
Pusula Gazetesi'nden Manolya Bulut'un haberine göre, Azerbaycan'da yılın ilk 6 ayında taşınan doğal gazın yüzde 55'i Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı üzerinden Avrupa ve Türkiye'ye ulaştırıldı. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Karabulut, gelişmenin yalnızca enerji taşımacılığı açısından değil, Erzurum'un ekonomik geleceği bakımından da önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.
Azerbaycan'ın 2026 yılının ilk 6 ayına ilişkin doğal gaz taşımacılığı verileri, Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğal Gaz Boru Hattı'nın bölgedeki stratejik konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Azerbaycan Devlet İstatistik Komitesi verilerine göre, ocak-haziran döneminde ana doğal gaz boru hatları üzerinden 20 milyar 792,2 milyon metreküp doğal gaz taşındı. Bu miktar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 artış gösterdi. Taşınan doğal gazın 11 milyar 442,2 milyon metreküplük bölümü ise Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı üzerinden sevk edildi. Böylece toplam doğal gaz taşımacılığının yüzde 55'i Erzurum güzergâhını kullandı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Karabulut, bu tablonun Türkiye'nin enerji koridoru olma özelliğini güçlendirdiğini, Erzurum'un ise bu süreçte kilit şehirlerden biri olarak öne çıktığını ifade etti.
"Erzurum'un stratejik değeri daha da artıyor"
Prof. Dr. Karabulut, Rusya-Ukrayna savaşı ile Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmelerin enerji güvenliğini küresel ölçekte yeniden ön plana çıkardığını belirterek şunları söyledi; "Yılın ilk 6 ayında Azerbaycan doğal gazının yüzde 55'inin Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı üzerinden taşınması, Türkiye'nin ve dolayısıyla Erzurum'un stratejik önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Son yıllarda yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı ile İsrail-İran eksenindeki gerilimler, enerji arz güvenliğini ülkeler açısından çok daha kritik hale getirdi. Bu süreçte Türkiye, bölgesinde istikrar sağlayan ve enerji aktarımında en güvenilir güzergâh olmayı sürdüren ülke konumunu güçlendirdi."
Karabulut, enerji piyasalarında güven unsurunun artık fiyat kadar önemli hale geldiğini vurgulayarak, Türkiye'nin bu avantajını önümüzdeki yıllarda daha fazla kullanacağını söyledi.
"Doğal gaz taşımacılığı daha da artabilir"
Enerji talebindeki artışın devam edeceğini belirten Karabulut, savaşların sona ermesinin bile enerji güzergâhlarını kısa vadede değiştirmeyeceğini ifade etti. "Bölgedeki çatışmalar sona erse bile taraflar arasında oluşan güven sorunu uzun yıllar devam edecektir. Bu nedenle Avrupa Birliği'nin Azerbaycan doğal gazına olan ilgisinin artacağını düşünüyoruz. Bu da Türkiye üzerinden taşınan doğal gaz miktarının önümüzdeki yıllarda daha da yükselmesini sağlayacaktır."
"Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler daha da güçlenecek"
Artan enerji trafiğinin yalnızca ekonomik değil diplomatik sonuçlar da doğuracağını belirten Karabulut, şunları kaydetti; "Enerji hatları sadece doğal gaz taşımaz; aynı zamanda ülkeler arasında ekonomik, siyasi ve sosyal ilişkileri de güçlendirir. Bu süreç Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ortaklığı daha da ileri taşıyacaktır. Aynı zamanda Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesine de önemli katkılar sağlayacaktır."
"Erzurum için özel doğal gaz modeli geliştirilebilir"
Prof. Dr. Karabulut, Erzurum ve Doğu Anadolu'nun Türkiye'nin en uzun ve en sert kış şartlarına sahip bölgesi olduğuna dikkat çekerek, Azerbaycan ile özel bir enerji iş birliği modeli oluşturulabileceğini söyledi.
"Erzurum, Kafkasya'ya açılan kapı konumunda bulunuyor. Aynı zamanda Azerbaycan ile güçlü tarihi ve kültürel bağlara sahip bir şehir. Bu nedenle iki ülke arasında yapılacak özel anlaşmalarla Erzurum ve Doğu Anadolu Bölgesi için indirimli doğal gaz uygulamaları gündeme gelebilir. Bunun hem sosyal refah hem de bölgesel kalkınma açısından önemli katkıları olacaktır."
Karaz önerisi; “Enerji depolama merkezi olabilir”
Karabulut, Erzurum'da geçmişte kullanılan petrol dolum altyapısının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini de dile getirdi. "Karaz Köyü'nde bulunan eski dolum tesisinin yeniden aktif hale getirilmesi ve kapasitesinin artırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu tesis sadece günlük kullanım için değil, olağanüstü dönemlerde devreye girecek stratejik bir enerji depolama merkezi olarak planlanabilir. Dünyada yaşanan gelişmeler, enerji depolamanın artık en az enerji üretimi kadar önemli olduğunu gösteriyor."
Van ve Çıldır Gölü önerisi
Uzun vadeli enerji güvenliği açısından yeni projelerin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Karabulut, Van ve Çıldır göllerinin altında doğal gaz depolama tesisleri kurulmasının da fizibilite açısından araştırılabileceğini söyledi. "Van Gölü ve Çıldır Gölü çevresinde doğal gaz depolama projeleri teknik açıdan değerlendirilebilir. Bu yatırımlar Türkiye-Azerbaycan ortaklığıyla gerçekleştirilebilir. Özellikle Nahçıvan'ın enerji ihtiyacının Türkiye üzerinden karşılandığı dikkate alındığında, normal dönemlerin yanı sıra olağanüstü durumlarda da güçlü bir enerji altyapısı oluşturulmuş olur."
"Erzurum bölgenin enerji üssüne dönüşebilir"
Karabulut, tüm bu yatırımların yalnızca enerji güvenliğine değil Erzurum ekonomisine de doğrudan katkı sağlayacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı; "Enerji koridorlarının merkezinde yer almak, beraberinde lojistikten sanayiye, depolamadan yeni yatırımlara kadar birçok fırsatı getirir. Doğru planlamalar yapılırsa Erzurum sadece bir geçiş noktası değil, enerji yönetimi ve depolamasında bölgesel bir üs haline gelebilir. Bu da hem istihdamı artırır hem de şehrin ekonomik kalkınmasına uzun vadeli katkı sağlar."
HABER MERKEZİ