
Erzurum’da topluma kazandırma ve istihdam odaklı önemli bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Erzurum Ticaret Borsası ve Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi iş birliğiyle, Atatürk Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ATASEM) tarafından yürütülen sertifikalı aşçılık eğitimi programının lansmanı Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde gerçekleştirildi.
Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Teknik Destek Programı kapsamında desteklenen proje ile denetimli serbestlik statüsünde bulunan 16 katılımcıya dört hafta sürecek uygulamalı eğitim verilecek. Eğitimler, Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi uygulama alanları ile üniversitenin merkezi yemekhane mutfağında gerçekleştirilecek. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifika verilecek ve Erzurum’daki lokanta ile catering işletmelerinde istihdam edilmeleri hedeflenecek. Proje eğitmenliğini ise Turizm Fakültesi’nden Öğr. Gör. Burak Başar ve Öğr. Gör. Ferhat Boztoprak yapacak.
Projenin temel amacı katılımcıların mesleki bilgi ve becerilerini artırmak, iş gücü piyasasına entegrasyonlarını sağlamak ve girişimcilik kapasitelerini geliştirerek kendi iş yerlerini kurmalarına zemin hazırlamak.
“Turizm sektörü kalifiye eleman kazanacak”
Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, projenin sektör açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi; “Turizm sektörüne yetişmiş belgelendirilmiş ve kalifiye aranan eleman diye, hizmet sektörü olarak hep aradığımız kişileri kazandırmış olacağız. Tabi bu projenin ilk etabı. İnşallah ikinci üçüncü ile de devam etmeyi düşünüyoruz. Bundan bağımsız olarak da Erzurum’daki gençlerimize gastroekonomi projesi hazırlıyoruz. Onu da kısa süre içinde inşallah aynı bu formatta aktif hale getireceğiz.”
“Bu belge bir altın bilezik”
Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir ise projenin sosyal boyutuna vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı; “Kimse cezaevine girmek istemez. Burası bir kader noktasıdır. Bu olaylar gerçekleştikten sonra tekrar geri dönüşler en çok üzüldüğümüz noktalar. Denetimli serbestlik sürecinde belli bir eğitime tabi tutuluyorlar. Malum hayat geçim dünyası ve bunun için çalışmak gerekiyor. Arkadaşlarımızın bu noktada iş bulmada zorlandıklarını belli bakış açılarından dolayı da görüyorum. İnsanların cezaevinden ayrılmış kişilere bakış açısı yanlış olabiliyor veya tedirgin olabiliyorlar. Biz de bu noktada ne yapabiliriz dedik ve böyle bir proje ortaya çıktı. Arkadaşlarımız burada hocalarımız liderliğinde eğitim alacaklar. Bu eğitimin neticesinde belgeler alacaklar. Ki bu belge çok kıymetli. Ulusal ve uluslararası akreditasyonu olan bir belge. Bu belgeyle rahatlıkla iş bulabilecek bir altın bilezik diyebileceğimiz bir belge. Daha ilerisi için de projelerimiz var. Burada çok başarı sağlamış arkadaşlarımıza finans desteği sağlanması kendi iş yerini açması gibi. Bunlar zamanla hayata geçecek projeler. Türkiye’de ilk kez uygulanan bir sistem. Güzel sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.”
“Üniversite bilgisini toplum için kullanıyoruz” Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da üniversitenin toplumsal sorumluluğuna dikkat çekerek şöyle konuştu; “Biz bilimi toplum için yapmaya yönlenen ve bu yönde mesafe almaya çalışan bir üniversiteyiz. Dolayısıyla akademik birikimimizi ve gücümüzü toplumun problemlerini çözmeye dönük olarak kullanmaya çalışıyoruz. Biz de üniversite olarak bütün imkanlarımızla bu projeye destek vermek için uğraşıyoruz ve başarılı olması için elimizden geleni yapacağız. Burada gastronomi konusunda bir yetenek kazanması tecrübe elde etmesi ve sonrasında aranan kişiler olması aslında kendisinin iş araması değil kendisini aramaları şeklinde bir önemli durum söz konusu olabilir. Biz bu noktada tüm hocalarımızla birlikte ilgili bilgi ve yetenekleri kendilerine vermek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bunun bir örnek olması açısından da Atatürk Üniversitesi’nin önemli bir projesi olarak görüyoruz.”
“Yeni bir hayat, yeni bir umut”
Projeye katılan denetimli serbestlik kapsamındaki bireyler ise programın hayatlarında yeni bir sayfa açtığını dile getirdi.
Hükümlü Cihan Karapınar, yaşadığı zorlukları şu sözlerle ifade etti; “Eski hayatımıza dair çok şeylerimizi geride bıraktık. Çok şükür bize yeni kapılar açıldı. Allah hepsinden razı olsun. İş hayatımızda nereye gitsek dosyalarımızdan dolayı sicilimiz olduğundan dolayı kimse bizi işe almıyordu. Sağolsun bize böyle bir proje sundular. İş hayatımız oldu. Geleceğimiz olacak.”
Hükümlü Tahsin Naz ise duygularını şöyle paylaştı; “Yeni bir hayat yeni bir umut. Allah razı olsun devletimizden. Daha önce yaşamış olduğumuz kötü günleri geride bıraktık. İş kaybı yaşamışız. İnsanların bize bakış açısı da çok değişik gerçekten. Bu yapılan programda devlet, bizlerin hayallerine ve hayatlarına dokundu. İnşallah bu saatten sonra biz de devletimizin yüzünü kara çıkarmayacağız. Bizden sonra gelecek bu programlara dahil olacak arkadaşlar için öncüyüz. Biz de bunu layıkıyla yerine getirmeye çalışacağız. Destek olan kim varsa Allah onlardan razı olsun. Çocuklarımıza örnek olacağız. Devletimize vermiş olduğumuz sözleri yerine getireceğiz. Yeter ki bu programların devamı olsun. Yeter ki devletimiz bize sahip çıksın şu anda sahip çıktığı gibi.”
Manolya Bulut
Projenin temel amacı katılımcıların mesleki bilgi ve becerilerini artırmak, iş gücü piyasasına entegrasyonlarını sağlamak ve girişimcilik kapasitelerini geliştirerek kendi iş yerlerini kurmalarına zemin hazırlamak.

“Turizm sektörü kalifiye eleman kazanacak”
Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, projenin sektör açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi; “Turizm sektörüne yetişmiş belgelendirilmiş ve kalifiye aranan eleman diye, hizmet sektörü olarak hep aradığımız kişileri kazandırmış olacağız. Tabi bu projenin ilk etabı. İnşallah ikinci üçüncü ile de devam etmeyi düşünüyoruz. Bundan bağımsız olarak da Erzurum’daki gençlerimize gastroekonomi projesi hazırlıyoruz. Onu da kısa süre içinde inşallah aynı bu formatta aktif hale getireceğiz.”

“Bu belge bir altın bilezik”
Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir ise projenin sosyal boyutuna vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı; “Kimse cezaevine girmek istemez. Burası bir kader noktasıdır. Bu olaylar gerçekleştikten sonra tekrar geri dönüşler en çok üzüldüğümüz noktalar. Denetimli serbestlik sürecinde belli bir eğitime tabi tutuluyorlar. Malum hayat geçim dünyası ve bunun için çalışmak gerekiyor. Arkadaşlarımızın bu noktada iş bulmada zorlandıklarını belli bakış açılarından dolayı da görüyorum. İnsanların cezaevinden ayrılmış kişilere bakış açısı yanlış olabiliyor veya tedirgin olabiliyorlar. Biz de bu noktada ne yapabiliriz dedik ve böyle bir proje ortaya çıktı. Arkadaşlarımız burada hocalarımız liderliğinde eğitim alacaklar. Bu eğitimin neticesinde belgeler alacaklar. Ki bu belge çok kıymetli. Ulusal ve uluslararası akreditasyonu olan bir belge. Bu belgeyle rahatlıkla iş bulabilecek bir altın bilezik diyebileceğimiz bir belge. Daha ilerisi için de projelerimiz var. Burada çok başarı sağlamış arkadaşlarımıza finans desteği sağlanması kendi iş yerini açması gibi. Bunlar zamanla hayata geçecek projeler. Türkiye’de ilk kez uygulanan bir sistem. Güzel sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.”

“Üniversite bilgisini toplum için kullanıyoruz” Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da üniversitenin toplumsal sorumluluğuna dikkat çekerek şöyle konuştu; “Biz bilimi toplum için yapmaya yönlenen ve bu yönde mesafe almaya çalışan bir üniversiteyiz. Dolayısıyla akademik birikimimizi ve gücümüzü toplumun problemlerini çözmeye dönük olarak kullanmaya çalışıyoruz. Biz de üniversite olarak bütün imkanlarımızla bu projeye destek vermek için uğraşıyoruz ve başarılı olması için elimizden geleni yapacağız. Burada gastronomi konusunda bir yetenek kazanması tecrübe elde etmesi ve sonrasında aranan kişiler olması aslında kendisinin iş araması değil kendisini aramaları şeklinde bir önemli durum söz konusu olabilir. Biz bu noktada tüm hocalarımızla birlikte ilgili bilgi ve yetenekleri kendilerine vermek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bunun bir örnek olması açısından da Atatürk Üniversitesi’nin önemli bir projesi olarak görüyoruz.”
“Yeni bir hayat, yeni bir umut”
Projeye katılan denetimli serbestlik kapsamındaki bireyler ise programın hayatlarında yeni bir sayfa açtığını dile getirdi.Hükümlü Cihan Karapınar, yaşadığı zorlukları şu sözlerle ifade etti; “Eski hayatımıza dair çok şeylerimizi geride bıraktık. Çok şükür bize yeni kapılar açıldı. Allah hepsinden razı olsun. İş hayatımızda nereye gitsek dosyalarımızdan dolayı sicilimiz olduğundan dolayı kimse bizi işe almıyordu. Sağolsun bize böyle bir proje sundular. İş hayatımız oldu. Geleceğimiz olacak.”
Hükümlü Tahsin Naz ise duygularını şöyle paylaştı; “Yeni bir hayat yeni bir umut. Allah razı olsun devletimizden. Daha önce yaşamış olduğumuz kötü günleri geride bıraktık. İş kaybı yaşamışız. İnsanların bize bakış açısı da çok değişik gerçekten. Bu yapılan programda devlet, bizlerin hayallerine ve hayatlarına dokundu. İnşallah bu saatten sonra biz de devletimizin yüzünü kara çıkarmayacağız. Bizden sonra gelecek bu programlara dahil olacak arkadaşlar için öncüyüz. Biz de bunu layıkıyla yerine getirmeye çalışacağız. Destek olan kim varsa Allah onlardan razı olsun. Çocuklarımıza örnek olacağız. Devletimize vermiş olduğumuz sözleri yerine getireceğiz. Yeter ki bu programların devamı olsun. Yeter ki devletimiz bize sahip çıksın şu anda sahip çıktığı gibi.”
Manolya Bulut