
2023 hedefine odaklanan Türkiye, 2000 yılların başından itibaren bu hedefine koşar adımlarla yürüyor, inanmak lafla olmaz, baş koymak gerekir sözünü doğrular yatırımlar birbiri ardına halkın hizmetine sunulmaya başlanıyordu. Her alanda kendini gösteren bu emeklerin en çok takdir alan ve halen daha kararlılıkla projelerin yürütüldüğü alanı ise savunma sanayisi olmuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde atılan yerli ve milli sanayi hamleleri, aslında tohumlarını rahmetli Necmettin Erbakan döneminde toprağa salmış idi. Davam adlı eserinde Erbakan Hoca, TOBB Başkanlığından ayrılıp siyasete atılma sebepleri arasında Türkiye’nin dışa bağımlılığını ortadan kaldırmak olduğunu birçok kere dile getirir. Necmettin Erbakan Hoca, sözde kalmaz tamamen milli sanayi ürünü olan Gümüş Motor üretilir ve biz bize yeteriz mesajı tüm dünyaya verilir, birlik ve beraberliğin ilk hamlesi de böylelikle de atılmış olur. Türkiye, etrafını çevreleyen kuşatıcı ve dışa bağımlı olan kabuğunu kırmak için büyük bir fırsat elde eder; ama ithalat bağımlılarının baskısından kurtulmak zordur, çünkü yabancı dostlar ne der anlayışı daha kırılamamıştır. Tüm engellemelere rağmen mili davanın yolcuları davalarından vazgeçmezler; çünkü onlar bilir ki,
Tohum saç, bitmezse toprak utansın,
Hedefe varmayan mızrak utansın.
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen,
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın.
İşte o yıllarda atılan tohum, 2000 yılların başında umutların yeniden yeşermesine neden olmuş, bayrağı milli ve yerli kuşaktan gelmiş olan Recep Tayyip Erdoğan almıştır. Türkiye’nin dışa bağımlı bir savunma sanayisinin olmasının en ağır sonuçlarının 1974 Kıbrıs Barış Hareketinde olduğu Erdoğan ve ekibi biliyor, müttefik ABD o gün silahlara ambargo koymasının sonuçlarının nelere bugün yol açtığını görüyorlardı. Diğer taraftan ise yıllardır ülkenin kanaya yarası olan terör belasının bitmemesinin sebeplerinden biri yerli bir haberleşme ve arazi kontrol sisteminin olmayışı idi ve Erdoğan bu sorunu da çözmeye kararlı idi. Başkan Erdoğan bu sorunu en iyi bilenlerden biri idi ve mutlaka yerli üretimle bu sorunu ebediyetten ortadan kaldıracaktı. Anaların gözyaşını akıtan, evlatları babasız bırakan, eşleri birbirinden ayıran, ülkenin enerjisini tüketen terör, kendi kazdığı çukura bir daha çıkmamak üzere gömülecekti. ASELSAN, MAKİMSAN, TSK, TÜBİTAK, TÜBA bu alanda çalışan hangi kurum ve kuruluşlar varsa hepsi seferber edilmiş, ortaya somut ürünlerin çıkması için düğmeye basılmıştı. O günler de hiç kimse bunun başarıya ulaşacağını tahmin etmiyor, bazıları ise yola çıkanları eleştiriyordu. Erdoğan ise kalpten inandığı ve her daim diliyle tekrar ettiği Durmak yok, yola devam sözüyle, düşecek diyenlere inat bayrağı surlara dikmeyi her daim başarmıştır. Biliyoruz ki inandığın gibi yaşamazsan, yaşadığını gibi inanmaya başlarsın. Cumhurbaşkanımız inandığı gibi yaşamaya ve tüm adımlarını inandığı davanın başarılı olması için atmış ve atmaya da devam ediyor. Bunu yaparken de zaman mefhumunu ortadan kaldırarak, yorulmadan, dinlenmeden, umutsuzluğa kapılmadan, hep ileriye, her yeni güne hedeften şaşmadan yürümeye devam ediyor. Ömrün uzun olsun, bu ülkenin sana daha çok ihtiyacı var. Günü okumanın yanı sıra, geleceğe ışık tutmak herhalde bu olsa gerektir.
Başkan Erdoğan ile savunma sanayisi durağan dönemden üretken döneme geçmiş, projeler birer ikişer gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Yerli ve milli hamleler milletin nezdinde karşılık bulmuş, Erdoğan’a duyulan güven günden güne artmıştır. Halk yıllarca yaşadığı dış bağımlılıktan kurtulmanın ilk adımlarıyla mutlu oluyor, Türk patentli ürünleri sayısının artması için desteğini hiç eksik etmiyordu. Uçak, tank, telefon, denizaltı, sondaj arama gemileri, işletim sistemleri, yazılımlar, solunum cihazları, insansız hava araçları ve daha nice milli sermaye ve gücün ürünleri sahada yerini alıyor, TEKNO-FEST ise bunları görücüye çıkaran oluyordu. Tüm bunlar elbette kendiliğinden olmuyor, dümende sağlam bir kaptan oturuyordu. Elde ki tüm imkânlar seferber ediliyor, Türkiye sevdalıları ile şimdi millileşme vaktidir türküleri hep bir ağızdan söyleniyordu.
Bir tarafta insansız hava aracı ANKA, yerli hava savunma sistemi KORAL, milli savaş gemimiz HEYBELİADA, yerli otomobilimiz TOGG, sondaj arama gemilerimiz Yavuz, Fatih ve Kanuni, tankımız ALTAY, savaş helikopterimiz ATAK, gemi savar füzemiz ATMACA, taktik tekerlik aracımız KİRPİ, acil müdahale gemimiz NENEHATUN, ağır torpido AKYA, seyir füzesi SOM, temel eğitim uçağı HÜRKUŞ, zırhlı polis aracı URAL, zırhlı muharebe aracı ARMA ve daha adını sayamadığımız nice milli adımlar herhalde göğsümüzü kabartmaya yetecek adımlardır. Bu sayılanların hepsinin bir dönem de olması ise tesadüf değildir. Demek ki inandıktan sonra yapılabilir ve kaynaklar tamamen ülke içinde kalabilirmiş. Son 20 yılda bunu gördük ve artık kendimize olan güvenimiz de tamdır. Elbette bunda en önemli etken cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Bize içimizde ki gücü tekrar hatırlatan ve iki günü birbirine eşit olan ziyandadır hadisi şerifinde ki çağrıya uyarak, her güne yeni projeler sunan cumhurbaşkanımız elbette halkın gönlünde her daim yerini koruyacaktır. Bu halk kendisine hizmet edeni hiçbir zaman unutmamış hangi görüşten olursa olsun desteğini vatandan yana olana kullanmıştır.
Tohum saç, bitmezse toprak utansın,
Hedefe varmayan mızrak utansın.
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen,
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın.
İşte o yıllarda atılan tohum, 2000 yılların başında umutların yeniden yeşermesine neden olmuş, bayrağı milli ve yerli kuşaktan gelmiş olan Recep Tayyip Erdoğan almıştır. Türkiye’nin dışa bağımlı bir savunma sanayisinin olmasının en ağır sonuçlarının 1974 Kıbrıs Barış Hareketinde olduğu Erdoğan ve ekibi biliyor, müttefik ABD o gün silahlara ambargo koymasının sonuçlarının nelere bugün yol açtığını görüyorlardı. Diğer taraftan ise yıllardır ülkenin kanaya yarası olan terör belasının bitmemesinin sebeplerinden biri yerli bir haberleşme ve arazi kontrol sisteminin olmayışı idi ve Erdoğan bu sorunu da çözmeye kararlı idi. Başkan Erdoğan bu sorunu en iyi bilenlerden biri idi ve mutlaka yerli üretimle bu sorunu ebediyetten ortadan kaldıracaktı. Anaların gözyaşını akıtan, evlatları babasız bırakan, eşleri birbirinden ayıran, ülkenin enerjisini tüketen terör, kendi kazdığı çukura bir daha çıkmamak üzere gömülecekti. ASELSAN, MAKİMSAN, TSK, TÜBİTAK, TÜBA bu alanda çalışan hangi kurum ve kuruluşlar varsa hepsi seferber edilmiş, ortaya somut ürünlerin çıkması için düğmeye basılmıştı. O günler de hiç kimse bunun başarıya ulaşacağını tahmin etmiyor, bazıları ise yola çıkanları eleştiriyordu. Erdoğan ise kalpten inandığı ve her daim diliyle tekrar ettiği Durmak yok, yola devam sözüyle, düşecek diyenlere inat bayrağı surlara dikmeyi her daim başarmıştır. Biliyoruz ki inandığın gibi yaşamazsan, yaşadığını gibi inanmaya başlarsın. Cumhurbaşkanımız inandığı gibi yaşamaya ve tüm adımlarını inandığı davanın başarılı olması için atmış ve atmaya da devam ediyor. Bunu yaparken de zaman mefhumunu ortadan kaldırarak, yorulmadan, dinlenmeden, umutsuzluğa kapılmadan, hep ileriye, her yeni güne hedeften şaşmadan yürümeye devam ediyor. Ömrün uzun olsun, bu ülkenin sana daha çok ihtiyacı var. Günü okumanın yanı sıra, geleceğe ışık tutmak herhalde bu olsa gerektir.
Başkan Erdoğan ile savunma sanayisi durağan dönemden üretken döneme geçmiş, projeler birer ikişer gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Yerli ve milli hamleler milletin nezdinde karşılık bulmuş, Erdoğan’a duyulan güven günden güne artmıştır. Halk yıllarca yaşadığı dış bağımlılıktan kurtulmanın ilk adımlarıyla mutlu oluyor, Türk patentli ürünleri sayısının artması için desteğini hiç eksik etmiyordu. Uçak, tank, telefon, denizaltı, sondaj arama gemileri, işletim sistemleri, yazılımlar, solunum cihazları, insansız hava araçları ve daha nice milli sermaye ve gücün ürünleri sahada yerini alıyor, TEKNO-FEST ise bunları görücüye çıkaran oluyordu. Tüm bunlar elbette kendiliğinden olmuyor, dümende sağlam bir kaptan oturuyordu. Elde ki tüm imkânlar seferber ediliyor, Türkiye sevdalıları ile şimdi millileşme vaktidir türküleri hep bir ağızdan söyleniyordu.
Bir tarafta insansız hava aracı ANKA, yerli hava savunma sistemi KORAL, milli savaş gemimiz HEYBELİADA, yerli otomobilimiz TOGG, sondaj arama gemilerimiz Yavuz, Fatih ve Kanuni, tankımız ALTAY, savaş helikopterimiz ATAK, gemi savar füzemiz ATMACA, taktik tekerlik aracımız KİRPİ, acil müdahale gemimiz NENEHATUN, ağır torpido AKYA, seyir füzesi SOM, temel eğitim uçağı HÜRKUŞ, zırhlı polis aracı URAL, zırhlı muharebe aracı ARMA ve daha adını sayamadığımız nice milli adımlar herhalde göğsümüzü kabartmaya yetecek adımlardır. Bu sayılanların hepsinin bir dönem de olması ise tesadüf değildir. Demek ki inandıktan sonra yapılabilir ve kaynaklar tamamen ülke içinde kalabilirmiş. Son 20 yılda bunu gördük ve artık kendimize olan güvenimiz de tamdır. Elbette bunda en önemli etken cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Bize içimizde ki gücü tekrar hatırlatan ve iki günü birbirine eşit olan ziyandadır hadisi şerifinde ki çağrıya uyarak, her güne yeni projeler sunan cumhurbaşkanımız elbette halkın gönlünde her daim yerini koruyacaktır. Bu halk kendisine hizmet edeni hiçbir zaman unutmamış hangi görüşten olursa olsun desteğini vatandan yana olana kullanmıştır.