
Hızın ve tüketimin merkeze alındığı çağda, sabır ve yoğun çalışma gerektiren geleneksel sanatlarla meşgul olmak giderek daha nadir hale geliyor. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Muhammet Güray Bizkevelci ise akademik çalışmalarını, asırlık bir sanat olan hat ile birlikte yürüterek ilim ve estetiği aynı çizgide buluşturan isimler arasında yer alıyor. Çocukluk yıllarında başlayan hat yolculuğunu 23 yıldır sürdüren Bizkevelci, hem akademide hem de sanat atölyesinde üretmeye devam ediyor.

Lise yıllarında başlayan ilgi
Hat sanatına olan ilgisinin çocukluk yıllarına dayandığını belirten 46 yaşındaki Bizkevelci, lise döneminde Arapça öğretmeninin tahtaya tebeşirle yazdığı estetik yazıların bu ilgiyi derinleştirdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Hat ile tanışmam çok eski dönemlere denk geliyor. Çocukluktan başlayan bir ilgi ve alakam vardı. Lise yıllarımda Arapça hocamız tahtaya tebeşirle çok güzel hat yazıları yazıyordu. Bende ondan görerek daha fazla bu alanla ilgilenmeye başladım. Asıl hat sanatıyla ciddi bir şekilde ilgilenmem ise Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandığım yıl başladı. Burada Hattat Yusuf Bilal hoca ile tanıştım ve bu yolculuk başladı. O günden bu yana hala hat üzerine çalışmalar yapıyorum. Şu an öğrenci yetiştirme kısmıyla ilgileniyorum ve haftada iki gün hat dersleri yapıyoruz. Bu işin hem akademik kısmı ile hem de hat tarafı ile ilgileniyorum.”

“25 saat çalışmak gerekir”
Bir hat eserinin ortaya çıkış sürecinin uzun ve yoğun bir emek gerektirdiğini söyleyen Bizkevelci, “Bir eser üretmek için zihnen ve bedenen o işe yoğunlaşmanız gerekiyor. Bir eserle uğraşırken ister istemez sürekli onunla yatıp onunla kalkıyorsunuz. Hat sanatında istif dediğimiz şey çok önemli. Kafanızda kurduğunuz kompozisyonla beraber harfleri nereye yerleştireceğiniz önemli bir detay. Bundan dolayı da bir eserin ortaya çıkışı bazen günlerinizi bazen de aylarınızı alabiliyor. Akademisyenlik ile hattatlığı bir arada yürütüyorum. İki alanda kendi içerisinde yoğun dallar. Hem akademisyenlik hem de hattatlık yoğun mesailer isteyen işler. İkisini de bir arada yürütmeye, dengede tutmaya çalışıyorum. Tam anlamıyla bir hattat olmak için yoğun mesailer yapmanız gerekiyor. Eskiler hatta hattatlık için günde 25 saat çalışmak gerektiğini söylerler” diye konuştu.

“Hat sanatının bir ruhu var”
Hız odaklı modern dünyada hat sanatıyla meşgul olmanın kendisine dinginlik ve sabır kazandırdığını söyleyen Bizkevelci, “Hızın hakim olduğu bir evrende hat ile uğraşmak bana dinginliği, durgunluğu kazandırdı. Çünkü bir eseri ortaya koyarken sabretmeniz gerekiyor. Hattat yazı yazarken sabreder ki ortaya bir eser, ürün çıkabilsin. Hat sanatında bir ruhun olduğuna inanıyorum. Bu sanat ile uğraşanların eskiye nazaran daha sabırlı olduğunu ve sinirinin geçtiğini görebiliyoruz. Bu yüzden etrafımdaki öğrencileri bu alana yönlendiriyorum” dedi.
Şeyma TAHİR
tebrikler güzel bir sanat.