
Prof. Dr. Yağanoğlu, tarım öğretiminin temellerinin 10 Ocak 1846’da İstanbul Yeşilköy’deki Ayamama Çiftliği’nde kurulan Mekteb-i Zirai Şahane ile atıldığını hatırlatarak, bu adımın tarımı bilimle buluşturmayı ve üretimi geleceğe taşımayı amaçlayan tarihsel bir vizyonun ürünü olduğunu vurguladı.
Bu köklü mirasın Anadolu’daki en güçlü temsilcilerinden birinin Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi olduğunu ifade eden Yağanoğlu, fakültenin 69 yıldır Erzurum ve ülke tarımının kalkınmasında lokomotif rol üstlendiğini belirtti. Tarımın bugün yalnızca geleneksel yöntemlerle sürdürülemeyeceğine dikkat çeken Yağanoğlu, yapay zekâ, sensörler, uydu sistemleri ve veri temelli uygulamaların artık üretimin ayrılmaz bir parçası haline gelmesi gerektiğini dile getirdi.
“Türk tarımı yaşlanıyor” uyarısı
Değerlendirmesinde Türk tarımının karşı karşıya olduğu demografik soruna da değinen Prof. Dr. Yağanoğlu, kırsalda üretimi sürdüren çiftçilerin yaş ortalamasının 60’a yaklaştığını belirtti. Ziraat fakültelerinden mezun olan gençlerin önemli bir bölümünün tarımda kalmak yerine şehirlerde farklı sektörlere yöneldiğini ifade eden Yağanoğlu, bunun temel nedenlerinden birinin tarımın hâlâ zor ve düşük gelirli bir alan olarak algılanması olduğunu söyledi. Bu algının ancak nitelikli ve uygulamaya dayalı bir eğitimle değiştirilebileceğini vurguladı.
Tarım eğitiminde “zihniyet devrimi” çağrısı
Tarım öğretiminin 180. yılında yeni bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç olduğunu ifade eden Yağanoğlu, mevcut eğitim sisteminde teori ile pratik arasında ciddi bir kopukluk bulunduğunu kaydetti. Öğrencilerin mezun olduklarında modern sulama sistemleri, hassas tarım uygulamaları ve dijital teknolojiler konusunda sahada yetkin olmaları gerektiğini belirten Yağanoğlu, ziraat fakültelerinin yalnızca diploma veren kurumlar değil, tarım teknolojisi uzmanları yetiştiren merkezler olması gerektiğini söyledi.
Çözüm önerileri sıralandı
Prof. Dr. Yağanoğlu, Türkiye gerçeklerine uygun bir tarım eğitim modeli için şu önerileri paylaştı:
Ziraat fakültelerinde uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi ve öğrencilerin mezun olmadan önce en az bir üretim sezonunu sahada geçirmesi,
Tarım lisesi veya ziraat fakültesi mezunu olup kendi köyünde üretime başlayan genç çiftçilerin sosyal güvenlik primlerinin ilk yıllarda devlet tarafından karşılanması,
Müfredatın iklim değişikliği, kuraklık yönetimi ve bölgesel koşullar dikkate alınarak 2030 ve 2050 projeksiyonlarına göre güncellenmesi,
Dijital tarım, yapay zekâ, drone ve uydu destekli uygulamaların eğitimin merkezine alınarak gençlerin tarıma ilgisinin artırılması.
“Gıda güvenliği stratejik bir meseledir”
Açıklamasının sonunda tarımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik meselesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yağanoğlu, savunma sanayiinde elde edilen başarıların benzerinin tarım teknolojilerinde de hedeflenmesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Yağanoğlu, “Mekteb-i Zirai Şahane’nin mirasına ve Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin 69 yıllık birikimine sahip çıkmak, geçmişi anmakla sınırlı kalmamalı; bu tecrübeyi yarının tarımına taşımayı hedeflemelidir” değerlendirmesinde bulundu.
Nesrin DEMİR
Ziraat fakültesinin ve özellikle bahçe bitkileri tarla bitkileri bitkimloruna bölümlerinin erzurumda açılması çok isabetsiz bir karardı çünkü bu iklimde pamuk yetişmez turunçgil yetişmez üzüm yetişmez şeftali armut yetişmez dolayısıyla ziraat fakültesi malesef kaybedilmiş 60 senedir. Bu bölgede olması gereken hayvancılık ve veteriner fakültesidir. 60 senenin hatasını hem ülke hem şehir hem öğrenciler çekti ne kazandık hiçbirvsey.