
Türkiye’nin savunma sanayiinde dışa bağımlılıktan yerli ve milli üretime uzanan hikayesinde önemli bir dönüm noktası olan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, bugün hem ekonomik büyüklüğü hem de stratejik projelere sağladığı kaynakla dikkat çekiyor. Savunma sanayi şirketlerinin Ar-Ge yatırımlarından ihracat performansına, bağış kültüründen milli teknoloji hamlesine kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren vakfın çalışmalarını, Erzurum Bölge Temsilcisi Emekli Albay Ahmet Avcı ile konuştuk. Avcı, vakfın yalnızca bir finans kaynağı değil, millet ile ordu arasında kurulan güçlü bir gönül köprüsü olduğunu vurguladı.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) hangi ihtiyaçla kuruldu?
Vakfın kurulmasının temelinde, 1963’te Kıbrıs’ta başlayan ve 21 Aralık 1963’te “Kanlı Noel” olarak anılan saldırılar yer alır. Rumların Kıbrıs Türklerine yönelik silahlı saldırıları karşısında Türkiye, bir yandan uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunmuş, diğer yandan askeri hazırlıklara başlamıştır. Ancak 1964’te Lyndon B. Johnson’un gönderdiği mektupta, ABD tarafından sağlanan silahların müdahalede kullanılamayacağının belirtilmesi, Türkiye’yi savunma sanayinde kendi imkanlarını geliştirmeye yöneltmiştir.

Bu doğrultuda 1965’te “Kendi gemini kendin yap” sloganıyla Türk Donanma Cemiyeti, 1970’te “Kendi uçağını kendin yap” sloganıyla Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ve 1974 sonrası ambargolar nedeniyle Türk Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı kurulmuştur. Bu vakıflar, 3388 sayılı Kanun ile 26 Eylül 1987’de birleştirilerek Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) çatısı altında toplanmıştır.

Vakfın kuruluş amacı ve organizasyon yapısı nasıl işliyor?
3388 Sayılı Kanun’da vakfın kuruluş amacı, “Milli harp sanayimizin geliştirilmesi, yeni harp sanayi dallarının kurulması, harp silah araç ve gereçlerinin satın alınması suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaş gücünün artırılmasına katkıda bulunmak üzere milletimizin maddi ve manevi desteğini sağlamak” olarak ifade ediliyor. Vakıf, kuruluşu ve yapısı itibarıyla Türkiye’nin savunma sanayi alanında faaliyet gösteren, MSB projelerine kaynak aktaran ve kanunla kurulan ilk ve tek vakıf konumunda.
Vakfın mütevelli heyeti, yönetim kurulu ve genel müdürlük olmak üzere üçlü bir organizasyon yapısı bulunuyor. Mütevelli heyeti, vakıf ve mütevelli heyeti başkanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Org. Selçuk Bayraktaroğlu ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’den oluşuyor.
Vakıf Yönetim Kurulu ise Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün başkanlığında, Milli Güvenlik Kurulu Vali Genel Sekreteri Okay Memiş başkan vekilliğinde, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Metin Tokel, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez ve Gümrük ve Ticaret Eski Bakanı Cenap Aşcı’dan oluşmakta. Vakıf Genel Müdürü ise Bilal Topcu’dur. Vakıf Genel Merkezi ise Ankara’da olup, ayrıca Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Erzurum’da bölge temsilcilikleri var.
Vakfın ana faaliyet alanları nelerdir?
Vakıf hizmetleri kapsamında milletimizle bağımızı güçlendiren faaliyetler yürütmekte, bu faaliyetlerden elde edilen kaynakları kuruluş amacımız doğrultusunda Milli Savunma Bakanlığımızın projeleri ile savunma sanayimizin ihtiyaç duyduğu alanlara yatırım olarak yönlendirmekteyiz. Tanıtım çalışmaları, bağışçı ilişkileri ve bağışlanan gayrimenkullerin yönetimi bu çerçevede sürdürülmek. Ayrıca dünya çapında iki yılda bir düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF) de Vakfımızın yönetim ve sorumluluğunda gerçekleştirilmekte olup, fuar 22–27 Temmuz 2025 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde yapıldı.

Vakfın şirketleri arasında neler var?
Vakfın, yüzde 50’den fazla hissesine sahip olduğu 6 adet bağlı ortaklığı (Aselsan, Tusaş, Roketsan, Havelsan, İşbir ve Aspilsan), yüzde 50’den az hissesine sahip olduğu 8 adet iştiraki (TEI, Ditaş, Netaş, Turktıpsan, Heaş, Mercedes Kamyon/Otobüs, Mercedes Otomobil ve Trtest ) bulunmakta.
TSKGV’nin Türkiye’nin savunma sanayi ve savunma teknolojilerinin gelişiminde taşıdığı önem nedir?
Vakıf şirketleri tarafından ihtiyaç duyulan kritik teknolojilerde, Ar-Ge, yenilik, yerlileştirme ve millileştirme faaliyetleri yürütülmektedir. Bu maksatla şirketlerde, millileştirme ve yerlileştirme birimleri kurulmuştur. Örneğin, sadece Aselsan şirketimizin bu şekilde ülkemize kazandırdığı kaynak 1 milyar doların üzerinde olmuştur.
Gelinen aşamada vakıf şirketlerimiz, Türk Savunma Sanayiinin; ciro açısından yüzde 33’ünü, ihracat açısından yüzde 25’ini, çalışan sayısı açısından yüzde 37’sini ve Ar-Ge harcamaları açısından yüzde 70’ini oluşturmaktadır. Bugün itibariyle çalışan sayısı 35 bin kişiyi aşmış durumda. Şirketlerimiz ayrıca dünyada da önemli bir konuma ulaşmıştır. Dünyadaki en büyük 100 savunma sanayii şirketini sıralayan ve bu alanda en prestijli yayın organlarından biri olarak kabul edilen Defense News Top-100 sıralamasında, 2024 verilerine göre hazırlanan 2025 yılı için: ASELSAN 43’üncü, TUSAŞ 47’nci ve ROKETSAN 71’inci sırada yer alıyor.

Yapılan çalışmalar neticesinde, Türkiye’nin Savunma Sanayiindeki yerlilik oranı, yüzde 20 seviyelerinden bugün itibariyle yüzde 83 seviyesine ulaştı. 2024 yılı ihracatına baktığımızda ise, ihracatta kilogram başı değer genel ortalamada 1.6 dolar civarında iken, savunma sektöründe bu rakam 60 dolar/kg’dır. Örneğin şirketlerimizden Aselsan ürünlerinin kg başı değeri ise 2400 dolara çıkmaktadır.
TSKGV her yıl ülke savunmasının gelişimi için önemli kaynaklar sağlıyor. Bu kaynaklar nasıl oluşturuluyor, nasıl yönlendiriliyor?
Vakfımızın ana gelir kalemleri, hisse sahibi olunan şirketlerden sağlanan kar payı gelirleri, bağış gelirleri, sahip olunan taşınmazlardan sağlanan kira gelirleri, iki yılda bir tekli yıllarda organize edilen IDEF Fuarından sağlanan gelir ve fon gelirleridir. Bu gelirlerin büyük bölümü, Milli Savunma Bakanlığınca her yıl belirlenen savunma sanayi projelerinde kullanılmak üzere, doğrudan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının Savunma Sanayii Destekleme Fonuna, bir kısmı ise yeni teknolojilerin kazanılması için şirketlerin sermaye artırımlarına tahsis ediliyor.

Türk milleti ve vakıf arasındaki bağ hakkında neler söylersiniz?
Vakfımız, Türk milleti ile TSK arasında var olan gönül bağını güçlendirmeye önem vermekte. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen etkin ve yoğun tanıtım faaliyetleri, halkımızın Ordumuza yönelik mevcut hassasiyetini daha da artırmış, Ordumuzun teknolojik gelişimine katkıda bulunmak düşüncesi ile Vakfımıza olan bağışlar hem nakit hem gayrimenkul olarak rekor seviyelere hızla çıkmıştır. Vakfımız her yıl, ciddi miktarda bir kaynağı silahlı kuvvetlerimizin güçlenmesi için kullanmakta, hudutta nöbet tutan askerimizin gece gözetleyen gözü, elinde en son teknoloji silahı olmaktadır. Milletimizle olan gönül köprüsünü güçlendirmek maksadıyla il ve ilçelerde Fahri Tanıtım Kurulları da oluşturulmakta. Cumhurbaşkanımız tarafından 05 Şubat 2024 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren Vakıf yönetmeliğinde de belirtildiği üzere, illerde valilerimiz, ilçelerde ise kaymakamlarımız vakfımızın fahri başkanlarıdır.

TSKGV’ye bağış yapmak isteyenler nasıl bir yol izlemeli?
Vakfa SMS yoluyla bağış yapılabilmekte. “Bağış yazıp 1987 ye SMS gönderildiğinde, 100 TL ile TSKGV nin yerli ve milli teknolojileri geliştirmesine destek olabilirsiniz. Ayrıca vakfın sitesinden, kredi kartı talimatı ile düzenli bağışçı da olabilirsiniz. Bu sistem üzerinden de kısa sürede çok sayıda bağışçımız başvuruda bulunmuş olup sayı her geçen gün artmakta. Önemli bir ilk de e-devlet üzerinden vakfımızın bağış kabul edecek yapıya kavuşturulmuş olmasıdır. Aynı zamanda e-devlet üzerinden gayrimenkul bağışı da alıyoruz.
Vakıf olarak kıymetli işlere imza atıyorsunuz. Bu zamana kadar kalplere dokunan bir bağış hikayesi oldu mu?
Pek çok kalbe dokunan hikaye ile karşı karşıya geliyoruz. Örneğin onlardan biri askere gitme hazırlığı içinde olan bir gencimiz hikayesi. Yaya geçidinden geçerken trafik kazası sonucu hayatını kaybeden gencimizin ailesi, hukuk mücadelesi sonucu olayla ilgili aldıkları tazminatı “Peygamber ocağına gidemeyen oğulları adına, Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katmak, böylece cephedeki askerimizin daha teknolojik teçhizatla donatılmasına katkı sunmak” maksadıyla vakfımıza bağışladı.
Bir diğer bağış ise hac ibadetini yerine getirmek için parasını biriktiren çiftten geliyor. Sağlık sorunları nedeniyle hacca gidemeyen karı koca, savunma sanayine ve TSK’ya merakı olan çocukları aracılığıyla vakfımıza bağış yapıyor.
Şeyma TAHİR