
Türkiye’de artan yağışlarla birlikte barajlardaki doluluk oranları yükselirken,görünürdeki bu olumlu tablo yanıltıcı olabilir.Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi eski dekanı Vahap Yağanoğlu, suyun yalnızca depolanmasının yeterli olmadığını, asıl meselenin bu kaynağın ne kadar verimli yönetildiği konusu olduğuna dikkat çekti.
“Geleceğimiz buharlaşıyor”
Özellikle tarımda yaşanan kayıpların geleceği tehdit ettiğine vurgu yapan Yağanoğlu, kış aylarında artan yağışlarla birlikte barajlardaki doluluk oranlarının yükselmesinin toplumda yanlış bir güven duygusu oluşturduğunu belirtti. Asıl tehlikenin görünmeyen su kayıpları olduğuna dikkat çeken Yağanoğlu, “Barajlar dolu ama geleceğimiz buharlaşıyor. Mevcut su yönetimi anlayışı değişmediği sürece bu doluluğun sürdürülebilir olmaz” dedi.

Yer altı barajları şart
Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 77-79’unun tarımda kullanıldığını vurgulayan Yağanoğlu, bu suyun neredeyse yarısının daha tarlaya ulaşmadan buharlaşma, sızıntı ve ilkel sulama yöntemleri nedeniyle kaybolduğunu ifade etti. “Biz aslında sadece suyu değil, çocuklarımızın rızkını ve geleceğimizi israf ediyoruz” diye konuştu.Açık kanallar, ilkel sulama yöntemleri ve özellikle buharlaşma nedeniyle yaşanan kayıpların, su krizini derinleştirdiğini dile getiren Yağanoğlu, “Sorun suyun varlığı değil, onu nasıl yönettiğimizdir.Bu noktada çözüm çok net. Yer altı barajlarıartık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Açık barajlarda güneş ve rüzgar etkisiyle ciddi miktarda su buharlaşıyor.Oysa suyun yer altına alınmasıyla bu kayıp neredeyse tamamen ortadan kaldırılabilir. Barajlar dolunca seviniyoruz ama güneş o suyu bizden sessizce geri alıyor. Bu nedenle Devlet Su İşleri eliyle yer altı barajları projelerine stratejik öncelik verilmelidir. Suyu yerin altında depoladığımızda buharlaşma sıfıra iner ve vadiyi sular altında bırakmadan yer altında dev bir su bankası oluştururuz.Yer altı barajları sayesinde hem suyu koruruz hem de yüzeyde alan kaybı yaşamadan doğal bir depolama sistemi kurarız. Bu, geleceğimizi sigortalamaktır” diye konuştu.

Yağmur suyu hasadı
‘Suyu düştüğü yerde tutmak zorundayız’ diye uyarıda bulunan Yağanoğlu, "Yağmur Suyu Hasadı" sistemlerinin teşvik edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bu sistem hatta zorunlu hale getirilmelidir. Boşa akıp kanalizasyona karışan her damla yağmur, aslında sokağa atılmış bir servettir.Artık "göz kararı" sulama dönemi bitmeli. Tarım 4.0 teknolojileriyletoprak nem sensörleri ve akıllı veri analizlerini kullanmalıyız. Toprak ne kadar istiyorsa o kadar su verilmelidir. Unutmayalım bitkiyi suya boğmak verimi artırmaz, aksine toprağı öldürür ve bitkiyi kökünden çürütür. Ayrıca su potansiyeli düşük bölgelerde suya çok ihtiyaç duyan bitkilerin yetiştirilmesi de “su intiharı”dır. Üretim tercihleri mutlaka bölgenin su bütçesine göre yapılmalı” diye konuştu.

Sorumluluk herkeste
Yağanoğlu, çözüm için tüm paydaşlara görev düştüğünü belirterek şu çağrılarda bulundu: “Devlet Su İşleri, bölgelerde yer altı barajı projelerine hız vermeli ve açık kanalları kapatarak basınçlı boru sistemlerine geçiş seferberliği başlatmalıdır. Belediyeler, kentsel alanlarda yağmur suyu depolama projeleri geliştirmeli, kırsalda çiftçilere sarnıç ve su toplama havuzları için teknik destek sunmalıdır. Çiftçilerimiz atadan kalma vahşi sulama yöntemlerini bırakmalı, damla sulama ve teknolojik sistemlere geçmelidir. Planlamacılar ise her bölgenin su bütçesine uygun ürünleri teşvik etmelidir.”

Aman dikkat!
Suyun sadece depolanmasının yeterli olmadığını, doğru yönetilmesinin hayati önem taşıdığını belirten Yağanoğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Su, musluktan aktığı sürece kıymeti bilinmeyen bir hazinedir. Ancak su depolandığı kadar değil, yönetildiği kadar değerlidir. Bugün barajlar dolu diye israf edersek, yarın musluklar kuruduğunda pişmanlık susuzluğumuzu gidermeyecektir.”
Şeyma TAHİR
Bu beyefendiye bir günaydın demek lazım. Tipik üniversite hocalarından lafı at ortaya ben aklı verdim gerisi sizde ne yaparsanız yapın. Ya diğer ülkeler kaç zamandır bu projeyi hayata geçirdi bildiğim kadarıyla Ülkemizde de mevcuttur. Bizim LİSE'miz halen daha mevzuya yeni uyanmış, bu kendini gazete sanan sitede haber niteliği taşıdığına inanmış bize de zaman ve emek sarfettirdi.
Günaydın, yorumunuz için teşekkür ederim. Bu yazı yeni bir keşif değil; Devlet Su İşleri başta olmak üzere yürütülen çalışmaların yeterince yaygınlaşmadığına dikkat çeken bir uyarıdır. Son yılların en yüksek yağışlarının yaşandığı bu dönemde; yeraltı barajları, yağmur suyu hasadı ve kapalı sulama sistemlerinin hızla artırılması gerektiğini vurgulamak bir sorumluluktur. Yıllardır bu alanda çalışan bir akademisyen olarak amacım eleştirmek değil, farkındalık oluşturmaktır.