
Bu hafta Mirza Mehmet Mahallemizi tanımaya devam ediyoruz. Tarihimize ve tarihe not düşülen mekânların yer aldığı mahallemizde en önemli yapılardan birisidir Kurşunlu Cami ve çevresi. Her gün yüzlerce kişiye kapıları açar ve ardından usulca bu kapılar kapanır. Kim bilir kimler ne dualar etti ve bunların kaçı kabul edildi.
KURŞUNLU CAMİ
Mahalleler eskiden cami etrafında şekillenir birbirine bitişik evlerden oluşurdu. Evler birbirine sırtını çevirmez yüz yüze bakar gibi dururlardı. Evlerin bu durumu geleneksel Türk yerleşim özelliklerinden birisiydi. Mirza Mehmet Mahallesinde evlerin etrafında şekillendiği yerde Kurşunlu Cami ve çevresi olmuştur. Kurşunlu cami 1694-1695 yıllları arasında Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından temelleri atılmış ve 1700 yılında hizmete açılmıştır. (Solmaz, Erzurum Şehrindeki Tarihi Eserler, s.72.) Bu tarihte itibarende cami Fevziye Cami olarak kayıtlara geçmiştir. (Pamuk, Age., s.226.)
Erzurum kalesinin kuzey eteğinde yer alan cami tek kubbeli kesme taştan inşa edilmiştir. Son cemaat yeri dört taş sütunun taşıdığı üç küçük kubbe ile örtülüdür. Köşelerde tromplara birer sekizgen kasnaklı kubbe iç mekânı örtmektedir. Kurşunlu cami mabedgah-ı-Feyzullah olarak ta bilinir. Türk ahşap sanatının güzel bir örneği olan caminin kapısında şu kitabe yazılmıştır.
Berrakallahu hoş
Magamı sai zikrullah
Düştü tarihçi
Mabetgahı Feyzullah
Sene 1112
Ne yazık ki bu kitabe günümüze kadar ulaşmamıştır. Minaresi muntazam taştan yapılmış olup caminin kuzeybatı köşesinde yer alır. Minarenin gövdesinde açık ve koyu renkteki taşlardan kuşaklar geçirilerek iki renkli bir armoni oluşturulmuştur. Minareye giriş ise hem iç köşeden hem de kuzeybatı köşeden pencerenin bulunduğu duvar arasından sağlanmaktadır. Mihrap güney duvarından cephenin orta noktasında yer alır. Minberde mihrabın sağında yer alır. Caminin içerisinde Kurşunlu medresesi de yer almaktadır. Kurşunlu camisi bir dönem hapishane ve sevkiyathane olarak ta kullanılmıştır. Tarihe yaptığı işler ve ortaya koyduğu eserlerle damga vuran Feyzullah Efendi kimdir? Seyit Feyzullah Efendi (1638–1703) Erzurum da dünyaya gelmiştir. Şems-i Tebrizi soyundan indiği sayılan Erzurum Müftüsü M.Seyyid Ahmet Emin’in oğludur. 1664 yılında Vani Mehmet Efendi’nin çağrısına uyarak İstanbul’a gitmiştir. Saraya intisab ile IV. Mehmet’in hizmetine girdi. 1669 da IV. Mustafa’nın hocalığını yaptı. O yüzden Hace-i-sultanı şöhretini kazanmıştır. Haydar Paşa Mihrimah Sultan, Fatih ve Ayasofya medreselerinde ders verdi. 1678 de Şehzade Ahmet’in hocalığına 1686 de Nakibü’l Eşraflığa, 14 Şubat 1688 de II. Süleyman tarafından Şeyhülislamlığa getirildi. Yedi yıl Erzurum’da yaşadı daha sonra tekrar Şeyhülislam oldu. 1703 yılındaki Edirne olayında suçlu bulunarak idam edildi. Feyzullah Efendinin en önemli eserleri ise: “Haşiye Ala Envar Et Tenzil ve Esrar Et Te’vil, Asem Haşiyesi, Mecmu’a-ı-Hikâye’dir.”
KURŞUNLU MEDRESESİ
Erzurum tıpkı Kayseri, Sivas ya da Anadolu Selçuklu devletinin başkenti Konya gibi birçok medrese ile donatılmış bir irfan yurdudur. İlim yapacaksan Erzurum’a git denilmesinin sebeplerinden biride bu çeşitliliktir. Çifte Minareli, Şeyhler, Caferiye, Ayas Paşa, Esat Paşa ve Kurşunlu Medreseleriyle zirvelerdedir bir zamanlar Erzurum’un eğitiminde. Medreselerimizin her biri bu gün asıl işlevinin dışında kullanılmaktadır. Kurşunlu medresesi klasik Osmanlı medrese planındadır. (Bulut, Erzurum Çarşı Pazar, s.20.) Medresenin güney tarafındaki hücrelerden bir kısmı yıkılmış olmakla birlikte girişin solunda doğu kanadını meydana getiren odalar ayaktadır. Medresenin güneyindeki odaların yıkılmasıyla kuzeyden odalarla batısındaki odalar “L” şeklinde bir düzenleme oluşturmaktadır. Medresenin planı bu günkü hali göz önüne aldığımız zaman “L” şeklindedir. (Hamza Gündoğdu, “Geçmişten Günümüze Erzurum ve Çevresindeki Tarihi Kalıntılar”, Şehr-i Mübarek Erzurum, Erzurum Belediyesi Yay., Ankara 1989, s.172.) Medresenin odaları külliyenin doğu tarafında bulunmaktadır. Medresenin sadece kuzeybatı köşesindeki odanın dış yüzünde dört pencere yer alır. Medreseye giriş külliye elemanlarıyla ortak olarak kullanılan avludan sağlanmaktadır. Medresenin toplam on üç odası vardır.
Bütün odaların kapıları avluya açılmaktadır. Medresenin güneydoğu köşesindeki oda diğerlerine göre daha büyük tutulmuştur. Güneydoğu köşedeki hücrenin üst örtüsü kuzey-güney doğrultusunda beşik tonozla örtülmüşken yanındaki odanın beşik tonoz örtüsü doğu-batı doğrultusunda ele alınmıştır. Medresenin yapımında tuğla, düzgün kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır. Medresenin bulunduğu avlunun içerisinde bir de şifa dağıtan billur suyun aktığı birde çeşme bulunmaktadır. Buradaki su medresede eğitim gören talebelerinde ihtiyacı için yapılmıştır. Halen daha gürül gürül akmakta sessizleşen mahallede ben ölmedim demektedir.
KURŞUNLU CAMİ
Mahalleler eskiden cami etrafında şekillenir birbirine bitişik evlerden oluşurdu. Evler birbirine sırtını çevirmez yüz yüze bakar gibi dururlardı. Evlerin bu durumu geleneksel Türk yerleşim özelliklerinden birisiydi. Mirza Mehmet Mahallesinde evlerin etrafında şekillendiği yerde Kurşunlu Cami ve çevresi olmuştur. Kurşunlu cami 1694-1695 yıllları arasında Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından temelleri atılmış ve 1700 yılında hizmete açılmıştır. (Solmaz, Erzurum Şehrindeki Tarihi Eserler, s.72.) Bu tarihte itibarende cami Fevziye Cami olarak kayıtlara geçmiştir. (Pamuk, Age., s.226.)
Erzurum kalesinin kuzey eteğinde yer alan cami tek kubbeli kesme taştan inşa edilmiştir. Son cemaat yeri dört taş sütunun taşıdığı üç küçük kubbe ile örtülüdür. Köşelerde tromplara birer sekizgen kasnaklı kubbe iç mekânı örtmektedir. Kurşunlu cami mabedgah-ı-Feyzullah olarak ta bilinir. Türk ahşap sanatının güzel bir örneği olan caminin kapısında şu kitabe yazılmıştır.
Berrakallahu hoş
Magamı sai zikrullah
Düştü tarihçi
Mabetgahı Feyzullah
Sene 1112
Ne yazık ki bu kitabe günümüze kadar ulaşmamıştır. Minaresi muntazam taştan yapılmış olup caminin kuzeybatı köşesinde yer alır. Minarenin gövdesinde açık ve koyu renkteki taşlardan kuşaklar geçirilerek iki renkli bir armoni oluşturulmuştur. Minareye giriş ise hem iç köşeden hem de kuzeybatı köşeden pencerenin bulunduğu duvar arasından sağlanmaktadır. Mihrap güney duvarından cephenin orta noktasında yer alır. Minberde mihrabın sağında yer alır. Caminin içerisinde Kurşunlu medresesi de yer almaktadır. Kurşunlu camisi bir dönem hapishane ve sevkiyathane olarak ta kullanılmıştır. Tarihe yaptığı işler ve ortaya koyduğu eserlerle damga vuran Feyzullah Efendi kimdir? Seyit Feyzullah Efendi (1638–1703) Erzurum da dünyaya gelmiştir. Şems-i Tebrizi soyundan indiği sayılan Erzurum Müftüsü M.Seyyid Ahmet Emin’in oğludur. 1664 yılında Vani Mehmet Efendi’nin çağrısına uyarak İstanbul’a gitmiştir. Saraya intisab ile IV. Mehmet’in hizmetine girdi. 1669 da IV. Mustafa’nın hocalığını yaptı. O yüzden Hace-i-sultanı şöhretini kazanmıştır. Haydar Paşa Mihrimah Sultan, Fatih ve Ayasofya medreselerinde ders verdi. 1678 de Şehzade Ahmet’in hocalığına 1686 de Nakibü’l Eşraflığa, 14 Şubat 1688 de II. Süleyman tarafından Şeyhülislamlığa getirildi. Yedi yıl Erzurum’da yaşadı daha sonra tekrar Şeyhülislam oldu. 1703 yılındaki Edirne olayında suçlu bulunarak idam edildi. Feyzullah Efendinin en önemli eserleri ise: “Haşiye Ala Envar Et Tenzil ve Esrar Et Te’vil, Asem Haşiyesi, Mecmu’a-ı-Hikâye’dir.”
KURŞUNLU MEDRESESİ
Erzurum tıpkı Kayseri, Sivas ya da Anadolu Selçuklu devletinin başkenti Konya gibi birçok medrese ile donatılmış bir irfan yurdudur. İlim yapacaksan Erzurum’a git denilmesinin sebeplerinden biride bu çeşitliliktir. Çifte Minareli, Şeyhler, Caferiye, Ayas Paşa, Esat Paşa ve Kurşunlu Medreseleriyle zirvelerdedir bir zamanlar Erzurum’un eğitiminde. Medreselerimizin her biri bu gün asıl işlevinin dışında kullanılmaktadır. Kurşunlu medresesi klasik Osmanlı medrese planındadır. (Bulut, Erzurum Çarşı Pazar, s.20.) Medresenin güney tarafındaki hücrelerden bir kısmı yıkılmış olmakla birlikte girişin solunda doğu kanadını meydana getiren odalar ayaktadır. Medresenin güneyindeki odaların yıkılmasıyla kuzeyden odalarla batısındaki odalar “L” şeklinde bir düzenleme oluşturmaktadır. Medresenin planı bu günkü hali göz önüne aldığımız zaman “L” şeklindedir. (Hamza Gündoğdu, “Geçmişten Günümüze Erzurum ve Çevresindeki Tarihi Kalıntılar”, Şehr-i Mübarek Erzurum, Erzurum Belediyesi Yay., Ankara 1989, s.172.) Medresenin odaları külliyenin doğu tarafında bulunmaktadır. Medresenin sadece kuzeybatı köşesindeki odanın dış yüzünde dört pencere yer alır. Medreseye giriş külliye elemanlarıyla ortak olarak kullanılan avludan sağlanmaktadır. Medresenin toplam on üç odası vardır.
Bütün odaların kapıları avluya açılmaktadır. Medresenin güneydoğu köşesindeki oda diğerlerine göre daha büyük tutulmuştur. Güneydoğu köşedeki hücrenin üst örtüsü kuzey-güney doğrultusunda beşik tonozla örtülmüşken yanındaki odanın beşik tonoz örtüsü doğu-batı doğrultusunda ele alınmıştır. Medresenin yapımında tuğla, düzgün kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır. Medresenin bulunduğu avlunun içerisinde bir de şifa dağıtan billur suyun aktığı birde çeşme bulunmaktadır. Buradaki su medresede eğitim gören talebelerinde ihtiyacı için yapılmıştır. Halen daha gürül gürül akmakta sessizleşen mahallede ben ölmedim demektedir.