
Bir zamanlar Anadolu’nun en kalabalık illerinden biri olan Erzurum, tarih boyunca stratejik konumuyla, doğal kaynaklarıyla ve kültürel mirasıyla öne çıkan şehirler arasında yerini korudu. Ancak yaşanan savaşlar, özellikle 93 Harbi sonrası yaşanan düşüş, göç dalgası ve eksik kalkınma politikalarıyla birlikte şehir bugün ciddi bir nüfus kaybı ile yüz yüze. Erzurum 2025 yılı itibariyle 745 bin civarındaki nüfusuyla 2007 yılının gerisine düşmüş durumda. Oysa nüfus artışı normal seyrinde ilerleseydi bugün Erzurum’un 2 milyonu aşkın nüfusa ulaşmış olması gerekiyordu.
Erzurum kendi öyküsünü yazmalı
Ortaya çıkan göç tablosunu yorumlayan Atatürk Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Adnan Küçükali, Erzurum’un artık kendi hikayesini yeniden yazmak zorunda olduğunu ifade ederek, “Tersine göç kavramı bu noktada sadece bir temenni değil, zorunluluk haline gelmiştir. Ekonomik, sosyal ve çevresel gerçekler bize gösteriyor ki, Erzurum doğru politikalar ve yerinde teşviklerle yeniden cazibe merkezi haline gelebilir. Devlet destekli istihdam projeleri, tarım ve sanayi teşvikleri, gençlere yönelik girişim fonları bu tersine göçün sağlanmasında önemli köşe taşlarıdır. Geçmişte Türkiye’nin ilk 5’i arasında yer alan Erzurum ekonomik ve demografik yoğunlukta pek çok ilin önünde yer alıyordu. Evet tarihte İpek Yolunun Erzurum’dan geçmesi, serhat şehir olması kolordunun burada tutulması vb gerekçeler bugün için artık bir karşılığı yok bu özelliklerden yoksunluk da nüfusumuzun azalmasında etkili olmuştur. Artık önümüze bakmalı kendi öykümüzü yeniden yazmak, bir farklılıklarımızı ortaya koymalıyız. Değişen iklimi ve su rezervleri ön plana çıkan şehrimizin istihdam ve ekonomik kalkınmasına öncelik vermemiz, ucuz enerji ve vergide pozitif ayrımcılık uygulanmasını da beklentilerimiz arasında tutmamız bize çok görülmemeli.” dedi.Bölge cazip hale geliyor
Erzurum’un, her geçen yıl nüfus kaybıyla sessizce kan kaybettiğini aktaran Küçükali, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erzurum şu an 2007 yılının nüfusunu yaşıyor. Yapılan projeksiyonlara(tahmin) göre şu an nüfusumuzun en az 2 milyon olması gerekiyordu.18 yıl geriden geliyoruz. Biz nüfus konusunda ya durağanlık ya da sürekli düşüş yaşıyoruz. Şu an 745 binlerdeyiz ve düşüş her geçen gün sürüyor. Maalesef 2 yıldır da büyükşehir olma statüsünü kaybettik. Bu durum bize tarımda, eğitimde, sağlıkta ve pek çok alanda pozitif ayrımcılık olmadığı takdirde göçü önleyemeyeceğimizi gösteriyor. Özellikle devlet destekli teşvikler, bu bölge insanına ayrıcalıklar şart. Siz bu bölgeyi insanlara cazip kılmadığınız sürece, doğuda yaşayan ile batıyı eşit tutarsanız insanlar elbette başka yerlere gidecektir.”
İklim krizi yeni bir fırsat doğuruyor
Küresel ısınmanın tüm dünyayı tehdit ettiği bir çağda, Erzurum’un bu kriz ortamını lehine çevirebilecek ender bölgelerden biri olduğunu kaydeden Küçükali, “Bilim insanları Akdeniz’in çölleşeceğini, Ege’nin tehlikeli sıcaklıklara ulaşacağını, buna karşın Doğu Anadolu’nun özellikle Erzurum’un yeşil, sulak, Karadeniz iklimine benzer bir yapıya bürüneceğini söylüyor. Sıcaklıklar düştü, yağışlar arttı; kar artık eskisi kadar sert değil. Erzurum’un meşhur kara kışları artık bir efsaneden ibaret. Bu yeni iklim gerçekliği, özellikle tarım ve hayvancılık için büyük fırsatlar doğuruyor. Erzurum’un su kaynakları ise gelecekteki su krizine karşı en önemli kozlardan biri. Her köşe başında bir çeşme, zengin yer altı suları ve doğal su kaynakları, şehrin gelecekteki potansiyelini açıkça gösteriyor. İklim krizini kendi faydamıza çevirebiliriz. Son 15 yıldır özellikle ciddi anlamda kar eksikliği ve yağmur fazlalığı ile karşı karşıyayız. Küresel ısınma konusunda karlı çıkacak olanın Erzurum oluşunu her alanda ortaya koymalıyız. Ayrıca su varlığı dünyanın geldiği kaotik ortamda çok büyük bir güç. Erzurum da su varlığı açısından zengin bir yer. Her köşe başında bir çeşmemiz, pek çok sularımız mevcut. Elimizde bulundurduğumuz bu zenginliği doğru pazarlamamız gerek” diye konuştu.
“Algıyı yeneceğiz”
Erzurum’a karşı olumsuz bakış açısının da kırılarak göçün önüne geçilebileceği aktaran Küçükali, “Olumsuz algıları yeneceğiz zira birçok şey değişti.Öncelikle bu şehir iklim krizinden en az etkilenen yeşilin ve suyun daha çok arttığı bir şehir haline gelmiştir. Bahçelerimizde sebze meyve yetiştirebilmekte hatta bunları çevre illerine satabilmekteyiz. Yeraltı ve yerüstü kaynakları ile dikkatleri çeken şehrimiz küresel ısınmanın bu anlamda olumlu etkilerini yaşamaktadır. Bugün 29 Ağustos ve sıcaklık 30 derecenin üzerinde. Erzurum böyle değildi. Bu şehir artık çetin kışların hüküm sürdüğü ısınmanın ve enerjinin sorun olduğu bir kent de değil. 68 yıllık üniversitemiz ve 2. Teknik üniversitemiz ise buraya gelen gençlere sundukları imkanları ile gözleri kamaştırıyor. Bu arada hatırlatmak isterim güvenliğin en üst düzeyde olduğu şirin bir kente sahibiz. Batıdaki birçok şehrin mübalağa etmiyorum yaşam standartlarının çok daha üstünde bir şehirle karşı karşıyayız burada bir tevazu yapamayacağız. Oluşturulan yanlış algıları bizler beraberce yenecek. Kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte bu zirve kenti yeniden adlandıracağız” dedi.” dedi.
Şeyma TAHİR
Hocam şehir de iş imkanı yok diyememiş.. memur değilsen yaşama şartlarının çok zor olduğunu da bilememiş.. Şehrin kültürel yapısının yok olmaya yüz tuttuğunu da görememiş.. esnafının her gece etiket değiştiğin, ev sahiplerinin kiracılarını ziyan ettiğini de fark edememiş. kış şartları da kış şartları.. o kış şartlarında Erzurum'lu turistin yaşadığı hayatı kendi şehrinde hiç yaşayabilmiş mi bir sorun bakalım. Ama Atatürk Üniversitesinde bilim insanı.. Eee o zaman ben neyim? sorunları sıraladım. ama hocaya göre kış şartları.. peki hocam.. sağolun.. Bu bakış açısı ile geleceğe şekil verecek öğrenci yetiştirmeye devam.. Allah sonumuzu hayır etsin.