
Erzurum’da elektrik faturasını yatırmak için evden çıkan 70 yaşındaki İskender Yıldırım, geri döndüğünde evinin yerinde olmadığını gördü. Yapı Kayıt Belgeli ve aktif olarak kullanılan konut, “metruk bina” olduğu gerekçesiyle yıkıldı. Yıldırım’ın iddiasına göre yıkım öncesinde ev sahibine herhangi bir tebligat yapılmadığı, resmi bir yıkım kararı bulunmadığı ve evdeki eşyaların kurtarılmasına imkan tanınmadı.

İddiaya göre Erzurum Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ile Emniyet İl Müdürlüğü ekipleri, Yıldırım’a ait evi “metruk bina” olduğu gerekçesiyle, herhangi bir bildirimde bulunmadan yıktı.
Yapı kayıt belgeli ev yıkıldı
Olayın yaşandığı yapının 5 Temmuz 2018 tarihli Yapı Kayıt Belgesi bulunduğu, elektrik ve su aboneliklerinin aktif olduğu, içerisinin ev eşyalarıyla dolu olduğu, malikinin 1995 yılından bu yana bu yapıyı kullandığı öğrenildi.

Yıkımın, Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile Emniyet İl Müdürlüğü koordinasyonunda, kent genelinde “suç yuvalarına dönüşen metruk binalar” için başlatılan çalışma kapsamında geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildiği belirtildi. Ancak Yıldırım’ın evi, tanıkların ve belgelerin ortaya koyduğu tabloya göre terk edilmiş değil, fiilen kullanılan bir yapıydı.

“Metruk denildi ama ev kullanılıyordu”
Hukuki tanıma göre metruk; terk edilmiş, güvenliği olmayan, herkesin girip çıkabildiği yapılar için kullanılıyor. Ancak bu evde kapılar kilitliydi, pencereler sağlamdı, içeride halılar, yiyecekler ve ev eşyaları vardı. Buna rağmen, iddiaya göre ev sahibine önceden hiçbir tebligat yapılmadan, eşyaların çıkarılmasına fırsat tanınmadan yıkım gerçekleştirildi.

“Döndüğümde evim yoktu”
İskender Yıldırım yaşadıklarını şöyle anlattı; “Hayır, ev kesinlikle terk edilmiş değildi. Burası benim müştemilatım gibiydi. Halılarımı, turşularımı, kışlık yiyeceklerimi burada saklıyordum. Kapısı kilitliydi. Terk edilmiş yer kilitli olur mu?”
O günü anlatırken sesi titreyen Yıldırım, şunları söyledi; “Şehir merkezindeydim. Elektrik faturasını ödemeye gitmiştim. Eşim umredeydi. Telefonumu evde unutmuşum. Komşular aramış ama ulaşamamışlar. Döndüğümde evim yoktu. Yerinde moloz vardı. İnsanın kendi evini yerinde görememesi çok ağır bir duygu.”

“Hiçbir uyarı yapılmadı”
Yıldırım, kendisine hiçbir resmi bildirim yapılmadığını vurgulayarak, “Ne yazı var, ne uyarı, ne karar. Hiçbir şey bilmiyordum. Yapı Kayıt Belgesi kapıdaydı. Abonelikler belliydi. Belediye vergisini alıyordu. Buna rağmen ben yokken yıkıldı.”
Eşyalarının akıbetini ise şu sözlerle anlattı; “Hepsi enkazın altında kaldı. Çıkarılabilecek durumda bile değil. Bu yaştan sonra insanın birikiminin böyle yok olması çok zor.”
“Bu açık bir hukuksuzluk”
Yıldırım’ın avukatları Sadrettin Atalay ve Muhammed Furkan Atalay, yıkıma sert tepki gösterdi. Avukat Sadrettin Atalay, şu ifadeleri kullandı; “Buna yıkım demek bile eksik kalır. Bu, hukukun fiilen ortadan kaldırılmasıdır. Yapı Kayıt Belgeli, kullanılan, vergisi ödenen ve abonelikleri açık bir ev; yıkım kararı olmadan, tebligat yapılmadan yıkılamaz. Buna rağmen yapılmıştır. Bu açıkça görevi kötüye kullanma suçudur.”
“Metruk” iddiasının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Atalay, şöyle devam etti; “Metruk, terk edilmiş demektir. Kapısı kilitli, içinde eşyaları bulunan, sahibinin kullanım iradesi devam eden bir yapı hukuken metruk sayılamaz. Bu iddia, hukuka aykırı işlemi örtme çabasıdır.”
“Mahkeme kararı olmadan yıkılamaz”
Avukat Atalay, İmar Kanunu’na dikkat çekerek, “Bir yapı metruk ya da riskli kabul edilecekse önce malikine tebligat yapılır, süre tanınır. Bu süreç işletilmeden yapılan her işlem hukuka aykırıdır. Yapı Kayıt Belgesi, devletin ‘ben bu yapıyı tanıyorum’ demesidir. Bu belge yok sayılıyorsa, hukuki güvenlik ilkesi çöker” dedi.
“Oldu bitti izlenimi var”
Avukat Muhammed Furkan Atalay ise yıkımın zamanlamasına dikkat çekerek, “Müvekkilimiz şehir dışındaydı denilemez. Aynı şehirdeydi, sadece o mahallede değildi. Eşi umredeydi. Telefonunu evde unutmuş olması nedeniyle o an ulaşılamadı. Bu, yapının sahipsiz olduğu anlamına gelmez.”
Atalay, idarenin yeterli çaba göstermediğini belirterek şöyle konuştu; “Kapısı kilitli, belgeleri kapısında olan bir yapının, ev sahibi yokken yıkılması ‘oldu bitti’ izlenimi yaratıyor. Hukuk devleti böyle işlemez.”
Kış ortasında büyük mağduriyet
Yıkımın tepeden kepçeyle yapılması nedeniyle evdeki halılar, kışlık yiyecekler ve diğer eşyalar molozların altında kaldı. Eşya tespiti yapılmadan gerçekleştirilen yıkım, mağduriyeti daha da ağırlaştırdı. Kış şartlarının ağır olduğu Erzurum’da, 70 yaşındaki İskender Yıldırım evsiz kaldı. Yaşadığı olayın kendisinde psikolojik travmaya yol açtığı belirtildi.
Hukuki süreç başlatılıyor
Avukatlar, dosyanın kapanmayacağını vurgulayarak savcılığa suç duyurusu, idareye karşı tam yargı davası, maddi ve manevi tazminat davaları açacaklarını söyledi.
Manolya Bulut