
Âlemlerin Efendisi (asv) hayatı boyunca kimseye yük olmayarak, her zaman kendi işini kendi görmeye önem verirdi.
Vefatından sonra eşi ve bütün inananların annesi Hz. Ayşe (r.anha)'ye sorarlar:
“Allah'ın Elçisinin evdeki hali nasıldı?”
Hz. Ayşe (r.anha) cevaplar:
“O kendi işini kendi görmekten hoşlanırdı. Arkadaşları bütün işini yapmaya hazır olmalarına rağmen bunu istemezdi. Evdeyken, elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri sağar, develeri bağlar ve yemlerini verirdi. Ayrıca, ayakkabılarını ve delik su kırbalarını tamir eder, hizmetçilere de yardım ederek onlarla birlikte hamur yoğururdu. Çarşıdan yiyeceğini kendi taşır, birisi "Ey Allah'ın Elçisi! İzin ver ben taşıyayım." dediğinde,
"Her mümin, taşıyabiliyorsa kendi yükünü kendi taşısın." derdi.
Hz. Ömer (ra), sessizce, dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Odasının bir yanında işlenmiş bir deri, bir diğer köşesinde de, içinde birkaç avuç arpa bulunan küçük bir torba vardı. İşte Allah Resûlü'nün odasında bulunan eşyalar bundan ibaretti. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer (ra)'in hıçkırıkları O'nu (asm) uyandırır. Kalkınca hasırın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer (ra) ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (asv) hayretle sorar:
“Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?”
“Ey Allah'ın Elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah'ın Elçisisin... İzin versen de, biz de seni...”
Maksat anlaşılmıştır, Allah'ın Elçisi (asm), gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve; "Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı "(Ankebut, 29/64) ayetini okuduktan sonra ekler: “İstemez misin ey Ömer? Dünya onların olsun, ahiret te bizim!..”
Saadet Asrından
Ebu Hureyre (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Allah’a hamdederek başlanılmayan her önemli iş bereketsiz olur.” [Ebu Davud, Edeb 18 (4840)]
***
Ebu Mûsâ el-Eş’ârî (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
“Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Yüce Allah, meleklerine ‘Kulumun çocuğunun ruhunu mu kabzettiniz?’ buyurur. Melekler: ‘Evet’ derler. Allah: ‘Kulumun gönlünün meyvesini/ciğerparesini mi kopardınız?’ buyurur. Melekler: ‘Evet’ derler. Allah: ‘(Bu durum karşısında) kulum ne dedi?’ Melekler: ‘Sana hamdetti ve «İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn» (Biz, Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz) dedi’ derler. Bunun üzerine Allah: ‘O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da «hamd evi» koyun’ buyurur.” [Tirmizî, Cenaiz 36 (1021)]
Vefatından sonra eşi ve bütün inananların annesi Hz. Ayşe (r.anha)'ye sorarlar:
“Allah'ın Elçisinin evdeki hali nasıldı?”
Hz. Ayşe (r.anha) cevaplar:
“O kendi işini kendi görmekten hoşlanırdı. Arkadaşları bütün işini yapmaya hazır olmalarına rağmen bunu istemezdi. Evdeyken, elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri sağar, develeri bağlar ve yemlerini verirdi. Ayrıca, ayakkabılarını ve delik su kırbalarını tamir eder, hizmetçilere de yardım ederek onlarla birlikte hamur yoğururdu. Çarşıdan yiyeceğini kendi taşır, birisi "Ey Allah'ın Elçisi! İzin ver ben taşıyayım." dediğinde,
"Her mümin, taşıyabiliyorsa kendi yükünü kendi taşısın." derdi.
İstemez Misin Ey Ömer?
Hz. Ömer (ra), sessizce, dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Odasının bir yanında işlenmiş bir deri, bir diğer köşesinde de, içinde birkaç avuç arpa bulunan küçük bir torba vardı. İşte Allah Resûlü'nün odasında bulunan eşyalar bundan ibaretti. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer (ra)'in hıçkırıkları O'nu (asm) uyandırır. Kalkınca hasırın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer (ra) ise omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (asv) hayretle sorar:
“Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?”
“Ey Allah'ın Elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah'ın Elçisisin... İzin versen de, biz de seni...”
Maksat anlaşılmıştır, Allah'ın Elçisi (asm), gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve; "Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı "(Ankebut, 29/64) ayetini okuduktan sonra ekler: “İstemez misin ey Ömer? Dünya onların olsun, ahiret te bizim!..”
Saadet Asrından
Ebu Hureyre (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Allah’a hamdederek başlanılmayan her önemli iş bereketsiz olur.” [Ebu Davud, Edeb 18 (4840)]
***
Ebu Mûsâ el-Eş’ârî (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
“Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Yüce Allah, meleklerine ‘Kulumun çocuğunun ruhunu mu kabzettiniz?’ buyurur. Melekler: ‘Evet’ derler. Allah: ‘Kulumun gönlünün meyvesini/ciğerparesini mi kopardınız?’ buyurur. Melekler: ‘Evet’ derler. Allah: ‘(Bu durum karşısında) kulum ne dedi?’ Melekler: ‘Sana hamdetti ve «İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn» (Biz, Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz) dedi’ derler. Bunun üzerine Allah: ‘O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da «hamd evi» koyun’ buyurur.” [Tirmizî, Cenaiz 36 (1021)]