
Hutbede, İslam’ın yalnızca kişinin Allah’a karşı görevlerini değil; ailesine, çevresine ve topluma karşı sorumluluklarını da düzenleyen bir din olduğu ifade edildi. Hazreti Muhammed’in (s.a.s.) “Her hak sahibine hakkını ver” hadis-i şerifine yer verilerek, bireyin hem kendisine hem de ailesine karşı görevlerini ihmal etmemesi gerektiği belirtildi.
Ailenin toplumun temel taşı olduğuna dikkat çekilen hutbede, sevgi, saygı ve merhamet üzerine kurulu aile yapısının korunmasının insani ve toplumsal bir sorumluluk olduğu kaydedildi. Çocukların neşesi, anne-babanın huzuru ve büyüklerin sağladığı güvenin hiçbir şeyle doldurulamayacağı ifade edilerek, aile kurumunun alternatifsiz olduğu vurgulandı.
Hutbede ayrıca, gençlerin dini ve milli değerlerle yetiştirilmesinin önemine değinildi. Kimlik, aidiyet ve fedakarlık gibi değerlerin yeni nesillere aktarılmasının asli görevlerden biri olduğu belirtilirken, ebeveynlerin çocuklarına rehberlik etmesi gerektiği ifade edildi. Peygamber Efendimizin “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi kişiye günah olarak yeter” hadisi hatırlatıldı.
Engelli bireylere yönelik duyarlılık çağrısının da yer aldığı hutbede, camilerden okullara, sokaklardan kamu binalarına kadar tüm yaşam alanlarının erişilebilir hale getirilmesi gerektiği kaydedildi. Özel gereksinimli bireylerin hayatını kolaylaştırmanın dini, ahlaki ve toplumsal bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
Günümüzde aile yapısının çeşitli tehditlerle karşı karşıya kaldığına dikkat çekilen hutbede, dijital mecralar, televizyon programları ve bazı ideolojik akımlar aracılığıyla aile kurumunun zayıflatılmaya çalışıldığı belirtildi. Müslümanların bu süreçte dini değerlere ve fıtrata sahip çıkması gerektiği vurgulandı.
Hutbe, Kur’an-ı Kerim’de yer alan; “Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi, razı olacağın işleri yapmayı bana nasip et. Neslimi de salih kimseler eyle” duasıyla sona erdi.
Esra Arpa