
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde peş peşe yaşanan okul saldırıları toplumda derin bir sarsıntı yaratırken, Psikolog Fatma Altınay bu olayların yalnızca bir güvenlik meselesi olarak ele alınamayacağını vurguladı. Altınay, “Bu olaylar yalnızca bir güvenlik meselesi değil aynı zamanda çocuk ve ergen ruh sağlığını yakından ilgilendiren, dikkatle ele alınması gereken bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Bu tür vakaları anlamak için saldırganlığın farklı biçimlerine bakılması gerekiyor. Bu saldırganlık türü anlık öfke patlamalarından farklı olarak, içte biriken, çoğu zaman fark edilmeyen ve planlı şekilde dışa vurulan bir yapıya sahiptir” ifadelerini kullandı.
Fark edilmiyorlar
Bu çocukların çoğu zaman dışarıdan fark edilmediğini belirten Altınay, “Bu tarz çocuklar genellikle sessizdir, geri planda kalır, duygularını açıkça ifade etmekte zorlanır. Uzun süre öfke ve kırgınlık biriktirir, akademik ve sosyal alanlarda güçlük yaşayabilir. Dışarıdan uyumlu olarak değerlendirilebilirler. Durumları yanıltıcı olabilir. Bu çocuklar iç dünyalarında ciddi duygusal yükler taşıyabilirler. Ayrıca saldırganlık biçimini gösteren çocuklarda sıklıkla dışlanmışlık, değersizlik hissi, zorbalığa maruz kalma ya da zorbalık davranışları, aile içinde anlaşılmama gibi duyguların sağlıklı biçimde işlenemediği ve içselleştirildiği görülmektedir” şeklinde konuştu.
Sorunlarla baş edebilmek için oyuna yönelim
Zamanla sosyal ilişkilerin zayıfladığını ve izolasyonun arttığını belirten Altınay, “Zamanla arkadaş ilişkilerinde zayıflama meydana gelir ve çocuk giderek iç dünyasına kapanır. Bu süreçte yardım isteme davranışı azalır. Sosyal izolasyon ve kopuş başlar” dedi. Bu sürecin çocukları farklı yönelimlere itebileceğini ifade eden Altınay, “İzole olan çocuk, yaşadığı duygularla baş edebilmek için şiddet içerikli oyunlara, film ve dizilere yönelebilir. Bu durum, ilgi alanlarının giderek bu yönde şekillenmesine neden olabilir” ifadelerini kullandı. Görünür olma ihtiyacının da önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Altınay, “Aynı zamanda ‘görünür olma’ ihtiyacı, zamanla intikam düşüncelerini besleyebilir. Bu noktada şiddet, bir çözüm yolu olarak kurgulanmaya başlanır” dedi.
“Saldırılarda mesaj verme amacı var”
Bu tür saldırganlıkların öngörülmesinin zor olduğunu vurgulayan Altınay, “Bu saldırganlık türünün öngörülmesi zordur. Planlı olabilir, duygusal boşalmadan ziyade mesaj verme amacı taşıyabilir. Bu nedenle klasik bir ‘öfke kontrolü probleminden ayrışmaktadır” şeklinde konuştu. Risk işaretlerine de değinen Altınay, “Belirgin içe kapanma, sosyal geri çekilme, yoğun ancak ifade edilmeyen öfke, ‘Kimse beni anlamıyor’ söylemi, şiddet içeriklerine artan ilgi, empati kurmakta zorlanma ve ani davranış değişiklikleri”nin dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi.
Aileler ve okullara uyarı
Ailelerin ve okulların atması gereken adımlara da değinen Altınay, “Çocuğun duygusal süreçlerinin farkında olmak, iletişim kurmakta zorlanıldığında profesyonel destek almaktan kaçınmamak önemlidir” dedi. Okullarda sessiz çocukların gözden kaçırılmaması gerektiğini belirten Altınay, “Okullarda ise sessiz çocukların ‘uyumlu’ olarak etiketlenmesi önemli bir yanılgıdır. Bu çocukların görünür kılınması, zorbalığın erken dönemde fark edilmesi, rehberlik servislerinin aktif kullanılması ve davranış değişimlerinin sistematik biçimde izlenmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“Şiddeti normalleştirmeyin”
Toplumsal düzeyde de sorumluluklara dikkat çeken Altınay, “Şiddeti normalleştiren dilin azaltılması, olayların yüzeysel değil anlayarak ele alınması ve çocuk-ergen ruh sağlığına yönelik farkındalığın artırılması önem taşımaktadır” dedi. Çocukların sağlıklı gelişimi için destekleyici alanların artırılması gerektiğini belirten Altınay, “Çocukların sağlıklı gelişimi için spor, sanat ve müzik gibi alanlara yönlendirilmesi desteklenmelidir” ifadelerini kullandı. Güvenlik konusuna da değinen Altınay, “Kısa vadede ise güvenlik önlemleri ihmal edilmemelidir. Bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi ve okullarda güvenlik tedbirlerinin en üst düzeye çıkarılması gerekmektedir” dedi.
Altınay, son olarak “Bu saldırganlık türü tek bir nedene indirgenemez. Yalnızca bilgisayar oyunlarına, medya içeriklerine ya da ebeveyn tutumlarına odaklanmak yetersiz ve yanıltıcı olabilir. Bu nedenle çok boyutlu bir bakış açısıyla hareket etmek ve tüm alanlarda eş zamanlı hassasiyet göstermek en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Bir çocuğun sessizliği her zaman huzur anlamına gelmez. Bazen o sessizlik, duyulmayan bir yardım çağrısıdır” ifadelerini kullandı.
Şeyma TAHİR
Fark edilmiyorlar
Bu çocukların çoğu zaman dışarıdan fark edilmediğini belirten Altınay, “Bu tarz çocuklar genellikle sessizdir, geri planda kalır, duygularını açıkça ifade etmekte zorlanır. Uzun süre öfke ve kırgınlık biriktirir, akademik ve sosyal alanlarda güçlük yaşayabilir. Dışarıdan uyumlu olarak değerlendirilebilirler. Durumları yanıltıcı olabilir. Bu çocuklar iç dünyalarında ciddi duygusal yükler taşıyabilirler. Ayrıca saldırganlık biçimini gösteren çocuklarda sıklıkla dışlanmışlık, değersizlik hissi, zorbalığa maruz kalma ya da zorbalık davranışları, aile içinde anlaşılmama gibi duyguların sağlıklı biçimde işlenemediği ve içselleştirildiği görülmektedir” şeklinde konuştu.
Sorunlarla baş edebilmek için oyuna yönelim
Zamanla sosyal ilişkilerin zayıfladığını ve izolasyonun arttığını belirten Altınay, “Zamanla arkadaş ilişkilerinde zayıflama meydana gelir ve çocuk giderek iç dünyasına kapanır. Bu süreçte yardım isteme davranışı azalır. Sosyal izolasyon ve kopuş başlar” dedi. Bu sürecin çocukları farklı yönelimlere itebileceğini ifade eden Altınay, “İzole olan çocuk, yaşadığı duygularla baş edebilmek için şiddet içerikli oyunlara, film ve dizilere yönelebilir. Bu durum, ilgi alanlarının giderek bu yönde şekillenmesine neden olabilir” ifadelerini kullandı. Görünür olma ihtiyacının da önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Altınay, “Aynı zamanda ‘görünür olma’ ihtiyacı, zamanla intikam düşüncelerini besleyebilir. Bu noktada şiddet, bir çözüm yolu olarak kurgulanmaya başlanır” dedi.
“Saldırılarda mesaj verme amacı var”
Bu tür saldırganlıkların öngörülmesinin zor olduğunu vurgulayan Altınay, “Bu saldırganlık türünün öngörülmesi zordur. Planlı olabilir, duygusal boşalmadan ziyade mesaj verme amacı taşıyabilir. Bu nedenle klasik bir ‘öfke kontrolü probleminden ayrışmaktadır” şeklinde konuştu. Risk işaretlerine de değinen Altınay, “Belirgin içe kapanma, sosyal geri çekilme, yoğun ancak ifade edilmeyen öfke, ‘Kimse beni anlamıyor’ söylemi, şiddet içeriklerine artan ilgi, empati kurmakta zorlanma ve ani davranış değişiklikleri”nin dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi.
Aileler ve okullara uyarı
Ailelerin ve okulların atması gereken adımlara da değinen Altınay, “Çocuğun duygusal süreçlerinin farkında olmak, iletişim kurmakta zorlanıldığında profesyonel destek almaktan kaçınmamak önemlidir” dedi. Okullarda sessiz çocukların gözden kaçırılmaması gerektiğini belirten Altınay, “Okullarda ise sessiz çocukların ‘uyumlu’ olarak etiketlenmesi önemli bir yanılgıdır. Bu çocukların görünür kılınması, zorbalığın erken dönemde fark edilmesi, rehberlik servislerinin aktif kullanılması ve davranış değişimlerinin sistematik biçimde izlenmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“Şiddeti normalleştirmeyin”
Toplumsal düzeyde de sorumluluklara dikkat çeken Altınay, “Şiddeti normalleştiren dilin azaltılması, olayların yüzeysel değil anlayarak ele alınması ve çocuk-ergen ruh sağlığına yönelik farkındalığın artırılması önem taşımaktadır” dedi. Çocukların sağlıklı gelişimi için destekleyici alanların artırılması gerektiğini belirten Altınay, “Çocukların sağlıklı gelişimi için spor, sanat ve müzik gibi alanlara yönlendirilmesi desteklenmelidir” ifadelerini kullandı. Güvenlik konusuna da değinen Altınay, “Kısa vadede ise güvenlik önlemleri ihmal edilmemelidir. Bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi ve okullarda güvenlik tedbirlerinin en üst düzeye çıkarılması gerekmektedir” dedi.
Altınay, son olarak “Bu saldırganlık türü tek bir nedene indirgenemez. Yalnızca bilgisayar oyunlarına, medya içeriklerine ya da ebeveyn tutumlarına odaklanmak yetersiz ve yanıltıcı olabilir. Bu nedenle çok boyutlu bir bakış açısıyla hareket etmek ve tüm alanlarda eş zamanlı hassasiyet göstermek en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Bir çocuğun sessizliği her zaman huzur anlamına gelmez. Bazen o sessizlik, duyulmayan bir yardım çağrısıdır” ifadelerini kullandı.
Şeyma TAHİR