
Ramazan berekettir, bereketiyle gelir. Ramazan manevi armağanlarla gelir gönül dünyamızı mesrur eder. Ramazan rahmettir, mağfirettir, aftır, huzurdur, emniyettir. Ramazan Kur’andır, getirmiş olduğu hayati ilkeler ile dünya ve ahiret hayatımızı mamur eder. Ramazan, sadakattir, sabırdır, kanaattir, ahde vefadır, yaradılış gayemizin farkına varmaktır. Ramazan iftar sevinci, sahur bereketi, mukabelesi ve coşkulu teravihi ile kutlu bir misafir, beklenen büyük bir muştudur. Ramazanı şerifin gelişi ile örselenen, yıpranan, manevi dünyamız yeniden onarılacak, yenilerek tazelenecektir. Evet, ömrü Ramazan olanın ahireti bayram olacaktır.
Bu yıl Ramazan biz inananlar için hüzünlü geldi. Coşkulu teravihlerimiz olmayacak, haftalık müslümanların bayramı olan Cuma namazlarımız olmayacak, camilerde vakit namazları öncesi ve sonrası gürül gürül okunan mukabelelerimiz olmayacak, aile büyüklerimizle birlikte ortak iftar sofralarımızı kuramayacağız. Bu hüznümüzü bir nebze hafifletme adına evlerimizi kıblegâh yapacağız, mukabelelerimizi aile efradı ile birlikte okuyacağız, coşkulu teravihlerimizi hanelerimize taşıyacağız, zekât ve sadakalarımızla hastalıklarımızı tedavi edeceğiz. Ramazan, tabiri caizse otuz gün itikafımız olacak ve hep birlikte insanlığın üzerinden bu musibetin kalkması için, yeniden mabedimize, okulumuza, iş yerlerimize, sokağımıza ve özlediğimiz hayatımıza bir an önce kavuşmamız için Yüce Rabbimize yalvarıp yakaracağız.
Ramazan; Arapçada, kiri ve tozu silip süpüren yağmura “ramzâ” kelimesinden alınmıştır. Çünkü Ramazan, yağmurun pisliği süpürdüğü gibi, insanın kötü huylarını, nefsâni arzularını ve günahlarını da silip süpürür. Bazı kimseler; “Ramazan, güneşin kavurucu sıcağından, taşların yanmasını anlatan ‘ramaz’ kelimesinden türemiştir.” der. O vakit Ramazan, dünyada iken kulun günahlarını yakan bir kor olur, günahlarından dolayı cehennem ateşinde yanmaması içindir. Rasulullah (s.a.v.) “Sözlerin en doğrusu, Allah’ın kelâmı; rehberliğin en güzeli ise Muhammed’in rehberliğidir.” buyurur. Geliniz bu Ramazan, halis tövbe ve samimi dualarımızla günahlarımızdan bir daha o günahlarımıza dönmemek üzere arınalım.
Orucu sadece yeme-içme-cinsel münasebetten uzak durmak olarak görmeyelim. Bilakis İmam Gazali Hazretlerinin dediği gibi “oruç, sadece mideyi aç bırakmak değildir, aksine oruç, dili yalandan, gözü haramdan uzak tutmak ve her türlü çirkin fiillerden uzak durmaktır.” İşte orucu bu mantıkla tutarsak oruçta bizi tutacaktır, anlam ve önemini bu şekilde daha iyi idrak etmiş olacağız.
Hz. Peygamber (sav)'in buyurduğu gibi “oruç kalkandır.” Bu kalkanı, İslam’ı daha iyi yaşamak ve Ramazan-ı Şerifi daha bereketli kılmak için kullanmalıyız. Nefsimizin telkin ettiği her türlü çirkinliği oruç kalkanıyla savmalıyız. Rasûlullâh’ın emri gereği “biriniz oruçlu olduğunda çirkin söz söylemesin, kimseyle çekişmesin. Şayet birisi sataşırsa ben oruçluyum desin.” anlayışıyla ihya edelim.
Bu ay biz inananlar için önemlidir. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm indirilmeye bu ayda başlamıştır. İslâm’ın beş şartından biri olan oruç bu ayda tutulur. Hz. Peygamber’in inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek kılan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını bildirdiği ve kendisi de bizzat kılarak ümmeti için sünnet olduğunu gösterdiği teravih namazı bu aya mahsus ibadetlerdendir. Malî bir ibadet olan fitrenin (fıtır sadakası) bu ayın sonunda ve bayramdan önce ödenmesi gerekir. Bu ayın sonunda itikâfa girmek sünnettir. Bazı hadislerde bu ayda umre yapanın hac sevabı alacağı diğer ibadet ve amellere de öteki aylara göre daha çok mükâfat bildirilmiştir. Hz. Peygamber’in Cebrâil ile karşılıklı Kur’an okumasına dayanan mukabele uygulaması da bu aya mahsus geleneklerdendir. Bundan dolayıdır ki Ramazan on bir ayın sultanıdır.
Bu vesileyle güzel ilimizin, ülkemizin ve İslam varlığının yaşadığı bütün gönül coğrafyamızın Ramazân-ı Şerif’ini tebrik eder ve tüm insanlık için huzur, barış ve esenlik getirmesini ve bu umum musibetin bir an önce üzerimizden kaldırılmasını Yüce Rabbimden niyaz ederim.
FIKIH KÖŞEMİZ
Oruca niyet ne zaman ve nasıl yapılır?
Oruca kalben niyet etmek yani ertesi günü oruçlu geçireceği niyet ve bilincine sahip olmak yeterlidir. Niyeti dil ile ifade etmek ise mendup görülmüştür. Ramazan orucu ve belli günlerde tutulmak üzere adanan oruçlar ile bütün nafile oruçlar için niyet etme vakti güneşin batması ile ertesi gün tepe noktasına gelmesi öncesine kadarki süredir. Ramazan orucu ve belli günlerde tutulmak üzere adanan oruçlar ile bütün nafile oruçlar için mutlak niyet yani, mesela “yarınki günün orucunu tutmaya” şeklinde niyet etmek yeterlidir. Ancak niyeti geceden yapmak ve mesela “yarınki Ramazan orucunu tutmaya” şeklinde tutulacak orucu belirtmek daha faziletlidir. Ramazan orucunun her günü için ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Şâfiî mezhebine göre nafile orucun dışındaki oruçların niyeti geceden yapılmalıdır. İmsak vaktine kadar oruca niyet edilmemiş ise o gün oruca niyet edilmemiş sayılır.
Bu yıl Ramazan biz inananlar için hüzünlü geldi. Coşkulu teravihlerimiz olmayacak, haftalık müslümanların bayramı olan Cuma namazlarımız olmayacak, camilerde vakit namazları öncesi ve sonrası gürül gürül okunan mukabelelerimiz olmayacak, aile büyüklerimizle birlikte ortak iftar sofralarımızı kuramayacağız. Bu hüznümüzü bir nebze hafifletme adına evlerimizi kıblegâh yapacağız, mukabelelerimizi aile efradı ile birlikte okuyacağız, coşkulu teravihlerimizi hanelerimize taşıyacağız, zekât ve sadakalarımızla hastalıklarımızı tedavi edeceğiz. Ramazan, tabiri caizse otuz gün itikafımız olacak ve hep birlikte insanlığın üzerinden bu musibetin kalkması için, yeniden mabedimize, okulumuza, iş yerlerimize, sokağımıza ve özlediğimiz hayatımıza bir an önce kavuşmamız için Yüce Rabbimize yalvarıp yakaracağız.
Ramazan; Arapçada, kiri ve tozu silip süpüren yağmura “ramzâ” kelimesinden alınmıştır. Çünkü Ramazan, yağmurun pisliği süpürdüğü gibi, insanın kötü huylarını, nefsâni arzularını ve günahlarını da silip süpürür. Bazı kimseler; “Ramazan, güneşin kavurucu sıcağından, taşların yanmasını anlatan ‘ramaz’ kelimesinden türemiştir.” der. O vakit Ramazan, dünyada iken kulun günahlarını yakan bir kor olur, günahlarından dolayı cehennem ateşinde yanmaması içindir. Rasulullah (s.a.v.) “Sözlerin en doğrusu, Allah’ın kelâmı; rehberliğin en güzeli ise Muhammed’in rehberliğidir.” buyurur. Geliniz bu Ramazan, halis tövbe ve samimi dualarımızla günahlarımızdan bir daha o günahlarımıza dönmemek üzere arınalım.
Orucu sadece yeme-içme-cinsel münasebetten uzak durmak olarak görmeyelim. Bilakis İmam Gazali Hazretlerinin dediği gibi “oruç, sadece mideyi aç bırakmak değildir, aksine oruç, dili yalandan, gözü haramdan uzak tutmak ve her türlü çirkin fiillerden uzak durmaktır.” İşte orucu bu mantıkla tutarsak oruçta bizi tutacaktır, anlam ve önemini bu şekilde daha iyi idrak etmiş olacağız.
Hz. Peygamber (sav)'in buyurduğu gibi “oruç kalkandır.” Bu kalkanı, İslam’ı daha iyi yaşamak ve Ramazan-ı Şerifi daha bereketli kılmak için kullanmalıyız. Nefsimizin telkin ettiği her türlü çirkinliği oruç kalkanıyla savmalıyız. Rasûlullâh’ın emri gereği “biriniz oruçlu olduğunda çirkin söz söylemesin, kimseyle çekişmesin. Şayet birisi sataşırsa ben oruçluyum desin.” anlayışıyla ihya edelim.
Bu ay biz inananlar için önemlidir. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm indirilmeye bu ayda başlamıştır. İslâm’ın beş şartından biri olan oruç bu ayda tutulur. Hz. Peygamber’in inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek kılan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını bildirdiği ve kendisi de bizzat kılarak ümmeti için sünnet olduğunu gösterdiği teravih namazı bu aya mahsus ibadetlerdendir. Malî bir ibadet olan fitrenin (fıtır sadakası) bu ayın sonunda ve bayramdan önce ödenmesi gerekir. Bu ayın sonunda itikâfa girmek sünnettir. Bazı hadislerde bu ayda umre yapanın hac sevabı alacağı diğer ibadet ve amellere de öteki aylara göre daha çok mükâfat bildirilmiştir. Hz. Peygamber’in Cebrâil ile karşılıklı Kur’an okumasına dayanan mukabele uygulaması da bu aya mahsus geleneklerdendir. Bundan dolayıdır ki Ramazan on bir ayın sultanıdır.
Bu vesileyle güzel ilimizin, ülkemizin ve İslam varlığının yaşadığı bütün gönül coğrafyamızın Ramazân-ı Şerif’ini tebrik eder ve tüm insanlık için huzur, barış ve esenlik getirmesini ve bu umum musibetin bir an önce üzerimizden kaldırılmasını Yüce Rabbimden niyaz ederim.
FIKIH KÖŞEMİZ
Oruca niyet ne zaman ve nasıl yapılır?
Oruca kalben niyet etmek yani ertesi günü oruçlu geçireceği niyet ve bilincine sahip olmak yeterlidir. Niyeti dil ile ifade etmek ise mendup görülmüştür. Ramazan orucu ve belli günlerde tutulmak üzere adanan oruçlar ile bütün nafile oruçlar için niyet etme vakti güneşin batması ile ertesi gün tepe noktasına gelmesi öncesine kadarki süredir. Ramazan orucu ve belli günlerde tutulmak üzere adanan oruçlar ile bütün nafile oruçlar için mutlak niyet yani, mesela “yarınki günün orucunu tutmaya” şeklinde niyet etmek yeterlidir. Ancak niyeti geceden yapmak ve mesela “yarınki Ramazan orucunu tutmaya” şeklinde tutulacak orucu belirtmek daha faziletlidir. Ramazan orucunun her günü için ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Şâfiî mezhebine göre nafile orucun dışındaki oruçların niyeti geceden yapılmalıdır. İmsak vaktine kadar oruca niyet edilmemiş ise o gün oruca niyet edilmemiş sayılır.