
Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını “Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı” ilan etmesinin ardından yaptığı açıklamada, Erzurum’da kadınların tarımsal üretimdeki rolünün her geçen gün daha da önem kazandığını söyledi. Kadın emeğinin görünür kılınması gerektiğini vurgulayan Yağanoğlu, özellikle gençlerin yeniden toprağa yönlendirilmesinin kırsal kalkınma açısından hayati olduğunu belirtti.
Birleşmiş Milletler’in 2026 kararının, kadınların tarımdaki alın terinin ve katkısının artık hak ettiği değeri görmesi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Yağanoğlu, Erzurum’da tarımın yalnızca bir ekonomik faaliyet olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve kültürel miras olduğunu ifade etti.
“Kadınlar gerçek ekonominin mimarları”
Erzurum’da sabahın erken saatlerinde ahıra koşan, tarlada çalışan, üretimin her aşamasında yer alan kadınların yıllarca “yardımcı” olarak görüldüğünü dile getiren Yağanoğlu, “Oysa onlar Erzurum’un gerçek ekonomisinin mimarlarıdır. Toprağın sessiz ama vazgeçilmez kahramanlarıdır” dedi. Anadolu’nun tarımsal üretim kültürünün nesilden nesile aktarılan bilgi ve emekle ayakta kaldığını belirten Yağanoğlu, bu kültürel mirasın en güçlü taşıyıcılarının kırsalda yaşayan kadınlar olduğunu kaydetti.
Kadın kooperatifleri umut veriyor
Erzurum’da kadınların öncülüğünde kurulan kooperatiflerin önemli başarılar elde ettiğini ifade eden Yağanoğlu, Pasinler ilçesindeki Yiğitpınarı, Taşkaynak ve Övenler Kalkınma Kooperatifi’nin 31 kadın tarafından kurulduğunu hatırlattı. Avrupa Birliği ve Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle tarım makineleri edinen kooperatif üyelerinin hem tarlada üretim yaptığını hem de süt ürünleri ve organik ürünleri pazara sunduğunu söyledi.
Merkezde faaliyet gösteren Erzurum Kadın Kooperatifi’nin ise 2019 yılında 7 kadınla başladığını, bugün 50’den fazla ürün çeşidine ulaştığını belirten Yağanoğlu; bal, peynir, tereyağı ve pekmez gibi ürünlerin hem yerel hem de ulusal pazarda yer bulduğunu ve kadın emeğinin markalaştığını ifade etti.
“Gençleri toprağa döndüremezsek geleceği kaybederiz”
Ancak tabloya ilişkin kaygılarını da dile getiren Yağanoğlu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre kadın çiftçilerin yaş ortalamasının 61 olduğunu, çiftçilerin yalnızca yüzde 5’inin 18–32 yaş aralığında bulunduğunu belirtti. Köylerin hızla boşaldığına dikkat çeken Yağanoğlu, “Gençleri, özellikle genç kızları toprağa döndüremezsek yalnızca üretimi değil, kırsal yaşamı ve geleceğimizi de kaybederiz” dedi.
Somut adım çağrısı
Yağanoğlu, kadın çiftçilerin güçlendirilmesi için şu önerileri sıraladı: “Kadın çiftçilere özel yüzde 50–70 hibeli destek programlarının hayata geçirilmesi, Sigorta ve emeklilik güvencesi başta olmak üzere sosyal hakların güçlendirilmesi, Dijital tarım araçları ve modern eğitim programlarının köylere ulaştırılması, Kadınların tarımsal karar mekanizmalarında eşit temsil edilmesi, Kooperatifleşmenin teşvik edilerek Erzurum ürünlerinin markalaştırılması ve küresel pazarlara açılması.”
Çiftçiliğin artık yalnızca kol gücüne dayalı bir meslek olmadığını vurgulayan Yağanoğlu, bilgi, teknoloji ve girişimcilikle desteklenen tarımın gençler için önemli bir kariyer ve liderlik alanı sunduğunu ifade etti. “Köyler boş kalmamalı, gençler toprağa dönmelidir” diyen Yağanoğlu, toprağı öğrenenin geleceği üreteceğini sözlerine ekledi.
Fotoğraf: AA
Şeyma TAHİR
Birleşmiş Milletler’in 2026 kararının, kadınların tarımdaki alın terinin ve katkısının artık hak ettiği değeri görmesi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Yağanoğlu, Erzurum’da tarımın yalnızca bir ekonomik faaliyet olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve kültürel miras olduğunu ifade etti.
“Kadınlar gerçek ekonominin mimarları”
Erzurum’da sabahın erken saatlerinde ahıra koşan, tarlada çalışan, üretimin her aşamasında yer alan kadınların yıllarca “yardımcı” olarak görüldüğünü dile getiren Yağanoğlu, “Oysa onlar Erzurum’un gerçek ekonomisinin mimarlarıdır. Toprağın sessiz ama vazgeçilmez kahramanlarıdır” dedi. Anadolu’nun tarımsal üretim kültürünün nesilden nesile aktarılan bilgi ve emekle ayakta kaldığını belirten Yağanoğlu, bu kültürel mirasın en güçlü taşıyıcılarının kırsalda yaşayan kadınlar olduğunu kaydetti.
Kadın kooperatifleri umut veriyor
Erzurum’da kadınların öncülüğünde kurulan kooperatiflerin önemli başarılar elde ettiğini ifade eden Yağanoğlu, Pasinler ilçesindeki Yiğitpınarı, Taşkaynak ve Övenler Kalkınma Kooperatifi’nin 31 kadın tarafından kurulduğunu hatırlattı. Avrupa Birliği ve Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle tarım makineleri edinen kooperatif üyelerinin hem tarlada üretim yaptığını hem de süt ürünleri ve organik ürünleri pazara sunduğunu söyledi.
Merkezde faaliyet gösteren Erzurum Kadın Kooperatifi’nin ise 2019 yılında 7 kadınla başladığını, bugün 50’den fazla ürün çeşidine ulaştığını belirten Yağanoğlu; bal, peynir, tereyağı ve pekmez gibi ürünlerin hem yerel hem de ulusal pazarda yer bulduğunu ve kadın emeğinin markalaştığını ifade etti.
“Gençleri toprağa döndüremezsek geleceği kaybederiz”
Ancak tabloya ilişkin kaygılarını da dile getiren Yağanoğlu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre kadın çiftçilerin yaş ortalamasının 61 olduğunu, çiftçilerin yalnızca yüzde 5’inin 18–32 yaş aralığında bulunduğunu belirtti. Köylerin hızla boşaldığına dikkat çeken Yağanoğlu, “Gençleri, özellikle genç kızları toprağa döndüremezsek yalnızca üretimi değil, kırsal yaşamı ve geleceğimizi de kaybederiz” dedi.
Somut adım çağrısı
Yağanoğlu, kadın çiftçilerin güçlendirilmesi için şu önerileri sıraladı: “Kadın çiftçilere özel yüzde 50–70 hibeli destek programlarının hayata geçirilmesi, Sigorta ve emeklilik güvencesi başta olmak üzere sosyal hakların güçlendirilmesi, Dijital tarım araçları ve modern eğitim programlarının köylere ulaştırılması, Kadınların tarımsal karar mekanizmalarında eşit temsil edilmesi, Kooperatifleşmenin teşvik edilerek Erzurum ürünlerinin markalaştırılması ve küresel pazarlara açılması.”
Çiftçiliğin artık yalnızca kol gücüne dayalı bir meslek olmadığını vurgulayan Yağanoğlu, bilgi, teknoloji ve girişimcilikle desteklenen tarımın gençler için önemli bir kariyer ve liderlik alanı sunduğunu ifade etti. “Köyler boş kalmamalı, gençler toprağa dönmelidir” diyen Yağanoğlu, toprağı öğrenenin geleceği üreteceğini sözlerine ekledi.
Fotoğraf: AA
Şeyma TAHİR