
İlk baskısı 2006 yılında yayımlanan eser, Babıali Kültür Yayıncılığı etiketiyle ulaştığı bu yeni baskıyla, Türk edebiyatında nadir rastlanan kalıcı tarihî romanlar arasında yerini pekiştirdi.
Roman hakkında değerlendirmelerde bulunan Uzunyaylalı, eserini kaleme alırken temel amacının tarih bilinci oluşturmak olduğunu vurguladı. Tarihî gerçekleri roman diliyle aktarmaya özen gösterdiğini ifade eden Uzunyaylalı, şunları söyledi:
“Millet olarak şanlı bir tarihe sahibiz. Üç kıtada, asırlar boyunca, hiçbir etnik baskı yapmadan insanları adaletle idare etmiş bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bu büyük tarih, edebiyat yoluyla yeni nesillere aktarılmalıdır. Ben de bu düşünceyle, kahraman Türk kadınının simgesi olan Nene Hatun’u romanlaştırdım.”
Uzunyaylalı, Efsane Kadın Nene Hatun’un yalnızca yerel bir hikâye olmadığını; Erzurum merkezli bu direnişin, roman sayesinde ülke tarihinin ve genç kuşakların hafızasına taşındığını belirtti. 93 Harbi’nin şehir direnişleri içinde Aziziye savunmasının özel bir yere sahip olduğunu hatırlatan yazar, bu direnişin daha sonra millî hafızada sembolleştiğini, devlet erkânının Erzurum ziyaretlerinde Aziziye Tabyası’nı mutlaka ziyaret etmesinin bunun bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Roman sürecinde Türkiye’nin birçok şehrinde konferanslara davet edildiğini, Nene Hatun’u ve Erzurum direnişini anlatma fırsatı bulduğunu kaydeden Uzunyaylalı, eserin sinema uyarlaması konusunda da önemli bir noktaya dikkat çekti. Daha önce izinsiz ve başarısız bir film denemesi yapıldığını, bu çalışmayı onaylamadığını belirten Uzunyaylalı, şunları söyledi:
“Bu konu, gelişigüzel işler değil; güçlü bir tarih bilinci ve ciddi bir sinema dili ister. Efsane Kadın Nene Hatun, TRT öncülüğünde, tarihimize yakışır nitelikte büyük bir filmle anlatılmalıdır. Bu roman, buna fazlasıyla layıktır.”
93 Harbi sırasında Erzurum halkının kadın, çocuk, yaşlı demeden topyekûn bir direniş sergilediğini hatırlatan Uzunyaylalı, Nene Hatun’un bu mücadelenin merkezinde yer aldığını vurguladı. Nene Hatun’un yalnızca cepheye su taşıyan bir figür olmadığını özellikle ifade eden yazar, şöyle konuştu:
“Nene Hatun, elinde satırla düşmanla gırtlak gırtlağa savaşmıştır. O, ordu-millet bütünleşmesini temsil eder. Vatan savunmasında Türk insanının ve özellikle Türk kadınının cesaretini, fedakârlığını ve savaşçılık ruhunu temsil eden tarihî bir şahsiyettir. Bu kitap, her Türk tarafından okunmalıdır.”
Akademik ve edebî çevrelerden tam not
Romanın 20. baskısı dolayısıyla akademik çevrelerden de dikkat çekici değerlendirmeler geldi. Prof. Dr. Mustafa Aydemir, eserin tarihî gerçekliğine dikkat çekerek, “93 Harbi’nin Doğu Cephesi romanda tarihî gerçeğe en yakın biçimde canlandırılmıştır. Nene Hatun’un halkla birlikte verdiği mücadele, toplumsal hafızamızın canlı bir yansımasıdır.”
ifadelerini kullandı.
Araştırmacı Abide Doğan ise romanın Erzurum’un sosyal ve kültürel dokusunu başarıyla yansıttığını belirterek, “Aziziye savunmasının halk ruhundaki karşılığı, güçlü bir edebî dille aktarılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
Ebru Sancar, yüksek lisans tezinde Uzunyaylalı’nın tarihî romanlarındaki mekân anlatımına dikkat çekerek, “Efsane Kadın Nene Hatun, Erzurum’u bütün ayrıntılarıyla dirilten eserlerin başında gelir.” ifadelerine yer verdi.
Türk Edebiyatı İsimleri Sözlüğü’nde eser için, “Roman, arşiv belgeleri, hatıratlar ve savaş raporlarından beslenerek kurgulanmıştır. Nene Hatun’un hayatı tarihî doğrulukla edebî bir bütünlük içinde sunulur.” denildi.
Editör Büşra Ayar Al ise romanın duygusal ve millî yönüne dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Efsane Kadın Nene Hatun, millî duyguları besleyen, kimliğimizi hatırlatan güçlü bir eser. ‘Evladım anasız büyür de vatansız büyümez.’ diyerek elinde nacağıyla cepheye koşan Türk kadını, tarih ve edebiyatın muhteşem ahengini gözler önüne seriyor.”
Nesrin DEMİR