
Doğu Türkistanlılar, Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti (DTSH) ve Doğu Türkistan Milli Hareketi (DTMH) aracılığıyla 5 Mayıs Salı günü Birleşmiş Milletler Dekolonizasyon Özel Komitesi'ne tarihi bir dilekçe sundu. Başvuru, Doğu Türkistan'ın resmen "Kendi Kendini Yönetemeyen Bölge" olarak kaydedilmesini talep ediyor.
Çin'in sömürgeci bir isim olan ve "Yeni Toprak" anlamına gelen "Sincan Uygur Özerk Bölgesi" olarak adlandırdığı Doğu Türkistan, 1949'daki Çin Halk Cumhuriyeti işgaline kadar egemen bir devletti (en son bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti olarak varlığını sürdürdü). Dilekçede; Çin kontrolünü meşrulaştıran herhangi bir devir anlaşmasının, halk oylamasının veya halkın özgür iradesini yansıtan bir belgenin hiçbir zaman var olmadığı vurgulanıyor. 76 yıllık işgal süresince, yerli Türk nüfusunun oranı %90’dan yaklaşık %55'e gerilerken, Çinli sömürgeci nüfusun oranı %5'in altından %42'nin üzerine çıkmıştır.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Cumhurbaşkanı Dr. Mamtimin Ala, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: "80'den fazla ulus, BM dekolonizasyon (sömürgecilikten kurtulma) çerçevesi aracılığıyla bağımsızlığını kazandı. Doğu Türkistan halkı artık aynı hakkı resmen talep ediyor. Mücadelemiz sadece bir insan hakları meselesi değil; uluslararası bir bağımsızlık mücadelesidir.
Bu tarihi başvuru; Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk halklarına yönelik 13. yılına giren soykırımı durdurmakta mevcut insan hakları mekanizmalarının yetersiz kalması üzerine yapıldı. BM’nin 2022 raporundaki 'insanlığa karşı suç' tespitlerine, ABD, İngiltere, Hollanda ve Kanada başta olmak üzere Avrupa'daki birçok ülke parlamentosunun 'soykırım' kararlarına rağmen; kitlesel toplama kampları ve zorla çalıştırma uygulamaları kesintisiz devam etmektedir. Son olarak Ocak 2026’da BM Özel Raportörleri, devlet eliyle yürütülen zorla çalıştırma transferlerinin uluslararası hukuka göre 'insanlığa karşı suç kapsamında köleleştirme’ teşkil edebileceği uyarısında bulunmuştur.”
Doğu Türkistan Milli Hareketi Başkanı ve Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Dışişleri Bakanı Salih Hudayar ise şu ifadeleri kullandı:"Bu soykırımın kökeninde Çin'in Doğu Türkistan'daki sömürgeci işgali yatmaktadır. Dekolonizasyon (sömürgecilikten kurtulma) ve bağımsızlık, insan haklarımızın ve varlığımızın tek garantisidir.”
25 sayfalık dosyada, Çin'in 2026 yılında yürürlüğe giren “Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası”nın, etnik ve kültürel yok etme aracı olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor. Dilekçe ile BM Genel Kurulu’ndan şu taleplerde bulunuluyor:
• ÇHC'nin, Doğu Türkistan üzerinde resmen bir "işgalci güç" olarak tanımlanması.
• Doğu Türkistan'ın devredilemez kendi kaderini tayin ve bağımsızlık hakkının teyit edilmesi.
• Tüm devletlerin ve BM kuruluşlarının, Doğu Türkistan halkının haklı bağımsızlık mücadelesine maddi ve manevi yardımda bulunması.
HABER MERKEZİ