
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya yönelik operasyonuna tepki gösterdi.
"Karayip korsanları filmi tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşmiştir"
Bahçeli partisinin grup toplantısında, "Esasen uluslararası hukuk uzun zamandır çöp tenekesinin dibindedir. 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları Filmi tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşmiş. Film seti Venezuela'nın başkenti Caracas'ta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş Venezuela'nın Başkanı Maduro'ya karşı yapılmış saldırıyı kınamıyor lanetliyorum. Bu ayrım bu ahlaki yıkım bu zalimlik bu kabalık bu skandal eylem hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Donald Trump'ın amacı enerji ve madenlere çökmektir." dedi.
"Hukuk ilk kez bu kadar ayaklar altına alınmıştır"
Maduro'nun kaçırılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Bahçeli, "Venezuela örneği ne ilktir ne de son olacaktır. Ancak bir devlet başkanının, ülkesinin başkentinde istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla; gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklenerek alınması, hukukun ilk kez bu denli ayaklar altına alındığı bir vakadır. Bu olacak şey değildir. Bu sineye çekilecek bir durum değildir. Dijital çağın yeni tür meşguliyet taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma'yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak'ı 3 Ocak'a bağlayan gece yarısı Karakas'ta sahnelenmiştir." ifadelerini kullandı.
"15 temmuz ihanetiyle benzerliği dikkat çekicidir"
Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu müfrit ve mütehakkim tablonun, ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'da yapmış olduğu askerî müdahale ile Devlet Başkanı Maduro'yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur.
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle; bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.
15 Temmuz'da casus ve vahşi bir örgütü maşa olarak kullanıp üzerimize salan Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela'da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir.
İlk olarak milletimizin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çarpıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle, Venezuela'daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür. Tek fark şudur: Birisi uyumamış ve direnmiştir; diğeri uyumuş ve teslim olmuştur. Biliyoruz ki, susuz sahada düşman uyumayacaktır. Şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak; unutmayınız ki İzmir'e kaçış kaçınılmazdır.
"Venezuela örneği, iç cephenin hayatiyeti hakkında ibretlik ipuçları vermiştir"
Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır. Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmayı sağlayan, kurallara dayalı uluslararası düzen mekanizması artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir.
Sonrası için akıl yürütmek, öngörüde bulunmak, yarınlarda ne olacağını kestirmek imkânsız olmasa da bir hayli zordur. Venezuela örneği, bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir.
Doğrudan teslimiyet olmadan; devlet ricalinde, askerî ve güvenlik bürokrasisinde, siyasî ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir.
Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı terörsüz Türkiye hedefindeki ısrar ve irademiz? Şimdi anlaşıldı mı birliği, dirliği, kardeşliği ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız? Şimdi anlaşıldı mı? "Türk'ü sevmeyen Kürt, Kürt'ü sevmeyen de Türk olamaz" dedik ve beyanımızdaki samimiyetle saf tuttuk.
"Dünya genelinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır"
Değerli arkadaşlarım, dünya çok cepheli, çok aktörlü, çok bilinmeyenli ve çok tehlikeli bir kriz içindedir. Birleşmiş Milletler Teşkilatı artık inandırıcılık vasfını, ikna kabiliyetini ve bağlayıcı karakterini kaybetmiştir. İnsan hakları zulmün değirmeninde öğütülmüş; demokrasi ve özgürlükler emperyalizmin marangozhanesinde hızara verilmiştir. Uluslararası hukuk, bekletildiği askıdan paldır küldür indirilmiş; asılma ve can verme safhasına çekilmiştir. Dünya genelinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır.
Sandıkla gelmek, sandıkla gitmek; demokrasi ezberlerinin ardına saklanmak, sadece mevzi mücadelelerinin aparatına dönüşmüş; bunun da ötesinde, göz boyayan rejim ve sistemleri bir noktada iştah ve terbiye etmek için tertip edilen bir orta oyunu hüviyetine bürünmüştür. Küresel denge kaybolmuştur. Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasî hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekâlet savaşları kıtaları sarsmış, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki de daha fazlası, şu an küresel arenada tedavül hâlindedir. Venezuela'ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekâlet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir.
İran diken üstündedir. Sokaklar kaynamaktadır. Halk gergindir. Her ihtimal gündemdedir. Muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze'de süregelen soykırım; Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz için alan Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ni kamplaştıran egemenlik arayışları; Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hâli; barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir.
HABER MERKEZİ