
Bu haftaki köşemde Erzurum’un çocuk yazarlarını misafir etmeye devam ediyoruz.
İÇİMDEKİ BEN
Saatin alarm sesine uyandım. Kahvaltımı yaptım ve çantamı da alıp evden çıktım. Okulun ilk günüydü. Yeni okul, yeni arkadaşlar ve ben buna hiç hazır değildim. Çünkü ben-de sosyal kaygı bozukluğu var. Yani sosyal fobi. Toplum içinde heyecanlanıyorum. İnsanlardan korkuyorum ve konuşamıyorum. Şu an okul yolundayım ama ayaklarım geri geri gidiyor. Ders zili çaldı. Öğretmen derse girdi. Yeni bir sınıf, yeni arkadaşlar… Benim gibi yeni gelen bir kaç arkadaş daha vardı. Bir kişi parmak kaldırdı: - Öğretmenim sınıfımıza yeni öğrenciler gelmiş tanışalım mı? diye sordu. - Olur, dedi öğretmenimiz. Yeni gelenler bir bir kendini tanıttı. Sıranın bana gelmesini hiç istemiyordum. Yüzümün kızardığını hissedebiliyordum. Maalesef bana da sıra geldi ama ben konuşamadım. Ne söyleyecektim? Ya kekelersem, ya yanlış bir şey söylersem, ya herkes benle alay ederse diye düşündüm. Aslında söyleyeceğim çok basitti. Ben murat 10 yaşındayım diyecektim ama hiçbir şey söyleyemedim. Öğretmenim durumumum iyi olmadığını fark etti. - Tamam, sen ne zaman istersen o zaman kendini bize tanıtırsın dedi. 13 Ben de biraz rahatlamıştım. Bir an önce dersin bitmesini ve hemen eve gitmeyi istiyordum. Nihayet son ders zili çaldı. Hızlı adımlarla okuldan çıkıp eve gittim. Her zamanki gibi küçük köpeğim Mars ‘ı kucağıma alarak onunla konuşmaya başladım. Okula gitmek, kimseyle konuşmak, hatta dışarı çıkmak bile istemiyorum. Sadece seninle vakit geçirmek istiyorum bir de kemanımla. Bir tek sen beni anlıyorsun. Kemanım da stresimi alıyor. Mars yüzüme baktı. Kuyruğunu salladı ve alçak bir sesle havladı. Okul açılalı bir kaç ay olmuştu. Yine bir okul yolunda sınıf arkadaşlarımı gördüm. Anıl, Doruk ve Dur beni görünce bana doğru yöneldiler. Ben görmezlikten geldim. Duru: -Hey! Murat diye seslendi. Ben duymazlıktan geldim. Doruk: -Sanırım duymadı bizi. - Hey günaydın Murat. Ben adımlarımı hızlandırınca onlar da hızlandırdı. Duru yürümesini hızlandırarak yanıma yaklaştı: -Murat sen neden böyle yapıyorsun? dedi. Benim yine yüzüm kızarmış, nefes alış verişim hızlanmıştı. Utancımdan yüzüne bakamıyordum. 14 Aslında Duru sınıfta kendime en yakın hissettiğim arkadaşımdı. Duru sarı saçlı, güler yüzlü, cana yakın biriydi. Duru: -Okul çıkışı birlikte ders çalışalım mı? diye sordu. Kısa süreli durakladıktan sonra kabul ettim. Okul çıkışı bize gittik. Annem görünce çok şaşırdı ve bir o kadar da sevindi. Çünkü ilk kez bir arkadaşım evimize gelmişti. Odama geçtiğimizde Duru’nun ilk gözüne çarpan kemanım oldu. Duru: -Keman çaldığını bilmiyordum. Biliyor musun Anıl, Doruk ve ben de müzikle ilgileniyoruz. Yılsonunda okulda bir müzikal düzenlenecek. Biz de orada sahne alacağız. Sen de bize katılmak ister misin? dedi. Hayır, yapamam diye karşılık verdim. Duru sebebini sorunca ona rahatsızlığımdan bahsettim. Bu rahatsızlığını kendine güvenerek toplum önüne çıkıp yeteneklerini göstererek aşabilirsin. Önce kendine güvenmelisin. Yarın bana kararını söyle, dedi. Akşam yemeğinden sonra odama çekilerek Duru’nun söylediklerini düşündüm. Eğer kabul etmezsem sonunda pişman olacağımı biliyorum. Bu müzikal benim için belki de bir fırsattı. Bu sayede Sosyal fobimi 15 yenebilirdim. Kafamdan geçen bu düşüncelerle uykuya daldım. Kararımı vermiştim. Duru’ya müzikale katılacağımı söyledim. O günden sonra Duru, Doruk, Anıl ve ben çalışmalara başladık. Çalışmalarımız her geçen gün daha eğlenceli geçiyordu. Nihayet beklenen o gün gelmişti ve sahnedeydik. Ben her zamanki gibi çok heyecanlıydım ve başaramama korkusu içimi sarmıştı. Duru, bana sakın heyecanlanma sanki odanda tek başına keman çalıyormuşsun gibi düşün dedi. Ben de gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldım ve kemanımı çalmaya başladım. Alkış seslerine gözlerimi açtım. Tüm salondakiler ayakta mutlulukla bizi alkışlıyorlardı. En çokta anne ve babam. Başardın dediklerini duyabiliyordum. Artık başarmıştım. İçimdeki ben artık toplum önündeydi. Heyecan yoktu, korku yoktu. Kaleme alan NERMİN HAZAN KARA
İÇİMDEKİ BEN
Saatin alarm sesine uyandım. Kahvaltımı yaptım ve çantamı da alıp evden çıktım. Okulun ilk günüydü. Yeni okul, yeni arkadaşlar ve ben buna hiç hazır değildim. Çünkü ben-de sosyal kaygı bozukluğu var. Yani sosyal fobi. Toplum içinde heyecanlanıyorum. İnsanlardan korkuyorum ve konuşamıyorum. Şu an okul yolundayım ama ayaklarım geri geri gidiyor. Ders zili çaldı. Öğretmen derse girdi. Yeni bir sınıf, yeni arkadaşlar… Benim gibi yeni gelen bir kaç arkadaş daha vardı. Bir kişi parmak kaldırdı: - Öğretmenim sınıfımıza yeni öğrenciler gelmiş tanışalım mı? diye sordu. - Olur, dedi öğretmenimiz. Yeni gelenler bir bir kendini tanıttı. Sıranın bana gelmesini hiç istemiyordum. Yüzümün kızardığını hissedebiliyordum. Maalesef bana da sıra geldi ama ben konuşamadım. Ne söyleyecektim? Ya kekelersem, ya yanlış bir şey söylersem, ya herkes benle alay ederse diye düşündüm. Aslında söyleyeceğim çok basitti. Ben murat 10 yaşındayım diyecektim ama hiçbir şey söyleyemedim. Öğretmenim durumumum iyi olmadığını fark etti. - Tamam, sen ne zaman istersen o zaman kendini bize tanıtırsın dedi. 13 Ben de biraz rahatlamıştım. Bir an önce dersin bitmesini ve hemen eve gitmeyi istiyordum. Nihayet son ders zili çaldı. Hızlı adımlarla okuldan çıkıp eve gittim. Her zamanki gibi küçük köpeğim Mars ‘ı kucağıma alarak onunla konuşmaya başladım. Okula gitmek, kimseyle konuşmak, hatta dışarı çıkmak bile istemiyorum. Sadece seninle vakit geçirmek istiyorum bir de kemanımla. Bir tek sen beni anlıyorsun. Kemanım da stresimi alıyor. Mars yüzüme baktı. Kuyruğunu salladı ve alçak bir sesle havladı. Okul açılalı bir kaç ay olmuştu. Yine bir okul yolunda sınıf arkadaşlarımı gördüm. Anıl, Doruk ve Dur beni görünce bana doğru yöneldiler. Ben görmezlikten geldim. Duru: -Hey! Murat diye seslendi. Ben duymazlıktan geldim. Doruk: -Sanırım duymadı bizi. - Hey günaydın Murat. Ben adımlarımı hızlandırınca onlar da hızlandırdı. Duru yürümesini hızlandırarak yanıma yaklaştı: -Murat sen neden böyle yapıyorsun? dedi. Benim yine yüzüm kızarmış, nefes alış verişim hızlanmıştı. Utancımdan yüzüne bakamıyordum. 14 Aslında Duru sınıfta kendime en yakın hissettiğim arkadaşımdı. Duru sarı saçlı, güler yüzlü, cana yakın biriydi. Duru: -Okul çıkışı birlikte ders çalışalım mı? diye sordu. Kısa süreli durakladıktan sonra kabul ettim. Okul çıkışı bize gittik. Annem görünce çok şaşırdı ve bir o kadar da sevindi. Çünkü ilk kez bir arkadaşım evimize gelmişti. Odama geçtiğimizde Duru’nun ilk gözüne çarpan kemanım oldu. Duru: -Keman çaldığını bilmiyordum. Biliyor musun Anıl, Doruk ve ben de müzikle ilgileniyoruz. Yılsonunda okulda bir müzikal düzenlenecek. Biz de orada sahne alacağız. Sen de bize katılmak ister misin? dedi. Hayır, yapamam diye karşılık verdim. Duru sebebini sorunca ona rahatsızlığımdan bahsettim. Bu rahatsızlığını kendine güvenerek toplum önüne çıkıp yeteneklerini göstererek aşabilirsin. Önce kendine güvenmelisin. Yarın bana kararını söyle, dedi. Akşam yemeğinden sonra odama çekilerek Duru’nun söylediklerini düşündüm. Eğer kabul etmezsem sonunda pişman olacağımı biliyorum. Bu müzikal benim için belki de bir fırsattı. Bu sayede Sosyal fobimi 15 yenebilirdim. Kafamdan geçen bu düşüncelerle uykuya daldım. Kararımı vermiştim. Duru’ya müzikale katılacağımı söyledim. O günden sonra Duru, Doruk, Anıl ve ben çalışmalara başladık. Çalışmalarımız her geçen gün daha eğlenceli geçiyordu. Nihayet beklenen o gün gelmişti ve sahnedeydik. Ben her zamanki gibi çok heyecanlıydım ve başaramama korkusu içimi sarmıştı. Duru, bana sakın heyecanlanma sanki odanda tek başına keman çalıyormuşsun gibi düşün dedi. Ben de gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldım ve kemanımı çalmaya başladım. Alkış seslerine gözlerimi açtım. Tüm salondakiler ayakta mutlulukla bizi alkışlıyorlardı. En çokta anne ve babam. Başardın dediklerini duyabiliyordum. Artık başarmıştım. İçimdeki ben artık toplum önündeydi. Heyecan yoktu, korku yoktu. Kaleme alan NERMİN HAZAN KARA