
Milli Mücadele’nin temel taşlarından Erzurum Kongresi’nin önemli isimlerinden Süleyman Necati Güneri’nin İstanbul Merkez Efendi Mezarlığı’ndaki kabri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı Kültür Varlıkları Projeler Şube Müdürlüğü tarafından aslına sadık kalınarak onarıldı. Erzurum’un Millî Mücadele’deki sesini Albayrak Gazetesi ile duyuran Güneri’nin mezarı, Erzurum Kongresi’nin 107’nci yıl dönümünde anlamlı bir vefa ile yeniden ayağa kaldırıldı.
Araştırmacı-yazar Alparslan Kotan, Süleyman Necati Güneri’nin Erzurum’un Milli Mücadele hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Albayrak Gazetesi ile şehrin haklı mücadelesini duyurduğunu ve Erzurum Kongresi sürecinde kritik görevler üstlendiğini ifade eden Kotan sözlerini şöyle sürdürdü: “Güneri’nin Erzurum için taşıdığı önem yenilenen mezar taşında da belli oluyor. Taşın üzerinde Albayrak Gazetesi Sahibi, Erzurum Kongresi Kurucusu, Millî Mücadele Banisi, Eski Erzurum Mebusu, Ebedî Ata’nın Fikir Arkadaşı ve Dostu, Bu Devlete Münevver Evlatlar Yetiştiren Darüşşafaka Lisesi ile İstanbul Kız Lisesi Tarih Coğrafya Muallimliğinden Emekli S. Necati Güneri Burada Metfundur. Ruhuna Fatiha yazıyor.”
Erzurum’un direniş hafızasında önemli bir isim
1889 yılında o dönem Erzurum’a bağlı olan Kiğı’da dünyaya gelen Süleyman Necati Bey, babasının memuriyeti nedeniyle bulunduğu Konya’da Hukuk Mektebi’ni tamamladı. Konya Tahsilat ve Nüfus Dairesi, Konya Vilayeti ve Ziraat Bankası’nda çeşitli görevlerde bulunan Necati Bey, 1912 yılında Kiğı’dan Erzurum Meclis-i Umumi üyeliğine seçildi. Bir süre Erzurum Numune Mektebi Müdürlüğü yaptı.
Rus işgali sırasında ailesiyle Konya’ya
giden Süleyman Necati Bey, burada İttihat ve Terakki Mektepleri Müdürlüğü görevini yürüttü. Erzurum’un kurtuluşunun ardından ise şehrin yeniden imarı ve eğitim hayatının canlandırılması amacıyla Erzurum’a davet edildi.
7 Ekim 1918’de Erzurum’a gelen Necati Bey, aynı yılın kasım ayında kurulan İstihlas-ı Vatan adlı gizli cemiyetin kurucuları arasında yer aldı. Erzurum’da Millî Mücadele’nin örgütlenmesinde Hüseyin Avni Ulaş, Kâzım Yurdalan ve Cevat Dursunoğlu gibi isimlerle birlikte önemli görevler üstlendi.
Sıtkı Dursunoğlu, işgal yıllarının ardından Erzurum’un durumunu anlatırken Süleyman Necati Bey’in şehirdeki mücadelesine de dikkat çekerek onu, Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin “bayrağını taşıyan en kuvvetli ellerden biri” olarak nitelendirdi.
“Vilayet-i Şarkiyye Ermenistan olamaz!”
Süleyman Necati Bey denildiğinde Erzurum açısından akla gelen en önemli miraslardan biri de Albayrak Gazetesi oldu. Milli Mücadele döneminde direnişin sesi haline gelen gazetenin sahibi ve başyazarı olan Necati Bey, aynı zamanda Mondros Mütarekesi sonrasında Erzurum’da eğitim faaliyetlerinin yeniden canlandırılması amacıyla Albayrak Mektebi’ni kurdu.
Büyük fedakarlıklarla yeniden yayımlanmaya başlayan Albayrak Gazetesi, kısa süre içerisinde Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin resmî yayın organı haline geldi.
1920 yılının nisan ayında İtilaf Devletleri’nin San Remo’da Doğu Anadolu ve Erzurum’un Ermenilere verilmesine yönelik diplomatik görüşmeler yürüttüğü günlerde Albayrak Gazetesi’nin manşetinde Necati Bey’in kaleme aldığı “Vilayet-i Şarkiyye Ermenistan olamaz!” ifadesi yer aldı.
Necati Bey’in kaleme aldığı ve Millî Mücadele’nin, Misak-ı Millî ruhunun ve Anadolu’nun bütünlüğü fikrinin güçlü biçimde yansıtıldığı dizeler de Albayrak Gazetesi’nin sayfalarında yer aldı:
“Vatan tubasında mukaddes bir dal
Şark-i Anadolu İslam ocağı
Ellere verilmez canan kucağı
Adana, Urfa’yı unutmak muhal
Hatırdan çıkar mı Maraş illeri…”
Erzurum Kongresi’nden Meclis’e uzanan mücadele
Erzurum Kongresi’nin önemli isimlerinden Süleyman Necati Bey, son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Erzurum mebusu olarak seçildi. Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasının ardından 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de Erzurum milletvekili olarak görev yaptı.
Birinci Meclis’te 2. Grup içerisinde yer alan Necati Bey, 1926 yılında İzmir Suikastı Davası’nda yargılandı ve beraat etti. Daha sonra yaşamını eğitimci olarak sürdürdü; Darüşşafaka ve İstanbul Kız Lisesi’nde tarih öğretmenliği yaptı.
Soyadı Kanunu’nun ardından Güneri soyadını alan Süleyman Necati Bey, 1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün davetiyle Zonguldak’tan yeniden milletvekili seçildi. Göz rahatsızlığının tedavisi için Atatürk’ün girişimiyle yurt dışına gönderilen Güneri, 1 Mart 1944’te İstanbul’da hayatını kaybetti.
Erzurum Kongresi ve Misak-ı Milli’nin fikir mimarlarından
Süleyman Necati Güneri’yi Erzurum açısından önemli kılan yalnızca kongredeki rolü veya Albayrak Gazetesi değildir. Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecinin temel hukukî belgeleri arasında yer alan Erzurum Kongresi Tüzüğü, Erzurum Kongresi Beyannamesi ve Misak-ı Millî’nin ilk taslak metninin hazırlanmasında da onun önemli katkıları bulunuyor. Bu yönüyle Süleyman Necati Bey, Erzurum’un işgalden kurtuluşundan Milli Mücadele’nin örgütlenmesine, Erzurum Kongresi’nden TBMM’nin kuruluşuna kadar uzanan tarihi sürecin çok yönlü aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Hatıraları yeniden yayımlandı
Süleyman Necati Bey’in kendi döneminde kaleme alarak Türk Tarih Kurumu’na bağışladığı ve Erzurum Kongresi günlerine ilişkin önemli bilgiler içeren hatıra defteri, Prof. Dr. Ali Birinci tarafından 1999 yılında yayımlandı.
Eser, Ali Birinci’nin dönemin siyasi gelişmeleri, olayları ve şahsiyetlerine ilişkin kapsamlı incelemeleriyle birlikte “İstiklal Yolunda / Süleyman Necati ve Hatıraları” adıyla yeniden yayımlandı. Dergâh Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan eser, Millî Mücadele’nin Erzurum safhasına ilişkin önemli kaynaklardan biri niteliğini taşıyor.
İstanbul’da yılların yıpranmışlığı içerisinde kalan kabrinin Erzurum Kongresi’nin 107’nci yıl dönümünde yenilenmesi ise Süleyman Necati Güneri’nin hem Erzurum’un hem de Türkiye’nin Millî Mücadele tarihindeki yerinin yeniden hatırlanması açısından anlamlı bir vefa örneği oldu.
Şeyma TAHİR
Araştırmacı-yazar Alparslan Kotan, Süleyman Necati Güneri’nin Erzurum’un Milli Mücadele hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Albayrak Gazetesi ile şehrin haklı mücadelesini duyurduğunu ve Erzurum Kongresi sürecinde kritik görevler üstlendiğini ifade eden Kotan sözlerini şöyle sürdürdü: “Güneri’nin Erzurum için taşıdığı önem yenilenen mezar taşında da belli oluyor. Taşın üzerinde Albayrak Gazetesi Sahibi, Erzurum Kongresi Kurucusu, Millî Mücadele Banisi, Eski Erzurum Mebusu, Ebedî Ata’nın Fikir Arkadaşı ve Dostu, Bu Devlete Münevver Evlatlar Yetiştiren Darüşşafaka Lisesi ile İstanbul Kız Lisesi Tarih Coğrafya Muallimliğinden Emekli S. Necati Güneri Burada Metfundur. Ruhuna Fatiha yazıyor.”
Erzurum’un direniş hafızasında önemli bir isim
1889 yılında o dönem Erzurum’a bağlı olan Kiğı’da dünyaya gelen Süleyman Necati Bey, babasının memuriyeti nedeniyle bulunduğu Konya’da Hukuk Mektebi’ni tamamladı. Konya Tahsilat ve Nüfus Dairesi, Konya Vilayeti ve Ziraat Bankası’nda çeşitli görevlerde bulunan Necati Bey, 1912 yılında Kiğı’dan Erzurum Meclis-i Umumi üyeliğine seçildi. Bir süre Erzurum Numune Mektebi Müdürlüğü yaptı.
Rus işgali sırasında ailesiyle Konya’ya
giden Süleyman Necati Bey, burada İttihat ve Terakki Mektepleri Müdürlüğü görevini yürüttü. Erzurum’un kurtuluşunun ardından ise şehrin yeniden imarı ve eğitim hayatının canlandırılması amacıyla Erzurum’a davet edildi.
7 Ekim 1918’de Erzurum’a gelen Necati Bey, aynı yılın kasım ayında kurulan İstihlas-ı Vatan adlı gizli cemiyetin kurucuları arasında yer aldı. Erzurum’da Millî Mücadele’nin örgütlenmesinde Hüseyin Avni Ulaş, Kâzım Yurdalan ve Cevat Dursunoğlu gibi isimlerle birlikte önemli görevler üstlendi.
Sıtkı Dursunoğlu, işgal yıllarının ardından Erzurum’un durumunu anlatırken Süleyman Necati Bey’in şehirdeki mücadelesine de dikkat çekerek onu, Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin “bayrağını taşıyan en kuvvetli ellerden biri” olarak nitelendirdi.
“Vilayet-i Şarkiyye Ermenistan olamaz!”
Süleyman Necati Bey denildiğinde Erzurum açısından akla gelen en önemli miraslardan biri de Albayrak Gazetesi oldu. Milli Mücadele döneminde direnişin sesi haline gelen gazetenin sahibi ve başyazarı olan Necati Bey, aynı zamanda Mondros Mütarekesi sonrasında Erzurum’da eğitim faaliyetlerinin yeniden canlandırılması amacıyla Albayrak Mektebi’ni kurdu.
Büyük fedakarlıklarla yeniden yayımlanmaya başlayan Albayrak Gazetesi, kısa süre içerisinde Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin resmî yayın organı haline geldi.
1920 yılının nisan ayında İtilaf Devletleri’nin San Remo’da Doğu Anadolu ve Erzurum’un Ermenilere verilmesine yönelik diplomatik görüşmeler yürüttüğü günlerde Albayrak Gazetesi’nin manşetinde Necati Bey’in kaleme aldığı “Vilayet-i Şarkiyye Ermenistan olamaz!” ifadesi yer aldı.
Necati Bey’in kaleme aldığı ve Millî Mücadele’nin, Misak-ı Millî ruhunun ve Anadolu’nun bütünlüğü fikrinin güçlü biçimde yansıtıldığı dizeler de Albayrak Gazetesi’nin sayfalarında yer aldı:
“Vatan tubasında mukaddes bir dal
Şark-i Anadolu İslam ocağı
Ellere verilmez canan kucağı
Adana, Urfa’yı unutmak muhal
Hatırdan çıkar mı Maraş illeri…”
Erzurum Kongresi’nden Meclis’e uzanan mücadele
Erzurum Kongresi’nin önemli isimlerinden Süleyman Necati Bey, son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Erzurum mebusu olarak seçildi. Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasının ardından 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de Erzurum milletvekili olarak görev yaptı.
Birinci Meclis’te 2. Grup içerisinde yer alan Necati Bey, 1926 yılında İzmir Suikastı Davası’nda yargılandı ve beraat etti. Daha sonra yaşamını eğitimci olarak sürdürdü; Darüşşafaka ve İstanbul Kız Lisesi’nde tarih öğretmenliği yaptı.
Soyadı Kanunu’nun ardından Güneri soyadını alan Süleyman Necati Bey, 1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün davetiyle Zonguldak’tan yeniden milletvekili seçildi. Göz rahatsızlığının tedavisi için Atatürk’ün girişimiyle yurt dışına gönderilen Güneri, 1 Mart 1944’te İstanbul’da hayatını kaybetti.
Erzurum Kongresi ve Misak-ı Milli’nin fikir mimarlarından
Süleyman Necati Güneri’yi Erzurum açısından önemli kılan yalnızca kongredeki rolü veya Albayrak Gazetesi değildir. Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecinin temel hukukî belgeleri arasında yer alan Erzurum Kongresi Tüzüğü, Erzurum Kongresi Beyannamesi ve Misak-ı Millî’nin ilk taslak metninin hazırlanmasında da onun önemli katkıları bulunuyor. Bu yönüyle Süleyman Necati Bey, Erzurum’un işgalden kurtuluşundan Milli Mücadele’nin örgütlenmesine, Erzurum Kongresi’nden TBMM’nin kuruluşuna kadar uzanan tarihi sürecin çok yönlü aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Hatıraları yeniden yayımlandı
Süleyman Necati Bey’in kendi döneminde kaleme alarak Türk Tarih Kurumu’na bağışladığı ve Erzurum Kongresi günlerine ilişkin önemli bilgiler içeren hatıra defteri, Prof. Dr. Ali Birinci tarafından 1999 yılında yayımlandı.
Eser, Ali Birinci’nin dönemin siyasi gelişmeleri, olayları ve şahsiyetlerine ilişkin kapsamlı incelemeleriyle birlikte “İstiklal Yolunda / Süleyman Necati ve Hatıraları” adıyla yeniden yayımlandı. Dergâh Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan eser, Millî Mücadele’nin Erzurum safhasına ilişkin önemli kaynaklardan biri niteliğini taşıyor.
İstanbul’da yılların yıpranmışlığı içerisinde kalan kabrinin Erzurum Kongresi’nin 107’nci yıl dönümünde yenilenmesi ise Süleyman Necati Güneri’nin hem Erzurum’un hem de Türkiye’nin Millî Mücadele tarihindeki yerinin yeniden hatırlanması açısından anlamlı bir vefa örneği oldu.
Şeyma TAHİR