
Erzurum’da kent savunmasının en önemli unsurları arasında yer alan ve 2024 yılında dönemin Erzurum Valisi, bugünün İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin öncülüğünde başlatılan “Erzurum-Tarihin İzinde Ecdada Vefa Projesi” kapsamında kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarına zimmetlenen tarihi tabyalardaki son durum içler acısı. 
Büyük ve Küçük Kiremitlik Tabyaları çevresinde çok sayıda içki şişesi, boş mermi kovanı, ateş yakıldığına dair izler ve çeşitli çöpler dikkat çekti.
Erzurum’un askeri tarihinin sessiz tanıkları olan tabyalar, bir kez daha korunma ve denetim tartışmalarını gündeme taşıdı. Kent savunmasında kritik rol üstlenen 23 tarihi tabya, 2024 yılında koruma bilincinin artırılması ve düzenli bakımının sağlanması amacıyla 23 farklı kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşuna zimmetlenmişti. Proje, dönemin Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi tarafından “ecdada vefa” anlayışıyla hayata geçirilmiş, her kurumun sorumluluğundaki tabyanın temizliği, çevre düzenlemesi ve korunmasına katkı sunması hedeflenmişti.
Kiremitlik tabyalarında dikkat çeken görüntüler
Ancak son günlerde Büyük Kiremitlik Tabyası ile Küçük Kiremitlik Tabyası çevresinde ortaya çıkan görüntüler, tarihi alanların hâlâ istenilen düzeyde korunamadığını gözler önüne serdi. Alanlarda çok sayıda içki şişesi, plastik atık, yiyecek ambalajı ve ateş yakıldığına işaret eden kalıntılar bulunurken, boş mermi kovanlarının görülmesi de dikkat çekti. Özellikle gece saatlerinde bölgenin kontrolsüz şekilde kullanıldığı yönündeki iddialar yeniden gündeme geldi.
Vatandaşlar, tarihi yapıların çevresinde oluşan manzaranın Erzurum’un kültürel mirasına yakışmadığını belirterek daha sık denetim yapılmasını istedi.
Sorumluluk iki kurumda
Valilik tarafından yapılan zimmetlendirme kapsamında Küçük Kiremitlik Tabyası'nın sorumluluğu Erzurum Turizm, Tanıtım ve Kalkınma Derneği’ne (ERTUTAK), Büyük Kiremitlik Tabyası'nın sorumluluğu ise Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne verilmişti.
Edinilen bilgilere göre kurumlar belirli periyotlarla temizlik çalışmaları gerçekleştiriyor. Ancak tarihi alanların açık bölgelerde bulunması ve özellikle akşam saatlerinde kontrolsüz kullanılması nedeniyle yapılan temizliklerin kısa sürede etkisini kaybettiği ifade ediliyor.
Tarihi savunma hattının önemli parçaları
Atatürk Üniversitesi Kampüsü ile Yenişehir semti arasında bulunan Kiremitlik Tepesi üzerindeki Büyük Kiremitlik Tabyası, Sultan Abdülaziz döneminde 1867-1872 yılları arasında inşa edildi. Palandöken Geçidi üzerinden Erzurum’a gelebilecek saldırıları önlemek amacıyla yapılan tabya, iki katlı bölümleri, tonozlu yapısı ve 13 odalı savunma düzeniyle dönemin askeri mimarisinin önemli örnekleri arasında gösteriliyor.
Büyük Kiremitlik Tabyası’nın doğusunda yer alan Küçük Kiremitlik Tabyası da 1872 yılında aynı savunma hattını güçlendirmek amacıyla inşa edildi. Her iki tabya da 93 Harbi ve Birinci Dünya Savaşı sırasında aktif olarak kullanıldı ve Erzurum’un savunmasında önemli görev üstlendi.
Çalıştay yapılmıştı
Öte yandan Erzurum’daki tabyaların korunması, restore edilmesi ve turizme kazandırılması amacıyla geçtiğimiz yıl Doğu Cephesi Tarihi Alanları Çalıştayı düzenlenmiş, uzmanlar ve ilgili kurumlar tarihi savunma yapılarının geleceğini masaya yatırmıştı.
Çalıştayda tabyaların yalnızca korunmasının değil, kültür ve turizm rotalarına dahil edilmesinin de önemi vurgulanmıştı. Ancak Kiremitlik tabyalarında ortaya çıkan son görüntüler, yapılan çalışmaların yanı sıra güvenlik ve denetim mekanizmalarının da güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Sorun temizlik değil, koruma
Tarihi alanlarda görülen manzara, sorunun yalnızca çevre temizliği olmadığını gösteriyor. Kurumlar düzenli temizlik çalışmaları yürütse de, tarihi yapıların çevresinde içki tüketilmesi, ateş yakılması ve boş kovanların bulunması, alanların etkin şekilde korunamadığı yönündeki eleştirileri beraberinde getiriyor.
Vatandaşlar , Erzurum’un askeri tarihinin en önemli miraslarından olan tabyaların gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için yalnızca temizlik faaliyetlerinin değil, düzenli güvenlik denetimlerinin, kamera sistemlerinin ve caydırıcı tedbirlerin de hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Manolya Bulut