
1982 yılında, büyükannesini kurtaran Türklerin onuruna “Kardaş” adını alan Onnig, 2001’de işgal altındaki Karabağ’da kurulan ayrılıkçı yönetimin davetiyle Şuşa’ya gitti. Ermeni diasporasından bölgeye gelen ilk “yerleşik sanatçı” olarak beş ayı aşkın süre kalan Onnig, bu süreçte tanık olduklarının kendisini derinden sarstığını belirtiyor.
ABD’ye döndükten sonra deneyimlerini “Vahşi Şık: Kafkasya’nın Aptal Günlüğü” (Savage Chic: A Fool’s Chronicle of the Caucasus) adlı kitabında toplayan yazar, Karabağ’da sivillere yönelik işlenen suçların bazı çevrelerde “kahramanlık” olarak sunulmasını sert bir dille eleştiriyor. Kitabın yayımlanmasının ardından, ailesi dahil bazı Ermeniler tarafından dışlandığını ifade eden Onnig, buna karşın bazı okurların kendisini “en dürüst Ermeni yazar” olarak nitelendirdiğini aktarıyor.
Onnig, uzun yıllar Ermenistan’da görev yapan üst düzey isimlerin (Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan) Karabağ’daki faaliyetlerini eleştirdiği için Ermenistan’da “vatan haini” ilan edildiğini ve takibe uğradığını da dile getiriyor. Yazar, “Gördüklerimi yazmaya mecburdum. Yaşananların normalleştirilmesi korkunçtu” sözleriyle gerekçesini açıklıyor.
Kitapta yer alan tanıklıklarda, sivillerin hedef alındığı saldırılar, yağmalama iddiaları ve askerler arasında şiddetin sıradanlaştırıldığına dair anlatımlar bulunuyor. Onnig, Şuşa’nın işgalinin ardından kentin sistematik biçimde yağmalandığını, evlere ait parçaların dahi sökülerek taşındığını yazıyor; bazı komutanların Azerbaycanlıları “insanlıktan çıkaran” bir dil kullandığını öne sürüyor.
Yazar, Şuşa’da gördüklerinin ardından milliyetçi söylemlere mesafe aldığını belirterek şu ifadeleri kullanıyor: “Oraya bir Ermeni vatanseveri olarak gittim, ama insanlığa sığmayan manzaralarla karşılaştım. Bu yüzden katı bir milliyetçilik karşıtı olarak döndüm.”
Onnig, kitabını “Ermeni halkı bilsin diye” yazdığını vurguluyor ve şu cümlelerle noktayı koyuyor: “Sessiz kalabilirdim. Ama gördüğüm bakışlar susmama izin vermedi. ‘Zafer’ diye anlatılanların ardında masum insanların acısı var.”
Nesrin DEMİR