Ben pek sevmemiştim 2018’i…

25 Aralık 2018
1 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Koskoca bir yıl sona eriyor, başlayacak upuzun bir yıl ise eşikte duruyor…

Sınır çizgisinde herkes farklı düşünüyordur, bu doğal. Seveni de vardı, sevmeyeni de vardı bitmek üzere olan 2018’in:

Kimimiz adı konmamış bir devalüasyonla malımızı mülkümüzü kaybettik ya da maaşımız eridi, yoksullaştık; kimimiz servetimize servet kattık 2018’de. Her yıl ortalama 62 bin şirketin kurulduğu, yine ortalama 15 bin şirketin ise battığı bu kocaman ülkede…

Kimimiz, yuva kurduk, çoluk çocuk sahibi olduk 2018’de; kimimiz de çocuğumuzu, eşimizi, anamızı, babamızı kaybettik. Her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin çocuğun dünyaya geldiği ve yine her yıl yaklaşık 500 bin insanın öldüğü bu ülkede…

Görecelilik durumu ve yani aynı şeye bakıp farklı çıkarsamalar yapıyor olmak, sırf bu nedenlerden ötürü bile çok doğal.

***

Ben, karmaşık duygular içinde uğurladığımız 2018’i pek sevmedim. Bende bıraktığı izler daha çok ‘derin kesikleri gizleyen yara kabukları’ gibi.

Kalın ve belirgin…

Ama şunları siz de anımsıyorsunuz değil mi? *

 

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Raşit Tükel ve Merkez Konseyi üyeleri, ‘Savaş, bir halk sağlığı sorunudur’ başlıklı bildiriyi yayınladıktan sonra polis tarafından gözaltına alındı. Savaşın, TTB’nin tarif ettiği düzeyde bir sorun olup olmadığını Suriyelilere sormak iyi bir fikir olabilirdi; bildiğimiz kadarıyla kimse sormadı.

30 Ocak günüydü…

 

Silivri Cezaevi’nde 1 yıldır tutuklu bulunan Alman Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi Deniz Yücel, Başbakan Binali Yıldırım ve Almanya Başbakanı Merkel’in görüşmesinden 1 gün sonra serbest bırakıldı.

O gün 16 Şubat günüydü…

 

Türkiye’yi temsil etmek üzere UNESCO tarafından ABD’ye davet edilen ve ‘yaşayan tek kadın halk ozanımız (âşık)’ olarak bilinen Ayten Gülçınar, Ankara’da öldürüldü.

7 Mart günüydü…

 

Dünya Kadınlar Günü Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemde gündemde olan ‘bazı din adamlarının kadınlara yönelik sözlerine’ tepki gösterdi. ‘İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslam’ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hoca efendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın’ diye konuştu.

8 Mart günüydü…

 

Şeker fabrikalarının satışına 2018’de devam edildi. Cumhuriyet tarihinin ilk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası da o gün satıldı.

Alpullu’nun satıldığı gün 27 Nisan günüydü…

 

ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıma kararı resmen ve fiilen uygulandı. Filistinliler, Gazze Şeridi’nde İsrail ve ABD’ye karşı gösteri düzenledi. İsrail askerleri protestocuların üzerine ateş açtı. Olaylarda en az 60 kişi hayatını kaybetti. 2770 kişi yaralandı.

14 Mayıs günüydü…

 

Sakarya’nın Sapanca ilçesinde, ormanlık alanda bacakları kesilmiş halde bulunan bir köpek yavrusu vardı. Zavallı köpek bir gün dayanabildi acıya. Olaya tepkiler, sosyal medyadan dışarıya taştı. Hayvan hakları savunucuları hâlâ yasal düzenlemeye gidilmesi için kampanyalar ve gösteriler düzenliyor.

16 Haziran günüydü…

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, valilere ‘CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin’ talimatı verdiği söylenen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun iç savaş çağrısı yaptığını öne sürdü.

29 Haziran günüydü…

 

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Sarılar köyü yakınlarında yolcu treni, vagonlarından bir kısmının raydan çıkması sonucu devrildi. Sel sonrası bakımı yapılmayan raylardan kaynaklandığı belirlenen kazada 24 kişi hayatını kaybetti, 318 kişi yaralandı.

8 Temmuz günüydü…

 

Türkiye’nin geneli, o güne dek, 2 sene süresince olağanüstü hâl ile yönetildi. OHAL uygulaması, daha önce 7 kez  uzatılmıştı; ancak o gün tekrar uzatılmadı. OHAL sona erdi.

19 Temmuz günüydü…

 

ABD Başkanı Donald Trump, rahip Andrew Brunson’ın tutuklanması nedeniyle Türkiye’yi ağır yaptırımla tehdit etti. Türk Dışişleri bunun üzerine ‘Kimse Türkiye’ye dayatmada bulunamaz. Hiç kimsenin tehdidine müsamaha edemeyiz’ yanıtı verdi.

26 Temmuz günüydü…

 

Hakkâri Yüksekova ilçesinde görevli eşini ziyarete giden Nurcan Karakaya’nın aracı, PKK’lı teröristler tarafından, bomba düzeneğiyle patlatıldı. Araçta 11 aylık erkek bebek Bedirhan da vardı. Eşini ve oğlunu kaybeden Astsubay, ‘Vatan sağ olsun!’ dedi…

O gün 31 Temmuz günüydü…

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamed Al Sani ile bir araya geldi. Yaklaşık üç buçuk saat süren görüşmede, Katar’ın Türkiye’ye 15 milyar dolar yatırım yapacağını söylediği öğrenildi. O gün 1 Dolar 5,34 TL idi…

15 Ağustos günüydü…

 

Brezilya’dan ithal edilen ve Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bir çiftliğe konulan 3 bin 959 büyükbaş hayvanın şarbonlu olduğu belirlendi. Kısa bir süre sonra medyada Mersin açıklarında bekletilen bir kargo gemisinde de şarbonlu hayvanlar olduğu haberi geçti.

27 Ağustos günüydü…

 

İstanbul 3. havalimanı inşaatında çalışan 400’den fazla işçi, kötü çalışma koşullarını protesto ettiler. Ertesi gün, gece yarısı baskınıyla gözaltına alındılar…

14 Eylül günüydü…

 

Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı, o gün Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsoluğu’na girdikten sonra bir daha dışarı çıkamadı. Ekim ayı sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaşıkçı’nın Suudi elçilik binasında boğularak öldürüldüğünü ve cesedin muhtemelen parçalara ayırılıp yok edildiğini açıkladı. Bu varsayımdan daha sonra cesedin asitle eritilerek kanalizasyona akıtılmış olabileceği iddia edildi. Eşine az rastlanan bir vahşete kurban giden Kaşıkçı, El-Kaide lideri Usame Bin Ladin’le ilk röportajı yapan ve son dönemde ülkesindeki radikal kesimleri en fazla eleştiren gazeteciydi. Suudi Arabistan tarafından PYD/PKK’ye 611 milyon dolar gönderildiği haberinin medyada yer almasının Suudi gazetecinin yok edilmesinin aynı döneme denk gelmesi de keza olayın kuşku uyandıran bir boyutu olarak tarihe geçti. İlelnihaye Kaşıkçı cinayetini araştırmak için Türkiye’ye gelen Suudi Başsavcı, ülkesine koliler dolusu ‘kuruyemiş’ ile döndü. Rivayetler ve senaryolar havada uçuşuyor ama cinayetin üzerindeki sır perdesi hâlâ aralanabilmiş değil.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğü gün takvimler 2 Ekim’i gösteriyordu…

Cumhuriyet dönemi kültürümüzün en önemli tanıklarından -daha doğrusu belgeleyicilerinden- biri, fotoğraf sanatçısı Ara Güler hayatını kaybetti.

Ara Usta’yı uğurladığımız gün 17 Ekim günüydü…

 

Türkiye-ABD arasında çok ciddi diplomatik gerilime neden olan Rahip Brunson serbest bırakıldı. Aynı gün piyasalarda Dolar ve Euro düşüşe geçti…

Rahip tahliye edildiğinde 12 Ekim günüydü…

 

Tunceli’nin Nazımiye ilçesi Sarıyayla köyü kırsalında operasyona çıkan jandarma özel harekât timindeki uzman çavuşlar Asım Türkel ve Çavuş Ferruh Dikmen, donarak şehit oldu.

Askerlerimiz donduğunda 27 Ekim günüydü…

 

Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlayışımızın 80’inci yıl dönümünde ciğerimiz bir başka acıyla daha dağlandı. Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Süngütepe üs bölgesinde gerçekleşen patlama sonucu 7 vatan evladı şehit oldu, 25 askerimiz de yaralandı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ‘Olay adli ve askeri bakımdan araştırılıyor’ dedi.

Patlama yaşandığında 10 Kasım günüydü…

 

İstanbul Sancaktepe’de UH-1 tipi askeri helikopter düştü. Kazada 4 askerimiz şehit oldu, 1 askerimiz de ağır yaralandı. Uğur Ergan’ın bu kazadan kısa süre sonra Hürriyet’te yayınlanan haberine göre TSK, Vietnam savaşından beri tedavülde bulunan UH-1’leri 2020 yılından itibaren envanterinden çıkaracağını açıkladı.

Kaza olduğunda 26 Kasım günüydü…

Rusya’nın 16 Mart 2014’te Ukrayna’ya ait Kırım özerk bölgesini ilhak edişinin ardından en ciddi bunalım Azak denizi girişindeki Kerç boğazında gerçekleşti. Rusya, bölgedeki Ukrayna gemilerine ateş açtı. Böylelikle dünyanın bir noktasında daha savaş çanları çalmaya başladı. Yıl biterken uluslararası aktörler NATO’nun nasıl bir tutum geliştireceğini tartışıyor ve bu tartışmalar ne yazık ki yine insani çerçevede değil, güçlü aktörlerin enerji politikaları çerçevesinde biçimleniyor…

Rusya’nın dünyaya rest çektiği o gün takvimler 25 Kasım’ı gösteriyordu…

 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Yağız Şenkal’ın açıkladığı dosyada, 2017 yılının ilk gününden 1 Aralık gününe, 334 günde Türkiye’de 409 kadın cinayeti işlendiği açıklandı. Sedat Simavi 2018 Belgesel Ödülü, Yağız Şenkal’ın yürek burkan o dosyasına verildi.

409’uncu kadın cinayetinin işlendiği o gün 1 Aralık günüydü…

 

Arjantin’de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde ‘Uluslararası düzenin kurallara uygun biçimde sürdürülmesi’ önerisi katılımcı liderlerin ortak kararı olarak açıklandı. Bu, bir kez daha mevcut durumun övgüsünden ziyade bozulan düzene yergi ve yine o bağlamda iyi niyetli bir tavsiye değeri taşıyordu. Elbette uluslararası düzenin nasıl biçimleneceğine 2019’da da yine Amerika, Rusya, İngiltere, Almanya gibi ‘baba aktörler’ karar verecek; G20’nin tavsiye nitelikli kararı ne kadar dikkate alınır, onu da zaman gösterecek…

Sonuç bildirgesinin açıklandığı gün 3 Aralık günüydü…

Gilets Jaunes (Sarı Yelekliler) hareketi, Fransa’da Başbakan Edouard Philippe yönetiminin kasım ayı ortalarında akaryakıt fiyatlarının yüzde 20’ye varan oranda artırılacağını açıklaması üzerine ve daha geniş anlamda artan hayat pahalılığına karşı sokak eylemleri başlattı. İsteklerini 42 maddelik bir bildiriyle kamuoyuna açıklayan eylemciler yeni ve adil bir ücret, vergi ve sosyal güvenlik politikası ile özellikle Suriyeli sığınmacılarla ilgili olarak Fransız Hükumetinin halihazırda yürüttüğünden daha insani yaklaşımlar ve sürdürülebilir eğitim politikaları geliştirilmesini talep ediyorlar.

Türkiye’de sarı yeleklilerle ilgili birbirinden oldukça farklı yaklaşımlar dile getirildi. En sert yorumlardan biri MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye aitti. Bahçeli, ‘Sarı yelek terörüne özenenler varsa bedelini çok ağır ödeyeceklerini şimdiden belirtmek isterim. Sarı yelek giyen çıplak yatmayı göze almalıdır!’ dedi.

Sarı Yelekliler’in Paris’teki büyük eylemi 8 Aralık günüydü…

 

Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, trafik polisi İ.S.’nin silahlı saldırısı sonucu şehit oldu. Saldırıda Verdi’nin yanında bulunan personel müdürü ve koruma memuru da yaralandı.

Bir Emniyet Müdürü’nün bir meslektaşı tarafından şehit edildiği gün 11 Aralık günüydü…

 

Ankara-Konya seferi için perondan ayrılan yüksek hızlı tren, henüz Ankara garından ayrılmadan aynı güzergâhta yol kontrolü yapan lokomotifle çarpıştı. 2004’te Sakarya’da 41, 2008’de Kütahya’da 9, 2009’da Bilecik’te 5 ve yine bu yıl temmuz ayında Çorlu’da 25 yurttaşımızın hayatını kaybettiği tren kazalarından sonra bu beşinci kaza ve on dört yılda 89’u bulan can kaybı, demiryollarında sorunun ne olduğunu düşündürüyor.

Düşündürüyor düşündürmesine de…

Ya sonra? Ya sorumlular? Ya kayıplar?..

Kayda geçen son demiryolu kazasının yaşandığı gün 13 Aralık’tı…

***

Şimdi bazılarınız diyorsunuz ki: Hiç mi iyi bir şey yaşanmadı 2018’de?

Hiç mi tören yapıp kurdele kesmedik, hiç mi kupa kaldırmadık, hiç mi havaalanı açmadık, hiç mi yeni füze-tank-iha vs. üretmedik, nükleer santrallerin temeline hiç mi harç dökmedik, insanları zenginleştirecek ve şehirleri büyütüp neredeyse birbirine bağlayacak ihaleleri hiç mi yapmadık, daralan pazarlarda hiç mi dış ticaret bağlantısı kurmadık, hiç mi vergi-imar affı çıkarmadık; satılan kamu malı, tahsil edilen ceza, tahakkuk edilen vergi falan derken devletin kasasına hiç mi para koymadık?

 

Olmaz mı hiç? Elbette öyle şeyler de oldu. Hem de çok oldu…

Türkiye’de de dünyada da oldu…

Onları not eden, ön plana taşıyan gazeteciler de var. Yazıyorlar…

Yeri geldikçe elbette ben de ‘iyi hikâyeleri’ ayıklayıp yazıyorum ve bundan sonra da yine yazacağım, ama ben, -hayata bakış açımla ilgili olsa gerek- özellikle şimdiki gibi ‘eşikte dikildiğim zamanlarda’ diğer bütün ayrıntılardan önce ‘derin kesikleri, kuruyan kabukları ve yara izlerini’ görüyorum.  Olaylara böyle bakmam ve böyle hissetmem benim karamsar bir insan olduğum anlamına gelmiyor. Tam tersi, geleceğe hep ümitle bağlandığım ve şimdi de 2019’dan ülkem, ulusum ve tüm insanlık adına çok güzel şeyler beklediğim için biten zamanın tortusuyla işte böyle ‘bir çeşit yoğun rahatsızlık duygusu içinde’ memnuniyetsizce oynuyorum. Kısaca; ben yeterince iyimserim ama bilin ki derin kesikleri anımsatan kabuklar, büyük kazalardan kalma yara izleri aslında hepimizin görebileceği kadar belirgin. Hepimizi rahatsız edecek kadar kötü, üzücü durumlar da var hayatta…

 

Her neyse, özetin özeti şu: Güle güle 2018, hoş geldin 2019…

Ve yani ‘Kral öldü, yaşasın yeni kral !..’

 

 

*: Kronolojide yer alan detayların bir kısmı oluşturulurken www.tarihtebugun.org ‘dan yararlanılmıştır.

YORUMLAR 1 Yorum Yapıldı.
  • 2018 ait bir çok konuyu, tek başlıkta anlatmışsınız bir solukda okudum Teşekkürler..! Esen Kalınız.Var' Olunuz. Savaşkan hocam.
    25 Aralık 2018 17:01

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN