
Son yıllarda iklim krizinin etkileri kendisini göstermeye başlarken özellikle yüksek rakımlı ve kar örtüsünün yoğun olduğu Erzurum da kendi payına düşeni aldı. Yaşanan ani sıcaklık değişimleriyle birlikte çığ riskinin arttığını ifade eden Erzurum Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Cansaran Ertaş, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Her katman birbirinden farklı
Çığın modellenmesinin ve takip edilmesinin zor olduğunu dile getiren Ertaş, çığın tanımını ise şöyle yapıyor: “Kar, mekanizma açısından oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Mekânsal ve zamansal olarak yılın farklı dönemlerinde ve farklı bölgelerde değişen karakteristik özellikler gösterebilir. Bu özellikler ise karın hem su potansiyelini hem de çığ oluşma potansiyelini belirler.
Kar örtüsünün makro yapısına bakıldığında, adeta bir yaş pasta gibi katmanlardan oluştuğu görülür. Bu katmanların her biri farklı fiziksel özelliklere sahiptir ve birbirleri arasındaki sürtünme kuvveti de değişkenlik gösterir. Bu duruma eğim de eklendiğinde, kar kütlesi kayarak aşağı doğru hareket eder; bu olaya ise çığ denir.”

“Katmanlı yapının incelenmesi gerekiyor”
Bir bölgede çığ riskinin belirlenebilmesi için kar örtüsünün katmanlı yapısının incelenmesi gerektiğini söyleyen Ertaş, “Çığ oluşumunu öngörebilmek için kar örtüsünün katmanlı yapısının incelenmesi gerekir. Örneğin, yedi katmandan oluşan bir kar örtüsü içinde katmanlardan biri zayıf katman niteliğinde olabilir. Fiziksel ve meteorolojik koşulların etkisiyle bazı katmanlar diğerlerine göre daha zayıf hâle gelir. Bu durumda çığ, çoğunlukla bu zayıf katman üzerinden kayarak aşağı doğru hareket eder. Çünkü zayıf katman, üzerinde bulunan kar kütlesini taşıyacak dayanıklılığa sahip değildir. Uygun koşullar oluştuğunda, kar kütlesi yukarıdan aşağıya doğru kaymaya başlayabilir. Bu koşullar bazen küçük bir titreşim, bazen de bir kayakçının hareketi gibi tetikleyici bir etki olabilir.” diye konuştu.

Erzurum riskli bir bölge
Erzurum’un kar ve çığ potansiyeli yüksek illerden biri olduğunu belirten Ertaş, çığ oluşumunda topografik yapı ve meteorolojik koşulların belirleyici olduğunu dile getirdi. Çığı tetikleyen önemli faktörlere vurgu yapan Ertaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Çığın oluşabilmesi için düz bir alan yerine eğimli bir arazi yapısının bulunması gerekir. Bir diğer önemli faktör ise meteorolojik koşullardır. Kar örtüsündeki katmanlı yapıda meydana gelen sıcaklık değişimleri ve ani rüzgârlar çığ oluşumunu tetikleyebilir.
Erzurum’da bazı ilçeler topografik olarak oldukça engebeli bir yapıya sahiptir ve bu durum çığ riskini artırmaktadır. Örneğin İspir, Tortum ve Uzundere ilçelerinde hem ciddi bir kar potansiyeli bulunmakta hem de topografya çığ oluşumuna oldukça elverişlidir. Bunun yanı sıra güney ilçeleri olan Horasan, Hınıs, Karaçoban ve Tekman da yoğun kar tutan bölgeler arasında yer almakta olup bu alanlarda da çığ riski bulunmaktadır.”
“Palandöken güvenilir bir tesis”
Çığ riskine karşı vatandaşları uyaran Ertaş, “Havaların ısınmasıyla birlikte çığ riski de artmaktadır. Bu nedenle özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların dik yamaçlardan ve karın kolaylıkla akıp gelebileceği alanlardan uzak durmaları büyük önem taşımaktadır. Kayak merkezlerinde alınan tedbirlere ek olarak, kayak severlerin özellikle ezilmemiş pistlerde kayak yapmaktan kaçınmaları önerilmektedir. Ezilmemiş pistler, karın henüz sıkışmamış olduğu alanlar anlamına gelir ve bu durum çığ riskini artırabilir.

Palandöken’de düzenli olarak kar ölçümleri gerçekleştiriyoruz ve kar örtüsünün katmanlı yapısını sürekli olarak izliyoruz. Bunun yanında çığ riskini azaltmaya yönelik çeşitli önleyici sistemler de bulunmaktadır. Örneğin, Gazex adı verilen patlayıcı sistemler kullanılarak, çığ oluşma potansiyeli olan bölgelerde kimsenin bulunmadığı uygun zamanlarda kontrollü patlatmalar yapılmakta ve karın kontrollü bir şekilde akması sağlanmaktadır. Bu tür önlemler sayesinde Palandöken, çığ güvenliği açısından oldukça güvenilir bir tesis olarak değerlendirilmektedir.” diye konuştu.
Karın yapısı bozuluyor
İklim değişikliğinin kar örtüsünü doğrudan etkilediğini vurgulayan Ertaş, son yıllarda kar yağışının ardından hızlı sıcaklık artışlarının daha sık görülmeye başladığını ifade etti. Bu durumun karın yapısal deformasyonunu hızlandırdığını belirten Ertaş, “Kar örtüsü genellikle alt kısmından erimeye başlar. Karın katmanlı yapısı incelendiğinde, alt katmanların üst katmanlara göre her zaman daha sıcak olduğu görülür. Bu nedenle sıcaklığın artması ve rüzgârın etkisiyle kar örtüsünün alt kısmı zayıflamaya ve boşalmaya başlayabilir. Bu durum, kar kütlesinin dengesini bozarak çığ riskinin artmasına neden olur.” dedi.
“İklim krizinin bir simülasyonunu gördük”
İklim değişikliğinin çığ riskini de beraberinde getirebileceğini aktaran Ertaş, “Özellikle bu yıl, gelecekte karşılaşabileceğimiz iklim krizinin bir tür simülasyonunu yaşadık. Bir yandan ciddi miktarda yağış görülürken, diğer yandan hava sıcaklıkları kısa süre içinde hızla artabiliyor. Bu nedenle şu anda yerde bulunan kar örtüsünün birkaç hafta içinde tamamen ortadan kalkması mümkün görünüyor. Geçmişte karın erime süreci daha uzun bir döneme yayılırken, günümüzde bu periyodun giderek kısaldığı gözlemleniyor. Bu durum, kar sezonunun hem başlangıcında hem de sonunda bir kısalmaya yol açıyor. Aynı zamanda ani sıcaklık artışları kar örtüsünün yapısal dengesini hızla bozarak çığ riskinin artmasına neden oluyor.” dedi.
En tehlikeli aylar yolda
Çığ açısından en tehlikeli ayların erime dönemleri olduğunu aktaran Ertaş, “Özellikle mart ayının sonu ve nisan ayının başı çığ riskinin en yüksek olduğu dönemler arasında yer alır. Bu erime sürecinde kar örtüsü yumuşar, zayıf katmanlar üzerlerindeki yükü taşıyamaz hâle gelir ve alttan erime başladığı için kar örtüsünün alt kısmı boşalmaya başlar. Bu durumda yukarıdan gelen en küçük bir hareket bile kar kütlesinin kayarak aşağıya doğru akmasına neden olabilir. Bu nedenle söz konusu dönemler çığ açısından oldukça risklidir. Bunun yanı sıra sezonun başında, karın ilk yağdığı zamanlar da çığ oluşumu açısından tehlikeli dönemler arasında sayılmaktadır.”
Şeyma TAHİR