
Faiz kararının ardından "TCMB 18.11.2021 Toplantısı Sonrası Ekonomik Görünüm Bilgi Notu" başlıklı bilgi notunu yazan Şefik Çalışkan, çok tartışılan görüşlerine ilişkin, "Önerim İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Türkiye'ye giydirilen deli gömleğinin çıkarılması" açıklamasını yaptı.
Nedir ‘yeni ekonomik model’, ne getirip ne götürecek? Modele dair ciddi kafa karışıklığı var. Son MB faiz kararının ardından döviz yine hareketlendi. Perşembe kısmi yükselişe rağmen Cuma günü akıl almaz yükseliş gerçekleşti. Durum karşısında İstanbul, İzmir Ticaret ve Sanayi Oda Başkanları ile TOBB Başkanı attıkları tivitler ile özetle ‘önümüzü görmek istiyoruz, tedbir alınsın’ çağrısı yaptılar. 17 lirayı geçen dolar sermaye piyasalarında paniğe yol açtı. İstanbul Borsası yüzde 10’la çakıldı. Akaryakıta ciddi zamlar geldi. Yeni modele dair inancım olsa da MB’nin Aralık ayı faiz indiriminin yanlış bir adım olduğunu düşünenlerdenim.
Kur ile enflasyon arasındaki geçirgenlik üretim sektöründe de tedirginlik yarattı. Bu durum ekonomi yönetiminin tedbir almasını zorunlu kılıyor. Tedbirin döviz satışıyla olmayacağını denemelerle de gördük.
Yeni model nedir, neyi önceliyor? Bu sorunun cevapları ekonomi yönetiminden bazı açıklamalar ile gelse de Kasım ayı MB kararına ekonomik görünüm bilgi notu ekleyen Şefik Çalışkan verdi. Çalışkan, Dünyagazetesi’nden Mehmet Kaya’ya verdiği reportajda iddialı açıklamalar yaptı.
Şefik Çalışkan, “Bugün ekonomimizi sömürgeleştiren, düşük kur yüksek faiz politikasıdır.” İle somutlaşan görüşlerinde;
“Bu politika sonucunda ülkemizde imalat sanayisi çökmekte, ülkemiz ithalata boğulmakta, insanımız işsiz, iş adamımız kârsız, devletimiz de vergisiz kalmaktadır. Düşük kur yüksek faiz politikası, devletin borcunu artırarak talep enflasyonuna, cari açığı yükselterek maliyet enflasyonuna; milletin ve devletin gelirlerini yüksek faizle iç rantiyeye, sıcak parayla da dış rantiyeye akmasına neden olmaktadır. Ondan sonra da ülkemizdeki tüm sosyal ve siyasal taraflar; sonu gelmez, çare üretmez bir kör dövüşün içine giriyorlar.
Bu kanaatlerimi ispatlayacak bir soru sorabilirim. Ülkemizdeki ağır sanayi, askeri teknoloji tesislerinin tamamı neden hep ABD ve Batılı ülkeler ile sorun yaşadıktan sonra kuruluyor? Çünkü bu çatışmalarla üzerimizdeki deli gömleğinden bir parça elimizi kurtardığımız an, olması gerekeni yapıyoruz da ondan. 1994’ten beri olan biten karşısında “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diye bağırıyorum, ancak kimseye sesimi duyuramıyorum.
Ülkemize giydirilen deliği gömleği, “Düşük kur yüksek faiz” çıkmaz sokağına sadece ben dikkat çekmemişim. Rahmete giden Kemal KURDAŞ, Oktay YENAL, Sadun AREN çıkmaz sokak hakkında nokta atışı yaparak alabildiğine çığlık atmışlar; ancak ne felç olmuş millet ne kavasa dönmüş siyaset ne de köleleşmiş iktisatçılarımız onları da duymamış. Bugün yaşayanlar arasında da Allah sağlıklı ve uzun ömür versin, Ege CANSEN çığlık atmaktadır.”
Şefik Çalışkan’ın tespitlerine katılmamak içten değil. Ancak yeni modele geçiş sürecinde geniş kitlelerin kur atakları karşısında yükselen enflasyona ezdirilmemesi de şart.
Perşembe günü alınan faiz indirim kararına tepkinin Cuma günü gelmesi de ayrıca dikkat çekici. 17 Aralık, FETÖ, Hendek kumpasının yıl dönümü. Ayrıca Kayseri’de çarşı iznine çıkan 15 Mehmetçiğimizin PKK’nın hain bombalı saldırısında şehadet şerbetini içtikleri günün yıl dönümü! Bunar tesadüf mü bilmiyorum! Yine komplo teorisi diyenler olacaktır, Cuma günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 40 Afrika ülkesinin liderleri, devlet yöneticilerini İstanbul’da ağırladı. Afrika ile bağın güçlendiği bir günde yaşananların bağı var mı, onu da okurlara bırakmak isterim!
Nedir ‘yeni ekonomik model’, ne getirip ne götürecek? Modele dair ciddi kafa karışıklığı var. Son MB faiz kararının ardından döviz yine hareketlendi. Perşembe kısmi yükselişe rağmen Cuma günü akıl almaz yükseliş gerçekleşti. Durum karşısında İstanbul, İzmir Ticaret ve Sanayi Oda Başkanları ile TOBB Başkanı attıkları tivitler ile özetle ‘önümüzü görmek istiyoruz, tedbir alınsın’ çağrısı yaptılar. 17 lirayı geçen dolar sermaye piyasalarında paniğe yol açtı. İstanbul Borsası yüzde 10’la çakıldı. Akaryakıta ciddi zamlar geldi. Yeni modele dair inancım olsa da MB’nin Aralık ayı faiz indiriminin yanlış bir adım olduğunu düşünenlerdenim.
Kur ile enflasyon arasındaki geçirgenlik üretim sektöründe de tedirginlik yarattı. Bu durum ekonomi yönetiminin tedbir almasını zorunlu kılıyor. Tedbirin döviz satışıyla olmayacağını denemelerle de gördük.
Yeni model nedir, neyi önceliyor? Bu sorunun cevapları ekonomi yönetiminden bazı açıklamalar ile gelse de Kasım ayı MB kararına ekonomik görünüm bilgi notu ekleyen Şefik Çalışkan verdi. Çalışkan, Dünyagazetesi’nden Mehmet Kaya’ya verdiği reportajda iddialı açıklamalar yaptı.
Şefik Çalışkan, “Bugün ekonomimizi sömürgeleştiren, düşük kur yüksek faiz politikasıdır.” İle somutlaşan görüşlerinde;
“Bu politika sonucunda ülkemizde imalat sanayisi çökmekte, ülkemiz ithalata boğulmakta, insanımız işsiz, iş adamımız kârsız, devletimiz de vergisiz kalmaktadır. Düşük kur yüksek faiz politikası, devletin borcunu artırarak talep enflasyonuna, cari açığı yükselterek maliyet enflasyonuna; milletin ve devletin gelirlerini yüksek faizle iç rantiyeye, sıcak parayla da dış rantiyeye akmasına neden olmaktadır. Ondan sonra da ülkemizdeki tüm sosyal ve siyasal taraflar; sonu gelmez, çare üretmez bir kör dövüşün içine giriyorlar.
Bu kanaatlerimi ispatlayacak bir soru sorabilirim. Ülkemizdeki ağır sanayi, askeri teknoloji tesislerinin tamamı neden hep ABD ve Batılı ülkeler ile sorun yaşadıktan sonra kuruluyor? Çünkü bu çatışmalarla üzerimizdeki deli gömleğinden bir parça elimizi kurtardığımız an, olması gerekeni yapıyoruz da ondan. 1994’ten beri olan biten karşısında “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diye bağırıyorum, ancak kimseye sesimi duyuramıyorum.
Ülkemize giydirilen deliği gömleği, “Düşük kur yüksek faiz” çıkmaz sokağına sadece ben dikkat çekmemişim. Rahmete giden Kemal KURDAŞ, Oktay YENAL, Sadun AREN çıkmaz sokak hakkında nokta atışı yaparak alabildiğine çığlık atmışlar; ancak ne felç olmuş millet ne kavasa dönmüş siyaset ne de köleleşmiş iktisatçılarımız onları da duymamış. Bugün yaşayanlar arasında da Allah sağlıklı ve uzun ömür versin, Ege CANSEN çığlık atmaktadır.”
Şefik Çalışkan’ın tespitlerine katılmamak içten değil. Ancak yeni modele geçiş sürecinde geniş kitlelerin kur atakları karşısında yükselen enflasyona ezdirilmemesi de şart.
Perşembe günü alınan faiz indirim kararına tepkinin Cuma günü gelmesi de ayrıca dikkat çekici. 17 Aralık, FETÖ, Hendek kumpasının yıl dönümü. Ayrıca Kayseri’de çarşı iznine çıkan 15 Mehmetçiğimizin PKK’nın hain bombalı saldırısında şehadet şerbetini içtikleri günün yıl dönümü! Bunar tesadüf mü bilmiyorum! Yine komplo teorisi diyenler olacaktır, Cuma günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 40 Afrika ülkesinin liderleri, devlet yöneticilerini İstanbul’da ağırladı. Afrika ile bağın güçlendiği bir günde yaşananların bağı var mı, onu da okurlara bırakmak isterim!