
Bolluk-darlık, sağlık-hastalık hepsi birer imtihandır. En iyi cevap sabır ve şükür cevabıdır. Şükrediyorsan, sabrediyorsan korkma; sende tasarruf edenin kim olduğunu biliyorsun ve sen bilinçli bir Müslümansın, elhamdülillah.
“Men że-lleżî yukridu(A)llâhe kardan hasenen feyudâ’ifehu lehu ad’âfen keśîra(ten) va(A)llâhu yakbidu veyebsutu ve-ileyhi turce’ûn / Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah’a güzel bir borç verecek yok mu? Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır. Sadece O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara 245)
Rabbimizin isimlerinden el Gabid; almak, tutmak, zapt etmek; el Bâsıt, yaymak, döşemek ve açmak manalarını ifade etmektedir. Bu iki isim birbirlerine zıt anlamdadır. Başta hayat nimeti olmak üzere her türlü imkân Allah’a aittir. O, el Gabid’dir; hayatı O verir, hayatı O alır; O, el Bâsıt’tir; kışı giderir baharı getirir, rızıkları karadan denizden her yana O yayar. O’nun cömertlik eli, her gün 7 milyarı aşkın insan ve sayısını Zât’ının bileceği kadar çok hayvan ve bitkiyi yedirip içirir ve O’nun hazinesi bitip tükenmez.
Bir, el Gabid tecellisi olarak, başta geçim sıkıntısı olmak üzere, maddi ve manevi diğer sıkıntılar, kişiyi Yaratıcıya yaklaştıran, kişinin olgunlaşmasını ve kişisel sınırlarını anlamasını sağlayan hikmetleri de içerir. Kişi, gün olur nimeter içinde yüzer (el Bâsit), gün olur geçim darlığı yakasına yapışır (el Gabid); gün olur kalbi bahar dereleri gibi sevinçle coşar, gün olur kalbi hüzün ve keder evine dönüşüverir. Bütün âlem ve münhasıran ‘imtihan olmakla yükümlü insan’, Rabbimizin kudret ve hikmet dairesinde evrilir durur. Gâh el Gabid gâh el Bâsıt isimlerinin tecellileri altında insan hâlden hâle girer. Sağlık hastalık, zenginlik fakirlik, savaş barış, bolluk darlık, zorluk kolaylık gibi hâller insanı olgunlaştırır, insanı Ahrete layık bir kul kılar.
el Gabid ve el Bâsit sıfatları insanlarda da vardır. Her iki ismin insandaki tecellilerini iyi gözleyenler, terbiye ve değer oluşturmada istifade edebilecekleri sırları da keşfedebileceklerdir. Anne babalar, çocuk yetiştirirken, çocuklarına sürekli maddi imkanlar sunup hiç darlık ve sıkıntı yaşatmadıklarında, o çocuklar şımarık, öz güvenden yoksun, sorumluluk duyguları gelişmemiş bireyler olarak yetişebileceklerdir. Hayat bir kararda kalamayacağı için, bu da onların hadiseler karşısında zayıf düşmelerine ve hatta derin psikolojik sarsıntılar geçirmelerine sebep olabilecektir. Rabbmiz, bizi el Gabid ve el Bâsit tecellileri altında nasıl olgunlaştırıyorsa biz de sorumluluğumuz altındaki çocuklarımıza benzer bir metotla muamele etmeliyiz. Unutmamalıyız ki, esma-ı ilahi, bizim gerçek öğretmenimizdir; ‘esma’dan öğrenenip hayatlarına uygulayabilenler bilge kişi sıfatı kazanabilirler.
“Elbette sizi korku, açlık; mallar, canlar ve ürünlerden eksiltmekle deneriz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara 155) O halde; el Gabid ve elBâsıt tecelllilerini bilmeden sevgi, güven ve huzur gerçek manada bilinemez ve elde edilemez. Allah’ın isim ve sıfatlarını öğrenmeden O’na karşı farkındalık mümkün olamaz. Farkındalık olmayınca da kişi sevgi, güven ve huzuru maddi imkânlarla ilgili sanıp onlara yönelecek ve kaybedenlerden olacaktır. Çünkü yazdan sonra güzün, güzden sonra kışın gelmesi mukadderdir! İnsan, Allah’a kul olmadan bu oluş-yokuluş dünyasında huzuru ve güveni elde edemeyecektir. Gerçek anlamda sevgi, güven ve huzur; ‘bedenim, bilgim, maddi imkânlarım bana ait değildir; benim dediğim şeylerin hepsini bana armağan eden ve bu imkânlarla nasıl bir hayat yaşayacağımı gözleyen benim Rabbimdir. O halde ben O’na karşı farkınladığımı kaybettiğim zaman rızasından uzaklaşmış alacağımdan, kaybeden ben olacağım. Farkındalık hâlinde bu hayatı yaşarsam, Rabbimin rızası için vereceğim bir sadaka yahut bir selam bile, benim için gerçek bir kazanç olacaktır’ diye düşünenler, el Gabid ve el Bâsıt tecellilerinden gelen imtihan sorularını sabır ve şükürle karşılayabileceklerdir.
Sağlığımızla ve maddi imkânlarımızla şımarmamalıyız. Çünkü her ikisi de imtihan araçlarıdır. Allah onlarla ne yapacağımıza bakıyor; rızasını mı kazanıyoruz yoksa nefsimize mi kulluk ediyoruz? Sağlığımız bozuldu; maddi imkânlarımız azaldı; üzülmemeliyiz, çünkü bu hâller birer imtihan sorusudur. İsyan mı edeceğiz şükür mü edeceğiz, bu sorular olmaza bu cevaplar da olmayacaktır. Bolluk-darlık, sağlık-hastalık hepsi birer imtihandır. En iyi cevap sabır ve şükür cevabıdır. Şükrediyorsan, sabrediyorsan korkma; sende tasarruf edenin el Gabid ve el Bâsıt olduğunu biliyorsun sen bilinçli bir Müslümansın, elhamdülillah.
Esmanın havası: Kâbîd ismini kırk gün kırk parça ekmeğe yazıp yediğinde Mâlik olan Mevlâ ruhu kabzederken kişiye zahmet vermez. Kişi seher vaktinde on kere yâ Bâsit ismini söylese Hakk o kuluna dünya nimetlerini yağmur gibi yağdırır.
El-Kâbîd: Bir ekmeği kırk parça yapıp her parçaya bu isim yazıldıktan sonra her sabah bu kırk lokmanın birini yese kırk günün sonunda kişi temiz bir insan olur. Açlıktan yana da pervası olmaz. El-Bâsît: Kim hacet için elini kaldırsa ve bu ismi on defa okusa ihtiyaçtan kurtulur ve ona her taraftan kapılar açılır.
“Men że-lleżî yukridu(A)llâhe kardan hasenen feyudâ’ifehu lehu ad’âfen keśîra(ten) va(A)llâhu yakbidu veyebsutu ve-ileyhi turce’ûn / Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah’a güzel bir borç verecek yok mu? Darlık veren de bolluk veren de Allah’tır. Sadece O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara 245)
Rabbimizin isimlerinden el Gabid; almak, tutmak, zapt etmek; el Bâsıt, yaymak, döşemek ve açmak manalarını ifade etmektedir. Bu iki isim birbirlerine zıt anlamdadır. Başta hayat nimeti olmak üzere her türlü imkân Allah’a aittir. O, el Gabid’dir; hayatı O verir, hayatı O alır; O, el Bâsıt’tir; kışı giderir baharı getirir, rızıkları karadan denizden her yana O yayar. O’nun cömertlik eli, her gün 7 milyarı aşkın insan ve sayısını Zât’ının bileceği kadar çok hayvan ve bitkiyi yedirip içirir ve O’nun hazinesi bitip tükenmez.
Bir, el Gabid tecellisi olarak, başta geçim sıkıntısı olmak üzere, maddi ve manevi diğer sıkıntılar, kişiyi Yaratıcıya yaklaştıran, kişinin olgunlaşmasını ve kişisel sınırlarını anlamasını sağlayan hikmetleri de içerir. Kişi, gün olur nimeter içinde yüzer (el Bâsit), gün olur geçim darlığı yakasına yapışır (el Gabid); gün olur kalbi bahar dereleri gibi sevinçle coşar, gün olur kalbi hüzün ve keder evine dönüşüverir. Bütün âlem ve münhasıran ‘imtihan olmakla yükümlü insan’, Rabbimizin kudret ve hikmet dairesinde evrilir durur. Gâh el Gabid gâh el Bâsıt isimlerinin tecellileri altında insan hâlden hâle girer. Sağlık hastalık, zenginlik fakirlik, savaş barış, bolluk darlık, zorluk kolaylık gibi hâller insanı olgunlaştırır, insanı Ahrete layık bir kul kılar.
el Gabid ve el Bâsit sıfatları insanlarda da vardır. Her iki ismin insandaki tecellilerini iyi gözleyenler, terbiye ve değer oluşturmada istifade edebilecekleri sırları da keşfedebileceklerdir. Anne babalar, çocuk yetiştirirken, çocuklarına sürekli maddi imkanlar sunup hiç darlık ve sıkıntı yaşatmadıklarında, o çocuklar şımarık, öz güvenden yoksun, sorumluluk duyguları gelişmemiş bireyler olarak yetişebileceklerdir. Hayat bir kararda kalamayacağı için, bu da onların hadiseler karşısında zayıf düşmelerine ve hatta derin psikolojik sarsıntılar geçirmelerine sebep olabilecektir. Rabbmiz, bizi el Gabid ve el Bâsit tecellileri altında nasıl olgunlaştırıyorsa biz de sorumluluğumuz altındaki çocuklarımıza benzer bir metotla muamele etmeliyiz. Unutmamalıyız ki, esma-ı ilahi, bizim gerçek öğretmenimizdir; ‘esma’dan öğrenenip hayatlarına uygulayabilenler bilge kişi sıfatı kazanabilirler.
“Elbette sizi korku, açlık; mallar, canlar ve ürünlerden eksiltmekle deneriz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara 155) O halde; el Gabid ve elBâsıt tecelllilerini bilmeden sevgi, güven ve huzur gerçek manada bilinemez ve elde edilemez. Allah’ın isim ve sıfatlarını öğrenmeden O’na karşı farkındalık mümkün olamaz. Farkındalık olmayınca da kişi sevgi, güven ve huzuru maddi imkânlarla ilgili sanıp onlara yönelecek ve kaybedenlerden olacaktır. Çünkü yazdan sonra güzün, güzden sonra kışın gelmesi mukadderdir! İnsan, Allah’a kul olmadan bu oluş-yokuluş dünyasında huzuru ve güveni elde edemeyecektir. Gerçek anlamda sevgi, güven ve huzur; ‘bedenim, bilgim, maddi imkânlarım bana ait değildir; benim dediğim şeylerin hepsini bana armağan eden ve bu imkânlarla nasıl bir hayat yaşayacağımı gözleyen benim Rabbimdir. O halde ben O’na karşı farkınladığımı kaybettiğim zaman rızasından uzaklaşmış alacağımdan, kaybeden ben olacağım. Farkındalık hâlinde bu hayatı yaşarsam, Rabbimin rızası için vereceğim bir sadaka yahut bir selam bile, benim için gerçek bir kazanç olacaktır’ diye düşünenler, el Gabid ve el Bâsıt tecellilerinden gelen imtihan sorularını sabır ve şükürle karşılayabileceklerdir.
Sağlığımızla ve maddi imkânlarımızla şımarmamalıyız. Çünkü her ikisi de imtihan araçlarıdır. Allah onlarla ne yapacağımıza bakıyor; rızasını mı kazanıyoruz yoksa nefsimize mi kulluk ediyoruz? Sağlığımız bozuldu; maddi imkânlarımız azaldı; üzülmemeliyiz, çünkü bu hâller birer imtihan sorusudur. İsyan mı edeceğiz şükür mü edeceğiz, bu sorular olmaza bu cevaplar da olmayacaktır. Bolluk-darlık, sağlık-hastalık hepsi birer imtihandır. En iyi cevap sabır ve şükür cevabıdır. Şükrediyorsan, sabrediyorsan korkma; sende tasarruf edenin el Gabid ve el Bâsıt olduğunu biliyorsun sen bilinçli bir Müslümansın, elhamdülillah.
Esmanın havası: Kâbîd ismini kırk gün kırk parça ekmeğe yazıp yediğinde Mâlik olan Mevlâ ruhu kabzederken kişiye zahmet vermez. Kişi seher vaktinde on kere yâ Bâsit ismini söylese Hakk o kuluna dünya nimetlerini yağmur gibi yağdırır.
El-Kâbîd: Bir ekmeği kırk parça yapıp her parçaya bu isim yazıldıktan sonra her sabah bu kırk lokmanın birini yese kırk günün sonunda kişi temiz bir insan olur. Açlıktan yana da pervası olmaz. El-Bâsît: Kim hacet için elini kaldırsa ve bu ismi on defa okusa ihtiyaçtan kurtulur ve ona her taraftan kapılar açılır.