
Aslan parçası geliyor..

Pekin’de yapılan kış olimpiyatlarında ülkemize haklı bir guru ve mutluluk yaşatan milli sürat patencimiz Furkan Akar bugün dönüyor. Öğlen saatlerinde Erzurum’da olması beklenen ve muhteşem bir törenle karşlayacağımız Furkan Akar, olimpiyat altıncılığı ile gururumuz oldu, yüzümüzü, güldürdü. En son 2 yıl önce EYOF’da ülkemize iki madalya kazandıran ve bu madalyalar ile döndüğü Erzurum’da gazetemizi ziyaret eden Akar, ilk’lerin adamı olmaya devam etti, bizi İliklerimize kadar sevince boğdu. Sürat pateni tarihinde Türkiye’nin ilk olimpiyat sporcusu olması yanında önce çeyrek daha sonra da yarı final yaşamışlığı da olan Furkan’ı buradan bir kere daha tebrik ediyor, ona bu yolda daha nice başarı dileklerimizi iletiyoruz..

Vefa sadece bir semt adı değilmiş!
Dekan yardımcısı Prof.Dr.Osman Elmalı hocamı ziyaret amacıyla İlahiyat Fakültesi’ne gitmek üzere yaya olarak yürürken gördüm ilk o sokağın tabelasını. Eski rektörlerden Prof.Dr.Yaşar Sütbeyaz’ın ismi bir sokağa verilmiş. İnanılmaz iyi geldi bana o kare. Aynı şekilde diğer vefat etmiş olan rektörlerin de isimlerinin yeraldığı sokak tabelalarını gördüm. Elbette ki Atatürk Üniversitesi’nin tüm kampüs alanında ki cadde ve sokaklar isimlendirilmiş. Ama bu isimlendirme yapılırken, vefa özne olmuş. Sadece eski vefat eden rektörler değil, iz bırakmış değerli hocalarımız ve ilim adamlarımız da sokak ya da caddelerde yaşatılıyor. Rektör hoca Prof.Dr.Ömer Çomaklı, yine kalplere dokunan bir işe imza atmış. Hem de hiç reklamı yapılmayan, tanıtımı olmayan bir işe. Yeni Nesil Üniversite projesi kapsamında bir çok değişimin gözlendiği kampüste ben bu hareketi çok tuttum. Eski kesinlikle eskide kalmamış ve vefa ismi sadece bir semt adından ibaret değilmiş. Yazı konumu güzel bir özlü söz ile tamamlayayım. Zaman çalsa da bir şeyleri bizden, bize kalan, bir vefa, bir selam, bir de güzel dostluktur!

Kısa bir tamirat-tadilat arası!
Asker, memur ve öğrenci şehri olarak da bildiğimiz Erzurum, yıllardır bunun meyvelerini de yer. Özellikle yaz dönemlerinde tatil zamanlarında asker, memur ve öğrencilerin yokluğu, günün her anında belli eder kendini. Adeta boşalır bu şehir. Sayısal bakımdan öğrenciler de elbette ki bu şehrin renkleri ve zenginliğidir. Sosyo ekonomik kültüre de önemli katkıları say say bitmez elbette. Bilhassa ekonomiye can veren, kan verem damardan biridir. Atatürk Üniversitesi’nde öğretime ara verilmesi, o öğrencinin yokluğunu iliklere kadar hissettiriyor. Kampüs adeta öğrenci olmadığından ölüm sessizliğine bürünmüş. Kuş cıvıltıları dışında ses yok adeta. Arayı fırsat bilenler de var tabii ki. Kampüs alanında yeralan esnaflar, fakülte ve yüksek okul idarecileri, ikinci dönem için hummalı bir tamirata, tadilata yönelmiş. Öğrenciler, yeni döneme yenilenmiş mekanlara kavuşacak haliyle..

Hoş geldin chef’im!
Hilton Garden Otel’de sona gelindi. Bu ayın sonunda ilk müşterilerini ağırlamaya hazırlanan Hilton’da hazırlıklar son sürat devam ediyor. Otel yöneticilerinden işinsanı İdris Akdemir, şu an için personel alımını tamamladıklarını, otelin hizmete gireceği Şubat ayı sonlarına doğru ilk etapta 138 çalışanın da işbaşı yapacağını söyledi. Şu an gerek yangın testi ve gerekse benzeri deneylerin gerçekleştiği otel inşaatında kalan eksikliklerin giderildiğini belirten Akdemir, 9 katlı otelin düğün salonunun da devreye girmesiyle çalışan sayısını 210’a çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi. Akdemir ayrıca 172 odaya sahip otelde 487 yatak kapasitesi ile bölgenin en fazla yatak sayısına ulaşmayı amaçladıklarını da söyledi..

Bu arada, önceki gün ziyaret amacıyla gittiğim otelde güzel bir haberle de karşılaştığım. Daha önce Nusret’e verileceği açıklanan ancak Nusret Zorlu’nun son anda vazgeçtiği restorantın yeni sahibi belli olmuş. Big Chef! Yerli işinsanlarının da ortak olduğu bu dünyaca ünlü cafe ve restoran hizmeti yapan firma, burada konuşlanıyor. Et yemeğinin yanısıra bir çok ürünün da satılacağı, paket servis ile sunulacağı Big Shef’in işletmeciliğini de yine Erzurumlu otel işletmecileri gerçekleştirecek. Isınma amacıyla kalorifer tesisatının da gerçekleştiği ve bacasından dumanın tütmeye başladığı restoran kafe, otel müşterilerinin yanısıra dışarıdan da müşteriye hizmet verecek.

Sen neymişsin Karani?
Memuriyet hayatına son verdikten sonra yeminli mali müşavirliğine başlayan ESAV Başkanı Veysel Karani Aksungur’un yeni bir meziyetine tanıklık ettim. Hafta sonuna kadar kaldığım Ankara’da ziyaretine gittiğim ESAV’da başkan Veysel Aksungur, beni şaşırttı. Başkan, birbirinden güzel türküleri seslendirmesiyle bu konuda ne kadar yetenekli ve meziyetli olduğunu ortaya koydu. Bir dönem Erzurum’da da Kambiyo Bölge Müdürlüğü yapan kendisi gibi bürokrat olan Salih Taşkın müdürümün bağlamasına birbirinden güzel türküleri ile eşlik eden Veysel başkan, adeta ses sanatçılarına şapka çıkarttı. Emrah’dan Karacaoğlu’na çok sayıda halk ozanının eserlerini de seslendiren Veysel başkan sayesinde ESAV’da Milli Eğitim eski Müdürlerimizden Fevzi Budak ile birlikte hoş saatler yaşadık. Aksungur başkan, özellikle hafta sonları vakıf hizmet binasında gönüllerince çalıp söylediklerini belirtirken, adeta her türküsü ile yeteneğini konuşturdu, bizden kocaman alkışı kaptı.

Mehmet Nuri hocanın o anı kitabını yazsa yazsa sen yazarsın ağabey..
İş başa düştü Kadir abi!
Dört gözle beklediğim bir şey o. Diyanet İşleri eski başkanlarından Erzurumlu Mehmet Nuri Yılmaz hocamdan beklediğimiz o anı kitabı henüz ortada yok. Daha önce anı kitabı çıkarma konusunda kararlılık gösteren ama o kitaba bir türlü başlayamayan Mehmet Nuri Yılmaz hocam ile Ankara’da biraraya geldik. Kendisinden hasretle öyle bir kitap beklentisi içerisinde olduğumu yinelediğim hocaya, ‘’Ne zaman çıkacak?’’ diye sordum. Bu konuda aceleci davranmadığını gözlemlediğim hocamın maalesef ‘tembellik’ ettiğini anladım. ‘’Sadece Diyanet İşleri Başkanı iken yaşadıklarını anlatmanı istiyoruz. Bunu sadece ben değil, mutlaka bir Türkiye hem okur hem de mutlaka merak ediyordur. Ne yapıp yapıp bu kitabı hazırlamasın’’ dedim hocama. Belki beşinci defadır da diyorum bunu. Hocam da çok anı olduğunu biliyorum. Bunlar mutlaka yazılmaya mahkum anılar.
***
Bir döneme ışık tutacak böyle bir kitabı düşündüğünü ama bu konuda kendisine yardımcı olacak birinin gerekli olduğunu söyleyince, ‘’Kadir Sabuncuoğlu ağabeyim var ya. Yazı dünyasından biri olduğu kadar sizin de yakın dostunuz. Yazsa yazsa o yazar. Çok da iyi olur.’’ diye düşüncemi dile getirdim. O da doğru düşündüğümü hatta Kadir beyle bu konuda bir uzlaşı gerçekleştirdiklerini ama zamanını belirlemediğini söyledi. Kadir ağabeyi aradım dün. ‘’Ben her daim hazırım. Öyle bir kitabı hazırlamak benim için de şeref olur’’ dedi ki artık Mehmet Nuri hocamın kaçacak yeri kalmadı. İnşallah Ramazan ayı sonrasında Erzurum’a gelmeyi planlayan Mehmet Nuri hocam Kadir abiyle buluşur, o meseleyi halleder. O kitabın ilk okuyucusu olmak da bana nasip olur inşallah. Haydi hocam, haydi Kadir ağabey! Bitsin bu hasret. Gelsin o kitap artık. Bu benim son kararımdır.
--
TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Seven hiç yalnız kalır mı hafız? Kendisi çıksa dışarı, hasreti girer içeri! (Sadi Şirazi)
DUVARIN DİLİ : Cips paketi gibiymişsin. Yüzde yetmişin hava!

Pekin’de yapılan kış olimpiyatlarında ülkemize haklı bir guru ve mutluluk yaşatan milli sürat patencimiz Furkan Akar bugün dönüyor. Öğlen saatlerinde Erzurum’da olması beklenen ve muhteşem bir törenle karşlayacağımız Furkan Akar, olimpiyat altıncılığı ile gururumuz oldu, yüzümüzü, güldürdü. En son 2 yıl önce EYOF’da ülkemize iki madalya kazandıran ve bu madalyalar ile döndüğü Erzurum’da gazetemizi ziyaret eden Akar, ilk’lerin adamı olmaya devam etti, bizi İliklerimize kadar sevince boğdu. Sürat pateni tarihinde Türkiye’nin ilk olimpiyat sporcusu olması yanında önce çeyrek daha sonra da yarı final yaşamışlığı da olan Furkan’ı buradan bir kere daha tebrik ediyor, ona bu yolda daha nice başarı dileklerimizi iletiyoruz..

Vefa sadece bir semt adı değilmiş!
Dekan yardımcısı Prof.Dr.Osman Elmalı hocamı ziyaret amacıyla İlahiyat Fakültesi’ne gitmek üzere yaya olarak yürürken gördüm ilk o sokağın tabelasını. Eski rektörlerden Prof.Dr.Yaşar Sütbeyaz’ın ismi bir sokağa verilmiş. İnanılmaz iyi geldi bana o kare. Aynı şekilde diğer vefat etmiş olan rektörlerin de isimlerinin yeraldığı sokak tabelalarını gördüm. Elbette ki Atatürk Üniversitesi’nin tüm kampüs alanında ki cadde ve sokaklar isimlendirilmiş. Ama bu isimlendirme yapılırken, vefa özne olmuş. Sadece eski vefat eden rektörler değil, iz bırakmış değerli hocalarımız ve ilim adamlarımız da sokak ya da caddelerde yaşatılıyor. Rektör hoca Prof.Dr.Ömer Çomaklı, yine kalplere dokunan bir işe imza atmış. Hem de hiç reklamı yapılmayan, tanıtımı olmayan bir işe. Yeni Nesil Üniversite projesi kapsamında bir çok değişimin gözlendiği kampüste ben bu hareketi çok tuttum. Eski kesinlikle eskide kalmamış ve vefa ismi sadece bir semt adından ibaret değilmiş. Yazı konumu güzel bir özlü söz ile tamamlayayım. Zaman çalsa da bir şeyleri bizden, bize kalan, bir vefa, bir selam, bir de güzel dostluktur!

Kısa bir tamirat-tadilat arası!
Asker, memur ve öğrenci şehri olarak da bildiğimiz Erzurum, yıllardır bunun meyvelerini de yer. Özellikle yaz dönemlerinde tatil zamanlarında asker, memur ve öğrencilerin yokluğu, günün her anında belli eder kendini. Adeta boşalır bu şehir. Sayısal bakımdan öğrenciler de elbette ki bu şehrin renkleri ve zenginliğidir. Sosyo ekonomik kültüre de önemli katkıları say say bitmez elbette. Bilhassa ekonomiye can veren, kan verem damardan biridir. Atatürk Üniversitesi’nde öğretime ara verilmesi, o öğrencinin yokluğunu iliklere kadar hissettiriyor. Kampüs adeta öğrenci olmadığından ölüm sessizliğine bürünmüş. Kuş cıvıltıları dışında ses yok adeta. Arayı fırsat bilenler de var tabii ki. Kampüs alanında yeralan esnaflar, fakülte ve yüksek okul idarecileri, ikinci dönem için hummalı bir tamirata, tadilata yönelmiş. Öğrenciler, yeni döneme yenilenmiş mekanlara kavuşacak haliyle..

Hoş geldin chef’im!
Hilton Garden Otel’de sona gelindi. Bu ayın sonunda ilk müşterilerini ağırlamaya hazırlanan Hilton’da hazırlıklar son sürat devam ediyor. Otel yöneticilerinden işinsanı İdris Akdemir, şu an için personel alımını tamamladıklarını, otelin hizmete gireceği Şubat ayı sonlarına doğru ilk etapta 138 çalışanın da işbaşı yapacağını söyledi. Şu an gerek yangın testi ve gerekse benzeri deneylerin gerçekleştiği otel inşaatında kalan eksikliklerin giderildiğini belirten Akdemir, 9 katlı otelin düğün salonunun da devreye girmesiyle çalışan sayısını 210’a çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi. Akdemir ayrıca 172 odaya sahip otelde 487 yatak kapasitesi ile bölgenin en fazla yatak sayısına ulaşmayı amaçladıklarını da söyledi..

Bu arada, önceki gün ziyaret amacıyla gittiğim otelde güzel bir haberle de karşılaştığım. Daha önce Nusret’e verileceği açıklanan ancak Nusret Zorlu’nun son anda vazgeçtiği restorantın yeni sahibi belli olmuş. Big Chef! Yerli işinsanlarının da ortak olduğu bu dünyaca ünlü cafe ve restoran hizmeti yapan firma, burada konuşlanıyor. Et yemeğinin yanısıra bir çok ürünün da satılacağı, paket servis ile sunulacağı Big Shef’in işletmeciliğini de yine Erzurumlu otel işletmecileri gerçekleştirecek. Isınma amacıyla kalorifer tesisatının da gerçekleştiği ve bacasından dumanın tütmeye başladığı restoran kafe, otel müşterilerinin yanısıra dışarıdan da müşteriye hizmet verecek.

Sen neymişsin Karani?
Memuriyet hayatına son verdikten sonra yeminli mali müşavirliğine başlayan ESAV Başkanı Veysel Karani Aksungur’un yeni bir meziyetine tanıklık ettim. Hafta sonuna kadar kaldığım Ankara’da ziyaretine gittiğim ESAV’da başkan Veysel Aksungur, beni şaşırttı. Başkan, birbirinden güzel türküleri seslendirmesiyle bu konuda ne kadar yetenekli ve meziyetli olduğunu ortaya koydu. Bir dönem Erzurum’da da Kambiyo Bölge Müdürlüğü yapan kendisi gibi bürokrat olan Salih Taşkın müdürümün bağlamasına birbirinden güzel türküleri ile eşlik eden Veysel başkan, adeta ses sanatçılarına şapka çıkarttı. Emrah’dan Karacaoğlu’na çok sayıda halk ozanının eserlerini de seslendiren Veysel başkan sayesinde ESAV’da Milli Eğitim eski Müdürlerimizden Fevzi Budak ile birlikte hoş saatler yaşadık. Aksungur başkan, özellikle hafta sonları vakıf hizmet binasında gönüllerince çalıp söylediklerini belirtirken, adeta her türküsü ile yeteneğini konuşturdu, bizden kocaman alkışı kaptı.

Mehmet Nuri hocanın o anı kitabını yazsa yazsa sen yazarsın ağabey..
İş başa düştü Kadir abi!
Dört gözle beklediğim bir şey o. Diyanet İşleri eski başkanlarından Erzurumlu Mehmet Nuri Yılmaz hocamdan beklediğimiz o anı kitabı henüz ortada yok. Daha önce anı kitabı çıkarma konusunda kararlılık gösteren ama o kitaba bir türlü başlayamayan Mehmet Nuri Yılmaz hocam ile Ankara’da biraraya geldik. Kendisinden hasretle öyle bir kitap beklentisi içerisinde olduğumu yinelediğim hocaya, ‘’Ne zaman çıkacak?’’ diye sordum. Bu konuda aceleci davranmadığını gözlemlediğim hocamın maalesef ‘tembellik’ ettiğini anladım. ‘’Sadece Diyanet İşleri Başkanı iken yaşadıklarını anlatmanı istiyoruz. Bunu sadece ben değil, mutlaka bir Türkiye hem okur hem de mutlaka merak ediyordur. Ne yapıp yapıp bu kitabı hazırlamasın’’ dedim hocama. Belki beşinci defadır da diyorum bunu. Hocam da çok anı olduğunu biliyorum. Bunlar mutlaka yazılmaya mahkum anılar.
***
Bir döneme ışık tutacak böyle bir kitabı düşündüğünü ama bu konuda kendisine yardımcı olacak birinin gerekli olduğunu söyleyince, ‘’Kadir Sabuncuoğlu ağabeyim var ya. Yazı dünyasından biri olduğu kadar sizin de yakın dostunuz. Yazsa yazsa o yazar. Çok da iyi olur.’’ diye düşüncemi dile getirdim. O da doğru düşündüğümü hatta Kadir beyle bu konuda bir uzlaşı gerçekleştirdiklerini ama zamanını belirlemediğini söyledi. Kadir ağabeyi aradım dün. ‘’Ben her daim hazırım. Öyle bir kitabı hazırlamak benim için de şeref olur’’ dedi ki artık Mehmet Nuri hocamın kaçacak yeri kalmadı. İnşallah Ramazan ayı sonrasında Erzurum’a gelmeyi planlayan Mehmet Nuri hocam Kadir abiyle buluşur, o meseleyi halleder. O kitabın ilk okuyucusu olmak da bana nasip olur inşallah. Haydi hocam, haydi Kadir ağabey! Bitsin bu hasret. Gelsin o kitap artık. Bu benim son kararımdır.
--
TUTTUĞUM BABA SÖZLER : Seven hiç yalnız kalır mı hafız? Kendisi çıksa dışarı, hasreti girer içeri! (Sadi Şirazi)
DUVARIN DİLİ : Cips paketi gibiymişsin. Yüzde yetmişin hava!
