<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>SAĞLIK</title>
         <link>https://www.gazetepusula.net/saglik/</link>
         <description> </description><item>
			<title><![CDATA[Babasını ciğerinden bir parça ile hayata bağladı]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurumlu 52 yaşındaki Adil Sade, karaciğerindeki tümörün tedavi edilmesinin ardından organ nakli için kardeşleri uygun bulunmayınca 20 yaşındaki oğlundan nakledilen karaciğer dokusuyla yaşama tutundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ Erzurumlu 52 yaşındaki Adil Sade, karaciğerindeki tümörün tedavi edilmesinin ardından organ nakli için kardeşleri uygun bulunmayınca 20 yaşındaki oğlundan nakledilen karaciğer dokusuyla yaşama tutundu.

Kayseri'de yaşayan Erzurumlu 6 çocuk babası Sade'ye yaklaşık 12 yıl önce Hepatit B'ye bağlı karaciğer yetmezliği sebebiyle siroz tanısı konuldu.

Uzun yıllar gördüğü tedavilere cevap alamayan ve 2 yıl önce organ nakli için kadavradan sıraya yazılan Sade, hastalığı ilerleyince Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Necip Altundaş'a başvurdu.



Karaciğer nakli için önce Sade'nin kardeşleri tetkik yaptırdı ancak nakle uygun olmadı. Daha sonra babalarına "ciğerinden bir parça" verebilmek için tetkik yaptıran kardeşlerden 20 yaşındaki Celil, verici olmaya uygun bulundu. Bunun üzerine Celil'den alınan karaciğer dokusu, Doç. Dr. Altundaş başkanlığındaki ekip tarafından Sade'ye başarıyla nakledildi.

- 12 yıldır mücadele ettiği hastalıktan kurtuldu

Sade, buradaki tedavilerle hem karaciğerindeki tümörden hem de oğlundan nakledilen doku ile 12 yıldır mücadele ettiği hastalıktan da kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor.

Baba Adil Sade, 2014 yılından beri bu hastalıkla mücadele ettiğini ve tedavilere sonuç alamadığını anlattı.

Yaklaşık 2 yıl önce organ nakli önerildiğini ifade eden Sade, "Çocuklarıma tetkik yapıldı, sadece Celil'in dokuları uyunca nakil gerçekleştirildi. Kardeşlerim de bağışçı olmak istedi ama nakil için uygun görülmedi." dedi.

Sade, hastalığı sürecinde çok sıkıntılar çektiğini belirterek, organ nakliyle sağlığına kavuştuğunu ve hastane hizmetlerinden çok memnun kaldığını aktardı.

Organ Nakli Merkezi sorumlusu Doç. Altundaş başta olmak üzere tüm ekibe teşekkür eden Sade, "Taburcu oluyorum, durumum iyi çok şükür. Dile getiremeyeceğim kadar çok mutluyum. Oğlumdan aldığım için daha iyi oldu, onun bir parçasını taşımak ayrıca mutluluk veriyor. Oğluma çok teşekkür ederim. İnşallah iyi günler görür. Oğlumdan alınan organ beni hayata bağladı." diye konuştu.



- "Yine ihtiyaç olsun seve seve veririm"

Celil Sade de babası adına 2 yıl önce kadavradan nakil için başvuruda bulunduklarını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

"Amcalarım ve 6 kardeş organ nakli için gönüllü olduk, sırasıyla tetkik yaptırdık. Amcalarım ve kardeşlerimin uygun olmadı, benimki uydu, zaten gönüllüydüm. Babam sağlığına kavuştu, ben de çok şükür iyiyim. Evlat olarak vazifemizi yerine getirdik, fedakarlığımızı yaptık. Babama canım feda. Çok mutluyum, sonuçta babam yabancıdan değil benden organ aldı, yine ihtiyaç olsun seve seve veririm."

Organ nakli merkezinde görevli Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Küçük de hastanın karaciğerinde tümör olduğunu belirterek, "Hastaya yapılan tetkiklerin ardından tümörünü mikrodalga ablasyon yöntemiyle kapalı şekilde yaktık ve bekleme sürecine aldık. Organ nakline uygun sürece gelince oğlu tarafından canlı karaciğer nakli gerçekleştirdik. Oğlu taburcu olmuştu şimdi Adil beyi taburcu ediyoruz." şeklinde konuştu.

Dr. Küçük, böbrek ve karaciğer nakli için bekleyen çok hasta olduğunu vurgulayarak, kadavradan organ bağışının çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/babasini-cigerinden-bir-parca-ile-hayata-bagladi-2272.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/babasini-cigerinden-bir-parca-ile-hayata-bagladi-2272.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/babasini-cigerinden-bir-parca-ile-hayata-bagladi-2272-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/babasini-cigerinden-bir-parca-ile-hayata-bagladi-2272.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/babasini-cigerinden-bir-parca-ile-hayata-bagladi/390924/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 11:35:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurumspor 15 Temmuz’u andı]]></title>
			<description><![CDATA[Kendi tesislerinde yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Erzurumspor FK, Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü dev bayrak açarak kutladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yeni sezona hazırlanan ve 2. Etap kamp dönemine devam eden Erzurumspor FK’da futbolcular ve teknik heyet 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutladı.

Sabah idmanının ardından akşam çalışmasında bir araya gelen mavi beyazlılar, dev Türk Bayrağı açarak günün anısına objektiflere poz verdi. 

Erzurumspor Kulübü’nden yapılan açıklamada da “ Milletimizin iradesine, demokrasisine ve bağımsızlığına sahip çıktığı 15 Temmuz’un yıl dönümünde; aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Birlik ve beraberliğimizin en büyük gücümüz olduğuna inanıyor; vatanımıza, bayrağımıza ve millî iradeye sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha yineliyoruz” ifadeleri kullanıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/erzurumspor-15-temmuz-u-andi-9475.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/erzurumspor-15-temmuz-u-andi-9475.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/erzurumspor-15-temmuz-u-andi-9475-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/erzurumspor-15-temmuz-u-andi-9475.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/erzurumspor-15-temmuz-u-andi/390646/</link>
			<pubDate>Thu, 16 Jul 2026 00:02:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaylada rahatsızlanan kişiyi UMKE kurtardı]]></title>
			<description><![CDATA[Kars'ta yaylada rahatsızlanan kişinin imdadına Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) yetişti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kars'ta yaylada rahatsızlanan kişinin imdadına Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) yetişti.

Merkeze bağlı Yüceler köyü yaylasında rahatsızlanan 22 yaşındaki Melisa M'nin yakınları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi.

Ancak sağanak ve engebeli arazi nedeniyle ambulans olay yerine ulaşamayınca bölgeye UMKE ekipleri yönlendirildi.

UMKE ekipleri, Melisa M'ye ulaşarak ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı.

Ekipler, daha sonra hastayı güvenli şekilde yayladan indirerek ambulans ekibine teslim etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/yaylada-rahatsizlanan-kisiyi-umke-kurtardi-6586.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/yaylada-rahatsizlanan-kisiyi-umke-kurtardi-6586.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/yaylada-rahatsizlanan-kisiyi-umke-kurtardi-6586-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/yaylada-rahatsizlanan-kisiyi-umke-kurtardi-6586.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/yaylada-rahatsizlanan-kisiyi-umke-kurtardi/389986/</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 23:39:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aman dikkat! Zehirli mantarlar masum türleri de etkiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum'da uzmanlar, doğadaki zehirli mantarların spor yoluyla zehirsiz mantarları da zehirli hale getirebildiğini belirterek, yıllardır güvenle tüketildiği düşünülen yabani mantarların dahi ölümcül zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kentte doğadan topladıkları mantarları zehirsiz sanarak tüketen vatandaşlar, bulantı, kusma ve ishal gibi şikayetlerle acil servislere başvuruyor.

Kent merkezi ve ilçelerden hastanenin acil servisine başvuran bazı hastalara mantar zehirlenmesi tanısı konuldu. Hazirandan bu yana 30 hasta tedavi edilirken, 3 hastanın acil yoğun bakım ünitesindeki tedavisi sürüyor.

Uzmanlar, doğadan toplanan mantarların tanınıyor ya da daha önce tüketilmiş olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak, vatandaşlara kültür mantarı dışında mantar tüketmemeleri uyarısında bulundu.

 "'Bu mantarı biliyoruz, zehirli değil' diye acile gelenler çok"

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Gökcan Çakır, doğadan toplanan mantarların lezzetli ve protein kaynağı olduğu düşüncesiyle tüketildiğini söyledi.

İnsanların zehirli olmadığını düşünerek tükettikleri mantarlardan zehirlenebildiğini anlatan Çakır, "Çoğunlukla 'annem babam yiyordu, ben de yiyordum, geçen sene de yemiştik, bu mantarı biliyoruz zehirli değildi' diye acile gelenler oluyor. Bunun en önemli sebebi ise doğadaki zehirli mantarların spor yoluyla zehirsiz mantarları zehirli hale getirmesidir. Bazen sadece sporun konduğu yerde zehir olabiliyor, dolayısıyla bazen bir topluluk yiyor ama içinden bir kişi zehirleniyor, çünkü o kişi zehirli kısmı yemiştir." dedi.

Çakır, doğadaki mantarların değişik zehirler içerdiğini ve zehre göre farklı belirtiler gösterebildiğini aktardı.

Zehirli mantarların sinir sistemini etkileyip ölüme kadar götürdüğüne dikkati çeken Çakır, şunları kaydetti: "Mantar zehirlenmesine bağlı ölümlerin en sık nedeni karaciğerin etkilenmesi sebebiyledir, biz bundan çok korkarız. Başta mide bulantısı, kusma besin zehirlenmesi tablosuyla gelir ve bu durumda karaciğer yetmezliğine, hatta karaciğer nakline, nakil yetişmediğinde ise ölüme kadar götüren tablolarla karşı karşıya gelebiliyoruz."

Prof. Dr. Çakır, mantarı pişirince zehrinin gitmediğini vurguladı.

 "Son 1 ayda mantardan zehirlenen ve farklı tabloları olan 30 hasta gördük"

Acil Tıp Ana Bilim Dalı olarak doğadaki mantarların tüketilmemesi için gönüllü bilgilendirme çalışması yaptıklarını ifade eden Çakır, "Karaciğerde bir yatkınlık varsa düşük doz zehir bile karaciğerdeki hafif bozukluğu ciddi boyutlara taşıyıp sizi ölümle sonuçlanabilecek bir duruma getirebilir. Son 1 aylık sürede mantardan zehirlenen ve farklı tabloları olan 30 hasta gördük. Bu ciddi rakam, yağışlardan dolayı mantar biraz bol, tüketiminde yoğunluk var. Kültür mantarı dışında hiçbir mantar güvenli değil. Atadan deden ya da geçen seneden bildiğiniz şeyler sizi korumaz." şeklinde konuştu.

Acil Yoğun Bakım Ünitesinde tedavisi süren Aziziye Başçakmak köyü muhtarı ve 5 çocuk babası İhsan Tekin de kardeşinin doğadan topladığı mantarı yedikten sonra zehirlendiklerini anlattı.

Yaklaşık 1 haftadır hastanede olduğunu belirten Tekin, "Vatandaşa tavsiyem, toplama mantar yemesinler. Kardeşim ve ailesine bir şey olmadı. Bizim bölgede mantardan zehirlenen birini duymamıştım. Yediğim için çok pişmanım, yani o ağrıları çekip bu süreçten sonra bir daha toplama mantar yemek, intihar gibi bir şey." diye konuştu.

"Benim başıma gelen başkasının başına gelmesin"

Tekin, ziyaretine gelen tüm eş, dost ve arkadaşlarına doğadaki mantarın zehirli olduğunu anlattığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bir karaciğerin gitmesi ölüme götürüyor. Hastanede ilk geldiğim gün vücut ısım baya düşmüştü, ailem hayatımdan endişe duydu. Bir mantar için bunu aileye yaşatmaya hakkım yok. Kimse buna meyletmesin, kültür mantarı yesinler, sağlıklarını riske atmasınlar. Benim başıma gelen başkasının başına gelmesin."

Tekin, Prof. Dr. Çakır ve acil yoğun bakım ekibine tedavi sürecinde sağladığı desteklerden dolayı teşekkür ederek, hastane hizmetlerinden memnun kaldığını ifade etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/aman-dikkat-zehirli-mantarlar-masum-turleri-de-etkiliyor-2255.webp</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/aman-dikkat-zehirli-mantarlar-masum-turleri-de-etkiliyor-2255.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/aman-dikkat-zehirli-mantarlar-masum-turleri-de-etkiliyor-2255-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/07/aman-dikkat-zehirli-mantarlar-masum-turleri-de-etkiliyor-2255.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/aman-dikkat-zehirli-mantarlar-masum-turleri-de-etkiliyor/389811/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 13:32:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dünya'da bir ilk!  Aynı anda 16 ameliyat yapıldı, operasyon 22 saat sürdü   ]]></title>
			<description><![CDATA[ İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, organ nakli alanında dünya tıp tarihine geçecek bir başarıya imza attı. Aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyatla dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli başarıyla tamamlandı.   
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü'nde gerçekleştirilen operasyonda, Karaciğer nakli bekleyen ve uygun bağışçısı bulunmayan hastalar için umut olan çapraz nakil sistemiyle, aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyat sonucunda dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli başarıyla tamamlandı. Farklı ailelerden gelen 8 verici ile 8 alıcının yer aldığı organizasyonda aynı anda 16 ameliyat gerçekleştirildi. Yaklaşık 22 saat süren operasyonun ardından tüm hastaların sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. 



Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, operasyonun detaylarına ilişkin yaptığı açıklamada, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde,  2021 yılından itibaren çapraz karaciğer nakillerinin yapıldığını daha önce ikili, üçlü, dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz nakilleri de başarıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. 

Prof. Dr. Yılmaz, çapraz karaciğer nakli modelinin gelişimine ilişkin ise, "Boston'da bulunan iki Türk akademisyenle birlikte başlattığımız bir çapraz karaciğer nakli modeli oluşturduk. O zamandan bu yana çoklu çapraz karaciğer nakillerini uyguluyor ve bu alanda dünyaya yön veren bir merkez olmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. 

Sistemin işleyişine de değinen Yılmaz, "Çapraz karaciğer nakli, uyumsuz canlı donörü olan hastaların oluşturulan havuza dahil edilerek uygun eşleştirme ile karaciğer nakline ulaşmasını sağlayan bir sistemdir. Bu süreç bazen zaman alabiliyor ve hastaların havuzda bekleme süresi uzayabiliyor" dedi Sekizli çapraz naklin neden gerçekleştirildiğini de anlatan Yılmaz, "Son dönemde havuzda bekleyen bazı hastalarımızdan ikisinin durumu oldukça kritikti, bir hastamız karaciğer koması sürecine girmek üzereydi. Uygun eşleşmenin sadece sekizli modelde mümkün olması nedeniyle bu operasyonu gerçekleştirmek zoruna kaldık" ifadelerini kullandı 

Operasyon süresine ilişkin bilgi veren Yılmaz, "Ameliyatın ana kısmı yaklaşık 16 saat sürdü. Son işlemlerle birlikte toplam süreç 22 saate ulaştı. Zor ve yorucu bir operasyondu ama tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizi sevindirdi" dedi.  Çapraz nakil sisteminin uluslararası hasta trafiği oluşturduğunu da belirten Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yanı sıra Kırım, Bulgaristan, Suudi Arabistan ve Yemen gibi birçok ülkeden uyumsuz donörü olan hastalar merkeze başvurmaktadır" diye konuştu. 
                               
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/dunya-da-bir-ilk-ayni-anda-16-ameliyat-yapildi-operasyon-22-saat-surdu-6379.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/dunya-da-bir-ilk-ayni-anda-16-ameliyat-yapildi-operasyon-22-saat-surdu-6379.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/dunya-da-bir-ilk-ayni-anda-16-ameliyat-yapildi-operasyon-22-saat-surdu-6379-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/dunya-da-bir-ilk-ayni-anda-16-ameliyat-yapildi-operasyon-22-saat-surdu-6379.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/dunya-da-bir-ilk-ayni-anda-16-ameliyat-yapildi-operasyon-22-saat-surdu/388593/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 20:21:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Biyonik kulak ameliyatıyla duymayan çocuklara umut oluyor]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi'nde ilk kez 3 yaşındaki çocuğa biyonik kulak ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sahip olduğu ileri tıbbi donanım ve tecrübeli hekim kadrosuyla ülkenin önemli sağlık merkezleri arasında yer alan hastane, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yanı sıra komşu ülkelere de hizmet veriyor. Hastanede, doğuştan ya da sonradan işitme kaybı tanısı alan 4 yaşından gün almamış çocuklara KBB uzmanı Dr. Hakan Taşkıran ve ekibince biyonik kulak ameliyatı yapılıyor.

Ameliyat edilen çocuklar, 1 ay sonra sargılarının açılması ve dış kulaklık takılmasıyla sesleri duyacak. Bu kapsamda doğuştan işitme kaybı tanısı konulan 3 yaşındaki bir çocuğa, biyonik kulak ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.

"4 yaşa kadar işitme kaybı olan çocuklara biyonik kulak ameliyatını gerçekleştirebilmekteyiz"

Dr. Taşkıran, ameliyat ettikleri hastanın yapılan testlerle hiç duymadığını belirterek, "Hastanenin teknolojik altyapısı ve devletin sağladığı imkanlar sayesinde 4 yaşa kadar işitme kaybı olan çocuklara biyonik kulak ameliyatını gerçekleştirebilmekteyiz. 3 yaşındaki Miran, sargıları açıldığında güzelce duyacak ve dil gelişimi tamamlandığı takdirde konuşabilecek." dedi.

Biyonik kulak ameliyatında erken tanının önemine dikkati çeken Taşkıran, ailelerin işitme engelini fark ettiği çocukları 4 yaşını geçmeden mutlaka doktora götürmesini önerdi.

Taşkıran, uygun şartları taşıyan hastalarda işitme kayıplarının biyonik kulak ameliyatıyla büyük oranda çözüldüğüne işaret ederek, şöyle konuştu:

"1 yaşını doldurmuş ancak 4 yaşından gün almamış olması gerekiyor, bu yaş aralığındakilere ameliyatı başarıyla uygulayabiliyoruz. Ameliyat süresi her iki kulak için 3-4 saat sürüyor. Tetkiklerin tamamlanması 2 ayı buluyor. Erzurum Şehir Hastanesi'nde biyonik kulak ameliyatı başarıyla yapılmaktadır, artık hastaların farklı şehirlere gitmesine gerek yok. İlk biyonik kulak ameliyatımız, bunun gurur ve onurunu yaşıyoruz. Değerli hocam Prof. Dr. Özgür Yörük'e ameliyata eşlik ettiği için teşekkür ederim."

Dr. Taşkıran, ameliyatın tamamen ücretsiz olduğunu sözlerine ekledi.

"Duyacağı günü heyecanla bekliyoruz"

Miran'ın babası Zülküf Karagöl de hastane hizmetlerinden çok memnun kaldıklarını belirterek, "Oğlumun doğuştan işitme kaybı vardı, ameliyat oldu. Maddi durumumuz olmadığı için devlet bize yardım etti. Hakan hocama çok teşekkür ederim, hakkını helal etsin. Çocuğum işitme engelli kalsaydı çok üzülürdüm, duyacağı günü heyecanla bekliyoruz." şeklinde konuştu.

Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu da hastanede deneyimli sağlık çalışanlarıyla bölge ve çevre illere nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiklerini belirterek, "Çocuklarımızın sağlıklı bir geleceğe kavuşmasına katkı sağlayan bu tür başarılı operasyonlar, sağlık hizmetlerinde ulaştığımız seviyenin önemli bir göstergesidir. Emeği geçen hekim ve sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/biyonik-kulak-ameliyatiyla-duymayan-cocuklara-umut-oluyor-4035.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/biyonik-kulak-ameliyatiyla-duymayan-cocuklara-umut-oluyor-4035.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/biyonik-kulak-ameliyatiyla-duymayan-cocuklara-umut-oluyor-4035-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/biyonik-kulak-ameliyatiyla-duymayan-cocuklara-umut-oluyor-4035.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/biyonik-kulak-ameliyatiyla-duymayan-cocuklara-umut-oluyor/388463/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 14:22:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İlk sandıkların büyük bölümünde Aziz Yıldırım önde]]></title>
			<description><![CDATA[Fenerbahçe Kulübünün olağanüstü seçimli genel kurulunda oy verme işlemi tamamlandı. Fenerbahçe başkanlık seçimlerinde 27.138 üye oy kullandı. Seçimlerde açılan ilk sandıkların büyük bölümünde Aziz Yıldırım'ın önde olduğu görüldü. Yıldırım'ın taraftarları kongre alanında tezahüratlara başladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fenerbahçe Kulübünün olağanüstü seçimli genel kurulunda oy verme işlemi tamamlandı. Fenerbahçe başkanlık seçimlerinde 27.138 üye oy kullandı. 

Sarı lacivertlilerin yeni başkanının belirleneceği Olağanüstü Seçimli Genel Kurul'da oy sayım işlemleri devam ederken, ilk sandıklardan gelen tablo kongre alanındaki heyecanı artırdı.

Açılan ilk sandıklarda Aziz Yıldırım ciddi bir farkla önde gidiyor. Henüz tüm sandıklar açılmamış olsa da ilk sonuçların Aziz Yıldırım lehine şekillendiği ifade edildi.

İlk sandıklardan gelen haberlerin ardından Aziz Yıldırım'ı destekleyen kongre üyeleri ve taraftarlar arasında büyük heyecan yaşandı. Kongre alanında tezahüratlar yükselirken, gözler sayımı devam eden diğer sandıklara çevrildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/ilk-sandiklarin-buyuk-bolumunde-aziz-yildirim-onde-4208.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/ilk-sandiklarin-buyuk-bolumunde-aziz-yildirim-onde-4208.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/ilk-sandiklarin-buyuk-bolumunde-aziz-yildirim-onde-4208-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/ilk-sandiklarin-buyuk-bolumunde-aziz-yildirim-onde-4208.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/ilk-sandiklarin-buyuk-bolumunde-aziz-yildirim-onde/388027/</link>
			<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 21:27:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Milli atlet Elif'in gözü yeni rekorlarda]]></title>
			<description><![CDATA[Ulusal ve uluslararası yarışlarda dereceleri bulunan Elif Akçiçek, gözünü yeni rekorlara çevirdi. Muş'un Varto ilçesine bağlı Boyalı köyünde yaşayan 17 yaşındaki Fenerbahçe Spor Kulübü sporcusu Akçiçek, atletizmdeki başarılarıyla adından söz ettiriyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/milli-atlet-elif-in-gozu-yeni-rekorlarda-4776.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/milli-atlet-elif-in-gozu-yeni-rekorlarda-4776.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/milli-atlet-elif-in-gozu-yeni-rekorlarda-4776-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/milli-atlet-elif-in-gozu-yeni-rekorlarda-4776.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/milli-atlet-elif-in-gozu-yeni-rekorlarda/387928/</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 12:09:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Genç doktordan gururlandıran başarı]]></title>
			<description><![CDATA[Trabzonlu Uzman Doktor Hüsna Bulguroğlu Kılıç, 2026 Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nda (YDUS) Türkiye birincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. KTÜ Tıp Fakültesi mezunu genç doktorun başarısı, memleketi Trabzon’da gurur kaynağı oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi mezunu Trabzonlu genç doktorlardan Uzman Dr. Hüsna Bulguroğlu Kılıç, 2026 Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nda (YDUS) Türkiye birincisi oldu.

Ankara’da görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüsna Bulguroğlu Kılıç’ın elde ettiği başarı, ailesi, arkadaşları, meslektaşları ve görev yaptığı hastanede büyük sevinçle karşılanırken, memleketi Trabzon’da da gurur kaynağı oldu.

2026 YDUS sonuçlarına göre sınavda yöneltilen 60 sorudan 55’ini doğru yanıtlayan Bulguroğlu Kılıç, yaklaşık 1.128 uzman doktorun katıldığı sınavda birinci sırada yer aldı. Başarılı doktor, elde ettiği dereceyle çocuk hastalıkları alanında istediği yan dal branşını seçme hakkı kazandı.

2019 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan 32 yaşındaki Uzman Dr. Hüsna Bulguroğlu Kılıç, bir süredir Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Pediatri Bölümü’nde görev yapıyor.

Trabzon’un Beşirli Mahallesi’nde yaşayan ailesi, genç doktorun başarısıyla büyük mutluluk yaşarken, Ankara’da emniyet mensubu eşiyle birlikte yaşayan Bulguroğlu Kılıç’ın azmi ve başarısı takdir topladı.

Meslek hayatındaki istikrarlı yükselişini Türkiye birinciliğiyle taçlandıran Uzman Dr. Hüsna Bulguroğlu Kılıç, Trabzon’un yetiştirdiği başarılı isimler arasında yerini aldı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/genc-doktordan-gururlandiran-basari-1457.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/genc-doktordan-gururlandiran-basari-1457.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/genc-doktordan-gururlandiran-basari-1457-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/genc-doktordan-gururlandiran-basari-1457.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/genc-doktordan-gururlandiran-basari/387906/</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 00:20:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Diyetisyenlerin sağlıklı yaşam başarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Van İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı birimlerde görevli diyetisyenlerin uyguladığı kişiye özel beslenme programları sayesinde, bir yıl içerisinde toplam 32 bin 400 kilo kaybı sağlandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı hastaneler ve sağlıklı hayat merkezlerinde görevli diyetisyenler, uyguladıkları kişiye özel beslenme programları ile obeziteyle mücadelede Türkiye genelinde en fazla kilo kaybı sağlayan iller arasında yer aldı. İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren diyetisyenler, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, hastalıklara özgü tıbbi beslenme tedavilerinin planlanması ve toplum bilincinin artırılması noktasında yürüttükleri çalışmalarla dikkat çekiyor. İl genelindeki sağlıklı hayat merkezlerinde ücretsiz diyetisyen desteği alan vatandaşların verileri, yürütülen çalışmaların başarısını ortaya koyuyor.



"10 bin 200 vatandaşımızı düzenli takip ettik"
Konuya ilişkin konuşan Diyetisyen Ebru Elbiz Seyhan, bireylere sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmayı ve hastalıklara özel tıbbi beslenme tedavileri planlamayı amaçladıklarını belirterek, "Van genelinde bir yıl boyunca 10 bin 200 vatandaşımızı düzenli olarak takip ettik. Vatandaşlarımız bizlere kilo alma, kilo verme, obezite ve kronik hastalıklara bağlı diyet tedavisi gibi birçok durumda başvurabiliyorlar. Sağlıklı hayat merkezlerimizden ücretsiz bir şekilde diyetisyen desteği alabiliyorlar. Biz de bu kapsamda hazırladığımız diyet tedavileri sonucunda 32 bin 400 kilo kaybı sağladık" dedi.

"Rolümüz tamamen kişiye özel"
Diyetisyenlerin toplum sağlığındaki rolüne vurgu yapan Seyhan, sağlık profesyonelleri olarak temel amaçlarının toplumu bilinçlendirmek olduğunu dile getirerek, "Rolümüz tamamen kişiye özel, kişinin hastalık ya da sağlık durumuna göre gerektiği şekilde bir diyet tedavisi planlamak. Amacımız ve hedefimiz bu. Bu vesileyle tüm meslektaşlarımın 6 Haziran Diyetisyenler Günü'nü kutluyorum" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/diyetisyenlerin-saglikli-yasam-basarisi-4057.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/diyetisyenlerin-saglikli-yasam-basarisi-4057.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/diyetisyenlerin-saglikli-yasam-basarisi-4057-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/diyetisyenlerin-saglikli-yasam-basarisi-4057.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/diyetisyenlerin-saglikli-yasam-basarisi/387900/</link>
			<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 19:36:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aras Elektrik’ten anlamlı kan bağışı seferberliği]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Kızılay iş birliğiyle düzenlenen kan bağışı organizasyonunda Aras Elektrik çalışanları gönüllü olarak bağışta bulundu. Genel Müdür Fikret Akbaş, dayanışmanın önemine vurgu yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aras Elektrik, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında Türk Kızılay iş birliğiyle anlamlı bir kan bağışı organizasyonuna imza attı. Genel Müdürlük hizmet binasında düzenlenen etkinlikte şirket personeli gönüllü olarak kan bağışında bulunarak ihtiyaç sahiplerine umut olmayı hedefledi.

Şirketin “Hayata Can Olmaya Devam Ediyoruz” anlayışı doğrultusunda gerçekleştirilen organizasyonda, çalışanların yoğun katılımı dikkat çekti. Kan bağışının hayat kurtaran önemine dikkat çekilen etkinlikte, sosyal sorumluluğun güçlü örneklerinden biri daha hayata geçirildi.



Organizasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Fikret Akbaş, her yıl hizmet bölgelerinde benzer etkinlikler düzenlediklerini belirterek, “Her yıl hizmet bölgemizdeki illerimizde kan bağışı organizasyonları düzenliyoruz. Personelimizin bu organizasyonlara katılım göstermesi bizi memnun ediyor. Bu yıl da gelenek bozulmadı ve çalışma arkadaşlarımız anlamlı bir dayanışma örneği sergiledi. Katkı sağlayan tüm personelimize gönülden teşekkür ediyorum” dedi.

Ağrı, Ardahan, Bayburt, Erzincan, Erzurum, Iğdır ve Kars’ta 2 bin 500’ü aşkın personeliyle elektrik dağıtım hizmeti sunan Aras Elektrik, sosyal sorumluluk projeleriyle de toplumsal dayanışmaya katkı sağlamayı sürdürüyor. Şirket, çalışanlarının gönüllü katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonlarla hem farkındalık oluşturmayı hem de ihtiyaç sahiplerine destek olmayı amaçlıyor.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/aras-elektrik-ten-anlamli-kan-bagisi-seferberligi-2032.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/aras-elektrik-ten-anlamli-kan-bagisi-seferberligi-2032.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/aras-elektrik-ten-anlamli-kan-bagisi-seferberligi-2032-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/aras-elektrik-ten-anlamli-kan-bagisi-seferberligi-2032.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/aras-elektrik-ten-anlamli-kan-bagisi-seferberligi/387758/</link>
			<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 00:11:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurum'da çiriş otu toplarken kayalıklardan düştü]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum'un Aziziye ilçesinde çiriş otu toplarken kayalıklardan düşerek yaralanan kişi, ambulans helikopterle hastaneye kaldırıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzurum'un Aziziye ilçesinde çiriş otu toplarken kayalıklardan düşerek yaralanan kişi, ambulans helikopterle hastaneye kaldırıldı.

Halilkaya Mahallesi kırsalında çiriş otu topladığı sırada dengesini kaybeden 81 yaşındaki Sait E, kayalıklardan düşerek yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Bölgeye ilk ulaşan ambulans helikopterdeki sağlık ekipleri, düşme sonucu yaralanan Sait E'ye ilk müdahaleyi yapıp alandan çıkardı.

Yaralı, sağlık ekiplerince bir süre sedyeyle taşındıktan sonra ambulans helikopterle Erzurum'a sevk edildi.

Sait E, helikopterden alınarak ambulansla Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/erzurum-da-ciris-otu-toplarken-kayaliklardan-dustu-7830.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/erzurum-da-ciris-otu-toplarken-kayaliklardan-dustu-7830.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/erzurum-da-ciris-otu-toplarken-kayaliklardan-dustu-7830-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/06/erzurum-da-ciris-otu-toplarken-kayaliklardan-dustu-7830.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/erzurum-da-ciris-otu-toplarken-kayaliklardan-dustu/387677/</link>
			<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 20:25:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ters laleleri görmeye gitti, dağda mahsur kaldı]]></title>
			<description><![CDATA[Tunceli'nin Ovacık ilçesinde ters laleleri görmek için gittiği dağlık alanda ayağı sakatlanan kadın, sedyeyle 2 kilometre taşındıktan sonra ambulansla hastaneye ulaştırıldı. Bölgeye, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Munzur Arama Kurtarma, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tunceli'nin Ovacık ilçesinde dağlık alanda ayağı sakatlanan kadın, sedyeyle 2 kilometre taşındıktan sonra ambulansla hastaneye ulaştırıldı.

İlçeye bağlı Ağaçpınar köyü mevkisindeki ters laleleri görmek için dağlık alana giden 55 yaşındaki Birsen B, patikada yürürken ayağını burktu.

Yürümekte zorluk çeken Birsen B'nin yakınları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

Bölgeye, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Munzur Arama Kurtarma, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Sağlık görevlilerince ilk müdahalesi yapılan Birsen B, sedyeyle yaklaşık 2 kilometre taşınarak köyde bekletilen ambulansa getirildi.

Birsen B, kaldırıldığı Tunceli Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ters-laleleri-gormeye-gitti-dagda-mahsur-kaldi-6614.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ters-laleleri-gormeye-gitti-dagda-mahsur-kaldi-6614.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ters-laleleri-gormeye-gitti-dagda-mahsur-kaldi-6614-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ters-laleleri-gormeye-gitti-dagda-mahsur-kaldi-6614.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/ters-laleleri-gormeye-gitti-dagda-mahsur-kaldi/387504/</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:30:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ayı saldırısından yaralı kurtuldu!]]></title>
			<description><![CDATA[Tunceli'nin Hozat ilçesinde bozayı saldırısı sonucu yaralanan kişi, ambulans helikopterle hastaneye ulaştırıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tunceli'nin Hozat ilçesinde bozayı saldırısı sonucu yaralanan kişi, ambulans helikopterle hastaneye ulaştırıldı.

İlçenin Kozluca köyü bölgesinde E.B, karşısına çıkan ayının saldırısına uğradı.

Saldırıda yaralanan E.B'yi gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

E.B, ilk müdahalenin ardından ambulans helikopterle bulunduğu yerden alınarak Tunceli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Hastanede tedavisi süren E.B'nin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayi-saldirisindan-yarali-kurtuldu-9664.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayi-saldirisindan-yarali-kurtuldu-9664.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayi-saldirisindan-yarali-kurtuldu-9664-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayi-saldirisindan-yarali-kurtuldu-9664.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/ayi-saldirisindan-yarali-kurtuldu/387503/</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:26:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kurban Bayramı'nda en büyük hediyesi, eşinin böbreği oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum'da hipertansiyon ve diyabet hastası 60 yaşındaki Abdurrahman Karadaş (sağda), 38 yıllık eşinden nakledilen böbrekle diyalizden kurtulup Kurban Bayramı'nda çifte bayram sevinci yaşadı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzurum'da hipertansiyon ve diyabet hastası 60 yaşındaki Abdurrahman Karadaş, 38 yıllık eşinden nakledilen böbrekle diyalizden kurtulup Kurban Bayramı'nda çifte bayram sevinci yaşadı.

15 yıldır diyabet ve hipertansiyon hastası olan 4 çocuk babası Karadaş'a, bir yıl önce ileri derecede böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Bunun üzerine Karadaş, kadavradan nakil için Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne başvurdu.

Haftada 3 gün diyalize giren ve hastalığı nedeniyle sosyal hayatı olumsuz etkilenen Karadaş'a, 38 yıllık eşi Şekernaz Karadaş böbreğini vermek için gönüllü oldu.

Hastanede yapılan tetkiklerde dokular uyumlu çıkınca Organ Nakli Merkezi Müdürü Doç. Dr. Necip Altundaş başkanlığındaki ekip, 56 yaşındaki Şekernaz Karadaş'ın böbreklerinden birini eşine nakletti.

Abdurrahman Karadaş, hayat arkadaşının bağışladığı böbrek sayesinde sağlığına kavuşarak hem diyalizden kurtuldu hem de Kurban Bayramı'nda çifte bayram mutluluğu yaşadı.

Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Tarık Recep Kantarcı, kronik böbrek yetmezliği tanısıyla hemodiyalize giren hastanın yıllarca hipertansiyon gibi komplikasyonlarla da mücadele ettiğini söyledi.

Böbrek yetmezliği ilerleyince hastaya organ nakli gerektiğini belirten Kantarcı, "Yaklaşık 40 yıllık hayat arkadaşı olan eşi böbreğini bağışlayarak büyük bir armağan verdi. Nakil operasyonu da başarılı geçen Abdurrahman Bey şu an çok iyi durumda. Laboratuvar değerleri normale döndü, idrar çıkışı yeterli düzeye çıktı. Eşinin durumu da çok iyi." dedi.

- Böbreğini bağışlayan eşini anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı

Hasta Karadaş da böbrek yetmezliği nedeniyle yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesi üzerine ailesinin organ bağışlama kararı verdiğini gözyaşlarıyla anlattı.

Diyaliz sürecinde perişan halde olduğunu aktaran Karadaş, şunları kaydetti:

"Nakilden sonra çok şükür iyiyim. Çocuklarım da organ vermek istedi ama eşim buna izin vermedi. Allah eşimden, Necip hocamızdan, nakil merkezi çalışanlarından razı olsun. Eşime çok teşekkür ederim, hakkını helal etsin. Ona minnettarım. Kurban Bayramı'nın en güzel hediyesi bu oldu. Önce eşime sonra hocalara teşekkür ederim. Hastane hizmetlerinden de çok memnun kaldık."

- "Annem, babama ve bize bir bayram hediyesi vermiş oldu"

Çiftin oğlu Levent Karadaş ise yıllardır hipertansiyon ve diyabet hastalığıyla mücadele eden babasının yaklaşık bir yıldır böbrek yetmezliği yaşadığını belirterek, diyaliz tedavisi gördüğünü dile getirdi.

Diyaliz nedeniyle babasının sosyal hayatı ve yaşam kalitesinin bozulduğunu ifade eden Karadaş, "Bu süreçte annem, babamın bu şekilde hayatını sürdüremeyeceğini düşündü. Bu nedenle bir böbreğini bağışlamaya karar verdi. Nakil merkezini ve hekimlerini özellikle Necip hocamızı araştırıp ameliyat olmaya karar verdik. Babam artık diyalize girmiyor. Annem, babama ve bize bir bayram hediyesi vermiş oldu." diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kurban-bayrami-nda-en-buyuk-hediyesi-esinin-bobregi-oldu-332.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kurban-bayrami-nda-en-buyuk-hediyesi-esinin-bobregi-oldu-332.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kurban-bayrami-nda-en-buyuk-hediyesi-esinin-bobregi-oldu-332-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kurban-bayrami-nda-en-buyuk-hediyesi-esinin-bobregi-oldu-332.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kurban-bayrami-nda-en-buyuk-hediyesi-esinin-bobregi-oldu/387438/</link>
			<pubDate>Thu, 28 May 2026 11:59:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Elektrik akımında bir kolunu kaybetti, "kesilecek" denilen ayağı Erzurum'da kurtarıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Hatay'da inşaatta elektrik akımına kapılması sonucu sol kolunu kaybeden elektrik teknisyeni Cevdet Çetinkaya'nın "kesilecek" denilen ayağı, Erzurum Şehir Hastanesi'nde yapılan doku nakli, ameliyat ve tedavilerle kurtarıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hatay'da inşaatta elektrik akımına kapılması sonucu sol kolunu kaybeden elektrik teknisyeni Cevdet Çetinkaya'nın "kesilecek" denilen ayağı, Erzurum Şehir Hastanesi'nde yapılan doku nakli, ameliyat ve tedavilerle kurtarıldı.

Erzurumlu 2 çocuk babası 47 yaşındaki Çetinkaya, yaklaşık 3 ay önce Hatay'da çalıştığı bir inşaatta yüksek gerilimli elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralandı.

Vücudunda 2. ve 3. derece derin yanıklar oluşan Çetinkaya, kaldırıldığı Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim Araştırma Hastanesi'nde tedaviye alındı.

Burada 35 gün yoğun bakımda ölüm kalım mücadelesi veren Çetinkaya'nın sol kolu, dirsek seviyesinden kesildi.

İlerleyen enfeksiyon nedeniyle sağ ayağının da kesileceği belirtilen Çetinkaya, ailesinin de talebiyle sevk edildiği Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'nde Doç. Dr. Ayetullah Temiz ve ekibince tedaviye alındı.

Burada tedavileri özenle yapılan hasta, plastik cerrahı Bilge Kaan İsmail ve ortopedi uzmanı Dr. Soner Özcan tarafından ameliyat edildi.

Doktorlarının yanık tedavisi, doku ve cilt nakliyle cerrahi müdahalede bulunduğu Çetinkaya'nın sağ bacağı kesilmekten kurtarıldı.

- "Elektrik yanıkları çıkış bölgesinde ağır hasarlara yol açıyor"

Yanık Tedavi Merkezi doktorlarından Emre Nohutçu, Çetinkaya'nın elektrik akımına kapılması sonucu vücudunda derin yanıklar oluştuğunu söyledi.

Elektrik yanıklarının çıkış bölgesinde ağır hasarlara yol açtığını belirten Nohutçu, "Elektrik yanığının çıkış bölgesi sağ ayaktı ve tamamen patlatmıştı, kemik kısmı gözüküyordu. Bazı parmakları ampute edildi. Ayağın hemen amputasyonuna karar vermek hasta ve bizim açımızdan zordu. 'Ampute' olabilir diye düşündüğümüz ayak, plastik cerrahi ve ortopedinin başarılı ameliyatları sonucunda kesilmekten kurtarıldı." dedi.

Nohutçu, hastanın ayak bölgesinde ciddi doku kayıplarının çoğunun tedavi edildiğini, ilerleyen süreçte tekrar ameliyat gerektiğini aktardı.

- "Şimdiden ayağının üzerine basmaya başladı, yavaş yavaş yürüyor"

Çetinkaya'nın tedavisinin süreceğini anlatan Nohutçu, şunları kaydetti:

"Hastanın ayağı kesilmekten kurtarıldı. Bu konuda hem biz hem de hasta ve yakınları çok mutlu olduk. Sol kolu ampute edilmiş, sağ ayağı da edilseydi ileriki dönemde günlük ihtiyacını karşılamakta çok zorlanacaktı. Ekibimiz ve özellikle ortopedi doktoru ve plastik cerrahının ortaklaşa yaptığı ameliyat neticesinde bu sonucu elde ettik. Şimdiden ayağının üzerine basmaya başladı, yavaş yavaş yürüyor. Vakum destekli kapama cihazıyla hastanın ayağındaki akıntıyı çektik, sonra yeni doku oluşmaya başladı. Kemik yaralarının da iyileşmesini bekleyeceğiz."

Teknisyen Çetinkaya da elektrik akımına kapıldığı anı çok iyi hatırlayamadığını ve olay sonrası gözünü hastanede açtığını anlatarak, "Yoğun bakımın 5. gününde ameliyatta sol kolumu kestiler, yanıklarımı tedavi ettiler. 35 günün sonunda ayağımı da kesmeye karar verdiler, çok enfeksiyon vardı. Ameliyatta masadaydım, ayağım kesilecekti. Ağabeyime soruyorlar, o da izin vermeyince buraya getirdiler." ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, Erzurumspor'un şampiyonluğunu kutlamak için kente gelmeyi planladığı sırada bu talihsiz olayın başına geldiğini dile getirdi.

- "Ayağım kesilmekten kurtuldu, çok mutluyum"

Erzurum Şehir Hastanesindeki tedavilerle iyileştiğini ifade eden Çetinkaya, şöyle devam etti:

"Ayetullah hocamız ve ekibi çok ilgilendi. Emeği geçen herkese teşekkür ederim, ayağım kesilmekten kurtuldu, çok mutluyum. Üzerine basıp gezince çok mutlu oldum, çok duygulandım. Ayağımı kaybedersem kendi memleketimde olsun istedim ama Allah'a şükür ayağımın kurtarılması bayram hediyesi oldu. Hastanedeki doktor, hemşire ve personelden Allah razı olsun, aileleri gibi davrandılar. İsyan etmemek lazım, protezler var, bir şekilde hayatımı sürdüreceğim."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/elektrik-akiminda-bir-kolunu-kaybetti-kesilecek-denilen-ayagi-erzurum-da-kurtarildi-8902.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/elektrik-akiminda-bir-kolunu-kaybetti-kesilecek-denilen-ayagi-erzurum-da-kurtarildi-8902.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/elektrik-akiminda-bir-kolunu-kaybetti-kesilecek-denilen-ayagi-erzurum-da-kurtarildi-8902-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/elektrik-akiminda-bir-kolunu-kaybetti-kesilecek-denilen-ayagi-erzurum-da-kurtarildi-8902.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/elektrik-akiminda-bir-kolunu-kaybetti-kesilecek-denilen-ayagi-erzurum-da-kurtarildi/387411/</link>
			<pubDate>Wed, 27 May 2026 19:28:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Böbrek taşı hastasına 'nokta atışı' müdahale ]]></title>
			<description><![CDATA[Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, 51 yaşındaki hastasının böbreğini tamamen kaplayan onlarca taşı, kapalı yöntemle başarıyla temizledi. 

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Şiddetli sağ yan ağrısı şikayetiyle Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğinin tamamını dolduran, tıp dilinde "staghorn" olarak adlandırılan onlarca böbrek taşı tespit edildi. Hastanın durumunu değerlendiren Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, hastaya "perkütan nefrolitotomi" yani kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmasına karar verdi. Gerekli bilgilendirmelerin ardından operasyon hazırlıkları tamamlandı. Sırt bölgesinden açılan sadece 1 santimetrelik küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Op. Dr. Jafarguliyev, "Hastamızın böbreğindeki onlarca taşı, kapalı yöntemle tamamen temizledik. Böbreği 'stone-free' yani tam anlamıyla taşsız bir duruma getirdik" dedi.  

Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Op. Dr. Jafarguliyev, "Ameliyat sonrası ikinci gün hastamızı taburcu ettik. Herhangi bir komplikasyon gelişmedi ve hastamızın genel durumu gayet iyi" ifadelerini kullandı.   Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde uygulanan bu modern cerrahi yöntem, hastaların hastanede kalış süresini kısaltırken, iyileşme sürecini de oldukça konforlu hale getiriyor. 
                                
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bobrek-tasi-hastasina-nokta-atisi-mudahale-8825.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bobrek-tasi-hastasina-nokta-atisi-mudahale-8825.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bobrek-tasi-hastasina-nokta-atisi-mudahale-8825-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bobrek-tasi-hastasina-nokta-atisi-mudahale-8825.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bobrek-tasi-hastasina-nokta-atisi-mudahale/387312/</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2026 13:31:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından kurban eti uyarısı: "En az 12-24 saat dinlendirin" ]]></title>
			<description><![CDATA[Van İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Birim Sorumlusu Dr. Mehmet Emin Mavi, Kurban Bayramı'nda kesilen etlerin hemen tüketilmesinin ciddi sindirim sorunlarına ve sağlık risklerine yol açtığını söyledi.   

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kurban ibadetini yerine getiren vatandaşların, kesim işleminin hemen ardından et tüketme eğiliminin sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, taze etin kas sertleşmesi nedeniyle tüketime uygun olmadığını belirtiyor. Etin pişirme kalitesinin artması ve sindirimin kolaylaşması için en az 12 ile 24 saat dinlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. 
 
  "12-24 saat dinlendirilmesi önerilir" 

Bulaşıcı Hastalıklar Birim Sorumlusu Dr. Mehmet Emin Mavi, etin güvenli tüketimi için veteriner kontrolü ve hijyenik kesimin önemli olduğunu belirtti. Dr. Mavi, "Seçilecek etin güvenli olması, veteriner kontrolünden geçmiş ve hijyenik şartlarda kesilmiş olması anlamına gelir. Kesilen etin hemen tüketilmesi tavsiye edilmez. Bunun sebebi, ‘ölüm sertliği' olarak adlandırılan kas sertleşmesi durumudur. Henüz kesilmiş bir etin bu şekilde tüketilmesi, sindirim zorluklarına yol açabileceği gibi pişirme açısından da uygun değildir. Bu nedenle etin kesildikten sonra en az 12-24 saat dinlendirilmesi önerilir" dedi. 



Etin saklama şartları, kullanım süresine göre farklılık gösterdiğini dile getiren Mavi, "Kısa süreli muhafaza edilecek etler, buzdolabında 4 dereceye kadar olan sıcaklıklarda korunabilir. Uzun süreli muhafaza gerekiyorsa, etlerin eksi 18 dereceye kadar olan derin dondurucularda saklanması gerekir" diye konuştu. 

Çiğ veya az pişmiş et tüketiminin paraziter hastalık riski taşıdığını ifade eden Mavi, "Bazı bulaşıcı hastalıklar hayvandan insana geçebilir. Bu durum genellikle sadece çiğ veya az pişmiş etten değil, hayvanın genel sağlık durumundan da kaynaklanır. Örneğin, hayvanın beslenme sürecinde aldığı bir parazit veya mikroorganizma, karaciğer ve akciğer gibi organlara yerleşebilir. İnsanlar için bulaşıcı hastalıklara yol açabilen ‘kist hidatik' durumu buna bir örnektir. Kist hidatik, genellikle iyi yıkanmamış sebze ve meyvelerden bulaştığı gibi, hayvanlarda bulunan parazitler nedeniyle çiğ veya az pişmiş et tüketimiyle de insanlara geçebilmektedir" diye konuştu. 
                             
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanindan-kurban-eti-uyarisi-en-az-12-24-saat-dinlendirin-3723.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanindan-kurban-eti-uyarisi-en-az-12-24-saat-dinlendirin-3723.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanindan-kurban-eti-uyarisi-en-az-12-24-saat-dinlendirin-3723-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanindan-kurban-eti-uyarisi-en-az-12-24-saat-dinlendirin-3723.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-kurban-eti-uyarisi-en-az-12-24-saat-dinlendirin/387288/</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2026 11:29:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Makineye kaptırdığı bacağı, mikrocerrahi ile kurtarıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Jeoloji mühendisi Rıdvan Aydın'ın tohum serpme makinesine kaptırdığı sol bacağı, Erzurum Şehir Hastanesinde zamanla yarışan doktorların gerçekleştirdiği mikrocerrahi ve doku nakliyle uzuv kaybından kurtarıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karslı jeoloji mühendisi Rıdvan Aydın'ın tohum serpme makinesine kaptırdığı sol bacağı, Erzurum Şehir Hastanesinde zamanla yarışan doktorların gerçekleştirdiği mikrocerrahi ve doku nakliyle uzuv kaybından kurtarıldı.

Yaklaşık 10 gün önce 2 çocuk babası 37 yaşındaki Aydın, Kağızman ilçesine bağlı Ortaköy'deki tarlasına tohum ekmek istedi. Tutukluk yapan tohum serpme makinenin alt kısmına sol ayağıyla müdahale eden Aydın, bir anlık dalgınlıkla alt bacağını makinenin dönen bıçaklarına kaptırdı.

Bacağında derin kesiler oluşan Aydın, Kars Harakani Devlet Hastanesinde yapılan müdahalenin ardından acil olarak ambulansla Erzurum Şehir Hastanesine sevk edildi.Burada Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Mert Demir ve ekibince ameliyata alınan Aydın'a, yaklaşık 3,5 saat süren ameliyatta mikrocerrahi ve doku nakilleri yapıldı.  Aydın, zamanla yarışan doktorların erken müdahalesiyle uzuv kaybı riskinden kurtarıldı.

- "Hastanın bacağını kesilmekten kurtardık"

Dr. Demir, Aydın'ın uyluk kemiğinin orta kısmından ayak bileğine kadar çeşitli kas ve doku defektleri (hasarlar) olduğunu söyledi.

Enfeksiyon riskini kontrol altına aldıktan sonra hastayı acil ameliyata aldıklarını anlatan Demir, "Ameliyatta kas defekti olan bölgeleri onardık, enfeksiyonlu alanları temizledik. Mikrocerrahi kullanarak flep ve deri grefti operasyonları uyguladık. Deri naklini sağ uyluk ön yüzünden gerçekleştirdik. Kas enfeksiyonları hızla ilerliyor, eğer geç kalınsaydı hastanın bacağını kaybetme riski vardı. Mikrocerrahi ve greft operasyonlarıyla hastanın bacağını kesilmekten kurtarmış olduk." bilgisini verdi.

Demir, bu tarz ameliyatların kolay olmadığını, plastik cerrahi kliniği olarak sadece Erzurum halkına değil Doğu Anadolu'dan hastalara da hizmet verdiklerini belirterek, Aydın'ı bayramda evine göndereceklerini aktardı.

Bacağı kesilmekten kurtarılan Aydın da başına gelen talihsiz olaya çok üzüldüğünü anlatarak, "Tohum serpme makinesinin alt tarafı açılmayınca ayağımla açmaya çalıştım, makineye pantolonumu, ayağımı kaptırdım. Şükür kemikte ve damarlarda çok zarar olmadı." diye konuştu.

- "Bir anlık dalgınlıktı"

Erzurum Şehir Hastanesindeki hizmetlerden, doktor ve personelden çok memnun kaldığını dile getiren Aydın, şöyle devam etti:

"Köy işleri insanı yoruyor. Biraz yorgunluk vardı ama olacağı varmış. Bir anlık dalgınlıktı, başka bir aletle makinenin tutukluk yapan yeri açacaktım, tam ayağımla müdahale etmekten vazgeçmek üzereyken saniyeler içinde pantolonumu kaptırdım. Ameliyat sonrası her gün geçtikçe daha iyiye gidiyor, kızlarımı özledim, onlara kavuşacağım günü bekledim. Olayı çok ucuz atlattım, ayağımın dizden itibaren kesilme ihtimali yüksekti. Mert hocamız sağ olsun kesilmekten kurtardı. Bu bayram çifte bayram yaşayacağız inşallah."

Aydın, nakil sürecine destek veren AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın'a teşekkür etti.

Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu da güçlü altyapısı ve tecrübeli hekim kadrosuyla Erzurum Şehir Hastanesinin bölge illerinden gelen ağır travma hastalarına da hizmet verdiğini belirterek, "Hastamızın uzvunun kurtarılması, ekiplerimizin koordineli ve hızlı müdahalesi sayesinde mümkün oldu. Doktor ve personelimizi tebrik ederek, hastamıza sağlıklı günler dileriz." ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/makineye-kaptirdigi-bacagi-mikrocerrahi-ile-kurtarildi-7434.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/makineye-kaptirdigi-bacagi-mikrocerrahi-ile-kurtarildi-7434.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/makineye-kaptirdigi-bacagi-mikrocerrahi-ile-kurtarildi-7434-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/makineye-kaptirdigi-bacagi-mikrocerrahi-ile-kurtarildi-7434.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/makineye-kaptirdigi-bacagi-mikrocerrahi-ile-kurtarildi/387235/</link>
			<pubDate>Sun, 24 May 2026 15:37:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[5G ile uzaktan böbrek taşı ameliyatı yaptı ]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Muş Devlet Hastanesi arasında Turkcell'in 5G altyapısı kullanılarak Retrograd İntrarenal Cerrahi (RIRS) yöntemiyle uzaktan böbrek taşı ameliyatı yapan Prof. Dr. Tzevat Tefik, Muş'a gelerek hastasını ziyaret etti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yerli ve milli imkanlarla üretilen bir cihazla dün gerçekleştirilen böbrek taşı ameliyatını yapan Tefik, hasta Emrullah Sülün'ü görmek için Muş'a geldi.

Muş Devlet Hastanesinde tedavisi süren Sülün'ü ziyaret eden Prof. Dr. Tefik, basın mensuplarına, 5G teknolojisi, yerli ve milli "İbn-i Sina" robotik cerrahi sistemi kullanılarak kilometrelerce uzaklıktaki İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini belirtti.

Operasyonda Muş Devlet Hastanesinden Op. Dr. Rıfat Burak Ergül ile koordineli şekilde çalıştıklarını anlatan Tefik, yaklaşık 4 saat süren ameliyatı RIRS yöntemiyle herhangi bir cerrahi kesi yapılmadan başarıyla tamamladıklarını ifade etti.

- "Sağlıkta teknoloji kullanımının geldiği noktayı gözler önüne seren tarihi bir operasyon"

Turkcell'in sağladığı 5G alt yapısı sayesinde operasyonun ultra düşük gecikme süresiyle gerçekleştirildiğini vurgulayan Tefik, şunları kaydetti:

"Operasyon tıp literatüründe RIRS yöntemiyle yapılan dünyanın ilk uzaktan ameliyatı olarak kayıtlara geçti. Sağlıkta teknoloji kullanımının geldiği noktayı gözler önüne seren tarihi operasyonun ardından Muş’a geldik. Hastanın sağlık durumu hakkında bilgi aldık. Emrullah Bey'e böbrek taşı için işlem yapmıştık. Uzaktan telecerrahi işlemi yaptık robotik olarak. Başarılı geçmişti. Bugün de Muş Devlet Hastanesindeyiz. Hastamızı ziyaret ettik. Her şeyin yolunda olduğunu gördük. Kendisi iyi, dün akşamı rahat geçirmiş. Ağrıları kesilmiş. Rahat bir şekilde uyanmış. Her şey yolunda gözüküyor. Dün işlem başarılı geçmişti. Daha da önemlisi düzenli olarak takipleri yapılıyor. Takiplerde de bir sorun yaşanmadı şu ana kadar. Çok mutluyuz."

İstanbul-Muş arasının kuş bakışı değerlendirildiğinde 1300 kilometre olduğunu belirten Tefik, "Sistemin, 5G Turkcell'in kapasitesi 1 milisaniye. Biz de hiç gecikme yaşamadan işlemleri gerçekleştirebildik. Verdiğimiz tüm komutlar yerindeydi. Gecikme yoktu. Robotik komutlar, video aktarımı, ses aktarımı konusunda bir teknik sorun yaşamadık. Sağlık Bakanlığımıza, başhekimimize, İstanbul Üniversitesi'ne, Elmed ve Turkcell'e bu imkanı sağladığı için çok teşekkür ediyoruz. Dünkü işlemden sonra artık mesafelerin ortadan kalktığını görüyoruz. Bu Türkiye'de telecerrahi anlamında bir ilk oldu. Dünyada da böbrek taşı robotik telecerrahi anlamında bir ilki gerçekleştirmiş olduk. Mesafeler ortadan kalkıyor. Emrullah Bey'e çok teşekkür ediyorum. En önemli şeylerden bir tanesini o yaptı. Ona dokunmamıza izin verdi. Çok geçmiş olsun." ifadelerini kullandı.

- "Milli Teknoloji Hamlesi'nin faydasını gördük"

Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Yalçın Güzelel ise tıbbi açıdan başarılı bir örneği sergilemenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.

Kilometrelerce uzaktan Muş'taki hastanın ameliyatının yapıldığını anlatan Güzelel, "Turkcell'in 5G altyapısını herhangi bir destek cihazı kullanmadan başarıyla İstanbul'a sinyali taşıdığını gördük ve kesintisiz 48 milisaniye gecikme ile vaka yapıldığını gördük. Yani ne demek bu? Saniyenin 20'de biri gecikme var. Hocanın İstanbul'da yaptığı işlem anında sizin vücudunuzda karşılık buldu. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın önderliğinde yapılan Milli Teknoloji Hamlesi'nin faydasını gördük. Elmed firmasının ürettiği 'İbn-i Sina' yerli robotik cerrahi aletiyle hocamız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Bu ilk başarımız, daha nice başarılarımız olacak. Daha vizyoner yaklaşımlarla ve farklı girişimsel işlemlerle ülkemizin adını sağlık alanında taçlandıracağız." şeklinde konuştu.

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Rıfat Burak Ergül de sağlık alanında önemli bir adımın atıldığını bildirerek, "Yaptığımız kan değerlendirmelerinde hastanın herhangi bir enfeksiyon belirtisi yoktu. Grafik görüntülemede de yerleştirilen stentin yerinde olduğunu gördük. Muhtemelen iki hafta sonra stenti alacağız ve hastamız günlük yaşamına geri dönecek." dedi.

Hasta Emrullah Sülün, 2-3 haftadan bu yana böbreğinde çok fazla sancının olduğunu ve bu nedenle hastaneye başvurduğunu kaydederek, "Rıfat hocam testleri yaptıktan sonra taş olduğunu söyledi. Sonrasında ameliyatla bu taşı alacağımızı anlattı. Uzaktan teknolojiyi kullanarak İstanbul Tıp Fakültesi ve Muş Devlet Hastanesi aracılığıyla Türkiye'de bir ilk olacak operasyonu anlattılar. Ben de gönül rahatlığıyla hocamıza güvendim. Operasyonu gerçekleştirdiler. Gayet iyi geçtiğini söylediler. Ben de çok memnun kaldım. Bir sıkıntı yok. İleri teknolojinin bu şekilde kullanılması ve bunda bir ilk olmak bize ayrıca gurur verdi. Eğeme geçenlere teşekkür ediyorum." açıklamasını yaptı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/5g-ile-uzaktan-bobrek-tasi-ameliyati-yapti-7324.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/5g-ile-uzaktan-bobrek-tasi-ameliyati-yapti-7324.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/5g-ile-uzaktan-bobrek-tasi-ameliyati-yapti-7324-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/5g-ile-uzaktan-bobrek-tasi-ameliyati-yapti-7324.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/5g-ile-uzaktan-bobrek-tasi-ameliyati-yapti/387048/</link>
			<pubDate>Thu, 21 May 2026 15:31:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kırsaldaki tehlike, 36 türü zehirli]]></title>
			<description><![CDATA[Hakkari'de akademisyenlerin laboratuvarda incelediği yaklaşık 2 bin mantar türünden 36'sının zehirli olduğu belirlendi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hakkari Üniversitesi Yüksekova Meslek Yüksekokulu Dr. Öğr. Üyesi Sedat Kesici, Van Yüzüncü Yıl ile Şırnak üniversitelerinden 5 öğretim üyesiyle kentin mantar çeşitliliğinin belirlenmesi için 2012'den bu yana çalışma yürütüyor.

Akademisyenler, kent merkezi ve ilçelerde yaptığı saha araştırmalarında numune aldıkları yaklaşık 2 bin mantarı laboratuvarda inceledi.

Mantarlardan 100'ünün Türkiye'de ilk kez tespit edildiğini, 630'unun da Hakkari'de yeni görüldüğünü kayıt altına alan akademisyenler, bu türlerinden 36'sının zehirli olduğunu belirledi.

Araştırmalarında zehirli türlerden 10'unun öldürücü etkiye sahip olduğunu ortaya koyan akademisyenler, mantar türlerini Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesindeki fungaryumda koruma altına aldı.

Dr. Öğr. Üyesi Kesici, uzmanlık alanının mantar olduğunu, bu konuda yüksek lisans ve doktora yaptığını söyledi.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Uzun'un 2008'de kentte mantarlarla ilgili çalışma yürüttüğünü belirten Kesici, "Hocamız o dönemde arazi çalışmaları sonucunda 48 takson (tür) toplayıp projesini bu şekilde tamamladı. Hakkari'deki mantarları ilk defa Türkiye'ye tanıtmış oldu. Hakkari bilimsel çalışma alanı olarak bakir bir yer. Hocalar burada önemli çalışmalara imza atabiliyor. Bu, mantar alanı için de geçerli. Hakkari Üniversitesi olarak Van ve Şırnak'taki üniversitelerden akademisyenlerin de katılımıyla çalışma yaptık. Sürekli arazideyiz. Bu şekilde mantarları tespit ediyoruz." diye konuştu.

Mantarları doğal ortamlarında fotoğrafladıktan sonra yeteri kadar numune alarak laboratuvar ortamına getirdiklerini ifade eden Kesici, şunları kaydetti:

"Bunları bir süre kurumaya bırakıyoruz. Kuruduktan sonra mikroskop altında inceleyip tür tayinlerini yapıyoruz. Yaptığımız çalışmalar neticesinde Türkiye'de farklı yerlerde de tespit edilmiş ama Hakkari'de yeni tespit ettiğimiz 630 mantar türüne ulaştık. İlk defa Hakkari'de tespit ettiğimiz Türkiye mikobiyotasına eklediğimiz 100'e yakın mantarımız da var. Onların da makalelerini yayınladık. Bunlardan 100'den fazlası yenilebilen mantar türü olarak nitelendirdiğimiz besin değeri yüksek mantarlardan oluşmaktadır. 36 tür de oldukça zehirli türlerden oluşmaktadır. Bunlardan da 10'u direkt öldürücü zehirli mantarlardır."

- "Mantarın zehirli olup olmadığını görsel olarak tespit edemiyoruz"

Tüketilebilen türler ile zehirli türleri birbirinden ayırt etme konusunda vatandaşlara yardımcı olmak için çalışma yürüttüklerini anlatan Kesici, doğada toplanan her mantarın yenilemeyeceği uyarısında bulundu.

Kesici, "Doğadan topladığımız mantarın zehirli olup olmadığını görsel olarak ne yazık ki tespit edemiyoruz. Dolayısıyla bunun uzmanlarına danışılmadan tüketilmesini kesinlikle tavsiye etmiyoruz. İnsanlar rastgele topladıkları mantarları tüketmesinler. Bazı mantarlar çok güzel görünmesine rağmen oldukça zehirli ve öldürücü olabiliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kirsaldaki-tehlike-36-turu-zehirli-5146.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kirsaldaki-tehlike-36-turu-zehirli-5146.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kirsaldaki-tehlike-36-turu-zehirli-5146-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/kirsaldaki-tehlike-36-turu-zehirli-5146.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kirsaldaki-tehlike-36-turu-zehirli/386725/</link>
			<pubDate>Sun, 17 May 2026 13:09:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hemşire kardeşler aynı hastanede omuz omuza]]></title>
			<description><![CDATA[Bitlis Devlet Hastanesi Acil Servisinde görev yapan hemşire Enver (sağda) ve kardeşi Emrah Şimşek (solda), hastaların şifa bulması için 11 yıldır birlikte mesai yapıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bitlis'te aynı hastanede görev yapan hemşire kardeşler, hastaların iyileşmesi için büyük fedakarlık gösteriyor. Bitlis Devlet Hastanesi Acil Servisinde görev yapan hemşire Enver (40) ve kardeşi Emrah Şimşek (35), hastaların şifa bulması için 11 yıldır birlikte mesai yapıyor.

Memleketlerinde yıllardır aynı hastanede görevlerini özveriyle yerine getiren iki kardeş, omuz omuza vererek hastaların tedavi süreçlerine katkı sağlıyor.

- "Birlikte insanların hayatlarına dokunuyoruz"

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fethiye Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Memurluğu Bölümü'nden 2009'da mezun olan 3 çocuk babası Enver Şimşek,  insanların hayatına dokunmak ve faydalı olmak için hemşirelik mesleğini tercih ettiğini söyledi.

Meslek hayatında birçok zorlukla karşılaştığını belirten Şimşek, şunları kaydetti:

"Mesleğimin ilk yıllarında acil servisin sarı, yeşil ve kırmızı alanlarında kısa süre çalıştıktan sonra acil serviste görevlendirildim. Yaklaşık 2 yıl boyunca acil servis sorumlu hemşiresi olarak çalıştım. Daha sonra aynı serviste cerrahi müdahale birimine geçtim. O günden bugüne kardeşimle birlikte çalışıyoruz. Yaklaşık 11 yıldır cerrahi müdahale biriminde birlikte insanların hayatlarına dokunuyoruz."

- "Hastalara daha verimli hizmet sunuyoruz"

Malatya İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Evde Sağlık Teknikerliği Bölümü'nü 2012'de bitiren 1 çocuk babası Emrah Şimşek de mesleği seçmesindeki en büyük etkenin ağabeyi olduğunu ifade etti.

Memleketinde insanlara hizmet etmekten büyük mutluluk duyduğunu anlatan Şimşek, "Meslek hayatım boyunca birçok vaka ile karşılaştım ancak bunların en büyüğü, 6 Şubat'taki Kahramanmaraş depremiydi. Deprem sürecinde yaklaşık 10 gün boyunca UMKE görevlisi olarak hizmet verdik. Çadırda revir kurarak depremzede ailelere sağlık hizmeti sunduk. Ağabey-kardeşin birlikte çalışmasının en büyük avantajı tecrübe paylaşımıdır. Bu sayede hastalara daha verimli hizmet sunuyoruz." diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/hemsire-kardesler-ayni-hastanede-omuz-omuza-4580.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/hemsire-kardesler-ayni-hastanede-omuz-omuza-4580.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/hemsire-kardesler-ayni-hastanede-omuz-omuza-4580-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/hemsire-kardesler-ayni-hastanede-omuz-omuza-4580.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/hemsire-kardesler-ayni-hastanede-omuz-omuza/386659/</link>
			<pubDate>Sat, 16 May 2026 12:48:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Şifayı o ilde buldular!]]></title>
			<description><![CDATA[Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul'un ve Avrupa'nın dev kliniklerinde 'ameliyat edilemez' denilen en riskli glomus tümörü vakalarını Van'da gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla sağlığına kavuşturmaya devam ediyor. 

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Batman'dan Ayşe Beytüt (64), İstanbul'dan Bülent Kasımay (47) ve Avusturya'dan gelen Yasemin Günyeli (37), hastane hastane gezdikten sonra Prof. Dr. Halil Başel'e ulaştı. Gittikleri hastanelerde ‘felç kalırsın, masada kalırsın' gibi ifadelerle korkutulan hastalar, Prof. Dr. Başel'in ikna çalışmaları ve tecrübesi sonucu yapılan operasyonla sağlıklarına kavuştu. 
 
  Bir haftada üç hastaya şifa 

Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, bu hafta il dışından gelen üç hastayı başarıyla ameliyat ettiklerini belirterek, "Üçü de çok özel hastalardı. Bülent Bey'in hem tümörü büyüktü hem de bu onun ikinci ameliyatıydı. Yasemin Hanım Avusturya'dan geldi; Avusturya'da ‘çok riskli' denilen ameliyatını burada yaptık. Damarı tamamen sarmış, 6 santimetreye yakın bir tümörü başarıyla çıkardık. Bir de Batman'dan gelen bir hastamız vardı; onunki de yukarı yerleşimli glomus vagale dediğimiz, oldukça zor bir noktadaki tümördü. Tümörün büyük kısmını çıkardık, üst kısma da embolizasyon yaparak operasyonu tamamladık. Çok şükür hiçbirinde komplikasyon gelişmedi. Bugün Bülent Bey'in 6., Avusturyalı hastamızın 3., Batmanlı hastamızın ise 1. günü. Bu haftayı üç başarıyla kapattık," dedi. 
 
  İstanbul'da çıkarılamayan tümörden kurtuldu 

İstanbul'dan gelen 47 yaşındaki Bülent Kasımay'a iki yıl önce glomus tümörü tanısı konulduğunu ifade eden Prof. Dr. Halil Başel, "Hastamız, Türkiye'nin sayılı hastanelerinden birinde ameliyat olmaya karar vermiş ancak orada opere edildiğinde tümörü çıkaramamışlar. Üstelik yutma güçlüğü ve ses kısıtlığı gibi komplikasyonlar gelişmiş. Bülent Bey bilinçli bir hasta olduğu için arayışa girmiş; Amerika'ya kadar ulaşmış. Oradaki doktorlar ‘yaparız' demişler ama vize ve ekonomik sorunlar nedeniyle gidememiş. Bize ulaştığında hemen ameliyat önerdik. Önce şaşırsa da o sırada servisimizde yatan diğer glomus hastalarıyla görüşünce ikna oldu. Yaklaşık 7 santimetrelik tümörü hiçbir komplikasyon gelişmeden çıkardık, inşallah bir iki güne taburcu edeceğiz" ifadelerini kullandı. 
 
  "Bizde hep ‘iyi hekim mutlaka büyük şehirlere gider' gibi yanlış bir inanış var" 

Bülent Kasımay'ın Van'a gelme kararı alırken çevresinden baskı gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Halil Başel, konuşmasını şöyle sürdürdü: 
  "İstanbul'da yapılamayan bir şey Van'da nasıl yapılacak? Bizde hep ‘iyi hekim mutlaka büyük şehirlere gider' gibi yanlış bir inanış var. Hastamıza bu konuda adeta mobbing yapılmış. Ama sonuç ortada; insanları tedavi eden şehirler ya da devasa binalar değil, hekimin tecrübesidir. Bu ameliyatlar çok fazla teknolojik alet edevat değil, yüksek hekim tecrübesi gerektirir. Artık sosyal medyada her şeye ulaşmak çok kolay; hastalar yorumlara bakıyor, hekimin başarı oranlarını araştırıyor ve ona göre karar veriyor. Bülent Bey de gelirken çok baskı görmüş ama şu anda oldukça mutlu." 
 
  Avrupa'nın en büyük kliniklerinden Van'daki tecrübeye yolculuk 

Avusturya'dan gelen 37 yaşındaki Yasemin Günyeli'nin kayınpederi İsa Günyeli, 37 yıldır yurt dışında yaşadıklarını belirterek süreci anlattı: 
  "Viyana'da Avrupa'nın en büyük kliniklerine sorduk; Amerika ve Almanya'daki uzmanlara danıştık ancak durum riskli olduğu için kimse ameliyata karar veremedi. Araştırmalarımız sonucunda Halil Hoca'yı sosyal medyada bulduk. Kızım daha derin bir araştırma yapıp hocayla kontağa geçti ve Van'a gelmeye karar verdik." 
 
  Yılda 3 ameliyat yerine 300 ameliyatlık tecrübe tercih edildi 

Neden Van'ı tercih ettiklerini açıklayan Ordulu Günyeli, "İstanbul, Ankara veya Avrupa dururken neden Van? Çünkü araştırdığımızda Halil Hoca'nın bu alanda 300'e yakın ameliyat yaptığını gördük. Bizim olduğumuz bölgede (Avusturya) bu ameliyat senede sadece 2-3 tane yapılıyormuş. Gelinim, ‘Baba bu hoca büyük tecrübe edinmiş, ya Allah deyip gidelim' dedi. Allah razı olsun; Halil Başel Bey'e ve tüm hastane personeline çok teşekkür ederim. Şu anki mutluluğumuzu anlatacak kelime bulamıyorum" şeklinde konuştu. 
 
  Komplikasyonsuz veda 

İstanbul'un en iyi kalp damar hastanelerinden birinde daha önce başarısız bir operasyon geçirdiğini hatırlatan Bülent Kasımay, son durumunu şu sözlerle özetledi: 

"İlk ameliyatımda tümörü çıkaramadıkları gibi sesimde ve yutağımda problemler yaşadım. Van'da Halil Hoca'nın başarılarını duyunca gelip kendisiyle görüştüm ve ikna oldum. İnsanların ‘İstanbul'da o kadar hastane varken neden Van?' demelerine rağmen geldim. Sağ olsun, hiçbir komplikasyonla karşılaşmadan, sesimde veya yutağımda problem çıkmadan sağlığıma kavuştum. Pazartesi günü hastaneden ayrılacağım, hocamıza minnettarım." 
                             
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sifayi-o-ilde-buldular-1404.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sifayi-o-ilde-buldular-1404.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sifayi-o-ilde-buldular-1404-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sifayi-o-ilde-buldular-1404.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/sifayi-o-ilde-buldular/386577/</link>
			<pubDate>Fri, 15 May 2026 13:07:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yanlış beslenme çölyak riskini artırıyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, özellikle market ürünleri ve yüksek glüten içerikli gıdalarla gelişen yanlış beslenme alışkanlıklarının çölyak hastalığı görülme sıklığını geçmişe oranla 100 kat artırdığını söyledi.   

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uluslararası Çölyak Farkındalık Günü çerçevesinde, toplumda bu kronik rahatsızlığa karşı duyarlılığın artırılması hedefleniyor. Uzmanlar, özellikle genetik yatkınlığı olan bireylerin ve benzer belirtileri gösteren vatandaşların farkındalık düzeyinin yükseltilmesinin, hastalığın yönetimi açısından kritik rol oynadığını ifade ediyor. 



Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, çölyak hastalığının bir glüten duyarlılığı olduğunu belirtti. Dr. Kayar, "İçinde glüten ihtiva eden herhangi bir gıda aldığında vücudunun buna karşı alerjik bir reaksiyon vermesi durumudur. Aslında böyle özetleyebiliriz; tabii öncelikle bağırsaklarda bir iltihaplanma söz konusu oluyor. Bağırsaklardaki iltihaplanma sonrası, hastalar emilimle ilgili ciddi sorunlar yaşayabiliyor. Tabii bu durum sadece bağırsaklarla sınırlı kalmıyor ve zamanla bütün vücuda yayılarak neredeyse bütün organları etkisi altına alabiliyor. Hastalığın hem genetik hem de çevresel birçok nedeni söz konusu. Özellikle 1950'li yıllardan itibaren baktığımızda, hastalıkta ciddi manada bir artış görülmektedir. O zamanla kıyas yaparsak yaklaşık 100 kat civarında bir artıştan bahsedebiliyoruz. Bunun da en büyük nedeni maalesef yanlış beslenme. Özellikle market ürünleri ve içeriğinde fazla miktarda glüten barındıran gıdalar tüketildiğinde, maalesef çölyak hastalığı ortaya çıkabiliyor. Tabii ki diğer bir neden genetik yatkınlıktır. Genetik etkenlere baktığımızda; özellikle ikiz kardeşinde çölyak hastalığı olan bir kişide, bu hastalığın görülme ihtimali yaklaşık 10 kat artış göstermektedir" dedi. 
 
  "Çölyak hastalığının tedavisi basittir" 
  Çölyak hastalığının kişinin sağlığı açısından çok önemli olduğunu ve tedavisinin de bir o kadar basit olduğunu dile getiren Kayar, "Kişi eğer glütensiz beslenmeye devam ederse hiçbir sorun kalmıyor; yani normal popülasyondaki bir insandan hiçbir farkı olmuyor. Ama eğer diyetine dikkat etmezse, başta bağırsaktaki iltihapla beraber bu durumun bütün vücuda yayıldığını ve zamanla hastaların kansere bile eğilim gösterdiğini görebiliyoruz. Bu noktada farkındalık oluşturmak gerekir. Eğer bir kişide kilo kaybı, karın ağrısı, ishal, şişkinlik, reflü veya anemiyle ilgili şikayetler, kemik bozuklukları gibi durumlar varsa muhakkak bir doktora başvurması gerekir. Doktorun da çölyak hastalığı ihtimalini göz önünde bulundurup bu açıdan detaylı bir araştırma yapması şarttır" diye konuştu. 
 
  "Hastaların glütensiz bir şekilde beslenmeleri gerekir" 

 Hastaların glütensiz ürünlere ulaşması konusunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini ifade eden Kayar, sözlerini şöyle sürdürdü: 
  "Günümüzde glüten birçok ürünün içinde var; ancak özellikle market ürünlerindeki ve üretilen ekmeklerdeki glüten oranı çok fazla olduğu için hastalar zaman içerisinde bu hastalığa daha yatkın hale gelebiliyor. Hastalığın tek tedavisi diyettir; hastaların glütensiz bir şekilde beslenmeleri gerekir. Ancak maalesef günümüzde kamu kurum ve kuruluşlarının bu yöndeki desteğinin çok zayıf olduğunu görüyoruz. Bu nedenle kamu kurum ve kuruluşlarının bu yönde bir eğilim göstermesini ve hastaların bu gıdalara daha rahat ulaşması için ellerinden geleni yapmasını istiyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli." 
                                   
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor-6131.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor-6131.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor-6131-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor-6131.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor/386570/</link>
			<pubDate>Fri, 15 May 2026 12:34:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bir günde 3 kalp deliği başarıyla kapatıldı   ]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde (MEAH) aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle sağlığına kavuşan hastalar ertesi gün taburcu edildi. 

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, atrial septal defekt (ASD) olarak bilinen kalp deliği hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. 

Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bulunan yapının doğumsal olarak tam kapanmaması sonucu oluşan ASD'nin her bin 500-2 bin canlı doğumda bir görüldüğünü belirten Aktaş, bu rahatsızlığın erişkin yaşlara taşınabilen konjenital kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade etti. ASD'nin çoğu zaman çocukluk döneminde belirti vermediğini kaydeden Dr. Aktaş, rutin muayenelerde duyulan üfürüm sonrası yapılan ekokardiyografi incelemeleriyle hastalığın tespit edilebildiğini söyledi. Dr. Aktaş, "Erişkin yaşlarda ise nefes darlığı, çarpıntı ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi şikayetlerle karşımıza çıkabiliyor" dedi. 

Hastanede uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Aktaş, uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek kalp deliğinin kapatıldığını belirtti. "Geçtiğimiz haftalarda aynı gün içerisinde 3 erişkin hastamızın kalp deliğini şemsiye yöntemiyle başarıyla kapattık" diyen Aktaş, hastaların işlem sonrası aynı gün ayağa kalkıp yürüyebildiğini, ertesi gün ise taburcu edildiğini söyledi. 

Yöntemin hasta açısından oldukça konforlu olduğunu vurgulayan Aktaş, işlemin genellikle genel anestezi gerektirmediğini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, "Kasık bölgesinden toplardamar sistemine girilerek kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına ulaşılıyor. Ardından şemsiye benzeri kapatma cihazı yerleştirilerek delik kapatılıyor" diye konuştu. 

Hastanede uzun yıllardır bu yöntemin başarıyla uygulandığını belirten Aktaş, zorlu vakalarda da başarılı sonuçlar elde ettiklerini kaydetti. Kasıktan girilerek kapatılmaya uygun olmayan hastalarda ise cerrahi tedavinin uygulandığını ifade eden Aktaş, işlem sonrası hastaların 3 ila 6 ay süreyle kan sulandırıcı tedavi kullandığını söyledi. 
                                  
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bir-gunde-3-kalp-deligi-basariyla-kapatildi-4324.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bir-gunde-3-kalp-deligi-basariyla-kapatildi-4324.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bir-gunde-3-kalp-deligi-basariyla-kapatildi-4324-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bir-gunde-3-kalp-deligi-basariyla-kapatildi-4324.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bir-gunde-3-kalp-deligi-basariyla-kapatildi/386271/</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 15:24:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurum’da minimal müdahale ile bel fıtığı tedavisi]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesinde bel fıtığı ve kanal darlığı nedeniyle yaşam kalitesi düşen hastalar, 7 milimetrelik kesiyle gerçekleştirilen kapalı yöntem ameliyatlar sayesinde kısa sürede ayağa kalkarak taburcu ediliyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Doğu Anadolu Bölgesi'nin yanı sıra komşu ülkelere de hizmet veren hastane, sahip olduğu ileri tıbbi donanım ve tecrübeli hekim kadrosuyla ülkenin önemli sağlık merkezleri arasında yer alıyor.

Daha önce yalnızca sınırlı merkezlerde gerçekleştirilebilen girişimler, cerrahi alanda sunulan modern tanı ve tedavi olanakları sayesinde hastanede başarıyla uygulanıyor.

Bu kapsamda son 1 yılda Erzurum ve çevre illerden bel fıtığı ve kanal darlığı nedeniyle ciddi ağrı çeken, yürümekte zorlanan ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenen 100 hasta, ortopedi uzmanı Dr. Basri Pür ve ekibince kapalı yöntemle tedavi edildi.

Yaklaşık 1 saatlik operasyonda 7 milimlik kesiyle yapılan endoskopik yöntem sayesinde erkenden iyileşen hastalar kısa sürede taburcu ediliyor.

 "Bu teknik ve yöntem Türkiye'de sayılı merkezlerde yapılıyor"

Dr. Basri Pür, , halk arasında kapalı bel fıtığı ameliyatı olarak bilinen endoskopik lomber disk cerrahisini başarıyla yaptıklarını söyledi.

Kapalı yöntemle yapılan bel fıtığı ameliyatının açık ameliyata göre hastaya çok konfor sağladığını anlatan Pür, şöyle konuştu:

"Bel fıtığı ya da kanal darlığı olan hastalara, kapalı yöntemle 7 milimlik iki delik açarak fıtık, darlık ya da kireçlenme varsa sinirin etrafındaki darlık ve kireçlenmeleri temizliyoruz. Kesi küçük olduğu için de hasta ameliyat sonrası narkozun etkisinden sonra hemen yürüyebiliyor. Bu teknik ve yöntem Türkiye'de sayılı merkezlerde yapılıyor. Erzurum Şehir Hastanesinde böyle imkan var, bugüne kadar son bir yılda 100 hasta tedavi ettik."



Kapalı yöntemle yapılan bu işlemin hastalara konfor sağladığını anlatan Pür, "100 metre bile yol yürüyemeyen, ayakta duramayanlar ile bacağa yayılan ağrı şikayetiyle başvuran genç hasta gruplarımız oldu. Operasyon sonrası hastalar gerçekten hızlı şekilde sosyal hayatlarına dönebiliyor. Vida ve platin koymadan, kas kesisi oluşturmadan yapılan operasyon, hasta konforunu ileri seviyeye taşıyor." diye konuştu.

Pür, hastanede ileri düzeyde cerrahi işlemleri yapmalarına destek veren başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu'na teşekkür etti.

 "Hastanenin teknoloji ve insan gücünü ortaya koyuyor"

Başhekim Fakirullahoğlu da bu alanda uygulanan ileri cerrahi tedavi yönteminin, hastanenin teknoloji ve insan kaynağı gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve nitelikli hizmeti yerinde sunmak en temel hedefimizdir. dedi.



Tedavi gören aile hekimi Enes Kılıç ise 7 yıldır bel ağrısı çektiğini ve 2 ay önce ameliyat olduğunu söyleyerek, "Ameliyattan bir gün önce şiddetli ağrı nedeniyle sedyeyle hastaneye geldim. Ameliyattan 1 gün sonra ayağa kalktım, rahat yürüdüm ve ağrılarım dindi. Basri Bey'e teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.

Ameliyat edilen Seher Atuğ da uzun yıllar bel ağrısı çektiğinden bahsederek, "Yürüyemiyordum, geceleri ağrıdan uyuyamıyordum. Mutfakta bardak yıkayamıyordum. Ağrı kesiciler bile ağrımı dindiremiyordu. Ameliyat sonrası çok iyiyim. Şimdi yürüyorum, diz ağrılarım da geçti, ağrılarımdan kurtuldum." diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-minimal-mudahale-ile-bel-fitigi-tedavisi-5399.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-minimal-mudahale-ile-bel-fitigi-tedavisi-5399.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-minimal-mudahale-ile-bel-fitigi-tedavisi-5399-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-minimal-mudahale-ile-bel-fitigi-tedavisi-5399.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/erzurum-da-minimal-mudahale-ile-bel-fitigi-tedavisi/386267/</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 14:14:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Işıkhan duyurdu: Doğum izni 24 haftaya çıkarıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldığını açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldığını açıkladı.

Bakan Işıkhan açıklamasında, "Aile yapısının güçlendirilmesi, çalışan annelerin desteklenmesi amacıyla analık ödeneği süresini tekil gebeliklerde 16 haftadan 24 haftaya, çoğul gebeliklerde ise 18 haftadan 26 haftaya çıkarttık. 1 Mayıs 2026 tarihi itibariyle devam eden raporlar için herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın 8 haftalık ödeme otomatik olarak yapılacaktır. 16 Ekim 2025 tarihi itibariyle doğum yapan ve raporu 1 Mayıs 2026 tarihinden önce sonlanan anneler için ise işverenlerinin Kurumumuza yapacakları bildirime istinaden 8 haftalık ödeme yapılacaktır. Konuyla ilgili sistemsel güncellemeler devam etmektedir. Annelerin söz konusu haktan yararlanabilmeleri için raporlarını uzatmak amacıyla sağlık hizmet sunucularına veya Kurumumuza ayrıca başvuru yapmalarına gerek bulunmamaktadır" dedi.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan açıklamada ise, "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla yaptığımız düzenlemeyle analık ödeneği süresini uzatıyoruz" ifadelerine yer verildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bakan-isikhan-duyurdu-dogum-izni-24-haftaya-cikarildi-7916.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bakan-isikhan-duyurdu-dogum-izni-24-haftaya-cikarildi-7916.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bakan-isikhan-duyurdu-dogum-izni-24-haftaya-cikarildi-7916-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/bakan-isikhan-duyurdu-dogum-izni-24-haftaya-cikarildi-7916.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bakan-isikhan-duyurdu-dogum-izni-24-haftaya-cikarildi/386140/</link>
			<pubDate>Sat, 09 May 2026 20:14:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Helikopter ambulans 77 yaşındaki hasta için havalandı]]></title>
			<description><![CDATA[- Van’da 77 yaşındaki hasta için helikopter ambulans havalandı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bahçesaray ilçesinde solunum yetmezliği yaşayan 77 yaşındaki hasta, helikopter ambulansla Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine nakledildi.

Bahçesaray Devlet Hastanesi’nde tedavi gören M.T. (77) isimli hastanın durumu ağırlaşınca, ileri tetkik ve tedavi için Van merkeze sevk edilmesine karar verildi. Karayolu ulaşımının zaman alacağı değerlendirilerek Sağlık Bakanlığı’ndan helikopter ambulans talebinde bulunuldu. İlçeye kısa sürede ulaşan hava ambulansına alınan solunum yetmezliği hastası M.T., Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine nakledilerek tedavi altına alındı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/helikopter-ambulans-77-yasindaki-hasta-icin-havalandi-1236.png</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/helikopter-ambulans-77-yasindaki-hasta-icin-havalandi-1236.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/helikopter-ambulans-77-yasindaki-hasta-icin-havalandi-1236-t.png"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/helikopter-ambulans-77-yasindaki-hasta-icin-havalandi-1236.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/helikopter-ambulans-77-yasindaki-hasta-icin-havalandi/386134/</link>
			<pubDate>Sat, 09 May 2026 18:40:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çağla yiyen 6 öğrenci hastanelik oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesine bağlı Balkar beldesinde çağla (olgunlaşmamış badem) yiyen 6 öğrenci rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesine bağlı Balkar beldesinde çağla (olgunlaşmamış badem) yiyen 6 öğrenci rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı.

Edinilen bilgilere göre, çağla tüketen öğrenciler bir süre sonra baş dönmesi ve mide bulantısı şikâyeti yaşamaya başladı. Durumu fark eden öğretmenlerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi.

Olay yerine gelen ambulanslarla Gölbaşı Devlet Hastanesi'ne kaldırılan öğrenciler, acil serviste tedavi altına alındı. Yapılan müdahalelerin ardından sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilen öğrenciler taburcu edildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/cagla-yiyen-6-ogrenci-hastanelik-oldu-4337.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/cagla-yiyen-6-ogrenci-hastanelik-oldu-4337.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/cagla-yiyen-6-ogrenci-hastanelik-oldu-4337-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/cagla-yiyen-6-ogrenci-hastanelik-oldu-4337.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/cagla-yiyen-6-ogrenci-hastanelik-oldu/386127/</link>
			<pubDate>Sat, 09 May 2026 17:13:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sahte güneş koruyucular hastanelik edebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Uce Özkol, sahte ve yanlış güneş koruyucu kullanımının ciddi cilt sorunlarına yol açtığını, bu tür ürünler nedeniyle hastanelik olan vakalarla karşılaştıklarını söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özkol, güneş koruyucu seçerken dermokozmetik ve dermatolog önerili ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini, bu ürünlerin ise mutlaka eczaneden alınmasını tavsiye ettiklerini belirtti.

Son zamanlarda çok sayıda sahte ürünün piyasaya çıktığını vurgulayan Özkol, bu ürünleri kullanan kişilerde cilt sorunlarının daha da arttığını gözlemlediklerini ifade etti.



Güneş kremi kullanılmadığında hem erken yaşlanma hem de ciltte lekelenme şikayetlerinin arttığını dile getiren Özkol, "Yaza girdiğimiz bu süreçte, özellikle güneşin dik geldiği saatler olan 10.00 ile 15.00 arasında mümkünse doğrudan güneş altında kalmayalım ancak kalınacaksa da mutlaka güneş kremi kullanalım. Geçen yıl aktarlardan veya internetten alınan, doktor önerisi olmayan kozmetik ürünler nedeniyle ciddi sorunlar yaşadık. Hatta bazı hastalarımızı yoğun bakımda tedavi etmek zorunda kaldık. Halen bu hastaların cilt lekelerini tedavi etmeye çalışıyoruz." diye konuştu.

 "İnternetten alınan kremlerden uzak duralım"

Güneş kreminin cildin korunmasında önemli bir faktör olduğunu anlatan Özkol, şunları kaydetti:

"Ürünleri eczaneden alalım ve doktorun önerdiği kremleri kullanalım. Aktardan veya internetten alınan ürünleri kullanıp cildimizi riske atmayalım. SPF (güneş koruma faktörü) 30 ve üzeri ürünler yeterli koruma sağlar. Bu nedenle 90 ya da 100 faktör gibi çok yüksek değerlerin peşine düşmeye gerek yok. Güneş kremi seçerken cilt tipine uygun ürünler tercih edilmeli ve bu konuda dermatoloğun önerileri dikkate alınmalıdır. Daha ucuz bir ürün tercih etmeye çalışırken çok daha büyük sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz. Şu an 2-3 hastamız, izotretinoin ve asitretin gibi güçlü ilaçlar kullanmak zorunda kaldı."

Sahte ve yanlış ürün kullanımının ciltteki zararlarına da değinen Özkol, dermatoloğun önerisiyle güneş kremi ve leke tedavisi ürünlerinin kullanılması gerektiğini belirterek, "Küçük bir leke probleminden kurtulmaya çalışırken, tüm vücuda yayılan ciddi lekelerle mücadele etmek durumunda kalabiliyoruz. Doktorunuzun önermediği ürünü kullanmayın. Komşudan, aktardan ya da internetten alınan kremlerden uzak duralım. Cilt, bizim en değerli giysimizdir. Günümüzde sosyal medyanın etkisiyle cilt bakım ürünlerine olan talep oldukça arttı." diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sahte-gunes-koruyucular-hastanelik-edebilir-9895.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sahte-gunes-koruyucular-hastanelik-edebilir-9895.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sahte-gunes-koruyucular-hastanelik-edebilir-9895-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/sahte-gunes-koruyucular-hastanelik-edebilir-9895.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/sahte-gunes-koruyucular-hastanelik-edebilir/386063/</link>
			<pubDate>Fri, 08 May 2026 14:38:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tıbbı Sülük Üretim Tesisi törenle hizmete açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Elazığ'ın Keban ilçesinde "Tıbbı Sülük Üretim Tesisi" törenle hizmete açıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elazığ'ın Keban ilçesinde "Tıbbı Sülük Üretim Tesisi" törenle hizmete açıldı.

Kaymakam Furkan Atalık, işletmeci Burkay Kaya tarafından Keban Belediyesi eski mezbahanesinin dönüştürüldüğü üretim tesisin açılışına katıldı.

Atalık, alternatif geleneksel tıpta son yıllarda sülüğün yoğun şekilde kullanıldığını söyledi.

Tesisin ilçede faaliyete girmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Atalık, tesisin hayırlı olmasını diledi.

Belediye Başkanı Yücel Doğan ise 350 bin sülük üretimiyle başlayacak tesis hakkında bilgi paylaştı.

Açılışa, Keban İlçe Emniyet Müdürü Hayati Çavdar, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Nurullah Sevgi, Fırat Üniversitesi Keban Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Akif Evren Parlak, Elazığ Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Özkan Özbay, Keban İlçe Tarım ve Orman Müdürü Hacı Turan, Ağın İlçe Tarım ve Orman Müdürü Abdulaziz Gündüz ve davetliler katıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/tibbi-suluk-uretim-tesisi-torenle-hizmete-acildi-1134.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/tibbi-suluk-uretim-tesisi-torenle-hizmete-acildi-1134.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/tibbi-suluk-uretim-tesisi-torenle-hizmete-acildi-1134-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/tibbi-suluk-uretim-tesisi-torenle-hizmete-acildi-1134.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/tibbi-suluk-uretim-tesisi-torenle-hizmete-acildi/386002/</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2026 17:46:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aynı masada hem sezaryen hem beyin ameliyatı ]]></title>
			<description><![CDATA[Bingöl'den görme kaybına neden olan hipofiz adenomu kanaması tanısıyla SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen 35 haftalık hamile Bircan Kolak, aynı masada yapılan sezaryen ve beyin ameliyatıyla hem sağlığına kavuştu hem de çocuğunu dünyaya getirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bingöl'den görme kaybına neden olan hipofiz adenomu kanaması tanısıyla SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen 35 haftalık hamile kadın, aynı masada yapılan sezaryen ve beyin ameliyatıyla hem sağlığına kavuştu hem de çocuğunu dünyaya getirdi.

Hipofiz adenomu kanaması nedeniyle görme kaybı yaşayan, 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, Bingöl'den Van'a sevk edildi. SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde beyin cerrahları tarafından yapılan kontrollerin ardından Kolak'ın bebeğinin de durumu kötüleşmeden sezaryenle alınmasına karar verildi.

Bunun üzerine ameliyata alınan Kolak'ın bebeği, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktor tarafından sezaryen yöntemiyle alınarak yeni doğan yoğun bakım ünitesine götürüldü.

Ardından devreye giren beyin ve sinir cerrahisi ekibi de Kolak'ın iki şah damarı arasında yer alan 12 milimetrelik kitleyi çıkarmak için operasyon gerçekleştirdi. Doktorlar, endoskopik yöntemle burundan girerek yaptıkları 5 saatlik başarılı ameliyat sonucu kitleyi çıkardı.

Zorlu sürecin ardından Bircan Kolak hem bebeğine kavuştu hem de görme yetisini yeniden kazandı. Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Fatih Gök, basın mensuplarına, dış merkezden hipofiz adenomu kanaması ve görme kaybı olan hastayı kabul ettiklerini söyledi.

Kontrollerde hastanın acil ameliyat edilmesine karar verdiklerini anlatan Gök, "İlgili bölüm arkadaşlarımızla görüştük, koordinasyonumuzu sağladık. Genetik bir kas hastalığı olduğunu da öğrendik. Ona yönelik tedbirlerimizi tamamlayınca kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktorumuz ve beyin cerrahisi bölümü olarak iki kademeli ameliyatımızı gerçekleştirdik. Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yeni doğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arasındaki bölgede bulunan tümörü yaklaşık 12 milimetrelik alandan endoskopik yöntemle çıkardık. Herhangi bir sorunumuz olmadı." diye konuştu.

- "Özellikle gebe hastalarda yapılması çok riskli ameliyatlar"

Ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Gök, şunları kaydetti:

"Riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin düzeldiğini belirtti, daha net gördüğünü teyit ettik. Göz doktorlarıyla yaptığımız testle teyidimizi gerçekleştirdik. Şu anda hem hastamız hem de çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz bir hafta sürdü. Hormonal dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık. Bu tarz ameliyatlar çok yapılan ameliyatlar değil. Özellikle gebe hastalarda yapılması çok riskli ameliyatlar. Hem çocuğun hem de annenin sağlığı bir arada olduğu için. Bunları gerçekleştirdiğimiz için mutluyuz. Burada bize en önemli desteği sağlayan şey hastanın kendisi. Riskleri anlattığımız zaman bunu kabul etmesi, bize güvenmesi, bu ameliyat için bize en büyük güveni sağlayan unsur oldu. Kendisine şifalar diliyoruz."

Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Arıcı ise şu bilgileri paylaştı:

"Böyle bir hastamız olduğu söylendiğinde ilgili tüm branşlara danışarak gerekli tahlil ve tetkikleri yaparak hastamızı ameliyata aldık. Fatih hocamla başarılı bir ameliyat gerçekleştirdik. Bu genelde 3. basamak hastanelerde, üst düzey sağlık kuruluşlarında yapılan bir ameliyattır. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı da şifayla taburcu etmeyi bekliyoruz."

- "Ameliyatı yapan ekip arkadaşlarına teşekkür ediyorum"

Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya da hastanelerinde Van'ın yanı sıra çevre illere de sağlık hizmeti verdiklerini ifade ederek, "Zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları dışarıya sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum. Hastamıza da acil şifalar diliyorum." şeklinde konuştu.

Eşinin Bingöl'den Van'a sevk edildiğini belirten Erhan Kolak, "Bingöl'den Van'daki doktorlarla görüştüler. Direkt buraya sevk ettiler. Allah onlardan razı olsun. Bize yer açtılar. Hastamızla ilgilendiler. Hastam iki ameliyat geçirdi. Çok riskli bir ameliyattı. O riski alarak hastamı iyileştirdiler. Hocalara teşekkür ediyorum. Allah onlardan razı olsun." ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayni-masada-hem-sezaryen-hem-beyin-ameliyati-4938.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayni-masada-hem-sezaryen-hem-beyin-ameliyati-4938.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayni-masada-hem-sezaryen-hem-beyin-ameliyati-4938-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/ayni-masada-hem-sezaryen-hem-beyin-ameliyati-4938.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/ayni-masada-hem-sezaryen-hem-beyin-ameliyati/385928/</link>
			<pubDate>Wed, 06 May 2026 20:44:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan kritik uyarı: Astımda şehir seçimi sandığınızdan daha önemli]]></title>
			<description><![CDATA[Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Buket Mermit: - "Hava kirliliğinin düşük, sanayileşmenin sınırlı ve doğal hava akımının güçlü olduğu bölgeler astım hastaları için daha avantajlıdır"]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Buket Mermit, astım hastalığının yönetiminde şehir seçiminin önemli faktörlerden biri olduğunu belirtti. Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı da olan Mermit, astımın çevresel faktörlerden de etkilenen kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu söyledi. Hastalık konusunda farkındalığın oluşturulması amacıyla her yıl mayıs ayının ilk salı gününün "Dünya Astım Günü" olarak belirlendiğini hatırlatan Mermit, özellikle hava kirliliği, nem oranı, iklim koşulları, alerji maruziyeti gibi unsurların hastalığın seyrini doğrudan etkileyebildiğini vurguladı.

Temiz hava, düşük sanayi yoğunluğu ve düzenli yaşam koşullarının astım hastalarının yaşam kalitesini ciddi oranda artırdığına dikkati çeken Mermit, şunları kaydetti: "Bu nedenle şehir seçimi, astım yönetiminde göz ardı edilmemesi gereken bir faktör. Hava kirliliğinin düşük olduğu, sanayileşmenin sınırlı olduğu ve doğal hava akımının güçlü olduğu bölgeler astım hastaları için daha avantajlıdır. Kıyı bölgelerinde hava sirkülasyonu daha iyi olduğu için partikül madde birikimi daha az olur ancak burada da nem bazı hastalarda şikayetleri artırabilir. Bu yüzden 'en iyi şehir' kişiden kişiye değişir. Hastanın tetikleyicilerine göre değerlendirme yapılmalıdır. Van, hava kirliliği açısından büyük metropollere kıyasla daha avantajlı bir şehir. Sanayi yoğunluğunun düşük olması ve doğal çevrenin hakim olması, temiz hava açısından olumlu bir tablo oluşturuyor. Bu durum özellikle hava kirliliğine duyarlı astım hastaları için önemli bir avantajdır." - "Hava kirliliğinin arttığı günlerde dış ortam aktivitelerini sınırlamak faydalı olacaktır" Van'da kış aylarının uzun ve sert geçmesi, soğuk havanın solunum yollarını tetiklemesi gibi faktörlerin de risk oluşturabildiğini belirten Mermit, "Isınma amaçlı kullanılan yakıtlar da kış aylarında hava kalitesinde dönemsel düşüşlere neden oluyor. Kliniğimizde yakın zamanda yürüttüğümüz bilimsel bir çalışmada benzer sonuçlar elde ettik. Soğuk havaya duyarlı astım hastalarının kış aylarında dışarı çıkarken kendilerini koruyacak önlemleri almaları büyük önem taşıyor. Hava kirliliğinin arttığı günlerde dış ortam aktivitelerini sınırlamak faydalı olacaktır." diye konuştu. Ayrıca düzenli ilaç kullanımının, doktor kontrollerinin aksatılmamasının ve kapalı ortamlarda hava kalitesinin korunmasının son derece önemli olduğunu vurgulayan Mermit, ev içi alerjenlerin azaltılması, sigara dumanından uzak durulması ve dengeli bir yaşam tarzının benimsenmesinin hastalığın kontrolünü kolaylaştırdığını ifade etti. Astımın kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu anlatan Mermit, "Doğru tedavi, düzenli takip ve uygun yaşam koşullarıyla hastalar tamamen normal bir yaşam sürebilir. Bulunduğumuz çevreyi tanımak, riskleri bilmek ve buna göre önlem almak çok önemli. Van gibi şehirlerde doğru önlemlerle astım hastaları sağlıklı ve konforlu bir yaşam sürdürebilir." şeklinde konuştu.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-kritik-uyari-astimda-sehir-secimi-sandiginizdan-daha-onemli-7385.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-kritik-uyari-astimda-sehir-secimi-sandiginizdan-daha-onemli-7385.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-kritik-uyari-astimda-sehir-secimi-sandiginizdan-daha-onemli-7385-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-kritik-uyari-astimda-sehir-secimi-sandiginizdan-daha-onemli-7385.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanlardan-kritik-uyari-astimda-sehir-secimi-sandiginizdan-daha-onemli/385833/</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 16:44:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Doktorlar bile şaşkın! Hastadan elma büyüklüğünde taş çıktı ]]></title>
			<description><![CDATA[Böbrek ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran 71 yaşındaki hastanın mesanesinden 201 gram ağırlığında ve 8 santimetre çapında nadir görülen büyüklükte taş çıkarıldı ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kars'ta böbrek ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran 71 yaşındaki hastanın mesanesinden ameliyatla çıkarılan elma büyüklüğündeki taş doktorları şaşırttı. Arpaçay ilçesine bağlı Tepeköy'de yaşayan Urfan Aydın, geçen hafta böbrek ağrısı şikayetiyle Arpaçay Devlet Hastanesine başvurdu. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Aydın, Kafkas Üniversitesi (KAÜ) Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezine sevk edildi. Üroloji Kliniği'nde görev yapan Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ezer, yaptığı tetkiklerde Aydın'ın mesanesinde iri bir taş olduğunu tespit etti. Aydın'ı ameliyata alan Ezer ve ekibi, hastanın mesanesinden 201 gram ağırlığında, 8 santimetre çapında tek parça halinde büyük bir taş çıkardı.

"Mesanede bu büyüklükte taşlara nadiren rastlıyoruz" 

Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ezer, mesanede taşların zamanla büyüyebileceğini söyledi. Böbrek taşlarının şiddetli ağrı yaptığına işaret eden Ezer, şöyle konuştu: "Ama idrar torbasında ise esas sıkıntı, idrar yapmada zorluk, idrar yapmada yanmadır. Bu çok ciddi bir ağrı yapmadığı için hasta uzun süre hastaneye başvurmayabilir ve bu sırada taş devasa boyutlara gelebilir. Nitekim bu taş da öyle bir taş. Mesanede bu büyüklükte taşlara nadiren rastlıyoruz. Bu filmi ilk gördüğümüzde bizi de şaşırtmıştı, devasa bir şey. Normalde ameliyatlarımızın tamamını kapalı yöntemlerle yapıyoruz ama bunu açık yöntemle çıkarttık. Hakikaten elma büyüklüğünde bir taş çıkarmış olduk." Ezer, bu büyüklükte taşlara ameliyatlarda çok nadir rastlandığını vurgulayarak, "Bazen çamur gibi yumuşak taşlar oluyor ama bu bayağı duvar örseniz kullanabileceğiniz sertlikte bir taş. Taşımız 200 gramın üzerinde, yaklaşık 8 santimlik bir çapı var. Biz de filmde gördüğümüzde hayret ettik, bunun tamamen taş olamayabileceğini düşündük ama ameliyat sırasında hakikaten tek parça halinde taş çıkması bizleri de şaşırttı. Ağır ve sağlam bir taş." ifadelerini kullandı. Hasta Urfan Aydın da ağrı üzerine hastaneye başvurduğunu anlatarak, "Böyle bir taş beklemiyordum, çok büyük bir taş. Ameliyattan çıkarken taşı gördüm, bayılmak istedim, böyle bir taş olmaz." dedi.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/doktorlar-bile-saskin-hastadan-elma-buyuklugunde-tas-cikti-4987.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/doktorlar-bile-saskin-hastadan-elma-buyuklugunde-tas-cikti-4987.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/doktorlar-bile-saskin-hastadan-elma-buyuklugunde-tas-cikti-4987-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/doktorlar-bile-saskin-hastadan-elma-buyuklugunde-tas-cikti-4987.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/doktorlar-bile-saskin-hastadan-elma-buyuklugunde-tas-cikti/385826/</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 13:54:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıkta stratejik iş birliği]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ziyaret ederek üniversitenin sağlık alanındaki mevcut çalışmaları ile geleceğe yönelik projelerini yerinde inceledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında, özellikle ilaç, aşı ve biyoteknoloji alanında yürütülen çalışmalar ele alınırken, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin bilimsel altyapısı ve yürütülen projeler hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Üniversite bünyesinde kurulan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile İlaç Hammadde Üretim Merkezinin stratejik önemine dikkat çeken Hacımüftüoğlu, şu ifadeleri kullandı: 



"Üniversitemizin organik kimya, moleküler biyoloji ve farmakoloji alanlarında Türkiye’nin en güçlü akademik altyapılarından birine sahip olduğunu gururla ifade ediyorum. İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitümüz ile Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezimizin (DAYTAM) dijital altyapısının kesiştiği nokta, ilaç üretiminde ülkemizdeki önemli merkezlerinden biri olma hedefimizi ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, yerli ve millî üretim kapasitesini artıracak projeler geliştirmeye devam ediyoruz."


Bakan Yardımcısı Birinci: "Bilimsel altyapı etkileyici ve umut verici"
Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci ise Atatürk Üniversitesinin sağlık alanındaki bilimsel birikimi ve teknolojik altyapısından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Üniversitenin özellikle ilaç ve biyoteknoloji alanındaki çalışmalarının Türkiye’nin sağlık vizyonuna önemli katkılar sunduğunu belirten Birinci, şunları kaydetti: "Atatürk Üniversitesinde yürütülen çalışmaların hem kapsamı hem de niteliği oldukça etkileyici. Özellikle yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçlerine yönelik çalışmalar, ülkemizin bu alandaki rekabet gücünü artıracak niteliktedir. Bakanlık olarak bu tür bilimsel girişimleri desteklemeye ve üniversitelerimizle iş birliği içinde çalışmaya büyük önem veriyoruz."



DAYTAM’da incelemelerde bulunuldu
Ziyaret kapsamında Bakan Yardımcısı Birinci, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezini de (DAYTAM) ziyaret ederek burada yürütülen çalışmalar hakkında Merkez Müdürü Prof. Dr. Bilal Nişancı’dan bilgi aldı. Merkezin sahip olduğu ileri düzey teknolojik altyapı ve disiplinler arası araştırma kapasitesi hakkında detaylı sunum gerçekleştirilirken, özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ temelli projeler ön plana çıktı.
Gerçekleştirilen ziyaret, Atatürk Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı arasında sağlık teknolojileri alanında geliştirilecek iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Taraflar, özellikle ilaç geliştirme, aşı üretimi ve biyoteknoloji alanlarında yürütülecek ortak projelerle Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini ifade etti.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/saglikta-stratejik-is-birligi-498.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/saglikta-stratejik-is-birligi-498.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/saglikta-stratejik-is-birligi-498-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/saglikta-stratejik-is-birligi-498.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/saglikta-stratejik-is-birligi/385775/</link>
			<pubDate>Mon, 04 May 2026 21:44:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurum'da Ahmet Sami kendisine uzanacak yardım elini bekliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum'da ölümcül Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden 10 yaşındaki Ahmet Sami Yıldırım, sağlığına kavuşup yeniden koşacağı ve çocukluğunu doyasıya yaşayacağı günü umutla bekliyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım açılan kampanyaya destek isterken, küçük kardeş Eymen, "Abim koşmadıkça bende koşmayacağım" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ahmet Sami Yıldırım için Erzurum Valiliği onayıyla 26 Eylül 2025 tarihinde başlatılan yardım kampanyasında hedeflenen tutarın yüzde 53'ü toplandı. Ancak baba Halil İbrahim Yıldırım, çocuğunun hastalığının ilerlemeden tedavi sürecine başlanabilmesi için kampanyanın kısa sürede tamamlanmasının büyük önem taşıdığını belirtirken, Ahmet Sami'nin en büyük hayali ise iyileşip yeniden koşabilmek, bisiklete binmek ve çocukluğunu doyasıya yaşayabilmek.



"Vakit kaybetmeden tedavi başlamalı"
Ahmet Sami Yıldırım 10 yaşında ve teşhisi konulan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) Kas Hastalığı ile mücadele ediyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım bu hastalıkta en önemli hususun teşhis zamanı ve ilerleyen süreçte hastanın yaşına bağlı olarak görülen kaslardaki güç kaybı ve hatta kas yıkımı sebebiyle hareket kısıtlamasına yol açması olduğunu ifade ederken, Ahmet Sami'nin halihazırda güç kaybının oluştuğunu, yürümekte zorlandığı ve uzmanların bu komplikasyonların günden güne artarak devam edeceğini dile getirdiğini söylediler. Halil İbrahim ve Leyla Yıldırım çiftinin evladı olan Ahmet Sami Yıldırım'a, 2,5 yaşındayken kas erimesi olarak bilinen DMD teşhisi konuldu. Yıllardır hastalıkla pençeleşen ve son dönemde hareket kabiliyeti iyice kısıtlanan Ahmet Sami'nin tek kurtuluşu, yurt dışında uygulanan ve yaklaşık 2,9 milyon dolar maliyeti olan gen tedavisi.




"Oğlum gözlerimin önünde eriyor"
Evladının sağlığına kavuşması için öğretmenlik mesleğine ara vererek kendini oğluna adayan anne Leyla Yıldırım, zamanın daraldığını vurguladı. Hastalığın her geçen gün kasları daha fazla etkilediğini belirten anne Leyla Yıldırım, "Ahmet Sami artık akranları gibi koşamıyor, merdiven çıkarken zorlanıyor. Bu tedavi bizim tek umudumuz. Bir annenin evladının gözleri önünde günden güne güçten düşmesini izlemesi çok ağır. Lütfen sesimizi duyun" diyerek hayırseverlere çağrıda bulundu.

Küçük Ahmet Sami'nin hayali pilot olmak
Hastalığına rağmen umudunu yitirmeyen ve derslerinde oldukça başarılı olan 10 yaşındaki Ahmet Sami ise en büyük hayalinin sağlığına kavuşup pilot olmak olduğunu söyledi. Arkadaşlarıyla yeniden futbol oynamak istediğini belirten küçük Ahmet Sami, "İyileşince yeniden koşmak, bisiklete binmek istiyorum. Bilgisayarları çok seviyorum, mühendis olup ülkeme faydalı işler yapmak istiyorum. Bana yardım eden herkese çok teşekkür ederim" dedi.

Küçük Eymen abisinin en büyük destekçisi
Henüz ana okuluna giden ve hastalıkla mücadele eden abisine en büyük desteği veren minik Eymen ise, "Abim koşuncaya kadar bende koşmayacağım. O bazen yere düşüyor, yerden kaldırıyorum. İyileştiği zaman onunla bisiklete bineceğiz, futbol oynayacağız. Zengin amcalar abime yardım etsin" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-ahmet-sami-kendisine-uzanacak-yardim-elini-bekliyor-6447.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-ahmet-sami-kendisine-uzanacak-yardim-elini-bekliyor-6447.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-ahmet-sami-kendisine-uzanacak-yardim-elini-bekliyor-6447-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/05/erzurum-da-ahmet-sami-kendisine-uzanacak-yardim-elini-bekliyor-6447.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/erzurum-da-ahmet-sami-kendisine-uzanacak-yardim-elini-bekliyor/385638/</link>
			<pubDate>Sat, 02 May 2026 22:17:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurum'da aşı karşıtlığı artıyor! Binlerce bebek tehlikede]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum’da aşı karşıtlığı alarm veriyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir’in açıkladığı verilere göre 2025 yılında 2 bin 600 ebeveyn çocuklarına aşı yaptırmayı reddetti. Özellikle bebeklik dönemi aşılarında yaşanan bu sert düşüş, kentte bulaşıcı hastalık riskini yeniden gündeme taşırken, ortaya çıkan tablo Türkiye ve dünyadaki tehlikeli eğilimle birebir örtüşüyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Pusula Gazetesi'nden Manolya Bulut'un haberine göre; Erzurum’da aşı karşıtlığına yönelik veriler endişe verici boyutlara ulaştı. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir’in paylaştığı rakamlar, kentte özellikle bebeklik dönemi aşılarında ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koyarken, Türkiye ve dünyadaki genel eğilimle paralel bir tablo dikkat çekiyor.



Valilikte düzenlenen koordinasyon toplantısında konuşan İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, Erzurum’daki çarpıcı durumu şu sözlerle aktardı; “Aşı redleri artıyor. İlginç olan şöyle bir durum var. 2025 yılında 3 bin 26 aşı reddi olmuş. 2 bin 600 bebek yapıyor bu. 2 bin 600 ebeveyn bu aşıları reddederken bunların içerisinde 2024 yılında 4 kişi kuduz aşısı yaptırmış. 2025 yılında da 3 kişi kuduz aşısı yaptırmış. Dolayısıyla kendilerine aşıyı yaptırmışlar ama bebeklere aşıyı reddetmişler. Böyle bir durum var.” Bu açıklama, bireylerin kendi sağlıkları söz konusu olduğunda aşıya yönelirken, çocukluk çağı aşılarına karşı daha çekimser davrandığını gözler önüne serdi.



Dünya genelinde güven azalıyor

Aşıya yönelik tereddüt sadece Erzurum ya da Türkiye ile sınırlı değil. Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF tarafından 13 Mart 2025’te yayımlanan ortak rapora göre, Avrupa ve Orta Asya’da kızamık vakaları son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Uzmanlar, aşı güvenindeki düşüşün, kontrol altına alınmış hastalıkların yeniden yayılmasına zemin hazırladığına dikkat çekiyor.



Türkiye’de aşı karşıtlığı hızla arttı

Türk Tabipleri Birliği verilerine göre Türkiye’de çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı son 10 yılda katlanarak arttı. 2014 yılında 1.370 olan sayı, 2016’da 11 bini, 2017’de 23 bini aşarken 2024 itibarıyla 100 bine yaklaştı. Aynı şekilde 0-4 yaş grubunda aşı devamsızlığı oranı da yüzde 10’a dayandı.



Uzmanlara göre bu artışta 2015 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından alınan ve çocuklara ebeveyn rızası olmadan aşı yapılamayacağına hükmeden karar önemli bir kırılma noktası oldu. Türkiye’de geçmiş dönemlerde birçok vatandaşın katıldığı aşı karşıtı mitingler de düzenlenmişti. 

Bilimsel veriler de endişeyi doğruluyor

The Lancet dergisinde 2020’de yayımlanan bir araştırma, Türkiye’de aşıların güvenli olduğuna kesinlikle katılmayanların oranının 2015’te yüzde 1,7 iken 2019’da yüzde 2,5’e yaklaştığını ortaya koydu.

Pandemi süreci ise bu tabloyu daha da karmaşık hale getirdi. Covid-19 döneminde uygulanan zorunlu aşı politikaları ve aşıların hızlı geliştirilmesi,  bazı kesimlerde güvensizlik oluşturdu. Sosyal medyada yayılan dezenformasyon kampanyaları da bu süreci besledi. 

2023 yılında yapılan bir araştırmada ebeveynlerin yaklaşık yüzde 8’i, pandemi öncesinde çocuklarına yaptırdıkları aşılar nedeniyle pişmanlık duyduklarını ifade etti.

Uzmanlar uyarıyor, risk büyüyor

Uzmanlar, aşı çekimserliği ile aşı karşıtlığı arasında önemli bir fark olduğuna dikkat çekiyor. Aşı çekimserliği yaşayan bireyler doğru bilgilendirme ile ikna edilebilirken, aşı karşıtlarının tutumunun daha katı olduğu belirtiliyor.  Ancak her iki grubun da büyümesi, toplum bağışıklığını zayıflatıyor. Bu durum, özellikle kızamık gibi bulaşıcı hastalıkların yeniden yayılma riskini artırıyor.

Erzurum’da ortaya çıkan son veriler, küresel eğilimin yereldeki yansıması olarak değerlendirilirken, uzmanlar ebeveynlere bilimsel veriler ışığında hareket etme çağrısı yapıyor. Aksi halde, uzun yıllar kontrol altında tutulan çocukluk çağı hastalıklarının yeniden ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelebileceği uyarısında bulunuluyor. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-asi-karsitligi-artiyor-binlerce-bebek-tehlikede-3324.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-asi-karsitligi-artiyor-binlerce-bebek-tehlikede-3324.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-asi-karsitligi-artiyor-binlerce-bebek-tehlikede-3324-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-asi-karsitligi-artiyor-binlerce-bebek-tehlikede-3324.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/erzurum-da-asi-karsitligi-artiyor-binlerce-bebek-tehlikede/385270/</link>
			<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 16:08:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Kara: "Covid aşıları kalp krizini tetiklemez"   ]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Dünya Aşı Haftası nedeniyle düzenlenen programa katıldı. Kara, covid aşılarının kalp krizini tetiklemediğini söyledi.   

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Malatya Vali Yardımcısı Sedat Özdemir, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Recep Bentli, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, ilçe kaymakamları ve çok sayıda davetli katıldı. 

Programın açılış konuşmasını yapan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, "İnsan ömrünün uzamasında, beklenen yaşam süresinin yükselmesinde modern tıpın gelişmesinde en önemli etken şüphesiz aşılardır. Toplumu hastalıklardan korumada en etkili, en ucuz, en kolay, yan etkisi en az olan tıbbı uygulamalardır. Aşıları ne kadar etkin uygularsak o kadar hastalıkların önüne geçeriz" dedi. 

Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Ateş Kara ise yaptığı konuşmada aşılarla ilgili yanlış algıların olduğuna dikkat çekerek," Aşılar aslında vücudumuza bir şeklide gösterdiğimiz mikropları savunma sistemine öğrettiğimiz, gerçek mikroplarla karşılaştığında ona cevap vermesini ve hasta olmadan atlatmayı amaçladığımız yapılardır" diye konuştu. 

Kara, aşılarla olan şüphelerin Türkiye Sağlık Bakanlığı sayfasından giderilebileceğini söyleyerek vatandaşların sosyal medyadan değil doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarından daha doğru ve net bilgileri alabilecekleri uyarısında bulundu. Kara gelen soruları cevaplarken covid aşılarının kalp krizini tetiklemediğinin altını çizdi.  Soru-cevap şeklinde devam eden programın sonunda Vali Yardımcısı Sedat Özdemir ve İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, Prof. Dr. Ateş Kara’ya plaket takdim etti. 
                            
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez-847.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/turkiye-asi-enstitusu-baskani-kara-covid-asilari-kalp-krizini-tetiklemez/384821/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:13:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durulmalı]]></title>
			<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elazığ Medilines Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, kalp sağlığı hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp sağlığının genel sağlığın temel taşlarından birisi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali-9075.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durulmali/384072/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:47:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp hastalıklarına karşı basit önlemler hayat kurtarıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Elif İlkay Yüce Ersoy, Kalp Sağlığı Haftası kapsamında yaptığı bilgilendirmede kalp hastalıklarının büyük bölümünün önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Manisa Şehir Hastanesi’nde vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Elif İlkay Yüce Ersoy, kalp sağlığının korunmasına yönelik önemli uyarılarda bulundu.
Kalp hastalıklarının hem Türkiye’de hem de dünyada en sık ölüm nedenlerinin başında geldiğini belirten Uzm. Dr. Ersoy, bu hastalıkların büyük bir kısmının önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını ifade etti.

Düzensiz yaşam, stres, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve sigara kullanımının kalp sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Ersoy, vatandaşların bu konularda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Kalp hastalıklarının bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini kaydeden Ersoy, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetleriniz olduğunda mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız gerekmektedir. Bu belirtileri asla ihmal etmeyin. Erken tanı hayat kurtarır." dedi.

Düzenli kontroller ve basit yaşam tarzı değişiklikleri ile kalp sağlığının korunabileceğini belirten Ersoy, vatandaşlara kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.
Ersoy, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Unutmayın ki kalbiniz sizin en güçlü ritminiz. Onu korumak için geç kalmayın. Sağlığınızı ihmal etmeyin. Biz kardiyoloji hekimleri olarak sağlığınızı korumak ve kontrollerinizi yapmak için buradayız. Bize başvurmaktan çekinmeyin."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor-495.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kalp-hastaliklarina-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor/384050/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 02:05:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurum'da soğuk tedavi yöntemi kalp hastalarına umut oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi'nde kalbinde ileri derecede ritim bozukluğu bulunan kadın hastalar, uygulanan ablasyon (dondurma) yöntemi sayesinde kalp yetersizliği ve felç riskinden kurtuldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kalpteki ritim bozukluğu nedeniyle çarpıntı, halsizlik ve nefes darlığı şikayeti olan 53 yaşındaki Konyalı Hatice Arslan ile 60 yaşındaki 9 çocuk annesi Naciye Cender, Erzurum Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinden Doç. Dr. Murat Özmen'e başvurdu.



Yapılan tetkiklerin ardından felç ve kalp yetmezliğine neden olan "Atrial Fibrilasyon (AF)" denilen ritim bozukluğu teşhisi konulan hastalara, Özmen ve ekibince hastanenin elektro fizyoloji ve ablasyon laboratuvarında, entübe edilmeden "dondurma" yöntemi uygulandı.

Gerçekleştirilen işlemle kalpteki ritim bozukluğu normale döndürülerek çarpıntı, nefes darlığı ve halsizlik şikayetleri giderilen hastalar, hem kalp yetersizliğinden hem de felç kalma riskinden kurtuldu.

Doç. Dr. Özmen, AF denilen kalpteki ritim bozukluğunun dünyada çok yaygın ve sık görüldüğünü söyledi.

Ritim bozukluğuna erken müdahalenin önemine işaret eden Özmen, "Hastalar bu ritim bozukluğuyla kaldığı zaman felç olma riski artıyor ve bundan dolayı hastayı nefes darlığı, çarpıntı, yorgunluk ve halsizliğe maruz bırakıyor." dedi.



Özmen, her iki hastaya ritim bozukluğu işlemini başarıyla uyguladıklarını aktardı.

- "Eksi 40-45 derecelere kadar balon ablasyonu dediğimiz dondurma işlemini yaptık"

Ablasyon işleminin ritim bozukluklarını tedavi etmede başarılı olduğunu vurgulayan Özmen, şöyle devam etti:

"Kalbin içine girerek ritim bozukluğuna sebep olan damarların etrafını dondurduk. Eksi 40-45 derecelere kadar 'balon ablasyonu' dediğimiz dondurma işlemini yaptık. Gayet güzel oldu, hastaların kalp ritmi normale döndü. Hastamız artık çarpıntıyı hissetmeyecek, inşallah kalp yetersizliği olmayacak ve hayatına sağlıklı devam edecek."

Özmen, dünyada en sık ölüm sebepleri arasında ilk sırada kanserin, ikinci sırada ise kardiyovasküler hastalıkların geldiğine dikkati çekerek, ritim bozukluklarının da kardiyovasküler sistemde önemli yere sahip olduğunu söyledi.

- Düzeltilmeyen ritim bozukluğu ciddi hayati tehlikelere sebep olabilir

Düzeltilmeyen ritim bozukluğunun ciddi hayati tehlikelere sebep olabileceğine işaret eden Özmen, "Eğer bu ritim bozukluğu geri döndürülemezse hastada ileri seviyede kalp yetersizliği, kalp krizleri ve felç geçirme durumları ve bunlar da hastanın çarpıntılarına, bayılmasına, nefes darlığına ve kendini halsiz hissetmesine sebep olacaktır. Bu yüzden ritim bozukluğunu erken evrede normal ritme çevirmek gerekir." diye konuştu.

Özmen, kalp sağlığı açısından çok yağlı yiyeceklerin azaltılmasını, kilo alımına dikkat edilmesini, sigara ve alkolden de uzak durulmasını tavsiye etti.

Çarpıntı hissettikten sonra hemen sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneren Özmen, "Erken teşhis çok önemli, eğer geç kalırsak dondurma işlemi fayda vermiyor." ifadesini kullandı.

Hastalardan Hatice Arslan da tavsiye üzerine Erzurum Şehir Hastanesine geldiğini anlatarak, "Çok halsiz kalıyordum, çarpıntım vardı, yol yürüyemiyordum, kendimi çok yorgun hissediyordum. Allah razı olsun, Murat hocam tedavimizi yaptı, hastane hizmetlerinden çok memnun kaldık. Doktor ve personel çok ilgili." dedi.

Çarpıntı ve kalp ağrısı şikayetlerinin artması üzerine Özmen'e geldiğini belirten hasta Naciye Cender ise "Önceden yürüyemiyordum, nefes darlığı çekiyordum, şimdi iyiyim çok şükür. Murat hocama teşekkür ederiz. Allah razı olsun, hastane hizmetlerinden çok memnun kaldık." şeklinde konuştu.

Hasta yakını Kadir Cender de astım gibi kronik hastalığı olan eşinin Doç. Dr. Özmen sayesinde sağlığına kavuştuğunu dile getirerek, kendisine ve hastane personeline teşekkür etti.

Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu ise son sistem teknolojiyle donatılan hastanede hizmet kalitesini artırarak Erzurum ve çevre illerden gelen hastalara en iyi sağlık hizmetini sunmak için çalıştıklarını kaydetti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu-8137.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/erzurum-da-soguk-tedavi-yontemi-kalp-hastalarina-umut-oldu/383951/</link>
			<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uyuşturucu batağından Yeşilay sayesinde kurtuldu]]></title>
			<description><![CDATA[Van'da yaşayan 35 yaşındaki S.V, Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destek sayesinde 8 yıl kullandığı uyuşturucudan kurtularak kendisine yeni bir hayat kurdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Arkadaş çevresinden etkilenerek yıllar önce uyuşturucu kullanmaya başlayan S.V, aradan geçen zamanda psikolojik sorunlar yaşadı.

Aile bağlarının zayıfladığını fark eden S.V, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle bir süre sonra çevresiyle sorunlar yaşayarak yalnızlaştı.

Hem maddi hem de manevi açıdan daha kötü günler yaşayan S.V, bağımlılığından kurtulmak için anne ve babasının tavsiyesiyle gittiği YEDAM'dan destek almaya karar verdi.

Merkezdeki 2 yıllık rehabilitasyon sürecinin ardından uyuşturucu bağımlılığından kurtulan S.V, kurduğu yeni hayatıyla kayıplarını telafi etmeye çalışıyor.

 "Psikolojim ve maddi durumum günden güne kötüye gidiyordu"

Bağımlılıktan kurtulan S.V,  uyuşturucuyu hayatından tamamen çıkardığını, YEDAM'da rehabilitasyon sürecinin devam ettiğini söyledi.

Arkadaş ortamının etkisiyle 2014'te uyuşturucu kullanmaya başladığını anlatan S.V, şunları kaydetti:

"İlk zamanlarda kullandığım maddenin ismi her yerde geçiyordu ama ne kadar zararlı bir madde olduğunun farkında değildim. 'Kilo verdiriyor, dinç gösteriyor ve uzun süre uykusuz kalabiliyorsun' gibi yanlış bilgilere sahiptim. Merakla başladığım uyuşturucuyu bir kere kullanıp tekrar bırakabilirim diye düşünüyordum. Bir iki kullanımdan sonra alışkanlık haline geldi ve bu alışkanlığı istediğim zaman terk edebilirim diye düşünüyordum. Aylarca bu şekilde devam ettim ve kimsenin haberi yoktu, ailemden gizlemiştim. Belli bir dönem geçtikten sonra bu alışkanlığı terk edemedim ve bağımlılık haline geldiğini gördüm. Ailem ve eşim bir madde kullandığımın farkındaydılar ama bağımlılığın ne olduğunu bilmiyorlardı."

Zor süreçler yaşadığını, hayatının farklı bir boyuta evrildiğini belirten S.V, "Yaklaşık 1-2 yıl devam eden bu döngü nedeniyle işim, ruh halim, psikolojim ve maddi durumum günden güne kötüye gidiyordu. Maddeye bağlı kalmış ve çaresiz bir şekilde ne yapacağımı bilmeyen biri haline gelmiştim. İlk başta annem ve babam bana Yeşilaya başvurmamı teklif etti. Psikolojik açından kötü bir durumda olduğum için teklifi reddettim. Onlar da benden habersiz gelip destek aldılar. Bağımlı olan çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgi aldılar. Onlar geldikten sonra işleyiş biraz daha güzel geçti. Bana olan davranışları daha iyi oldu. Bu böyle devam edince ben de Yeşilaya başvurmaya ikna oldum." diye konuştu.

 "Günden güne daha iyi oldum"

Bağımlılıktan kurtulmanın sevincini yaşadığını dile getiren S.V, "Yeşilayın ikinci ailem olduğunu dile getirmek istiyorum. Yeşilaya geldikten sonra bağımlılıkla nasıl başa çıkılır ve bağımlılığın arka planındaki durumlar nelerdir, nasıl temiz kalabilirim, öfke nasıl kontrol edilir ve stresle nasıl başa çıkılır gibi konularda bilinçlendim. Yeşilaya kendimi teslim ettim ve süreç çok iyi devam etti. Ailemle olan ilişkilerimin YEDAM'a geldikten sonra tamamen değiştiğini fark ettim. Günden güne daha iyi oldum." ifadelerini kullandı.

YEDAM'da görevli uzman psikolog Adem Yakupoğlu ise tütün, alkol, madde, internet ve kumar bağımlılığı alanında sorun yaşayan bireylere ve ailelere ücretsiz psikolojik ve sosyal destek sağladıklarını belirtti.

Bozulan aile ilişkilerini onarmaya yönelik hizmetlerini sürdürdüklerini anlatan Yakupoğlu, şunları söyledi:

"Bağımlılıklardan kurtulmak önemli fakat tekrar başlamamayı öğrenebilmek de çok kıymetlidir. Aile içi iletişimler, kural koymalar, sorumluluk vermeler gibi birden fazla başlığı çalıştığımızı ifade edebiliriz. Danışanlarımızın terapideki bağlarını güçlendirmeye yönelik ev ziyaretleri de gerçekleştiriyoruz. Türkiye'nin her yerinde standart bir hizmetimiz var. Danışanlarımız, merkeze başvurduktan sonra ilk bir yıla kadar temizlik süreçlerini sürdürdükleri zaman birinci yıl pastamızı kesiyoruz. Bugün de danışanımızla ikinci yıl pastasını kestik."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu-7314.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uyusturucu-batagindan-yesilay-sayesinde-kurtuldu/383725/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:09:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanser vakalarının yarısına yakını önlenebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve yaklaşık 9,7 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, bu tablonun büyümesini engellemenin en güçlü yolunun bilinçlenme olduğunu vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası, kanser konusunda farkındalığı artırmak ve toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek adına önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor. Türk Kanser Derneği de bu kapsamda 1 Nisan’da Türk Kanser Derneği binasında bir basın toplantısı düzenledi.

Toplantıya Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Esat Namal, Psikoonkolog Psikoterapist Ceren Camadan, Diyetisyen Yasemin Güzel ve Sanatçı Betül Demir konuşmacı olarak katılarak kanser ve kanser hastalarına yönelik önemli bilgiler paylaştı.



Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve yaklaşık 9,7 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, bu tablonun büyümesini engellemenin en güçlü yolunun bilinçlenme olduğunu vurguladı.

Duruman, “Kanser yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil; aynı zamanda önemli ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunudur. Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık %90’ının çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışmalar, kanser vakalarının yaklaşık %30–50’sinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini göstermektedir. Yani hayatımızda yapacağımız bazı değişiklikler kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle toplumun doğru bilgiyle bilinçlenmesi, erken teşhisin yaygınlaşması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi kanserle mücadelede büyük önem taşımaktadır.” dedi.

Duruman ayrıca, düzenli sağlık kontrolleri ve tarama programlarına katılımın birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesini sağladığını ve tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Türk Kanser Derneği’nin ücretsiz hizmetleri kapsamında Türkiye genelinde yürütülen tarama programlarına tüm vatandaşları davet eden Duruman, “Vatandaşlarımız derneğimizi arayarak veya web sitemiz üzerinden kayıt oluşturarak ücretsiz tarama hizmetlerimizden faydalanabilir.” ifadelerini kullandı.

Uzman Dr. Esat NAMAL konuşmasında; 

“Bizim için öncelik kanser olmamaktır. Çünkü kanser vakalarının yaklaşık %30‘41-ı önlenebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, çoğu insanın bildiği ancak uygulamakta zorlandığı bazı temel öneriler bulunmaktadır. Sigara içmemek, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, mümkün olduğunca kilo almamak önemlidir. Obezite, son dönemde öne çıkan önemli kanser risk faktörlerinden biridir. Bunun yanı sıra, mümkün olduğunca stressiz ve daha mutlu bir yaşam sürmeye çalışmak, kanseri davet etmemek adına önem taşır.

Ancak tüm bu önlemlere rağmen, maalesef kanser herkes için ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Günümüzde dünya genelinde, kalp hastalıklarından sonra yaşam kaybında ikinci sırada yer almakta ve görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.

Burada en kritik konu erken teşhistir. Kanser erken evrede tespit edildiğinde, günümüzde gelişen tıbbi imkânlar sayesinde tamamen tedavi edilebilmekte, yani kür sağlanabilmektedir. Teknolojideki ilerlemeler sayesinde erken evrede yakalanan hastalar, tedavi sonrasında normal ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir.

Türk Kanser Derneği, kanser hastalarına yönelik sunduğu destek hizmetlerinin yanı sıra ücretsiz kanser taramaları da gerçekleştirmektedir. Herkesi düzenli olarak taramalarını yaptırmaya davet ediyoruz.”

Psikoonkolog Psikoterapist Ceren CAMADAN; “Psikoonkoloji, kanser tanısı alan bireyin yalnızca bedensel değil; duygusal ve zihinsel süreçlerini de destekleyen bir alandır.

Gönüllü olarak destek verdiğim Türk Kanser Derneği’nde, bu sürecin psikolojik boyutuna eşlik ediyor; hasta ve hasta yakınlarının yalnız olmadığını hissetmelerine katkı sağlamaya çalışıyorum.

Görüyoruz ki “ya sonuç kötü çıkarsa” kaygısıyla taramalar ertelenebiliyor. Oysa ertelemek riski azaltmaz, sadece görünmez hale getirir. Erken teşhis sadece bir seçenek değil, bir yaşam fırsatıdır. Hep söylediğimiz gibi erken teşhis hayat kurtarır” sözleriyle taramaların önemini vurguladı.

Diyetisyen Yasemin Güzel; “Kanserden korunma ve kanser sürecinde beslenme birbirinden ayrı değil; beslenme hem hastalığın oluşumunu önlemede hem de tedavi sürecinde güçlü bir destek mekanizmasıdır. Yaşam tarzı faktörleri içinde önemli bir yere sahip olan beslenme, tedavinin yerine geçmez ancak vücudun direncini, tedaviye yanıtını ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler.

Koruyucu beslenmede liften zengin, antioksidan içeriği yüksek, dengeli ve bütüncül bir yaklaşım esastır; tek bir “mucize besin” yoktur. Kanser tanısı almış bireylerde ise amaç sadece kilo kontrolü değil, kişiye özel ve bilimsel bir planla kas kaybını önlemek, bağışıklığı desteklemek ve tedavi sürecini daha iyi yönetmektir.

Sonuç olarak hem korunmada hem tedavi sürecinde önemli olan yasaklar değil; dengeli, sürdürülebilir ve bilimsel temellere dayanan bir beslenme yaklaşımıdır.” diyerek sağlıklı beslenmenin hem korunma hem tedavi sürecindeki önemini anlattı.

Sanatçı Betül Demir;

                                  

“Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız. Çünkü birçok insan için en büyük sorun, hasta olma korkusu. Bu durum özellikle kanser söz konusu olduğunda daha da belirgin hale geliyor. Bu nedenle teşhis ve tarama süreçlerini erteleme eğilimimiz bulunuyor. Erteledikçe, maalesef daha ileri evrede kanser vakalarıyla karşılaşabiliyoruz. Elbette günümüzde tıp ilerlediği için ileri evre hastalar da çeşitli tedavilerden faydalanabilmektedir; ancak yine de asıl önemli olan geç kalmamaktır. Bu yüzden kanserden değil, geç kalmaktan korkmalı; kendimize iyi bakmalıyız. Aynı zamanda kanserle mücadelede hem önleyici hem destek hizmetleriyle çalışmalar gerçekleştiren Türk Kanser Derneği’ne de desteklerimizi esirgememeliyiz” sözleri ile erken teşhisin önemine vurgu yaptı ve destek çağrısında bulundu. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710.jpeg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir-6710.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/kanser-vakalarinin-yarisina-yakini-onlenebilir/383654/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:44:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Amatör maçta ilginç görüntüler:]]></title>
			<description><![CDATA[Artvin’in Hopa ilçesinde oynanan amatör futbol karşılaşması öncesinde taraftarların kamyon kasasında stadyuma gitmesi renkli ve ilginç görüntüler oluşturdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TFF 3. Lig karşılaşmasında Artvin Hopaspor, sahasında Amasyaspor FK’yı 4-1 mağlup etti. Karşılaşma öncesinde taraftarların kamyon kasasında stadyuma gitmesi ise ilginç görüntülere sahne oldu. Maç öncesi takımlarını desteklemek isteyen çok sayıda taraftar, cadde ve sokaklarda bir araya geldi. Bazı taraftarların bir kamyonun kasasına binerek marşlar ve tezahüratlar eşliğinde stadyuma gitmesi dikkat çekti.
Yağışlı havaya aldırış etmeyen taraftarlar, ellerindeki bayraklarla takımlarına destek verirken, ortaya çıkan görüntüler çevredeki vatandaşların da ilgisini çekti. Kamyon kasasında yapılan bu yolculuk, amatör futbolun coşkusunu ve taraftar bağlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Maç öncesinde yaşanan bu anlar, vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülenerek sosyal medyada paylaşıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/amator-macta-ilginc-goruntuler-9068.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/amator-macta-ilginc-goruntuler/383634/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:58:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi! Yerli kanser ilacında ilk adım]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk yerli kanser ilacı adayının faz 1 çalışmalarında başarılı sonuç verdiğini açıkladı. Son bir yılda 7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama yapılırken, 28 bin kişide erken kanser bulgusu tespit edildi. Yeni molekülün ileri aşamaları tamamlanırsa Türkiye’nin kendi ilacını dünya sağlık sistemine kazandırması hedefleniyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi! Yerli kanser ilacında ilk adım

 
 


 

 

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kanser tedavisine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye’nin bilimsel açıdan kritik bir eşiğe geldiğini duyurdu. Memişoğlu, Türkiye’de geliştirilen ilk özgün ilaç adayının faz 1 klinik araştırmalarında başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, “ Türkiye kendi laboratuvarında, hastanelerinde ve bilim insanlarıyla ilk defa bir molekülü ortaya çıkarma aşamasında. Faz 1 çalışmaları çok başarılı oldu” dedi.

7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama

Bakan Memişoğlu, Türkiye’de meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserlerine yönelik ücretsiz tarama programlarının sürdüğünü belirtti. Son bir yılda 7 milyon 700 bin kişiye tarama yapıldığını açıklayan Memişoğlu, bu çalışmaların aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri koordinasyonunda yürütüldüğünü ifade etti.

Yapılan taramalarda 276 bin kişi şüpheli olarak değerlendirilirken, 28 bin kişide erken kanser bulgularına rastlandı. Bu sayede binlerce vatandaşın erken tanı ile tedaviye erişim sağladığı vurgulandı.

Erken teşhis hayat kurtarıyor

Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çeken Memişoğlu, “Kanserden korkma, geç kalmaktan kork. 40 yaş üzerindeki vatandaşlarımız ücretsiz tarama hizmetlerinden faydalanabilir” dedi. Türkiye’de yapay zeka destekli tanı sistemlerinin de aktif olarak kullanıldığını belirten Memişoğlu, sağlık altyapısının dünya standartlarının üzerinde olduğunu söyledi.

Memişoğlu, Boğaziçi Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen molekülün faz 2 ve faz 3 çalışmalarının da başarıyla tamamlanması halinde Türkiye’nin kendi geliştirdiği ilk kanser ilacını dünya sağlık sistemine kazandıracağını ifade etti.

Çalışmada emeği geçen kurumlar arasında Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi, Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi yer alırken, projede Prof. Dr. Rana Sanyal’ın önemli rol üstlendiği belirtildi.

Yan etkileri azaltan yeni teknoloji

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal ise geliştirilen teknolojinin ilacı doğrudan tümör hücresine yönlendirdiğini belirterek, bu sayede yan etkilerin azaltıldığını ve tedavi etkinliğinin artırıldığını söyledi. Çalışmanın TÜBİTAK ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle yürütüldüğü ifade edildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim-4284.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-yerli-kanser-ilacinda-ilk-adim/383619/</link>
			<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 17:36:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından bahar alerjisi uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Buğra Subaşı, bahar alerjisi olan kişiler için önemli bilgiler paylaştı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Halk arasında saman nezlesi, bahar alerjisi olarak bilindiğini, tıpta ise mevsimsel alerjik rinit olarak adlandırıldığını ifade eden Doç. Dr. Buğra Subaşı, bu hastalığı; özellikle bahar aylarında burundan solunan polen gibi alerjen maddelere karşı vücut bağışıklık sisteminin verdiği aşırı bir tepki şeklinde tanımladı. Ayrıca Subaşı, özellikle; çayır, çimen, ot, ağaç, çiçek polenlerinin de bahar alerjisini tetiklediğinin altını çizdi.

"Soğuk algınlığından ayırt edici özellikleri var"
Ülkemizde bahar alerjisi görülme oranının yüzde 20 civarında olduğunu ve soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Subaşı, "Bahar alerjisi olan kişilerde; burun tıkanıklığı, açık şeffaf renkli burun akıntısı, kaşıntı, geniz akıntısı, gözlerde kızarma, yaşarma, öksürük, koku bozuklukları gibi şikayetler gözlenebilir. Soğuk algınlığında da benzer şikayetler olsa da ayrıca ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, halsizlik, kırgınlık, üşüme, titreme gibi akut enfeksiyon bulguları da izlenebilir. Soğuk algınlığının 1 haftada düzelmesini bekleriz ancak bahar nezlesi daha uzun sürer" dedi.

"Alerjinin şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir"
Alerjinin şiddeti kişiden kişiye değişebileceğini söyleyen Subaşı, "Kişilerin reaksiyon verdiği alerjen madde sayısı ve çeşidi farklı olabilir. Alerjene maruziyet sıklığı ve süresi farklı olabilir. Kişinin özellikle burun eğriliği gibi üst solunum yolu hastalıkları, akciğer hastalıkları gibi ek hastalıkları, kötü beslenme alışkanlıkları, hava kirliliği, sigara dumanına maruz kalmaları alerji şiddetini arttırabilir. Dolayısı ile bazı kişilerde hafif şikayetlere sebep olup kısa sürerken bazı kişilerde orta ve ağır şikayetlere sebep olup uzun sürebilir." diyerek ek hastalıkları olan kişilerin özellikle dikkatli olması tavsiyesinde bulundu.

Bahar alerjisinin yol açabileceği sağlık sorunları ve korunma yöntemleri
Bahar alerjisi olduğu halde sağlık kontrolünü ya da tedaviyi reddeden kişilerin karşılaşabileceği sağlık riskleri hakkında da açıklamalarda bulunan Subaşı, "Bahar alerjisi kişinin iş, okul ve sosyal hayatını olumsuz etkiler. Sinüzite, orta kulak enfeksiyonlarına, uyku bozukluklarına sebep olabilir ve astıma ilerleyebilir. Bahar alerjisi ilkbahar ve yaz döneminde vücudun alerjen maddeye verdiği aşırı reaksiyondur ve tamamen tedavi edilemese de tedavi ile kontrol altına alınabilir. Tedavi yöntemleri arasında özellikle, alerjen maddeden korunma, ilaç tedavisi ve immünoterapi (aşı tedavisi) sayılabilir. İlaç tedavisinde antihistaminikler, kortizonlu burun spreyleri, serum fizyolojik ile burun içi yıkama kullanılabilir. Cilt (prick testi) ve kan testlerinde alerjen madde tespit edilen ancak korunma ve tedaviden yeteri kadar fayda görmeyen hastalarda aşı tedavisi uygulanabilir" dedi.

Dikkat edilmesi gerekenler
Bahar alerjisi olan kişilerin dışarıya çıkarken; şapka, uzun kollu giysiler, gözlük, pantolon gibi kıyafetleri kullanmasını, eve döndüklerinde ise kıyafetlerini değiştirip, bol su ile duş almalarını öneren Buğra Subaşı, "Özellikle sabah ve öğlen saatlerinde ve rüzgarlı havalarda polenler yoğunken dışarıya çıkmamalıdırlar, kapı ve pencereler kapalı tutulmalıdırlar. Bu mevsimlerde piknik yapmak, açık havada spor yapmak, araçta camlar açık seyahat etmek polen temasını arttırabileceği için dikkat edilmelidir. Araçlarda polen filtreleri bulunmalı, çamaşırlar ev içinde kurutulmalı, çim biçme gibi bahçe işleri yapılmamalıdır. Bahar alerjisinde en önemli tedavi yöntemi alerjen maddeden korunmaktır. Hastaların korunma yöntemlerini bilip bunları uygulamaları önem arz etmektedir.


Ayrıca bahar alerjisi olan kişiler polen mevsimi başlamadan hemen önce Kulak Burun Boğaz hekimlerine başvurup kendilerine uygun tedaviyi alırlarsa hastalığın şiddetini azaltmış olurlar" diyerek açıklamasını sonlandırdı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi-2533.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-bahar-alerjisi-uyarisi/383617/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 05:47:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"]]></title>
			<description><![CDATA[Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor.

"Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi"

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu.
Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti.

"Sosyal problemler yaşıyorlar"

Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın' diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim' diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu' diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu.

"Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor"

Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var' diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı.

Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu.

"Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler"

Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:
"Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski."

"Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz"

Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu.

"Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir"

Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi:
"Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali-2440.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/uzmanindan-uyari-gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali/383616/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 01:46:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Diyetle incelmeyen bacaklar, lipödem işareti olabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Lipödem, özellikle kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman "bölgesel kilo" ya da "selülit" sanılarak gözden kaçan kronik ve ilerleyici bir hastalık. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, erken tanının hastalığın seyrini değiştirdiğini vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyet ve egzersize rağmen özellikle bacaklarda incelme olmamasının önemli bir uyarı işareti olduğunu belirten Büyükkömürcü, doğru planlanmış fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle lipödemin kontrol altına alınabildiğini ve hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabildiğini ifade etti.

Lipödemin, özellikle kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, hastaların yıllarca bu tabloyu "bölgesel kilo" ya da "selülit" olarak değerlendirdiğini söyledi. Lipödemin klasik kilo artışıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Büyükkömürcü, "Lipödem çoğunlukla kadınlarda görülen, özellikle kalça, bacak ve bazen kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize kronik bir hastalıktır. Ancak bu yağlanma klasik kilo artışından tamamen farklıdır. Obezitede yağ dokusu vücudun her yerine dağılırken, lipödemde gövde genellikle daha ince kalır, bacaklar belirgin şekilde kalınlaşır. Bununla birlikte hastalarda dokunmakla ağrı, hassasiyet ve kolay morarma sık görülür. En çarpıcı noktalardan biri ise, diyet ve kilo verme çabalarına rağmen özellikle alt ekstremitedeki hacmin değişmemesidir" dedi.

En büyük sorunlardan biri geç tanı
Lipödemin en büyük sorunlarından birinin geç tanı olduğunu belirten Büyükkömürcü, sürecin neden geciktiğini şöyle anlattı:
"Lipödem çoğu zaman 'bölgesel kilo', 'genetik kalın bacak yapısı' ya da 'selülit' olarak değerlendirilir. Bu nedenle hem hastalar hem de sağlık sistemi içinde fark edilmesi gecikir. Toplumda bilinirliğinin düşük olması ve obezite ile sık karıştırılması, tanının çoğu zaman ileri evrelere kadar konulamamasına yol açar."
Hastalığın özellikle kadınları etkilediğini belirten Büyükkömürcü, "Lipödem neredeyse tamamen kadınlarda görülür. Genellikle ergenlik, gebelik ve menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirgin hale gelir. Ayrıca ailesel yatkınlık oldukça belirgindir, aynı ailede benzer bacak yapısına sahip kadınların olması sık karşılaştığımız bir durumdur" diye konuştu.

İlk belirtiler çoğu zaman gözden kaçıyor
Hastalığın erken döneminde ortaya çıkan bulguların çoğu zaman önemsenmediğini vurgulayan Büyükkömürcü, şu ifadeleri kullandı:
"Erken dönemde bacaklarda orantısız kalınlaşma, gün içinde artan dolgunluk ve ağırlık hissi, dokunmakla hassasiyet, kolay morarma ve ciltte portakal kabuğu görünümü gibi bulgular ortaya çıkar. Ancak bu dönemde ödem çok belirgin olmayabilir. Bu da hem hastalar hem de hekimler açısından tanıyı zorlaştırır. 'Diyet yapıyorum ama bacaklarım incelmiyor' ifadesi lipödem hastalarının en sık dile getirdiği şikâyetlerden biridir. Kişi kilo verir, üst vücut incelir, ancak bacaklardaki hacim belirgin şekilde değişmez. Bu durum lipödem açısından önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir."

Lipödem ile lenfödem en çok karıştırılan iki hastalık
İki hastalığın sık karıştırıldığını belirten Büyükkömürcü, "Lipödemde yağ dokusu artışı ön plandadır ve ayaklar genellikle etkilenmez. Ağrı ve hassasiyet belirgindir. Lenfödemde ise lenf sıvısının birikimi söz konusudur, ayaklar da şişer ve daha sert, basmakla çukurlaşan bir ödem görülür. İleri evre lipödemde lenfödem de tabloya eklenebilir" ifadelerini kullandı. Büyükkömürcü, lipödemin ilerleyici bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Tedavi edilmediğinde yağ dokusu artışı devam edebilir, hareket kısıtlılığı gelişebilir, ağrı ve hassasiyet artabilir. Cilt altı dokuda nodüler yapılar oluşarak zamanla fibrotik sertleşmeler gelişebilir. Cilt yüzeyinde düzensizlik ve portakal kabuğu görünümü belirginleşebilir. İleri evrede lenfödem tabloya eklenebilir. Bu durum yalnızca estetik bir sorun olmaktan çıkar, hastanın günlük yaşamını ve hareket kapasitesini ciddi şekilde etkileyen kronik bir tabloya dönüşebilir" dedi.

Hormonlar, seyrini doğrudan etkiliyor
Lipödemde hormonal etkinin belirleyici olduğunu Büyükkömürcü, şu bilgileri verdi:
"Östrojen, yağ dokusunun vücuttaki dağılımını doğrudan etkiler. Bu hormonun etkisiyle alt ekstremitedeki yağ hücreleri daha kolay büyür, sıvı tutma eğilimi artar ve damar geçirgenliği yükselir. Bu da dokuda hassasiyet ve ödem gelişmesine yol açar.
Öte yandan lipödem tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir. Ancak doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Manuel lenf drenajı ile lenfatik dolaşımı uyarılararak sıvı birikimi azaltılabilir. Kompresyon tedavileri ve bandajlama ile dokuya dışarıdan destek sağlanabilir. Kişiye özel egzersiz programları ile kas pompası aktive edilerek, dolaşım artırılır. Özellikle sertleşmiş ve nodüler dokularda ESWT yani şok dalga tedavisi önemli bir destekleyici seçenek olarak öne çıkmaktadır. Liposuction uygun hastalarda etkili bir seçenek olabilir. Ancak cerrahi, ileri evre hastalarda ve konservatif tedavilere yanıt alınamayan durumlarda, doğru hasta seçimi yapılarak gündeme gelmelidir."

Egzersiz, dolaşımı düzenlemek için yapılmalı
Egzersizin rolüne dikkat çeken Büyükkömürcü, "Yüzme ve su içi egzersizler, hidrostatik basınç etkisi sayesinde doğal bir kompresyon sağlar ve ödem kontrolünde oldukça etkilidir. Bunun yanında tempolu yürüyüş, bisiklet ve düşük etkili kuvvet egzersizleri de önerilmektedir. Düzenli egzersiz ile kas pompası aktive olur, dolaşım artar, sıvı birikimi azalır ve ağrı kontrol altına alınabilir. Lipödemde egzersizi ‘yağ yakmak’ değil ‘dolaşımı düzenleyen bir tedavi aracı’ olarak görmek gerekir" diye konuştu. Beslenmenin rolüne değinen Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, şu değerlendirmede bulundu:
"Beslenme doğrudan tedavi edici değildir ancak hastalığın seyrini etkileyen önemli bir faktördür. Akdeniz tipi beslenme ve düşük karbonhidrat temelli yaklaşımlar inflamasyonu azaltıcı etkileri nedeniyle öne çıkar. Bu sayede hassasiyet, ödem ve ağrı gibi şikâyetlerde azalma sağlanabilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir-3796.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/diyetle-incelmeyen-bacaklar-lipodem-isareti-olabilir/383615/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:43:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Eser Akkuş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getirdiğini belirterek, "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getiriyor. Özellikle çocuklarda sıkça görülen bahar alerjileri, erken önlem alınmadığında daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Eser Akkuş aileleri uyardı.

"Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir"

Doğa yeşillenirken havada uçuşan polenlerin, özellikle çocuklarda bahar alerjisini tetiklediğini ifade eden Akkuş, "Her yıl bahar aylarında çocuk polikliniklerinde alerjik rinit (saman nezlesi) ve alerjik astım şikayetlerinde belirgin artış gözleniyor. Baharda ağaç ve çimen polenleri yoğunlaştığında çocuklarda ardı ardına hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı, burun ve göz kaşıntısı, sulanan gözler, öksürük ve yorgunluk gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bahar mevsimi birçok aile için keyifli bir dönem olsa da, polen alerjisi olan çocuklar için zorlu geçebilir. Doğa uyanırken, baharın müjdecisi olarak kabul edilen çiçekler ve yeşillik aslında binlerce çocuğun sağlığını tehdit eder. Havada milyonlarca polen tanesi uçuşurken, özellikle alerjik bünyeli çocuklar için bahar ayları zorlu bir döneme dönüşür. Her yıl mart ayından itibaren çocuk polikliniklerine başvuran alerjik rinit ve astım vakalarında önemli ölçüde artış gözlenir" ifadelerini kullandı.

"Belirtiler hafife alınmamalı"

Ardışık hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, burun, göz, boğaz ve damakta kaşıntı, sulanan ve kızaran gözler, kuru öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı belirtisi olabilir), yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku sorunları en sık görülen belirtiler arasında olduğunu dile getiren Akkuş, "Erken tanı ve doğru korunma yöntemleriyle çocukların bahar aylarını keyifle geçirmeleri mümkün. Ailelerin çocuğunda bahar belirtileri fark ettiğinde 'geçer' diye beklememesi, mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir. Çünkü tedavi edilmeyen alerjik rinit, özellikle çocuklarda astım gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan, astımlı veya atopik bünyeli çocuklar risk grubundadır" diye konuştu.

"Ailelere 7 pratik korunma önerisi"

"Polenlerin en yoğun olduğu sabah erken saatleri ve akşamüstü dışarı çıkmayı sınırlayın" diyen Akkuş, "Eve geldikten sonra çocuğun kıyafetlerini değiştirin, saçını ve yüzünü yıkayın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun, gerekirse hava temizleyici veya polen filtreli klima kullanın. Çocukların gözlük takmasını ve dışarıda maske kullanmasını teşvik edin. Nevresim ve çarşafları sık yıkayın, halı ve peluş oyuncakları azaltın. Belirtiler başladığında vakit kaybetmeden çocuk hastalıkları uzmanına başvurun. Doktor önerisiyle antihistaminik damla veya spreyler ile burun kortizon spreyleri gibi tedaviler erken dönemde başlanabilir. Gerekli görülen vakalarda alerji aşısı (immünoterapi) uzun vadeli çözüm sunar" ifadelerini kullandı.

"Beslenme büyük rol oynuyor"

Vücuttaki iltihabı azaltan anti-enflamatuar beslenme yaklaşımı, bağışıklık sistemini dengeleyerek hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve astım ataklarını hafifleteceğini söyleyen Akkuş, "Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, ceviz ve keten tohumu, C vitamini yüksek taze meyve-sebzeler; probiyotik kaynakları ve antioksidanlar tüketmek faydalıdır.

Öte yandan işlenmiş gıdalar, şeker ve kızartmalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebilir. Çocuklarda bahar alerjisinde sağlıklı ve dengeli beslenme, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede daha dirençli bir bünye oluşmasına da katkı sağlar" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir-390.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bahar-mevsimi-pek-cok-hastaligi-beraberinde-getirebilir/383614/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:41:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bölgesel sağlıkta yeni aşama]]></title>
			<description><![CDATA[Adıyaman'ın Kahta ilçesinde sağlık alanındaki yatırımlara bir yenisi daha eklendi. Kâhta Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan anjiyo ünitesi, hizmete açıldı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yeni hizmet sayesinde kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir eksikliğin giderilmesi hedefleniyor. Kâhta Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Akel, yaptığı açıklamada, ilçede sağlık hizmetlerinin her geçen gün güçlendiğine dikkat çekti.
Başhekim Akel, "Hastanemiz bünyesinde Sağlık Bakanlığımızın, milletvekilimizin ve İl Sağlık Müdürlüğümüzün büyük destekleriyle anjiyo merkezimizi açarak Kâhtalı hemşerilerimizin hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Bu önemli yatırım sayesinde vatandaşlarımız artık kalp damar hastalıklarıyla ilgili pek çok işlemi ilçemizde yaptırabilecek" dedi.

Uzman hekim sayısının artırıldığını da vurgulayan Akel, "Hastanemize kazandırdığımız yeni uzman hekimlerle birlikte hem hizmet kalitemizi yükseltiyor hem de daha fazla hastaya hızlı ve etkin şekilde ulaşabiliyoruz. Böylece özellikle acil müdahale gerektiren durumlarda zaman kaybının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Vatandaşlarımızın tedavi için başka illere gitme zorunluluğunu önemli ölçüde azaltıyoruz. Bu durum hem hastalarımız için büyük bir kolaylık sağlıyor hem de sağlık sistemine yükü hafifletiyor. Kahta'da sağlık hizmetlerini daha ileriye taşımak için çalışmalarımız kararlılıkla devam edecek" diye konuştu.

Kâhta'ya kazandırılan sağlık yatırımının bölge için büyük bir kazanım olduğunu vurgulayan AK Parti Adıyaman Milletvekili İshak Şan, "Sağlık alanında yapılan her yatırım, vatandaşlarımızın yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlamaktadır. Kahta Devlet Hastanemizde hizmete açılan Anjiyo Ünitesi ile birlikte hemşerilerimizin başka illere gitmeden modern sağlık hizmetlerine ulaşabilecek olması bizleri son derece memnun etmektedir. Bu yatırımın ilçemize kazandırılmasında emeği geçen başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere tüm yetkililere teşekkür ediyor, Kâhta'mıza hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerine yer verdi.

Yeni açılan Anjiyo Ünitesi ile birlikte Kâhta Devlet Hastanesi'nin bölgedeki sağlık hizmetlerinde önemli bir merkez haline gelmesi bekleniyor. Açılışa, Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan, Mustafa Alkayış, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Ekrem Gürkan Çadır, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik, Kahta Kaymakamı Muhammed Üsame Soysal, Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, AK Parti Kahta İlçe Başkanı Gafar Çelebi ve beraberindeki heyetin katıltıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gazetepusula.net/images/haberler/2026/04/bolgesel-saglikta-yeni-asama-8803.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gazetepusula.net/bolgesel-saglikta-yeni-asama/383489/</link>
			<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:19:13 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>