
Remzi Saka Bilim ve Kültür Merkezinde okuyan çocuklarımızla yaptığımız projede ortaya konulan hikâyelerimizi sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.
YAZ TATİLİ
Okullar bitmişti ve yaz tatili başlamıştı. Oturduğumuz evin büyük bir bahçesi vardı. Arkadaşlarımla yaz boyunca oynamak, bisiklet sürmek ve paten kaymak düşüncesi bile mutlu olmama yetiyordu. Her gün dışarı çıkarken annem ve babam beni hep dikkatli olmam konusunda uyarırlardı. Çünkü daha iki yaşımdayken çekyattan atlayıp düşüp kolumu kırmışım ve tam iki ay boyunca kolum alçıda kalmış. Dolayısıyla beni uyarmaları çok normaldi ama bu uyarılar bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyordu. Bir gün akşam bisiklete patenlerimle beraber bindim ve çok geçmeden yere düştüm. Kalktığım zaman kolumu hareket ettiremiyordum. Ağlama sesime herkes toplanmıştı. Annem ve babam koşarak yanıma geldiler. Arabaya binip hemen hastaneye gittik. Hem çok canım yanıyor hem de annemin ve babamın o kötü hallerini görmek beni çok utandırıyordu. Acil Servis’e girdik. Doktor hemen beni odasına aldı. Kolumun röntgenini çektirip doktora getirdik ve kolum küçükken kırdığım yerden tekrar kırılmıştı. Kırıkları oturtmak için doktor çok uğraştı ve benim canım çok yanıyordu. Daha sonra kolumu alçıya aldılar ve tam kırk beş gün alçıda kaldı. Bisiklete binmeyi bırakın, salıncağa binmeye, hatta dışarı çıkmaya bile korkuyordum. Yaz tatilimin çoğu, kolum alçılı halde geçti. Anne ve babamın sözünün ne kadar önemli ve bizim faydamıza olduğunu o yaz çok iyi anladım. “Bir musibet bin nasihatten daha hayırlıdır” derler ya, benimki işte böyle bir durumdu. Şimdi annemin ve babamın sözlerine, uyarılarına çok daha fazla kıymet veriyorum. Biliyorum ki ailemiz bizim kötülüğümüz için hiçbir şey yapmaz. Onlar ne söylerse hepsi bizim iyiliğimiz içindir. O yüzden büyüklerinizin tecrübelerine ve düşüncelerine kıymet verin. Kaleme alan Mine Zeynep Delice
DEĞERLERİN MÜCADELESİ
Sımsıcak güneşi, taze kokulu çimenleri, oyun oynayan çocukları olan bir yer vardı. Burada Adalet, Saygı, Hoşgörü, Güven, Ahlak adında beş kardeş yaşardı. Bu beş kardeş hayatını insanların değerlerine adamıştı. Amaçları hemen yakınlarında ki bataklıkta yaşayan kötü, siyah koca kedi Kaos ve kötülükler prensi Savaş’ı etkisiz kılmaktı. Bu beş kardeş her zaman ki gibi insanlar ile ilgilenip görevlerini yerine getiriyorlardı. Ama kasabalarında kötülüklerle savaşacak sadece onlar vardı ve bu hiç yeterli değildi. Düzenli olarak Savaş ve Kaos onlara saldırıyor ve bizim beş kardeşler yorgun düşüyorlardı. İnsanlarla ilgilenirken, nasıl başka değerleri de kasabalarına getireceklerini düşünüyorlardı. Kardeşlerin bu planını gören Kaos, hemen Savaş’a haber verdi ve kasabaya güçlü bir saldırı düzenlediler. Sonrasında kasaba halkının yarısından çoğu artık gergin, mutsuz olmuştu. Yorgun düşen kardeşler artık görevlerini yapmakta zorlanıyorlardı. Aradan biraz zaman geçmiş ve kendilerini toparlamışlardı. Sonrasında hemen halkı düzeltip yeni bir değer aramak için aralarından birisini seçtiler. Seçilen değer Ahlak olmuş, ahlak ilk önce civarda bir kasaba aramış, çok uzakta olsa da bulmuştu aradığı kasabayı. Kasabaya girdiğinde Uyum, Huzur ve Düzen’i görüp onları kendi kasabasına davet etmişti. O sırada geride bıraktığı kendi kasabası yine saldırı altındaydı. Olayı uzaktan gören yeni arkadaş Uyum, Ahlak’a haber vermişti. Koşmaya başlamışlar ancak yetişememişler 11 saldırı anına. Ama artık 8 kişi oldukları için hızlıca kendilerini toparlayıp kasaba halkını düzelttiler. Bir savunma planı oluşturlar. Ama yine Kaos tarafından izleniliyorlardı. Kaos hızlıca saldırı planını Savaş’a anlattı ve savunmanın az olduğu yerden yeniden saldırı yaptılar. Bu kez saldırıları geri püskürtüldü ve neredeyse kasabaya hiç zarar veremediler. Kaos yine onları izliyordu ama bu sefer Güven onu fark etmiş ve arkadaşlarına durumu anlatmıştı. Hemen bir gözcü kulesi yaptılar ve Güven’i gözcü seçtiler. Güven’in görevleri artmıştı. Hem kasabayı savunuyor, hem de etrafı gözlüyordu. Gözcü kulesini gören Savaş ve Kaos, birbirlerine sıkıca kenetlenen değerleri yenmenin zor olacağını fark edip, bir daha değerlere saldırmadılar. Saldıracakları başka kasabalar aramak için yola koyuldular… Kaleme alan ARAS MEHMET KARA
YAZ TATİLİ
Okullar bitmişti ve yaz tatili başlamıştı. Oturduğumuz evin büyük bir bahçesi vardı. Arkadaşlarımla yaz boyunca oynamak, bisiklet sürmek ve paten kaymak düşüncesi bile mutlu olmama yetiyordu. Her gün dışarı çıkarken annem ve babam beni hep dikkatli olmam konusunda uyarırlardı. Çünkü daha iki yaşımdayken çekyattan atlayıp düşüp kolumu kırmışım ve tam iki ay boyunca kolum alçıda kalmış. Dolayısıyla beni uyarmaları çok normaldi ama bu uyarılar bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyordu. Bir gün akşam bisiklete patenlerimle beraber bindim ve çok geçmeden yere düştüm. Kalktığım zaman kolumu hareket ettiremiyordum. Ağlama sesime herkes toplanmıştı. Annem ve babam koşarak yanıma geldiler. Arabaya binip hemen hastaneye gittik. Hem çok canım yanıyor hem de annemin ve babamın o kötü hallerini görmek beni çok utandırıyordu. Acil Servis’e girdik. Doktor hemen beni odasına aldı. Kolumun röntgenini çektirip doktora getirdik ve kolum küçükken kırdığım yerden tekrar kırılmıştı. Kırıkları oturtmak için doktor çok uğraştı ve benim canım çok yanıyordu. Daha sonra kolumu alçıya aldılar ve tam kırk beş gün alçıda kaldı. Bisiklete binmeyi bırakın, salıncağa binmeye, hatta dışarı çıkmaya bile korkuyordum. Yaz tatilimin çoğu, kolum alçılı halde geçti. Anne ve babamın sözünün ne kadar önemli ve bizim faydamıza olduğunu o yaz çok iyi anladım. “Bir musibet bin nasihatten daha hayırlıdır” derler ya, benimki işte böyle bir durumdu. Şimdi annemin ve babamın sözlerine, uyarılarına çok daha fazla kıymet veriyorum. Biliyorum ki ailemiz bizim kötülüğümüz için hiçbir şey yapmaz. Onlar ne söylerse hepsi bizim iyiliğimiz içindir. O yüzden büyüklerinizin tecrübelerine ve düşüncelerine kıymet verin. Kaleme alan Mine Zeynep Delice
DEĞERLERİN MÜCADELESİ
Sımsıcak güneşi, taze kokulu çimenleri, oyun oynayan çocukları olan bir yer vardı. Burada Adalet, Saygı, Hoşgörü, Güven, Ahlak adında beş kardeş yaşardı. Bu beş kardeş hayatını insanların değerlerine adamıştı. Amaçları hemen yakınlarında ki bataklıkta yaşayan kötü, siyah koca kedi Kaos ve kötülükler prensi Savaş’ı etkisiz kılmaktı. Bu beş kardeş her zaman ki gibi insanlar ile ilgilenip görevlerini yerine getiriyorlardı. Ama kasabalarında kötülüklerle savaşacak sadece onlar vardı ve bu hiç yeterli değildi. Düzenli olarak Savaş ve Kaos onlara saldırıyor ve bizim beş kardeşler yorgun düşüyorlardı. İnsanlarla ilgilenirken, nasıl başka değerleri de kasabalarına getireceklerini düşünüyorlardı. Kardeşlerin bu planını gören Kaos, hemen Savaş’a haber verdi ve kasabaya güçlü bir saldırı düzenlediler. Sonrasında kasaba halkının yarısından çoğu artık gergin, mutsuz olmuştu. Yorgun düşen kardeşler artık görevlerini yapmakta zorlanıyorlardı. Aradan biraz zaman geçmiş ve kendilerini toparlamışlardı. Sonrasında hemen halkı düzeltip yeni bir değer aramak için aralarından birisini seçtiler. Seçilen değer Ahlak olmuş, ahlak ilk önce civarda bir kasaba aramış, çok uzakta olsa da bulmuştu aradığı kasabayı. Kasabaya girdiğinde Uyum, Huzur ve Düzen’i görüp onları kendi kasabasına davet etmişti. O sırada geride bıraktığı kendi kasabası yine saldırı altındaydı. Olayı uzaktan gören yeni arkadaş Uyum, Ahlak’a haber vermişti. Koşmaya başlamışlar ancak yetişememişler 11 saldırı anına. Ama artık 8 kişi oldukları için hızlıca kendilerini toparlayıp kasaba halkını düzelttiler. Bir savunma planı oluşturlar. Ama yine Kaos tarafından izleniliyorlardı. Kaos hızlıca saldırı planını Savaş’a anlattı ve savunmanın az olduğu yerden yeniden saldırı yaptılar. Bu kez saldırıları geri püskürtüldü ve neredeyse kasabaya hiç zarar veremediler. Kaos yine onları izliyordu ama bu sefer Güven onu fark etmiş ve arkadaşlarına durumu anlatmıştı. Hemen bir gözcü kulesi yaptılar ve Güven’i gözcü seçtiler. Güven’in görevleri artmıştı. Hem kasabayı savunuyor, hem de etrafı gözlüyordu. Gözcü kulesini gören Savaş ve Kaos, birbirlerine sıkıca kenetlenen değerleri yenmenin zor olacağını fark edip, bir daha değerlere saldırmadılar. Saldıracakları başka kasabalar aramak için yola koyuldular… Kaleme alan ARAS MEHMET KARA