
Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü son sınıf öğrencisi 24 yaşındaki Enes Öztürk, yalnızca 4 bin TL bütçeyle hayata geçirdiği “Tekno Çoban” belgeseliyle 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması Belgesel Dalı’nda birincilik ödülünü kazandı. Geleneksel çobanlığı teknolojiyle buluşturan İsmail Akkaş’ın hikayesini 14 dakika 32 saniyelik bir yapımla beyaz perdeye taşıyan Öztürk ve ekibi, 3 günlük çekim sürecinde ortaya koydukları eserle büyük prodüksiyonlu yapımları geride bırakmayı başardı. “Tekno Çoban” ile 7 ayrı festivalde finalist olmanın gururunu yaşayan genç yönetmen Enes Öztürk, belgeselin ortaya çıkış sürecini, ödül sevincini ve geleceğe yönelik hedeflerini gazetepusula.net muhabiri Şeyma Tahir’in sorularını yanıtladı.

Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması Belgesel Dalı’nda birincilik ödülüne layık görüldünüz, neler hissediyorsunuz?
Yaklaşık 7 yıldır aktif olarak görüntü, video, fotoğraf işleriyle uğraşmaktayım. Son 1 yıldır da sinemanın içerisindeyim. Okulda pek çok çalışma yaptık en son kendi projemi yapmak için işe koyuldum. Projemin ses getireceğine inanıyordum. Finalist olarak Adana’ya çağrıldığımda çok heyecanlandım. Altın Koza’da olmak, sinema sektörünün en iyileriyle buluşmak bir ayrıcalıktı. Bunu oraya gidince fark ediyorsunuz. Tabi ben Altın Koza’nın geleceğini ummuyordum. ‘Erzurum’dan kalkıp kim gitmiş ki biz gideceğiz’ dedim ama yine de gönderip şansımı denemek istedim. Tabi finalist olacağımızdan hiç haberimiz yoktu. Bir mail geldi: “Tebrikler, finalist oldunuz. Gerekli evrakları iletin” diye. İnanmadım, kapattım, bir daha baktım. Çünkü mümkün değil diyordum. Doğu’dan bir ürün çıkacak ve gençler bunu yapacak. Sonuç olarak başarmıştık ve çok gurur duyduk yaptığımız işle.

‘Tekno Çoban’ hikayesi nereden aklınıza geldi?
Tekno Çoban hikayesinin öncesinde arkadaşlarıma bir çoban hikayesi çekmek istediğimi söylüyordum. Nasıl bir çoban çekeceğimi bilmiyorum ama sıradan bir çobanın hikayesinin kimsenin merakını uyandırmayacağını da düşünüyordum. Ben Erzurum’un Narman ilçesinde doğdum büyüdüm ve belgeseldeki İsmail abiyi de Oltu’dan zaten tanıyorduk. Hikaye böyle başladı. Önce bu belgeseli kaleme aldım. Daha sonra İsmail abiyle görüşüp, onay aşamalarını hallettik. Tanışmak için ailesiyle beraber yaşadıkları Toprakkale köyüne gittik. Çevresini, yaşadığı yeri, hayvanlarını güttüğü yeri gördük ve bu konuya nasıl baktığını sorduk. O ve ailesi de onay verince çekimlere başladık. Yaklaşık 2 ay boyunca ben projeyi yazdım. 2 aylık bir çekim senaryosu hazırlandı. Çekimler 3 gün sürdü ve her şey planladığımız gibi gerçekleşti. Çekimden sonra da ise 3-4 gün de post prodüksiyon kurgu aşamasına girildi.

Tekno Çoban’ın konusu nedir, İzleyiciye ne anlatıyor?
‘Tekno Çoban’ belgeselinde benim bir alt başlığım var. O da: "Gelenekle Gelecek Arasında" bu cümle belgeseli özetler nitelikte. Belgesel, teknolojiyle işini harmanlayıp çobanlığı kolaylaştıran bir çobanın hikayesi. Burada mesele çobanın yorulmaması. Koyun, keçi dağa çıkar, çobanın ise onların peşine gitmesi gerekiyor oradan indirmesi için. Buna gerek duymuyor, dronu kaldırıyor ve hayvanlar o dronun sesiyle aşağı doğru iniyorlar. Böylece çoban kendini yormamış oluyor. Asıl amacımız ‘Bu adam kim ve diğer çobanlardan farkı ne? sorusunu ele almak oldu. Köy yaşantısını dramatize etmeden bir iş ortaya koymaya çalıştık. Genellikle bizim coğrafyamızda çekilen filmlerde dram ve olumsuz şartlar merkeze oturtuluyor. Bu çerçevede İsmail Akkaş’ın bir gününü, aile yaşamını belgeselde ele aldık ve hikayesini çektik.

Belgeselde kaç kişi yer aldı, kamera önünde ve arkasında nasıl bir ekip var?
Belgeselde kamera önünde ve arkasında toplam 17 kişi yer aldı. Belgeselin yazarlığını, yönetmenliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurgusunu ben yaptım, yardımcı yönetmenlik görevini İremnur İşçi ve Sibel Ergani yürüttü. Uygulayıcı yapımcılığını Canip Koç'un üstlendiği ekipte Berkay Hiçyılmaz ışık ve ses, Yunus Emre Toksöz kamera asistanlığı, Busenur Akyol ise kamera arkası görevini üstlendi. Altyazı çevirileri Kaan Erarslan, Büşra Yıldız, İremnur İşçi ve Sibel Ergani tarafından hazırlandı. Ayrıca belgeselin hayata geçirilmesine katkı sunan ve hikayelerini ekiple paylaşan başkahraman İsmail Akkaş'ın yanı sıra Ceylan Akkaş, Şahin Gültekin Akkaş, Fatma Yıldız, Şefika Uğur, Mehmet Solmun, Ahmet Emir Akkaş ve Aybüke Peker Akkaş da yapımda yer aldı. Ekip, kendilerine evlerinin ve kalplerinin kapılarını açan tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.
Prestijli bir ödülü öğrenci olarak kazandınız, size birincilik getiren bu belgeselin bütçesi ne kadar? Bu süreçte size kimler destek oldu?
Belgeselin ilk gününden son gününe kadar tüm olumsuzlukları bir mazeret olarak görmedik aksine hikayemizin itici gücü olarak gördük. Her zorlukta bir kolaylık vardır düşüncesiyle biz zaten bu filmi çektik. Elimizde ise çok fazla bir imkanımız yoktu. Ekip arkadaşlarımın hepsi bana gönülden destek oldular. Onlara "Ben bu filmi çekeceğim ama size bir şey vaat etmiyorum" dedim. Onlarda sağ olsunlar bana destek oldular. Çünkü bir inanmışlık vardı. “Sen yaparsın, sen yapmayacaksın kim yapacak" dediler ve böylece işe koyulduk. Belgeselin maliyeti ise 4 bin TL tuttu. Ekip olarak dağda taşta zorlukalr yaşadık ama of bile demediler. Çünkü bizim bir şeyleri kanıtlamamız gerekiyordu. Bir yere gelip bir yerden sonra destek alıp gitmek daha mantıklı geldi.
Ayrıca proje sürecinde bize destek olan Oltu Belediyesi'ne, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erhan Çiftgül'e, Murat Öztürk, Ahmet Öztürk, Murat Özer ve Zahit Susam'a sonsuz teşekkür ederiz.
Sinema adına gelecekteki hedefiniz nedir?
Ben bu iş için doğduğuma inanıyorum.7 yıldır çekim yapıyor, bir şeyler kurguluyorum. Kısacası yaşantım bu oldu. İlerleyen dönemlerde de sinema ile iç içe olmak ve bu işi ileriye taşımak istiyorum. Özellikle sinemanın mevcut durumuna da bakarsak öz kimlik çalışmaları yapmak istiyorum. Bu toprakları daha çok anlatmak, kimliğimizi de kaybetmeden gelecek nesillere bir şeyler bırakmak istiyorum. İnsan hikayelerini çok seviyorum. Özellikle hiç duyulmamış, bilinmeyen şeyleri anlatmak istiyorum.

Tarzını, üslubunu örnek aldığınız bir yönetmen var mı?
Ben her yönetmenden bir şeyi örnek alıyorum. Her yönetmenin tarzı farklıdır. Sen o tarzlar içerisinden kendi tarzını bulursun. İnsanın gözünün farklı şeyleri izleyerek, takip ederek gelişebileceğine inanıyorum. Bu yüzden özellikle her şeyi izleyip, takip etmeye çalışıyorum.

Son günlerde belgeselde yer alan İsmail Akkaş’ın (Tekno Çoban) yayınladığı bir video herkesin dikkatini çekti. Sizin kendisine belgeseli izletmediğiniz yönünde iddiaları var bu konuda neler söylemek istersiniz?
Ben ve ekibim yaşanan bu durumdan oldukça rahatsızız. Böyle düşünülmesine de üzüldük. Çünkü gerçekler çok farklı. Bu tarz festivallerde süreç hala devam ettiği ve gösterim yapılmadığı için filminizi göndermeniz veya bir yerde yayınlatmanız yasak. Kendisi ile iletişime geçmek için yanına dahi gittik ama bizimle görüşmedi. Hem İsmail abi hem de ailesi bizim için çok kıymetli. Sosyal medyada aslı astarı olmayan bilgilere itibar edilsin istemiyoruz.
