
Müstafi Amiral Prof. Dr. Cihat Yaycı toplantıda, Pusula Gazetesi Koordinatörü Sevda Güneş İncesu, Haber Müdürü İrfan Tarakçıoğlu, Yazı İşleri Müdürü Cihat İncesu, Haber Editörü İhsan Senir ve İstihbarat Şefi Manolya Bulut’un, İran-ABD ve İsrail arasındaki savaştan, Türkiye’nin NATO üyeliğine, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ve Erzurum’a sağlayacağı avantajlardan, Terörsüz Türkiye konusuna kadar birçok konudaki sorularını cevaplandırdı.
Toplantıda, Sevda Güneş İncesu’nun, İran-ABD ve İsrail arasındaki savaşın uzaması durumunda Türkiye’nin nasıl bir pozisyon alacağı ve özellikle doğuda, sınır hattına yakın şehirlerden biri olan Erzurum’un bu süreçten nasıl etkileneceği şeklindeki sorusunu cevaplandıran Prof. Dr. Cihat Yaycı, İran merkezli gelişmelerin yalnızca bir çatışma başlığıyla ele alınamayacağını söyledi.
Sürecin çok daha geniş bir jeopolitik planın parçası olarak okunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yaycı, İran’a yönelik müdahalenin hukuki bir zemine dayanmadığını savunarak, bunun uzun yıllardır gündemde olan projeler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Prof.Yaycı, “Bu çerçevede önce Irak, ardından Suriye hedef alınmış, şimdi ise sıranın İran’a geldiği görülmektedir. Türkiye’nin de bu planların içinde yer aldığı, ancak 15 Temmuz süreciyle bu planın ertelendiği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu projelerin nihai hedefi; Türkiye’nin ulus devlet yapısının zayıflatılması, Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyetin parçalanarak çok kimlikli, istikrarsız bir Orta Doğu devleti modeline dönüştürülmesidir. Irak, Suriye ve Lübnan’da görülen yapıların benzeri bir modelin bölgede yaygınlaştırılmak istendiği değerlendirilmektedir” dedi.
Irak ve Suriye’de yaşanan süreçleri hatırlatan Yaycı, benzer bir senaryonun İran üzerinden devam ettiğini kaydederek, “Bu çerçevede önce Irak, ardından Suriye hedef alındı, şimdi ise sıranın İran’a geldiği görülmektedir. Bu sürecin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Hatta bazı değerlendirmelerde bunun ‘Büyük İsrail Projesi’ olarak adlandırıldığı da görülmektedir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin de bu projelerde hedef ülkeler arasında gösterildiğine yönelik değerlendirmelere değinen Yaycı, bu tür planların nihai amacının ulus devlet yapılarının zayıflatılması olduğunu belirtti.
Erzurum’un kritik konumu
Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölgedeki gelişmelerin Türkiye’nin doğu illerini doğrudan ilgilendirdiğini vurgulayarak, özellikle Erzurum’un stratejik konumuna dikkat çekti. Erzurum’un hem tarihsel hem de coğrafi açıdan kritik bir şehir olduğunu belirten Yaycı, şehrin Milli Mücadele’de üstlendiği rolün bugün de jeopolitik önemini artırdığını ifade etti.
Uluslararası bazı senaryolarda Türkiye’nin doğusuna ilişkin çeşitli haritaların gündeme geldiğini belirten Yaycı, “Bu tür çalışmalarda Erzurum’un da adının geçmesi tesadüf değildir. Erzurum, hem tarihi kimliği hem de coğrafi konumuyla son derece hassas ve kritik bir noktadadır” dedi.
Erzurum’un doğuya, Karadeniz’e ve İç Anadolu’ya açılan bir kavşak noktası olduğuna işaret eden Yaycı, “ Bu nedenle bir an evvel Ovit bağlantı tünellerin bitirilmesi elzemdir. Diğer önemli mesele demiryolu bağlantısı. Hızlı tren ve yük taşıma projeleri bir an önce tamamlanmalı” diye konuştu.

“Orta Koridor’un düğüm noktası Erzurum”
Zengezur Koridoru’nun Türkiye açısından stratejik bir fırsat sunduğunu ifade eden Yaycı,
“İran’daki saldırılar bize şunu göstermiştir: Başka bir koridora ihtiyaç vardır. Hürmüz Boğazı dışında bir alternatif gereklidir. Türkistan’dan, yani Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan hattın güçlendirilmesi gerekiyor. Bu hattın düğüm noktalarından biri Erzurum’dur. Bu hattın Orta Koridor ile birleşmesiyle Türkiye doğu-batı ekseninde kilit bir ülke konumuna gelecek.” dedi.
Erzurum’un bu süreçte önemli bir düğüm noktası haline geldiğini vurgulayan Yaycı, “Erzurum sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir geçiş ve bağlantı merkezidir. Orta Asya’dan gelen ticaretin Kafkasya ve Karadeniz’e aktarılmasında kritik bir rol üstlenebilecek konumdadır” diye konuştu.
Demir yolu taşımacılığının önemine değinen Yaycı, Erzurum’un limanlarla entegrasyonunun sağlanması gerektiğini belirterek, Trabzon, Rize ve Hopa limanlarına erişimin şehrin ekonomik yapısını doğrudan etkileyeceğini ifade etti.
Yaycı ayrıca, Erzurum’un lojistik avantajlarının üretimle desteklenmesi gerektiğini belirterek, ara ürünlerin şehirde işlenmesinin ekonomik kapasiteyi artıracağını dile getirdi. Yaycı Erzurum’un bölgesel konumunun daha da güçlenmesi için özellikle bölgedeki tüneller ve hızlı tren gibi önemli ulaşım projelerinin en kısa sürede tamamlanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
Göç ve kalkınma vurgusu
Erzurum’un en önemli sorunlarından birinin göç olduğuna dikkat çeken Yaycı, nitelikli iş gücünün şehir dışına yönelmesinin uzun vadede ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Tarım ve hayvancılıkta yaşanan gerilemenin de kırsal nüfusu olumsuz etkilediğini belirten Yaycı, “Bu durum yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasal sonuçlar da doğurmaktadır” dedi.
Erzurum’un kalkınması için turizm, tarım, hayvancılık ve ulaşım altyapısının birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Yaycı, şehrin tarihi ve doğal zenginliklerinin bu süreçte önemli bir avantaj sunduğunu kaydetti.

Terörsüz Türkiye süreci
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yaycı, sürecin simlendirilmesinden başlayarak birçok yönüyle tartışıldığını ifade etti. Farklı kesimlerin sürece farklı anlamlar yüklediğini belirten Yaycı, kavramların nasıl kullanıldığının önemine dikkat çekti.
Yaycı, “Bir taraf bu süreci ‘Terörsüz Türkiye’ olarak tanımlarken, diğer taraf bu ifadeye karşı çıkmakta ve farklı isimlendirmeler kullanmaktadır. Hatta terör örgütü kendisini ‘direniş’ ya da ‘mücadele örgütü’ olarak tanımlayabilmektedir. Bu durum tartışmaları daha da derinleştirmektedir” diye konuştu.
Şehitler, gaziler ve yaşanan acıların bu meselenin en hassas boyutunu oluşturduğunu vurgulayan Yaycı, özellikle Erzurum gibi şehirlerde bu hafızanın güçlü olduğunu belirterek, sürecin toplumda nasıl karşılık bulduğunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Erzurum’a sahip çıkma çağrısı
Erzurum’un stratejik önemine dikkati çeken Yaycı, şehrin güçlü kalmasının Türkiye açısından kritik olduğunu belirtti. Bazı terör örgütü liderlerinin geçmişte Erzurum ve Elazığ’a yönelik ifadelerini hatırlatan Yaycı, bu şehirlerin hedef olarak görülmesinin tesadüf olmadığını ifade etti.
Yaycı, “Erzurum ve Elazığ gibi şehirler ayakta kaldığı sürece bazı planların hayata geçirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle Erzurum’a sahip çıkmak, Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmak demektir” diye konuştu.
Kongre Binası tepkisi
Erzurum’daki tarihi Kongre binasının kapalı olmasına tepki gösteren Yaycı, bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Tarihi yapıların kapatılmasının çözüm olmadığını belirten Yaycı, güçlendirme ve restorasyon çalışmalarının yapılması gerektiğini dile getirdi.
Yaycı, “Dünyanın hiçbir yerinde tarihi yapılar bu şekilde kapatılmaz. Eğer ‘dayanıksız’ diyerek kapatırsak, o zaman tarihi ortadan kaldırmış oluruz. Erzurum Kongre binası, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı yerlerden biridir ve mutlaka açık olmalıdır” dedi.

Türkiye’nin NATO içindeki yeri
Türkiye’nin NATO içindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yaycı, NATO ile ABD’nin sıkça karıştırıldığını belirterek, her askeri operasyonun NATO kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade etti.
Türkiye’nin NATO içinde kilit bir ülke olduğunu vurgulayan Yaycı, ittifak içindeki dengeler açısından Türkiye’nin önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması ya da dışlanması yönündeki tartışmalara da değinen Yaycı, bu tür senaryoların bölgesel ve küresel dengeleri doğrudan etkileyebileceğini kaydetti.
NATO’da yeni yapılanma tartışmaları
NATO’da yeni bir yapılanma olup olmadığına ilişkin soruya da yanıt veren Yaycı, İstanbul Boğazı’nda kurulması gündeme gelen çok uluslu deniz unsuru komutanlığının NATO ile doğrudan bağlantılı olmadığını ifade etti. Bu tür yapıların NATO prosedürleri çerçevesinde uzun süreçler gerektirdiğini belirten Yaycı, Türkiye’nin halihazırda NATO içinde çeşitli görevler üstlendiğini ve bölgesel güvenlikte aktif rol oynadığını dile getirdi.
Kriz fırsat da getirir
Konuşmasının sonunda Erzurum’a ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yaycı, bölgedeki gelişmelerin şehir açısından önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti. Olası krizlerin aynı zamanda yeni imkanlar doğurabileceğini belirten Yaycı, “Erzurum için gerçekten önemli bir fırsat dönemi söz konusu. Erzurum’un yıldızı şu anda parlıyor diyebiliriz” dedi.
Erzurum’un stratejik konumu, lojistik potansiyeli ve tarihsel kimliğiyle önümüzdeki süreçte daha fazla öne çıkabileceğini belirten Yaycı, doğru planlama ile şehrin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini sözlerine ekledi.
İhsan Senir
Zaten biz israilin emrindeyiz niye hedef olalımki yoksa sizde hedefmi şaşırtıyorsunuz.
Bırakın bu işleri İsrail dite diye korkudan öleceksiniz. İsrail kim Türkiye kim Erzurum tabiriyle "Az herif olun" Sırf gündeme gelebilmek için bu şeki,lde konuşmak ayıptır, bu millete hakarettir.
İLİM EHLİ ALLAH DOSTU ALVARLI EFE HZ LERİ MEVLAYA EMANET OLSUN ERZURUM. DEMİŞ..MEVLAYA EMANET EDİLEN YERİ KİMSE ALAMAZ...ALMAYA KALKARLARSA BENİM CESEDİMİ ÇİĞNEMEDEN ALAMAZ..BU İSRAİL AMERİKA KİM OLURSA OLSUN...ERZURUMDA TEK BİR KİŞİ KALSA O DA BEN OLURUM...YAHUDİLERE HİRİSTİYANLARA MİSYONERLERE ÖNEMLE DUYRULUR...