hizmete-girdi/381320/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 13:20:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye'de her üç kişiden biri obez]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya Battalgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Reyyan Yüce Göllü obezitenin yalnızca kilo sorunu değil metabolik ve hormonal dengeleri bozan ciddi bir hastalık olduğunu belirterek, Türkiye'de her üç kişiden birinin obez olduğunu söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyetisyen Reyyan Yüce Göllü Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye'de 18 yaş üstü yetişkinlerde obezite oranının yaklaşık yüzde 32 olduğunu belirterek bu oranın Avrupa'da ilk sırada yer aldığını kaydetti. Obezitenin vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını aktaran Göllü, beden kütle indeksinin (BKİ) 30'un üzerinde olmasının obezite olarak sınıflandırıldığını bel çevresinin ise kadınlarda 88 santimetre, erkeklerde 102 santimetrenin üzerinde olmasının risk oluşturduğunu söyledi. 

Fazla kiloluluk ve obezitenin hipertansiyon tip 2 diyabet, hiperlipidemi, kalp-damar hastalıkları, inme ve bazı kanser türleri için önemli bir risk faktörü olduğunu kaydeden Göllü, obezitenin temel nedeninin tüketilen kalori ile harcanan kalori arasındaki dengesizlik olduğunu ifade etti. Yüksek şekerli ve işlenmiş gıda tüketimi, büyüyen porsiyonlar ve fiziksel aktivite eksikliğinin obeziteyi artırdığını belirten Göllü, toplumda yaygın olan öğün atlama ve gece yeme alışkanlıklarının da kilo artışını tetiklediğini belirtti. Çocukluk çağı obezitesine de dikkat çeken Göllü, "Çocuklukta kazanılan sağlıklı beslenme alışkanlıkları yetişkin obezitesini önlemede kritik rol oynar. Ailelerin bilinçlenmesi çok önemli" dedi. 



Obezite tedavisinde tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, egzersiz, davranış değişikliği, ilaç ve cerrahi yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Göllü, diyet tedavisi, artmış fiziksel aktivite ve davranış terapisinin ağırlık kaybının üç temel bileşeni olduğunu kaydetti. Uyku ve stres yönetiminin de başarıda önemli rol oynadığını ifade etti. Diyetlerin kısa süreli değil, sürdürülebilir değişim odaklı olması gerektiğini ifade eden Göllü, pratik önerilerini şöyle sıraladı:  "Tabağımızın yarısı sebze, dörtte biri protein ve dörtte biri tam tahıl olsun. Şekerli içecekleri ve hazır gıdaları sınırlayalım. Gece yeme, öğün atlama ve aşırı porsiyonlardan kaçınalım. Küçük ama sürekli değişimler metabolizmayı iyileştirir ve uzun vadede kilo kontrolünü sağlar." 

Yetişkin bireylerde haftada en az 150-300 dakika orta şiddetli fiziksel aktivite, çocuk ve ergenlerde ise günde en az 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite önerildiğini hatırlatan Göllü, ilaç ve cerrahi tedavinin ise mutlaka uzman hekim kontrolünde planlanması gerektiğini söyledi. 
                               
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-her-uc-kisiden-biri-obez-6197.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-her-uc-kisiden-biri-obez-6197.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-her-uc-kisiden-biri-obez-6197-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-her-uc-kisiden-biri-obez-6197.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/turkiye-de-her-uc-kisiden-biri-obez/381257/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:59:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türk göğüs cerrahisinden kapsamlı akademik eser]]></title>
			<description><![CDATA[Türk göğüs cerrahisinin bilimsel birikimini ve klinik deneyimini yansıtan, 227 bilim insanının katkı sunduğu iki ciltlik "Göğüs Cerrahisi" kitabı yayımlandı.  ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türk Göğüs Cerrahisi Derneği öncülüğünde hazırlanan eser, toplam 145 bölüm ve 2 bin 32 sayfadan oluşuyor. Alanında ulusal ölçekte hazırlanmış en kapsamlı başvuru kaynaklarından biri olarak gösterilen kitapta; göğüs cerrahisinin temel ilkelerinden ileri cerrahi tekniklere, güncel literatür verilerinden kanıta dayalı klinik uygulamalara kadar geniş bir içerik sunuluyor. Türkiye’ye özgü klinik deneyimler ve uygulama gerçekleri de sistematik ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor. 



Kitabın editörlüğünü, Dernek Başkanı ve Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Eroğlu ile Prof. Dr. Hakan Kutlay, Prof. Dr. Korkut Bostancı ve Prof. Dr. Nurettin Karaoğlanoğlu üstlendi. 

Bilimsel çalışmanın mimarlarından Prof. Dr. Atilla Eroğlu, eserin geniş bir akademik kadronun özverili emeğiyle hazırlandığını belirterek, "Türk Göğüs Cerrahisi Derneği öncülüğünde 227 bilim insanının katkısıyla hazırlanan bu büyük bilimsel çalışmanın editörlerinden biri olmak benim için büyük bir mutluluk, gurur ve onur kaynağıdır. Emeği geçen tüm yazarlarımıza ve meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum. Kitabımızın camiamıza ve ülkemiz göğüs cerrahisine değerli katkılar sağlamasını diliyorum" ifadelerini kullandı. 



Türk göğüs cerrahisinin akademik gücünü ve kurumsal dayanışmasını ortaya koyan eser, hem akademik camia hem de sahada görev yapan uzman hekimler için önemli bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor.  Yayınevi tarafından 12 bin TL bedelle satışa sunulan kitabın, Dernek Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda bine yakın üyeye ücretsiz dağıtılacağı bildirildi.  Bilim dünyasında önemli bir boşluğu doldurması beklenen "Göğüs Cerrahisi" kitabının, Türkiye’de göğüs cerrahisi pratiğine uzun yıllar yön vermesi öngörülüyor. 
                            
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turk-gogus-cerrahisinden-kapsamli-akademik-eser-1431.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turk-gogus-cerrahisinden-kapsamli-akademik-eser-1431.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turk-gogus-cerrahisinden-kapsamli-akademik-eser-1431-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/turk-gogus-cerrahisinden-kapsamli-akademik-eser-1431.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/turk-gogus-cerrahisinden-kapsamli-akademik-eser/381230/</link>
			<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 14:28:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından uyarı: İşitme testini ihmal etmeyin!]]></title>
			<description><![CDATA[ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Tarık Kavak, "Dünya Kulak ve İşitme Günü" dolayısıyla yaptığı açıklamada, işitme kaybının tedavi edilebilir olduğuna dikkat çekti.   ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya genelinde 90 milyon çocuğun işitme kaybıyla yaşamak zorunda kaldığını belirten uzmanlar, çocukluk çağı işitme kayıplarının büyük bölümünün erken tanı ve basit önlemlerle önlenebileceğine dikkat çekerek, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla toplumsal farkındalık çağrısında bulundu. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Tarık Kavak, işitme kaybının; eğitimden istihdama, sosyal ilişkilerden toplumsal katılıma kadar yaşamın pek çok alanını etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi. 



Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde 5-19 yaş aralığında yaklaşık 90 milyon çocuğun işitme kaybıyla yaşadığını ifade eden Dr. Tarık, "3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü vesilesiyle işitmenin önemini vurgulamak ve toplumda işitme kayıpları konusunda bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. İşitme kayıpları bilinenin aksine tedavi edilebilir bir duyu kaybıdır. Bu sebeple başvuran hastaların işitme testlerinin yapılması ve işitme kayıplarının derecelendirilmesiyle medikal tedavi, cerrahi tedavi veya işitmeye yardımcı cihazlar aracılığıyla tedavi seçenekleri sunabilmekteyiz" dedi. 



Çocukluk çağı işitme kayıplarının ayrı bir önem taşıdığını dile getiren Kavak, "Çocukluk çağında erken tanı koymak ve tedaviye başlamak; çocukların zihinsel gelişimleri, zeka gelişimleri, sosyal ve dil becerileri açısından büyük önem arz etmektedir. Sağlık Bakanlığımızca yürütülen Ulusal İşitme Tarama Programı bu noktada son derece kıymetlidir" diye konuştu. 
                               
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-uyari-isitme-testini-ihmal-etmeyin-864.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-uyari-isitme-testini-ihmal-etmeyin-864.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-uyari-isitme-testini-ihmal-etmeyin-864-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/uzmanindan-uyari-isitme-testini-ihmal-etmeyin-864.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-uyari-isitme-testini-ihmal-etmeyin/381210/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 05:08:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Şubat ayında 40 bini aşkın hastaya hizmet]]></title>
			<description><![CDATA[Bayburt Devlet Hastanesi, Şubat ayında hastaneye başvuran hasta sayısını açıkladı. Açıklanan verilere göre ayaktan bakılan hasta sayısı 40 bin 986 olarak kayıtlara geçti.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ocak ayında 40 bin 4 olan hasta sayısının Şubat ayında artış gösterdiği görülürken, en fazla başvuru iç hastalıkları ve ortopedi polikliniklerine yapıldı.
Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alan 12 bin 439, MHRS dışı ayaktan başvuran 17 bin 674 ve acil servise müracaat eden 10 bin 873 hasta olmak üzere toplam 40 bin 986 kişi hastanede muayene edildi.

Şubat ayında en fazla başvuru 4 bin 302 hasta ile iç hastalıkları polikliniğine yapıldı. Bu polikliniği 2 bin 924 başvuru ile ortopedi, 2 bin 381 ile kadın hastalıkları, 2 bin 327 ile göz hastalıkları ve 2 bin 196 ile çocuk polikliniği izledi. Acil servise ise 10 bin 873 hasta başvurdu.

01-28 Şubat tarihleri arasında polikliniklere tedavileri yapılmak üzere başvuran ve muayene edilenlerin sayıları ise şu şekilde:

Uzman aile hekimliği: Bin 192
Anestezi polikliniği: 251
Beyin cerrahisi: Bin 211
Cildiye polikliniği: Bin 94
Çocuk cerrahisi: 168
Çocuk polikliniği: 2 bin 196
Çocuk ve ergen ruh sağlığı: 231
Enfeksiyon hastalıkları: 285
Fizik tedavi polikliniği: Bin 626
Genel cerrahi polikliniği: Bin 489
Göğüs cerrahisi polikliniği: 135
Göğüs hastalıkları polikliniği: 779
Göz hastalıkları polikliniği: 2 bin 327
İç hastalıkları polikliniği: 4 bin 302
Kadın hastalıkları polikliniği: 2 bin 381
Kalp damar cerrahisi: 342
Kardiyoloji polikliniği: Bin 862
Kulak burun boğaz polikliniği: Bin 386
Nöroloji polikliniği: Bin 437
Ortopedi polikliniği: 2 bin 924
Plastik cerrahi polikliniği: 184
Ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği: Bin 121
Üroloji polikliniği: Bin 190
Acil servis hastası: 10 bin 873
Hastanede, 234 ameliyat ve 58 lokal ameliyat gerçekleştirilirken, 102 endoskopi, 37 kolonoskopi, 9 bronkoskopi ve 42 anjiyo işlemi yapıldı. Ayrıca 3 hastaya kalıcı kalp pili takıldı. Gebe okulundan yararlanan danışan sayısı ise 21 olarak açıklandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/subat-ayinda-40-bini-askin-hastaya-hizmet-8431.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/subat-ayinda-40-bini-askin-hastaya-hizmet-8431.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/subat-ayinda-40-bini-askin-hastaya-hizmet-8431-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/03/subat-ayinda-40-bini-askin-hastaya-hizmet-8431.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/subat-ayinda-40-bini-askin-hastaya-hizmet/381134/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 11:23:03 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>