
Bu hafta Erzurum’un Çocuk Yazarları serimizde Remzi Saka Bilim ve Sanat Merkezinde okuyan öğrencilerimiz tarafından kaleme alınan hikâyeleri sizlerle paylaşmaya başlıyoruz. Öğretmenleri Gökçe Kültür öncülüğünde başlatılan çalışmalara bizlerde destek vererek ürünlerin kitaplaşmasını sağladık. Erzurum’un Çocuk yazarları her geçen gün artıyor. Keyifli okumalar dilerim.
MASALCI MEŞE AĞACI Biz çocukların mahallemizde en sevdiğimiz kişi kim sizce? Fatma teyze, Osman amca veya Hasan dede mi? Hayır. Elbette hepsi sevdiğimiz büyüklerimiz fakat biz çocukların mahallemizde en sevdiği kişi, bizim oyun alanında ki Masalcı Ulu Meşe ağacıdır. Her gün arkadaşlarımla buluşup, oyun alanına gider, heyecanla meşenin etrafında toplanırdık. Sonra da meşenin hangi masalı anlatacağını tahmin etmeye çalışırdık. Ama hiçbir zaman bilemezdik. Çünkü meşe ağacımız bize duymadığımız, bilmediğimiz ama çok sevdiğimiz masallar anlatırdı. Bu masallar bizi adeta bambaşka dünyalara götürürdü. Bugün masalcı meşe bize hayat hikâyesini anlatacağını söyledi. Heyecanla beklerken meşe ağacımız anlatmaya başladı: Ben hayata küçük bir tohum olarak başladım. Başka bir meşe ağacının dalından kopup yumuşacık toprağa düşmüştüm ve toprağın beni kabul edip içine almasını, oradan da filizlenmeyi bekliyordum. Yanımdaki büyük meşe ağacına bakıyor, bazen onun gibi olacağım günlerin hayalini kuruyordum. Bir akşam ben derin bir uykudayken birden sert bir rüzgâr esti. Rüzgâr o kadar kuvvetliydi ki benim gibi minik bir meşe palamudunun ona karşı koyması imkânsızdı! Rüzgâr beni oradan oraya sürükledi. En sonunda beni hiç bilmediğim bir yere bırakıverdi. Burada konuşabileceğim kimse yoktu. Diğer meşe palamudu arkadaşlarımı çok özlemiştim. Derken bir sabah rüzgâr yanıma minik bir ardıç tohumu sürükleyiverdi. Ne kadar sevindim anlatamam! Onunla tanışıp konuştuk. Bu arada toprak beni giderek içine almaya başladı. Son günün sabahı arkadaşıma dedim ki: “Sevgili ardıç tohumu benim gitme zamanım geldi toprakta uzun bir süre uyuyor olacağım.” Ardıç: “Fakat sen olmazsan ben yalnız kalırım. Üstelik rüzgâr ya beni götürürse?” - “Özür dilerim ama her tohumun kaderi budur. Lütfen beni anla.” Ardıç: “Senin gibi bir arkadaşla tanıştığım için çok şanslıyım. Elveda!” Ve birden göz kapaklarım ağırlaştı. Her yer kararıverdi. Toprak beni tamamen örtmüştü artık. Ne kadar uyudum bilmiyorum. Sonunda gün ışığına çıkacağım gün gelmişti. Gözlerimi kamaştıran güneşi çok özlemiştim. Yanımda maalesef ardıç tohumu yoktu artık. Ben sürekli büyüyordum. Yirmi yıl geçti aradan. Güzel bir meşe ağacı olmuştum. Yaz aylarında insanlar gölgemde piknik yapmaya geliyorlardı. Fakat çöplerini toplamıyorlardı. Bir gün bir dede ve torunları geldi yanıma. Dede torunlarına harika bir masal anlattı. Artık her gün gelip masal anlatıyordu onlara. Ben de onları ezberliyordum. Bir gün ben de yanıma gelen başka çocuklara bu masalları anlatmaya başladım. Zamanı gelince kendi hayat hikâyemle birleştirip, çocukları çevreyi temiz tutma konusunda bilgilendirdim. O gün bugündür etrafımı saran kalbi sıcacık çocuklara sımsıcak masallar anlatırım. İşte böyle çocuklar. Meşenin anlattıklarından çok etkilendik. Ve o günden sonra çevreyi temiz tutma konusunda daha da bilinçlendik. Kim bilir belki sizin mahallenizde de yeni masalcı meşeler vardır. Yeter ki inanın ve doğaya karşı hep sevecen olun. Kaleme alan AHMET SAFA KELEŞOĞLU
MASALCI MEŞE AĞACI Biz çocukların mahallemizde en sevdiğimiz kişi kim sizce? Fatma teyze, Osman amca veya Hasan dede mi? Hayır. Elbette hepsi sevdiğimiz büyüklerimiz fakat biz çocukların mahallemizde en sevdiği kişi, bizim oyun alanında ki Masalcı Ulu Meşe ağacıdır. Her gün arkadaşlarımla buluşup, oyun alanına gider, heyecanla meşenin etrafında toplanırdık. Sonra da meşenin hangi masalı anlatacağını tahmin etmeye çalışırdık. Ama hiçbir zaman bilemezdik. Çünkü meşe ağacımız bize duymadığımız, bilmediğimiz ama çok sevdiğimiz masallar anlatırdı. Bu masallar bizi adeta bambaşka dünyalara götürürdü. Bugün masalcı meşe bize hayat hikâyesini anlatacağını söyledi. Heyecanla beklerken meşe ağacımız anlatmaya başladı: Ben hayata küçük bir tohum olarak başladım. Başka bir meşe ağacının dalından kopup yumuşacık toprağa düşmüştüm ve toprağın beni kabul edip içine almasını, oradan da filizlenmeyi bekliyordum. Yanımdaki büyük meşe ağacına bakıyor, bazen onun gibi olacağım günlerin hayalini kuruyordum. Bir akşam ben derin bir uykudayken birden sert bir rüzgâr esti. Rüzgâr o kadar kuvvetliydi ki benim gibi minik bir meşe palamudunun ona karşı koyması imkânsızdı! Rüzgâr beni oradan oraya sürükledi. En sonunda beni hiç bilmediğim bir yere bırakıverdi. Burada konuşabileceğim kimse yoktu. Diğer meşe palamudu arkadaşlarımı çok özlemiştim. Derken bir sabah rüzgâr yanıma minik bir ardıç tohumu sürükleyiverdi. Ne kadar sevindim anlatamam! Onunla tanışıp konuştuk. Bu arada toprak beni giderek içine almaya başladı. Son günün sabahı arkadaşıma dedim ki: “Sevgili ardıç tohumu benim gitme zamanım geldi toprakta uzun bir süre uyuyor olacağım.” Ardıç: “Fakat sen olmazsan ben yalnız kalırım. Üstelik rüzgâr ya beni götürürse?” - “Özür dilerim ama her tohumun kaderi budur. Lütfen beni anla.” Ardıç: “Senin gibi bir arkadaşla tanıştığım için çok şanslıyım. Elveda!” Ve birden göz kapaklarım ağırlaştı. Her yer kararıverdi. Toprak beni tamamen örtmüştü artık. Ne kadar uyudum bilmiyorum. Sonunda gün ışığına çıkacağım gün gelmişti. Gözlerimi kamaştıran güneşi çok özlemiştim. Yanımda maalesef ardıç tohumu yoktu artık. Ben sürekli büyüyordum. Yirmi yıl geçti aradan. Güzel bir meşe ağacı olmuştum. Yaz aylarında insanlar gölgemde piknik yapmaya geliyorlardı. Fakat çöplerini toplamıyorlardı. Bir gün bir dede ve torunları geldi yanıma. Dede torunlarına harika bir masal anlattı. Artık her gün gelip masal anlatıyordu onlara. Ben de onları ezberliyordum. Bir gün ben de yanıma gelen başka çocuklara bu masalları anlatmaya başladım. Zamanı gelince kendi hayat hikâyemle birleştirip, çocukları çevreyi temiz tutma konusunda bilgilendirdim. O gün bugündür etrafımı saran kalbi sıcacık çocuklara sımsıcak masallar anlatırım. İşte böyle çocuklar. Meşenin anlattıklarından çok etkilendik. Ve o günden sonra çevreyi temiz tutma konusunda daha da bilinçlendik. Kim bilir belki sizin mahallenizde de yeni masalcı meşeler vardır. Yeter ki inanın ve doğaya karşı hep sevecen olun. Kaleme alan AHMET SAFA KELEŞOĞLU