
Elli dört farzdan yirmi yedinci farz geçmiş şeylerden ibret almaktır.
Allah teâla buyurdu:
“ … fa’tebirû yâ ulî-l-ebsâr / …ey basiret sahipleri; ibret alın!” (Haşr 2)
Resulullah (sav) şu hikmeti öğretti:
“Tefekkür ibadetin yarısıdır.”
Yani Cenab-ı Hakk’ın kudret-i kâmile ve umum nimetlerini tefekkür ibadetin yarısıdır.
Varlık yekpare bir ibret kitabıdır. Yine Efendimiz (sav) buyurdu:
“Mümin o kimsedir ki, sözü, Allah’ın zikri, sessizliği yaratıcıyı düşünmek, bakışı da ilahi kudreti (varlığı) temaşa ola.”
Eserinden eser sahibini anlama gayreti Allah teâlâya imanı artırır, ibret gözünü keskinleştirir.
Ebu Osman el Mağribi’nin de şöyle bir sözü vardır:
“Yaratılış hakkında ibret tefekkürüyle tefekkür eyle ve nefsin hakkında öğüt almak gayesiyle tefekkür eyle ve Kuran hakkında da onu keşfetme gayesiyle tefekkür eyle.”
*
İbret; görünenden görünmeyene geçmek, olayların dış yüzüne bakıp onlardaki hikmet kavramaya çalışmak, olaylardan ders alıp davranışlarını buna göre düzeltmek demektir.
Kuran’da büyük bir yer tutan eski kavimlerin ve onlara gönderilen peygamberlerin öyküleri ibret alınması içindir.
Kuran’da yaratılıştan örnekler de verilerek varlıkların iç ve dış düzeni hakkında düşünülmesi ve ibretler çıkarılması istenmiştir.
Müslümanların evreni, fiziki ve sosyal çevreyi doğru bir şekilde anlayabilmeleri soru soruma ve düşünme egzersizleriyle yetiştirilmelerine bağlıdır; bu takdirde, olayları analiz edip yararlı sonuçlar çıkarabileceklerdir.
*
Mesnevi’de Mevlana Hazretleri şu öğütlerde bulunur:
‘Akıllı o kişidir ki çekinilen belalardan, dostların ölümünden ibret alır.
Akıllı kişi, kibir ve gururu terkeder; çünkü Firavun’un halini hatıra getirir. Eğer ululanmayı bırakmaz, ibret almazsa onun azgınlığından başkaları ibret alır!
Merhamet sahibi Allah, Nûh ve Hûd kavimlerinin helâkini bize gösterdi; biz korkalım, ibret alalım diye onları kahretti.
Ya aksi olsaydı… vay haline!’
Allah teâla buyurdu:
“ … fa’tebirû yâ ulî-l-ebsâr / …ey basiret sahipleri; ibret alın!” (Haşr 2)
Resulullah (sav) şu hikmeti öğretti:
“Tefekkür ibadetin yarısıdır.”
Yani Cenab-ı Hakk’ın kudret-i kâmile ve umum nimetlerini tefekkür ibadetin yarısıdır.
Varlık yekpare bir ibret kitabıdır. Yine Efendimiz (sav) buyurdu:
“Mümin o kimsedir ki, sözü, Allah’ın zikri, sessizliği yaratıcıyı düşünmek, bakışı da ilahi kudreti (varlığı) temaşa ola.”
Eserinden eser sahibini anlama gayreti Allah teâlâya imanı artırır, ibret gözünü keskinleştirir.
Ebu Osman el Mağribi’nin de şöyle bir sözü vardır:
“Yaratılış hakkında ibret tefekkürüyle tefekkür eyle ve nefsin hakkında öğüt almak gayesiyle tefekkür eyle ve Kuran hakkında da onu keşfetme gayesiyle tefekkür eyle.”
*
İbret; görünenden görünmeyene geçmek, olayların dış yüzüne bakıp onlardaki hikmet kavramaya çalışmak, olaylardan ders alıp davranışlarını buna göre düzeltmek demektir.
Kuran’da büyük bir yer tutan eski kavimlerin ve onlara gönderilen peygamberlerin öyküleri ibret alınması içindir.
Kuran’da yaratılıştan örnekler de verilerek varlıkların iç ve dış düzeni hakkında düşünülmesi ve ibretler çıkarılması istenmiştir.
Müslümanların evreni, fiziki ve sosyal çevreyi doğru bir şekilde anlayabilmeleri soru soruma ve düşünme egzersizleriyle yetiştirilmelerine bağlıdır; bu takdirde, olayları analiz edip yararlı sonuçlar çıkarabileceklerdir.
*
Mesnevi’de Mevlana Hazretleri şu öğütlerde bulunur:
‘Akıllı o kişidir ki çekinilen belalardan, dostların ölümünden ibret alır.
Akıllı kişi, kibir ve gururu terkeder; çünkü Firavun’un halini hatıra getirir. Eğer ululanmayı bırakmaz, ibret almazsa onun azgınlığından başkaları ibret alır!
Merhamet sahibi Allah, Nûh ve Hûd kavimlerinin helâkini bize gösterdi; biz korkalım, ibret alalım diye onları kahretti.
Ya aksi olsaydı… vay haline!’