
Türkiye ekonomisi büyüme gösterirken tarım sektöründe yaşanan daralma dikkat çekiyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Eski Dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, tarımdaki gerilemenin yalnızca ekonomik bir veri değil, üretim isteğinin ve ekim alanlarının azaldığını gösteren önemli bir uyarı olduğunu ifade etti.
Tarım sektörü küçülüyor
2025 yılı verilerine göre Türkiye ekonomisinin yüzde 3,6 büyüdüğünü ancak tarım sektörünün yüzde 8,8 oranında küçüldüğünü belirten Yağanoğlu, “Bu tablo, ekonomide küçülen tek sektörün tarım olduğunu gösteriyor. Bu durum, tarımın yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
Tarımın gerilemesinde birden fazla faktörün etkili olduğunu dile getiren Yağanoğlu, özellikle iklim koşullarının üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Son yıllarda yaşanan rekor sıcaklıklar, kuraklık ve ilkbahar aylarında görülen ani don olaylarının birçok üründe kayıplara yol açtığını belirten Yağanoğlu, “Çiftçi aynı yıl içinde hem kuraklık hem de don riskiyle mücadele etmek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.
Üretim maliyetleri bel büktü
Artan üretim maliyetlerinin de çiftçiyi zorladığını vurgulayan Yağanoğlu, gübre, mazot ve ilaç gibi girdilerde yaşanan fiyat artışlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Yağanoğlu, “Birçok çiftçi maliyetleri karşılayamadığı için ekim alanlarını daraltmaya başladı” diye konuştu.
"Çiftçi nüfusu yaşlanıyor"
Dış ticaret politikalarının da tarım üzerindeki etkisine değinen Yağanoğlu, zaman zaman uygulanan ihracat kısıtlamaları ve ithalatın
kolaylaşmasının yerli üreticinin rekabet gücünü zayıflatabildiğini ifade etti. Türkiye’de çiftçi nüfusunun giderek yaşlandığına da dikkat çeken Yağanoğlu, “Çiftçilerin ortalama yaşı 58-59’a ulaştı. 40 yaş altındaki çiftçilerin oranı ise yaklaşık yüzde 5 seviyesinde. Gençler için tarım henüz yeterince cazip bir sektör değil” dedi.
Su yönetiminin de önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Yağanoğlu, açık kanal sulama sistemlerinin ciddi su kayıplarına yol açtığını belirterek kapalı sistem sulama ve modern su yönetimi uygulamalarının yeterince yaygınlaşmadığını söyledi. Dünya genelinde tarımın aynı dönemde ortalama yüzde 1 civarında büyüme gösterdiğini hatırlatan Yağanoğlu, Türkiye’deki gerilemenin büyük ölçüde iç yapısal sorunlardan kaynaklandığını dile getirdi.
"Yeniden güçlendirilmeli"
Tarımın yeniden güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yağanoğlu, şu önerilerde bulundu:
“İklim risklerine karşı daha güçlü bir tarım sigortası sistemi kurulmalı. Çiftçinin maliyetini düşürecek girdi destekleri artırılmalı ve planlı üretim modeli uygulanmalı. Gençleri üretime çekecek gerçekçi genç çiftçi programları hayata geçirilmeli. Kapalı sulama sistemleri ve su yönetimi yatırımları hızlandırılmalı. Ayrıca dijital ve akıllı tarım uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır.” "Gerileme kader değildir" Türkiye’nin verimli topraklara ve güçlü bir üretim geleneğine sahip olduğunu belirten Yağanoğlu, “Tarımın gerilemesi kader değildir. Tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; gıda güvenliği, kırsal hayat ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir sektördür. Bugün alınacak doğru kararlar, yarının sofralarını belirleyecektir” ifadelerini kullandı. Şeyma TAHİR
Tarımın gerilemesinde birden fazla faktörün etkili olduğunu dile getiren Yağanoğlu, özellikle iklim koşullarının üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Son yıllarda yaşanan rekor sıcaklıklar, kuraklık ve ilkbahar aylarında görülen ani don olaylarının birçok üründe kayıplara yol açtığını belirten Yağanoğlu, “Çiftçi aynı yıl içinde hem kuraklık hem de don riskiyle mücadele etmek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.
Üretim maliyetleri bel büktü
Artan üretim maliyetlerinin de çiftçiyi zorladığını vurgulayan Yağanoğlu, gübre, mazot ve ilaç gibi girdilerde yaşanan fiyat artışlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Yağanoğlu, “Birçok çiftçi maliyetleri karşılayamadığı için ekim alanlarını daraltmaya başladı” diye konuştu.
"Çiftçi nüfusu yaşlanıyor"
Dış ticaret politikalarının da tarım üzerindeki etkisine değinen Yağanoğlu, zaman zaman uygulanan ihracat kısıtlamaları ve ithalatın
kolaylaşmasının yerli üreticinin rekabet gücünü zayıflatabildiğini ifade etti. Türkiye’de çiftçi nüfusunun giderek yaşlandığına da dikkat çeken Yağanoğlu, “Çiftçilerin ortalama yaşı 58-59’a ulaştı. 40 yaş altındaki çiftçilerin oranı ise yaklaşık yüzde 5 seviyesinde. Gençler için tarım henüz yeterince cazip bir sektör değil” dedi.
Su yönetiminin de önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Yağanoğlu, açık kanal sulama sistemlerinin ciddi su kayıplarına yol açtığını belirterek kapalı sistem sulama ve modern su yönetimi uygulamalarının yeterince yaygınlaşmadığını söyledi. Dünya genelinde tarımın aynı dönemde ortalama yüzde 1 civarında büyüme gösterdiğini hatırlatan Yağanoğlu, Türkiye’deki gerilemenin büyük ölçüde iç yapısal sorunlardan kaynaklandığını dile getirdi.
"Yeniden güçlendirilmeli"
Tarımın yeniden güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yağanoğlu, şu önerilerde bulundu:“İklim risklerine karşı daha güçlü bir tarım sigortası sistemi kurulmalı. Çiftçinin maliyetini düşürecek girdi destekleri artırılmalı ve planlı üretim modeli uygulanmalı. Gençleri üretime çekecek gerçekçi genç çiftçi programları hayata geçirilmeli. Kapalı sulama sistemleri ve su yönetimi yatırımları hızlandırılmalı. Ayrıca dijital ve akıllı tarım uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır.” "Gerileme kader değildir" Türkiye’nin verimli topraklara ve güçlü bir üretim geleneğine sahip olduğunu belirten Yağanoğlu, “Tarımın gerilemesi kader değildir. Tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; gıda güvenliği, kırsal hayat ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir sektördür. Bugün alınacak doğru kararlar, yarının sofralarını belirleyecektir” ifadelerini kullandı. Şeyma TAHİR