
Geleceğin meslekte uygulaması
Bu dönüşüm, mesleki eğitimin üretim süreçlerindeki yerini göstermesi açısından çok mühimdir. Meslek liseleri ve meslek yüksekokullarında öğrenim gören gençlerimizi doğru yönlendirmemiz, onları henüz diplomalarını almadan farklı sektörlere dâhil edebilmemiz önem arz etmektedir. Bu sayede genç istihdam oranını artırabilir, sanayimizin ve hizmet sektörümüzün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü çok daha hızlı karşılayabiliriz. İşte bu amaçla, güç programı kapsamında 'Geleceğin Meslekte Uygulaması'nı hayata geçiriyoruz. Uygulama çerçevesinde Yükseköğretim Kurulumuz, Milli Eğitim Bakanlığımız ve Çalışma Bakanlığımız arasında güçlü bir iş birliği tesis ettik. Mesleki ve teknik liselerin son sınıfındaki öğrencilerimizin bilgilerini İŞKUR sistemine aktardık.
Meslek yüksekokullarımızın son sınıflarında eğitimlerini sürdüren öğrencilerimizin bilgilerini de yakında İŞKUR veri tabanına dahil edeceğiz. Her öğrencimize kendileriyle yakından ilgilenecek 'İş ve Meslek Danışmanı' atayacağız. Başta savunma sanayii olmak üzere, öğrencilerimizi aileleri ve danışmanlarıyla uyum içinde yönlendirip farklı sektörlerdeki işverenlerimizle bir araya getireceğiz. Bu suretle her sene yaklaşık 250 bin meslek lisesi ve meslek yüksekokulu son sınıf öğrencimizi iş ve meslek danışmanlarıyla buluşturacak; 3 yılın sonunda toplam 750 bin gencimizi iş hayatına hazır hale getireceğiz.
Şunu da büyük bir gururla ifade etmek durumundayım: Son yıllarda ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerimizin oranında kayda değer bir düşüş yaşanıyor. Bu şüphesiz kıymetli bir kazanımdır ancak bu kazanımı kalıcı hale getirmek zorundayız. Zaman zaman 'gençler iş beğenmiyor' diyorlar. Bu tarz, gençlerimize haksızlık eden genellemelerin yapıldığını görüyoruz. Bunun da ötesinde 'ev genci' gibi incitici ifadelerle gençlerimizin hedef alındığına şahit oluyoruz. Bu ülkenin aydınlık yüzlerini edilgen bir konuma iten, onların potansiyelini yok sayan hiçbir yaklaşımı bugüne kadar kabul etmedik ve etmeyeceğiz. İşverenlerimizin haklarını nasıl gözetiyorsak, gençlerimizin taleplerine de büyük bir hassasiyetle kulak vermemiz gerekiyor. İşverenlerimize bu noktada kritik bir sorumluluk düşüyor. İş hayatına ilk adımını atmaya hazırlanan gençlerimizi niteliklerine uygun işlerde istihdam etmeli; adil ücret, gelişim imkanı ve öngörülebilir çalışma koşullarını kendilerine sağlamak mecburiyetindeyiz. Bu şartlar temin edildiğinde gençlerin istihdama katılımının hangi düzeyde arttığını sahada çok daha net görebiliyoruz.
"NYOP programını başlatıyoruz"
Türkiye'nin geleceğinde önemli roller üstlenecek her bir gencimizi ihtiyaç duyulan alanlara kazandırmakta kararlıyız. Üçüncü destek modülümüz olan NYOP programını işte bu amaçla başlatıyoruz. Bu programla gençlerimiz yeni beceriler kazanacak ve farklı alanlarda görev alarak uygulamalı deneyim elde edecekler. Programa katılan her gencimize günlük 1.375 lira cep harçlığı vereceğiz. İş kazası, meslek hastalığı ve genel sağlık sigortası primlerini de İŞKUR üzerinden devlet olarak biz üstleneceğiz. Bu suretle önümüzdeki 3 yıl boyunca her sene 150 bin, 3 yılın sonunda ise toplam 450 bin gencimize eğitim vereceğiz. 108 milyar lira kaynak ayırdığımız bu programla eğitim ve istihdamın dışında kalmış gençlerimizi üretim sürecine yeniden dahil etmiş olacağız.
Bir diğer önemli hususu da sizlerin dikkatine sunmak isterim. Sosyal Güvenlik Kurumumuzun verilerine baktığımızda; Temmuz 2024 - Haziran 2025 döneminde yaklaşık 1,5 milyon kişinin ilk kez sigortalı olarak veya kendi işini kurarak iş gücü piyasasına girdiğini görüyoruz. İlk kez sigortalı olanların yüzde 58'i 18-29 yaş aralığında bulunurken, kendi işini kuranların neredeyse yarısı gençlerden oluşuyor. Burada dikkat çeken husus; yüzde 42'lik önemli bir kesimin ilk işe giriş yaşının 30 ve üstü olmasıdır. Bu tablo; hem iş hayatına katılımın hem de aile kurma süreçlerinin belirgin şekilde uzadığını ve geciktiğini göstermesi bakımından önemlidir.