PKK’nın dağda gezen birkaç eşkıya olmadığını, aslında FETÖ gibi, İstihbarat örgütlerince oluşturulmuş yapı olduğunu görmek gerekiyor. Ve tasfiyesini bu gözle okumak daha anlamlı olacaktır. Bazı sözde aydın, gazeteci veya siyasinin kafa karıştıran, sözde millici tavırlarına aldanmayın. Çünkü bu yapının tasfiyesi, Türkiye’nin başarısı aynı zamanda yeni yol haritası önüne İsrail gibi güçlerce çıkarılacak engellerin kökünden yok edilmesi olarak okuyabilirsiniz.
Yine aynı yapının yapılanmalarına göz atalım;
KONGRA-GEL (eski adıyla KADEK), PKK’nın Avrupa’daki sözde “parlamentosu” olarak çalışır. Karar alma, propaganda üretme, kitleleri yönlendirme ve Türkiye’deki kalkışma planlarını organize etme gibi kritik görevleri vardır. Yıllık bağış kampanyaları, medya faaliyetleri ve yerel siyasete müdahaleleri bu yapı üzerinden yürütülmektedir.
Uluslararası Kürt İşadamları Birliği (KAR-SAZ) Avrupa'da ki PKK raporlarının söylediğine göre ise, ticari iş birliği ve yatırım adı altında PKK ile ekonomik bağlantılar kuran bir başka paravan yapı imiş meğer. Merkezi Hollanda’dadır ve Avrupa’da faaliyet gösteren firmaları birbirine bağlayarak görünürde yasal bir çerçeve çizer. Ancak gerçekte bu yapı, PKK’nın uyuşturucu trafiğini ve kara para aklama faaliyetlerini organize ettiği de söylenenler arasında. İsrail istihbaratıyla ilişkili olduğu yönünde güçlü iddialar var.
ROJ TV, PKK’nın dünyadaki en eski medya uzantılarından biridir. Merkezi Danimarka’dadır; 2013 yılında yayın lisansı iptal edilmiş olsa da farklı isimlerle (Stêrk TV, MedNuçe vb.) yayınlarına devam etti. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik kara propaganda faaliyetleri yürüttü. Firat News Agency (Fırat Haber Ajansı) da benzer biçimde Hollanda merkezlidir ve aynı propaganda hedeflerine hizmet eder.
EUTCC (Avrupa Birliği - Türkiye Yurttaşlık Komisyonu) adı altında faaliyet gösteren yapı, aslında Avrupa Parlamentosu’nda “Kürt Sorunu” adı altında PKK yanlısı akademisyenler ve siyasetçilerin Türkiye karşıtı faaliyetlerini örgütlemektedir. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi isimler ile Türkiye’deki bazı muhalif gazeteciler bu toplantılara katılarak dolaylı olarak bu propaganda zincirine dâhil oldular
KHRP (Kürt İnsan Hakları Projesi), 1992 yılında Londra merkezli kurulmuş bir yapıdır. Görünürde “insan hakları” söylemiyle hareket eder, fakat fiilen PKK lehine çalışan ve Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Birleşmiş Milletlere (BM) Türkiye karşıtı raporlar sunan bir kuruluştur.
DPI (Demokratik Gelişim Enstitüsü) ise, “Arap Baharı” süreciyle eş zamanlı olarak İngiltere’de kurulmuştur. PKK çizgisindeki siyasi tezleri meşrulaştırmak için çalışan bu yapı, aynı zamanda Alevi toplumu üzerinde ideolojik propaganda faaliyetleri yürütmektedir. 2015’te Muş/Varto’da bir PKK karargâhını “cemevi” olarak lanse eden yapı da bu yapıdır. Ve daha bunun gibi bir sürü örnek oluşturulabilir. Kaldı ki 60 Yıllarda ki Demokratik Devrim Tezi çocukları ile Marksist Komünist paryaları saymıyorum bile. Görüldüğü gibi mesele sadece PKK’nın fiziki olarak silah bırakması değildir. PKK’nın silahlı gücünün yanında, saydığım bu yapıların alt kuruluşları, dernekleri, vakıfları ve paravan kurumlarıyla birlikte binlerce yerli ve yabancı organizasyonu da bertaraf etmek anlamına geliyor, aynı zamanda Türkiye ve Yurtdışında Terör yapılanmasına destek veren siyasi partiler ve siyasetçi görünümlü ajanlarını da etkisizleştiriyor. Türkiye eğer sadece silahlı mücadeleye indirgenmiş bir çözüm hedefleseydi, bu sorunu 15 yıl önce bitirmişti. Bu yüzden, “PKK silah bırakır ama...” diyerek başlayan cümlelerle meseleyi hafife alanlar ya konuyu bilmemektedir ya da başka bir ajandaya hizmet etmektedir.(Kaynak:Hakan Bayram)