
Pandemi, savaşlar, iklim değişikliği, kuraklık ve küresel ekonomik dalgalanmaların tarımın stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, ülkelerin gerçek zenginliğinin kendi insanını besleyebilme kapasitesiyle ölçüldüğünü ifade etti.
Dünyada gıda güvenliğinin her geçen gün daha kritik hale geldiğine dikkat çeken Yağanoğlu, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre yaklaşık 673 milyon insanın açlık çektiğini, 2,3 milyar insanın ise yeterli ve sağlıklı gıdaya düzenli erişemediğini hatırlattı. Güvenli içme suyuna ulaşamayanların sayısının da 2 milyarı aştığını belirten Yağanoğlu, bu tablonun tarımın artık ekonomik olduğu kadar stratejik bir güvenlik konusu olduğunu gösterdiğini söyledi.
İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yağanoğlu, artan kuraklık, düzensiz yağışlar, seller, sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarının üretimi her geçen yıl daha fazla baskı altına aldığını belirtti. Üretimde yaşanan düşüşün gıda fiyatlarını artırdığını, bunun da özellikle dar gelirli vatandaşları olumsuz etkilediğini ifade etti.
Türkiye'nin sahip olduğu verimli topraklar, farklı iklim kuşakları ve zengin biyolojik çeşitliliği sayesinde önemli bir tarım ülkesi olabilecek potansiyele sahip olduğunu dile getiren Yağanoğlu, bu potansiyelin doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Çiftçinin üretimde kalmasının sağlanması, tarım arazilerinin korunması, su kaynaklarının verimli kullanılması ve modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.
Üretim planlaması, sözleşmeli üretim, dijital tarım uygulamaları ve yapay zekâ destekli üretim modellerinin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini belirten Yağanoğlu, tarım sektörünün teknolojik dönüşüme ayak uydurması gerektiğini söyledi.
"Gençler tarıma kazandırılmalı"
Tarım nüfusunun yaş ortalamasının her geçen yıl yükseldiğine dikkat çeken Yağanoğlu, gençlerin kırsaldan uzaklaşmasının sektör açısından önemli bir risk oluşturduğunu ifade etti. Tarımın geleceğinin, teknolojiyi bilen, girişimci ve eğitimli gençlerin sektöre yönlendirilmesine bağlı olduğunu belirten Yağanoğlu, gençlerin umutla bakmadığı bir tarımın sürdürülebilir olmasının mümkün olmadığını söyledi.
Su kaynaklarının korunmasının da tarımsal üretimin geleceği açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Yağanoğlu, vahşi sulama yerine modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması ve her damla suyun tasarruflu kullanılması gerektiğini dile getirdi. Gelecekte ülkeler arasındaki rekabetin en önemli başlıklarından birinin su ve gıda olacağını ifade etti.
"Çiftçi kazanırsa ülke kazanır"
Sürdürülebilir üretimin temel şartının çiftçinin emeğinin karşılığını alması olduğunu belirten Yağanoğlu, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve üretimin teşvik edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Tarımın yalnızca çiftçilerin değil toplumun tamamını ilgilendiren bir alan olduğuna işaret eden Yağanoğlu, "Soframıza gelen her lokma ekmekte, içtiğimiz her bardak sütte, yediğimiz her meyve ve sebzede milyonlarca insanın emeği vardır. Tarım, ekonomi kadar sosyal hayatın, çevrenin ve milli güvenliğin de temelidir." ifadelerini kullandı.
Açıklamasının sonunda güçlü bir Türkiye'nin güçlü tarımla mümkün olacağını vurgulayan Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, üretimin artırılması, tarım arazilerinin korunması, suyun verimli kullanılması ve çiftçilerin desteklenmesinin geleceğin en önemli yatırımı olduğunu belirterek, "Tarım varsa hayat vardır. Üretim varsa gelecek vardır. Güçlü Türkiye'nin temeli ise tarımda sürdürülebilir üretimdir." dedi.
Şeyma TAHİR