
Sanatçı, ‘’Öğrenilmesi gereken ilk dil, tatlı dildir’ demişti. Yılanı bile deliğinden çıkaran o tatlı dil, bazen yılan gibidir, sokar adeta! Öteden beri sıklıkla da gittiğim için kahvehanelerde özellikle garsona hitabetlerde zaman zaman utandığım, acayip kırıldığım olmuştur. Çay isterken söylenen kaba bir söz, söyleneni değil, ben gibi duyanı da ajite eder, etmiştir. Emrivaki tavırla ‘’Hele çay ver’’, ‘’Bize çay getir’’, ‘’Hele tazele’’, gibi veya buna benzer hitabetler, o kişinin sadece kabalığını değil, kültürel yapısını da açığa vurur aslında. İşte 21 yıllık kahvehane işletmecisi Baki Macit de, bu hitabetler üzerine tabela yazdırmış ve kahvenin görünen köşesine asmış ki, tam yerine denk getirmiş, manzara koymuş. Uzun söze de gerek olmayan bir ilan olmuş ki, tebrik ederim, mesajı cuk oturmuştur.
Vedat Refayeli