
Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş, musikinin ibadete yansıyan güzel örneklerinden biri olan Enderun Usulü Teravih Namazı, aradan geçen yüzyıllara rağmen hala önemini koruyor. Osmanlı Sarayı’ndaki Enderun Mektebi’nden çıkan hocaların kıldırdığı namaz günümüze Enderun Usulü Teravih Namazı olarak geldi. 80 yıl öncesinde neredeyse tüm camilerde kılınan bu Teravih Namazını diğer Teravih Namazından farklı kılan özelliği ise namazın kılınma şekli. Saray’dan başlayıp günümüze kadar gelen Enderun Teravihini ilk defa ortaya koyan kişinin kim olduğu tam olarak bilinmese de Enderun Teravihini Buhurizade Mustafa Itri Efendi'nin (1712) kıldırdığı biliniyor.

15 kişilik ekiple namaz kıldırıyorlar
Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Dil Musikisi Bölümünde öğretim üyesi olan Mustafa Özfidan da 15 kişilik ekiple birlikte teravih namazlarına eşlik ederek Enderun Usulünü uygulayan isimlerden. Enderun usulü teravih namazının detaylarını anlatan Özfidan sözlerini şöyle sürdürdü: “Camideki ibadetin esasını namaz teşkil ettiğinden, cami musikisi denince akla ilk gelen şey; namazın cemaatle kılınması sırasında imam ve müezzinin hafızalarındaki melodi kalıplarına belirli ibareleri “döşemeleri” şeklinde tanımlanabilecek, ses musikisine dayalı faaliyetleridir. Bu esnada herhangi bir çalgı kullanılmadığı için ses en temel unsurdur. İmam ve müezzinin birbirini takip eden okumalarında dikkat edilecek en mühim husus da, aynı makamı icra etmeleri yahut birbiriyle uyuşan makam ve dizileri kullanmalarıdır. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş, musikinin ibadete yansıyan güzel örneklerinden biri olan Enderun Usulü Teravih Namazı, adını Osmanlı’daki Enderun Mektebi’nden almıştır. Bu çerçevede Enderun usulü teravih ise, Buhurizade Mustafa Itri Efendi’nin (v. 1712) tertip ettiği; teravih namazının her dört rekatlık bölümünün farklı makamlarda eda edildiği bir namaz usulüdür. Bu tertipte tervihalar arasında makama uygun ilahiler, kasideler ve salavatlar okunarak makam geçişi sağlanır; böylece hem tilavet hem ibadet akışı Ramazan’ın ruhuna uygun bir estetik düzen içinde sürdürülür.”

Normal teravihten farkı ne?
Enderun usulünün ‘normal teravih’ten farkına da değinen Özfidan, “Fark sadece ‘makam değişiyor’ meselesi değil; şekil, içerik ve estetik yaklaşım açısından da belirgin bir ayrım var. Enderun usulünde dört rekatlık bölümler arasında okunan ilahi ve salavatlar, bir sonraki bölüme geçişi hazırlayan bir makam köprüsü gibi işliyor. Bu da ibadetin akışını daha dikkatli, derli toplu ve anlamla temas eden bir zemine taşıyabiliyor. Pratikte cemaat açısından şöyle bir karşılığı oluyor: Namaz “ağırlaşmadan”, insanın üstüne bir ağırlık çökmeden daha diri takip edilebiliyor. Bir de işin kolaylaştırıcı tarafı var: Tertip hakkıyla icra edildiğinde, makam geçişlerini bilen cemaat “şu an kaçıncı dört rekattayız” duygusunu yakalayabiliyor. Bu, özellikle geç kalan biri için de bir tür kolaylık; nereye yetiştiğini daha rahat anlayabiliyor. Bunun yanında makamların ruha tesiri var. Her makamın insanda bıraktığı ayrı bir duyum, ayrı bir lezzet oluyor; kimi
makam insanı toparlıyor, kimi makam daha çok içe çeviriyor. Bu çeşitlilik de teravih boyunca manevi atmosferin canlı ve diri kalmasına katkı sunuyor. Aynı zamanda bu namazın salavat, ilahi ve zikirler eşliğinde farklı makamlarla kılınmasının bir diğer sebebi ise cemaati camiye gelmeye teşvik etmek ve camiye gelenleri huzura kavuşturmaktır” diye konuştu.
Farklı makamlar kullanılıyor
Enderun Teravihinin kılınma amacının namazda farklı makamlar kullanmak suretiyle ibadete manevi bir boyut kazandırmak olduğunu ifade eden Özfidan, “Aynı zamanda bu namazın salavat, ilahi ve zikirler eşliğinde farklı makamlarla kılınmasının bir diğer sebebi ise cemaati camiye gelmeye teşvik etmek ve camiye gelenleri huzura kavuşturmaktır. Enderun Teravih ’inde en çok yapılan makamlar ise hicaz, saba, uşşak, segah, rast ve nihavent yapıyoruz. Itri Efendi’nin tertibi bizim için her zaman çok kıymetli bir miras oldu. Ancak biz bu mirası birebir teknik bir uygulamadan ziyade, taşıdığı manayı ve manevi iklimi yaşatma niyetiyle ele aldık. Erzurum İl Müftülüğümüzün bu konudaki hassasiyeti ve desteği bizlere güç verdi. Daha önce iki yıl boyunca birlikte uygulama yaptığımız Ahmet Akçay hocamız ile müezzinimiz Abdulgaffur Şahin, ses karakterleri, üslupları ve ibadete yaklaşımlarıyla bu ruhu cemaate çok güzel yansıttılar. Bu süreçte temel maksadımız, cemaate yabancı gelecek zor formlar yerine, huşûyu artıran, sade ve ibadetin vakarına uygun bir atmosfer oluşturmaktı” diye konuştu.

Camiler belli oldu
Bu yıl Enderun usulü Teravih Namazının kılınacağı camilerin de belli olduğunu dile getiren Özfidan, “Bu sene Ramazanı yine dolu dolu geçirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda Atatürk Üniversitesi Lojmanlar Camii, Pasinler Atilla Dölekli Camii, Pasinler Mahmut Vehbi Efendi Camii ve Gürcü Mehmet Paşa Camii’nde namazlar kıldırılacak. Bizlere gelen talepler genellikle daha büyük camilerin seçilmesi şeklinde oluyor. Erzurum cemaati bu namazlara çok yoğun ilgi gösteriyor. Çoğu zaman pek çok kişi yer bulamadığı için kapıdan dönebiliyor” dedi.
“İş şova çevrilmemeli”
Bu geleneğin icrasında çok dikkatli olunması gerektiğine de vurgu yapan Özfidan, ‘Bu işi şova çevirmek bize yakışmaz. Güzel okumak tek başına amaç olamaz. Amaç Rabbin rızasını kazanma olmalı’ diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Amaç cemaatin gönlüne dokunup ibadeti daha şuurlu ve ihlaslı yaşamaya vesile olmak olmalı. Yani makamlar da, ilahiler de, kasideler de aslında birer araçtır; hedef hiçbir zaman “müzikal kabiliyet sergilemek” olamaz. Ölçü çok önemlidir. Makamı abartıp Kur’an’ın önüne geçirmek bizi maksattan uzaklaştırır. Ama Kur’an vakarına uygun bir üslupla, yerinde ve ölçülü şekilde okunduğunda, müminlerin manevî hazzını artırır; kalbi yumuşatır, ruhu toparlar; ibadetin iklimini güzelleştirir” ifadelerine yer verdi.
“Bambaşka bir ahenk doğuyor”
Cemaatin Enderun usulü Teravih Namazına yoğun ilgi gösterdiğini de belirten Özfidan yaşanan huşunun ve manevi ortamın güzelliğine değinerek sözlerine şöyle devam etti: “Enderun tertibi “tek kişinin yaptığı bir iş” değil; tam anlamıyla ekip işi. İmamın kıraati, müezzinin salavatı, bizim destek oluşumuz ve cemaatin eşlik etmesi. Bunlar birbirine oturunca caminin içinde bambaşka bir ahenk doğuyor. Ayrıca cemaatin dikkati toparlanınca imam da daha rahat ve daha huzurlu okuyor; okuyuş daha sakinleşiyor, ses daha yerli yerine oturuyor. En güzeli de şu: Hocalarımızın yüzünde “bu akşam cami bambaşka” ifadesini duyup görüyoruz. Cemaatin daha istekli geldiğini, daha dikkatli durduğunu, daha çok eşlik ettiğini söyledi.”
Şeyma TAHİR